Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sualler:

 Babam ve annem dinin emirlerine karşı lakayttır. Bunları zorlayabilir miyim? Bedduaları kabul olur mu?

 Kadınların burna hızma, göze renkli lens veya dişe renkli taş takmaları, ziynete girer mi? Gusle mani olur mu? Hanımların sünnet niyetiyle, dışarıya çıkarken sürme sürmeleri uygun mudur?

 Dinen kadınların saçlarını kesmedeki hüküm nedir? Kesilen saçları ne yapmak gerekir?

 Erzeli ömür ne demektir? Yaşlılıkta bunamamak için ne yapmalıdır?

 Gencim ama, ölümden çok korkuyorum. Bana ne tavsiye edersiniz?

 Fâsıklara ve bid’at ehline karşı da tevazu göstermemiz, güler yüz ve tatlı dil ile umamele etmemiz gerekir mi, yoksa tekebbür mü etmeliyiz ?

 Ehl-i sünnet itikadında olan kişi, günahları da olsa, imanla ölürse, hiç cehenneme gitmeden doğrudan cennete mi gider?

 Kimyâ-yı Saadet gibi muteber kitaplarda ticaret yapmak için deniz [ve hava] yolculuklarına dalmamalıdır deniyor. Aynı şehre hem kara, hem hava yoluyla gidilebiliyorsa, kara yolunu mu tercih etmek lâzımdır?

 İnsanın dağ, orman ve nehir manzarasını çok sevmesi; çevredeki gösterişli evlere lüks arabalara imrenerek bakmak kalbi dünyaya bağlamak mânâsına gelir mi?

 Pazar yerinde satıcının malının ambalajını izinsiz açıp bakmak câiz midir?

 Yazın örtüsüz yatmak mekruh mudur ?

 Bir meselede kafam çok karıştı. Kitaplar da hastanın abdesti babında “Yıkaması farz olan dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder” buyuruluyor. Kitaplarda bildirilen iki namazı cem etme bahsinde bildirilen başka bir kavil daha var. O kavilde de “Hanbelî mezhebinde hatta Mâlikî mezhebinde hastalıkta mukimken de cem caizdir” ve “Hanbelî mezhebinde abdest ve teyemmüm için zorluk varsa iki namazı cem caiz olur” buyuruluyor. Hanefî mezhebinde olan bir kimse abdest alma ile alâkalı sıkıntısı yukarıda bildirilen ilk kavil de gideriliyorsa yine de cem etmesi caiz olur mu? Abdest uzuvlarının ikisi sağlam olup abdest alıp sağlam uzuvları yıkamak ve yaralı yerleri mesh etmek yerine bunları yapmayıp hastalıkta cem caiz diye cem edebilir mi? Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder buyuruluyor. Teyemmüm etmeyip, hastalıkta cem caizdir diyen Hanbelî veya Mâlikî mezhebine uyarak cem edebilir mi? Bu mevzuda bana yardımcı olabilir misiniz?

 Hanefî mezhebindeyim Mâlikî mezhebini taklid ediyorum. Ayağım alçıdan yeni alındı. Ayağımı hareket ettirmekde zorlanıyorum. Mesela lavaboda abdest alırken ağrı yaptığından dolayı ayağımı yukarıya kaldıramıyorum. Evimde olunca leğende falan ayağımı kaldırmadan ayağımı yıkıyorum ama ev haricî durumlarda buna imkân olmuyor. Lavaboda abdest alıp ayağımı lavaboya kadar kaldırmakta bana sıkıntı veriyor. Bu gibi hallerde yani evimde değilken dışardayken, “Mâlikî’de hastalıkta cem caizdir” kavli gereğince ayağı yıkama meşakkatinden dolayı İki namazı Mâlikî mezhebini taklid ederek cem edebilir miyim? Cem’i tercih etmeyip ârızalı ayağı yıkamayı terk etsem ve namazı vaktinde kılsam câiz olur mu? Arızalı ayağın üstüne [çıplak ayağın üstüne] mesh etsem ve namazı vaktinde kılsam câiz olur mu? Yukarıda ifade ettiğim kolaylıklar arasında bir tercih sırası var mıdır?

 Kitaplarda Hanbelî mezhebini cem etmek için özürler anlatılırken buyuruluyor ki: “Abdesti bozan bir özrü olan mesela ishalini veya idrarını tutamayan, çıbanından yarasından kan akan, basurdan kan, fistüllerinden göbekten akıntı çıkan, elde olmadan gelen yeli tutamayan, ağız dolusu kusan bunlar gibi abdesti bozan bir özrü olan kimsenin iki namazı cem etmesi caizdir”. Bu özürler için Mâlikî mezhebi taklid edilip namazı vaktinde kılma imkânı varken Hanbelî’yi taklid edip iki namazı cem etmek câiz olur mu? Hanbelî mezhebini abdesti bozan mezkûr özürlerden dolayı taklid eden bir kimsenin Hanbelî’de necasetin zerresi namaza mâni olduğundan; necâsete dikkat etmesi ve çamaşırını değiştirmesi gerekmiyor mu? Bu da meşakkat olacağından Mâlikî mezhebini taklid etmesi daha kolay olmaz mı? Hanefî mezhebinde olup da abdesti bozan özürlerden dolayı ihtiyaç hâlinde iki namazı cem etmek üzere Hanbelî mezhebini taklid eden bir kimse, Hanbelî’de necâsetin zerresini temizlemek lâzım olduğundan ve her namaz vakti necasetli çamaşırı değiştirmek meşakkat olacağından necaset için ayrıca ikinci mezhebi yani Mâlikî mezhebini taklid edebilir mi?

 Hanefi mezhebindeyim maliki mezhebini taklid ediyorum. Mâlikî’de deniz seferlerinde cem câiz olmayacağını, seyahat boyunca bu vâsıtaların içerisinde Mâlikî mezhebine uyarak cem edilemeyeceğini, bu gibi hallerde Hanbelî ve Şâfiî mezheplerinden birini taklid etmek lâzım geldiğini nakletmiştiniz. Cem, deniz aracında değil karaya çıkınca yapacağım. Deniz yolculuğunda Mâlikî’yi taklid ederek cem’e niyet etmiş olmamın bir mahsuru var mı? Velev ki karaya varınca seferiliğim devam etsin veya mukim olayım?

 Gerek takdimde, gerek tehirde, öğle ikindiden, akşam yatsıdan önce kılınır ki buna tertip denir buyuruluyor. Takdimde veya tehirde tertibe sehven veya bilmede riayet etmeyen bir kimse vakit içinde hatasını anlarsa baştan tekrar cem edip kılabilir mi?

 Mukimken veya seferde Hanbelî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek ikindi namazını öğle vaktine çekip [takdim ederek] cem eden bir kimse öğle vakti girince önce ikindiyi kılsa, sonra öğleyi kılsa yani tertibe riayet edilmemişse cem sahih olur mu? Böyle kılan biri vaziyeti nasıl telâfi etmesi lâzımdı? İadesi ve kazâsı lâzım gelir mi?

 Mukimken veya seferde Hanbelî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek öğle namazını ikindi namazı vaktine tehir ederek cem eden bir kimse, ikindi vakti girince önce ikindiyi sonra öğleyi kılmış olsa, yani tertibe riayet edilmemişse, cem sahih olur mu? Böyle kılan biri vaziyeti nasıl telâfi etmesi lâzımdır? İadesi veya kazâsı lâzım gelir mi?

 Herhangi bir vasıtada [uçak, tren, vapur, otobüs] namaz kılarken kıbleye dönmek farzdır. Kıbleye dönemeyen gidiş istikametine veya kolayına geldiği tarafa dönerek namazı kılar. Böyle yapmak yerine selâmete çıkınca kıblesi belli olan bir yerde iki namazı cem etsek olur mu?

 Öğle ile ikindiyi cem etmek için, öğle vakti çıktıktan sonra cem etmeye niyet ettim. Hâlbuki öğle çıkmadan önce cem etmeye niyet etmem gerekiyormuş. Cem sahih oldu mu? İadesi veya kazâsı lâzım gelir miydi?

 Kimyâ-yı Saadet’te tasavvuf büyüklerinin çarşıda pazarda halk arasında dolaşmaları tevekkülün az olduğuna alâmettir deniliyor. Bunu tam anlayamadım?

 Mezartaşına Arabî harflerle mi yazı yazılmalıdır? Lâtin harfleriyle yazılırsa mevtâya zararı olur mu?

 Vasiyetnâmenin Lâtin harfiyle yazılması câiz midir?

 İslâm harfleriyle okumayı bilmeyen kimse, Lâtin harli kitaptan Yâsin-i şerif okursa, ölüye faydası olur mu?

 Almanya’da ganyan bâyii, iddaa bâyii, kumarhane açmak, fâizle para verip bankerlik yapmak câiz midir?

 Kışın kısa günlerde çalışmayan kişinin sabah ve öğlen iki defa yemek yemesi israftır, bir öğün atlamalıdır diyorlar. Doğru mudur?

 Kadınları tâciz eden kişiyi korkutmak için dövmek câiz midir?

 Bekâr kimse günahtan kaçmak için çalışmak istemese, uygun mudur? Kimyâ-yı Saadette bekâr kişini tevekkülü bahsini okurken, öyle anladım. Yanlış mı anlamışım?

 Söylediğimiz herhangi bir sözle küfre düşmüş olabiliriz diye her gün tevbe ediyorum. Bu hal vesvese midir ?

 Firma sahibi bir müslümanın, şirket müdürü olarak bir gayrımüslimi tayin etmesi mahzurlu mudur?

 Sitenizde kâfirlerin cehennemde kalacağı zamanı anlatan suali okuyunca çok şaşırdım ve kafamda soru işaretleri teşekkül etti. Acaba doğru anladım mı diye de şüphelenmekteyim. Yani birinci görüşe göre bütün kâfirler de mi cehennemden çıkacak? Öyleyse sonra cennete mi gidecekler, yok mu edilecekler? Yani bu husus nass ile açıkça bildirilmiş bir husus değil midir? Yani şüphe eden küfre düşmez mi? Ve açık değilse açık olan ve açık olmayan kısımlar tam olarak hangisidir? Bir keresinde fazla dinî bilgisi olmayan bir tanıdığım, ölen bir din düşmanı kâfir için "Allahü teâlânın onu affedip affetmeyeceğini bilemeyiz" demişti. Biz sözünün yanlış olduğunu söylediysek de adam ısrar etti. Ben de bu adamın küfre düşüp mürted olduğuna kanaat getirdim. Ama şimdi bu cevabı okuduktan sonra küfre düşmemiş olabilir diye düşündüm. Bu adam o zaman küfre düştü müdür?

 Arabada ekzos sesi ve lastik sesi çıkararak, arabayı patinaj yaptırarak komşulara karşı kul hakkına düşülür mü? Helâlleşmek gerekir mi?

 Eskiden kalan kazâ namazlarını kılıyor; bir yandan da dinî kitaplar okuyorum. Bunun yanında kalben her gün zikr yapmam mahzurlu mudur? Öncelikle kitapları okumam mı lâzımdır?

 Sofra duasından sonra gayrimüslimlere benzememek için birkaç lokma bir şeyler yemek lâzımdır deniyor, doğru mudur ?

 Bazı çikolata ve bisküvi paketlerinin üstünde muhteviyatı Arapça yazılıdır. Çikolata veya bisküviyi yiyince, bu ambalajı yere atmak caiz midir?

 Lâtin harfiyle Hacı Şâkir yazan sabunla vücut yıkanır mı? Muhterem kelimelere hakaret olur mu?

 Evde televizyonda haberleri ve dokümanter filmleri seyrediyoruz. Çocuklar internet kafede oyun oynuyorlar. Bunları eve bağlamak için eve internet bağlatmamın mahzuru var mıdır? İnternetten müziksiz ilahi dinleyen sevap kazanır mı?

 İhtiyaç hâlinde namazlarımızı cem ediyoruz. Cem ederken [kamet ve allahümme entesselâm... dan başka] iki namazın farzını arada fâsıla vermeden peş peşe kılmak lâzım geldiği kitaplarda bildiriliyor. Mâlikî veya Şâfiî veya Hanbelî mezhebini bu mevzuda taklid eden bir kimse, iki farz arasında bilmeden veya unutarak sünnet namaz kılmış olsa, telefonla konuşsa veya sorulan suale uzun veya kısa cevap verse, bir ihtiyaç hâlinde yiyip içse veya baş dönmesi ve benzeri bir rahatsızlık sebebiyle bir müddet ara verip dinlense cem sahih olur mu?

 Hanefî mezhebindeyim. İhtiyaç halinde mukimken Hanbelî mezhebini, seferde iken Mâlikî mezhebini taklid ederek namazlarımı cem ediyorum. Her iki mezhebi de ihtiyaç halinde taklid eden bir kimse, su olmadığı zaman, öğle namazını teyemmümle kılmış olsa, ikindiyi de cem ederek kılmak için yeni bir teyemmüm yapacak mı? Velev ki teyemmüm gusül için veya abdest için alınmış olsun. İki namazı bir teyemmümle cem edip kılmak caiz olur mu?

 Uyku sebebiyle veya tembellik sebebiyle bir namazın vakti daralır da abdest alıp namaz kılmaya kâfi olmazsa, namazı kazaya bırakmamak için, öğleyi asr-ı evvelde kılarım diye düşünmek ve yatsıyı işâ-i sâni de kılarım diye düşünmek cem etmekten önce mi gelir?

 Uyku sebebiyle veya tembellik sebebiyle bir namazın vakti daralır da abdest alıp namaz kılmaya kâfi olmazsa, bu vaktin namazı, kazâya bırakma günahından kurtulmak için, müteâkib namazla birlikte cem edilerek kılınmak üzere tehir edilebilir mi?

 Bazı parfümlerde Fransızca “alcol dénaturé” denilen madde bulunuyor. Bu etil alkol olmaktan çıkıyor mu? Cetyl alkol gibi etil alkol sayılmayan maddelerin câiz olduğunu biliyorum. Fakat krem sürünürken, ağzımıza gelip yutmuş olsak, bunun zararı var mıdır?

 Erkeklerin alyans takmaları câiz midir? Altın haram, ama bu mevzuda dinimizde bir kolaylık var mıdır? Eşin rızası tesir eder mi?

 Akşamı yatsı vaktine çekerek cem etmeye niyetlenen bir kimse, henüz akşam namazı vakti çıkmadan önce kalbinden (akşamı yatsı vaktinde kılacağım) diye geçirmesi gerekiyor. Bu niyet farz mıdır? Yani, bu niyeti yatsı vakti girmeden önce yapmayı unutan bir kimse, yatsı vakti hatırlasa, niyet edebilir mi? Bu şekilde cem caiz olur mu?

 Mâlikî mezhebinde seferde cem caizdir. Fakat deniz seferinde cem caiz değildir. Cem için ihtiyaç hâsıl olursa diğer üç mezhepten birisi taklid edilir. Hanefî mezhebindeyim. Feribot, gemi, tekne, yat veya herhangi deniz vasıtası ile deniz seyahati yaparken, bu vasıtaların içerisinde Mâlikî mezhebine uyarak cem edilemez mi?

 Gerek cem-i takdimde, gerek cem-i tehirde öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak cem’in şartlarındandır ki buna tertip denir. Peki, tersi olursa ne olur? Yani tehirde de takdimde de öğleden önce ikindiyi, akşamdan önce yatsıyı kılsa namazları sahih olacak mı?

 Şâfiî mezhebinde bir kavle göre mukimken de bir korku sebebiyle veya mühim ihtiyaç hâlinde cem etmek câizdir deniyor. İhtiyaç herkese göre değişiklilik gösterebilir. Birinin korktuğundan bir başkası korkmayabilir. Buradaki ihtiyacın ve korkunun ölçüsü nedir? Hanefî mezhebindeki bir Müslüman, böyle hallerde bir ihtiyaç olunca Şâfiî mezhebini mukimken taklit edilip namazları cem edebilir mi?

 Bir ilmihalde Mâlikî ve Şâfiî de sadece seferde değil mukimken, hastalıkta ve ihtiyarlık sebebiyle iki namaz cem edilebilir, diye yazıyor. Dinimizde kime ihtiyar denir? Belli bir yaşı var mıdır? İhtiyarın açık bir hastalığı görülmesi gerekir mi ki bu hükümden istifade etsin? Bu hükme göre genç veya ihtiyar hasta kimsenin her namaz için ayrı ayrı abdest alıp ayakta durması zor oluyorsa, meselâ karın ağrısı, diş ağrısı, böbrek ağrısı, sinüzit, migren gibi rahatsızlıkları varsa bu rahatsızlıklar sebebiyle ayakta durması zor oluyorsa, Hanbelî, Şâfiî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek mukimken iki namazını cem edebilir mi?

 Ayakları sarkıtarak namaz kılmanın dinimizde caiz olmadığı kitaplarda bildiriliyor. Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarla yolculuk yapıyoruz. Bazen sabah namazına denk geliyor. Sabah namazını cem etme imkânı olmadığı içinde kazaya kalabiliyor. Bu vasıtalarda İmam-ı Züfer hazretlerinin kavline uyarak bağdaş kurarak veya diz üstü oturak namazlarımı kılacağım ama hanımların koltukta diz üstü oturması veya bağdaş kurması garip karşılanıyor. Yaşlıdır veya rahatsızlığı vardır, diz üstü oturamıyordur, bağdaş kuramıyordur. Bir rahatsızlığı olmamasına rağmen bazı insanlar diz üstü oturamıyor, bağdaş kuramıyordur. Diz üstü oturarak veya bağdaş kurarak oturmak namaz kılmak dikkat çektiğinden fitneye sebebiyet vermesinden korkuyordur. Belirttiğim sebepler namazın kazaya kalmaması için vasıtada ayaklarını sarkıtarak koltukta namaz kılmak için özür olur mu? Yoksa kaza mı edecek?

 Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarda kıbleye dönmek mümkün olmazsa veya kıbleyi tesbit edemezse iki namazı cem mi eder. İki namazı Cem etme imkânı da olmayan bir kimse namazı gücü yettiği herhangi bir tarafa doğru kılması caiz olur mu?

 Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarda ihtiyaç halinde İki namazı Cem etmek, imam-ı Züfer hazretlerinin ictihadına uyarak oturup ima ile etmekten önce mi gelir? Bu önceliğe riayet edilmezse namaz kabul olur mu?

 Mektûbat-i İmam-ı Rabbanî’de 260. mektubda “Allahü teâlânın fiilleri ve sıfatları zâtından ayrı değildirler. Ayrılıkları varsa zıllerdedir.”buyuruluyor. Başka bir ilmihal kitabında sıfat-ı sübûtiyye bildirilirken “Kendinden ayrı olarak, ayrıca vardır.” yazıyor. Bir diğerinde “Allahü teâlânın sıfat-ı sübûtiyyesi de, sıfât-ı zatiyyesi gibi kâdimdirler. Bu sıfatları da, zâtından ayrılmazlar. Yani sıfatları zâtının, kendinin aynı da değildirler, gayrı da değildirler.”diyor. Bir başkasında ise Ehl-i Sünnet itikadında olmak için lâzım gelen hususlar bildirilirken “Allahü teâlânın sıfatları vardır. Ve zâtından ayrıdır”diye bildiriliyor. Bu ifadelerin ayrı ayrı olması nedendir? Allahü teâlânın sıfatlarının zâtından ayrı olması veya olmaması ne demektir? Bu sıfatların mahluklara münasebeti olduğunu söylemek doğru mudur? Bu ifadeler hep aynı şeyi mi anlatmaktadır? Nasıl olduğuna iman etmek gerekir?

 Baba hayattayken, çocukları onun mirasını paylaşıp, sonra baba da bu paylaşmayı tasvip etse, câiz midir? Erkeklerle kızların vaziyeti nasıl olmalıdır?

 Misafir imam; üçüncü rek’atin secdesini yaptıktan sonra o şehirde 15 gün kalmaya niyet edebilir mi?

 Seferî imam; yanlışlıkla kalktığı üçüncü rek’atin secdesini yapmadan o şehirde 15 gün kalmaya niyet etse ne yapması lâzım gelir?

 Seferî imam iki rek’at kılması gerekirken farzı dört kılarsa ona uyup dört rek’at kılan mukimlerin, namazı sahih olmuyor. Seferî olan imam yanılıp üçüncü rek’ate kalktığında [veya dördüncü rek’atte] bu hatasını anlarsa, mukim cemaatin namazını kurtarmak için namaz içinde mukim olmaya niyet etse ve namazını dörde tamamlasa; hâlbuki o beldeye, şehre mukim olmak için gelmemiş olsa [hatta birazdan o şehirden ayrılacağını bilse] mukim cemaatin namazını kurtarmak için namaz içinde mukim olmaya niyet etmesi caiz olur mu?

 Hanefî mezhebindeyim. Şâfiî mezhebini taklid ediyorum. Seferde namazımı kısaltıp iki rek’at olarak kıldım. Ancak teşehhüdde sadece ettehıyyatüyü okuyup selâm verdim. Şâfiî mezhebini taklid ederek kıldığım bu farzı eda etmiş oldum mu?

 Seferde dört rek’atlik namazı iki rek’at kılması gerekirken dört rek’at kılan bir kimse ilk teşehhüde oturmayı da unutmuş olsa, terk etse farzı eda etmiş olur mu?

 Kitaplarda (Seferde müekked sünnetler gayri müekked sünnet hâline gelir) buyuruluyor. Öğle namazının ilk oturuşunda salli barikler, üçüncü rekâtın başında da sübhaneke olur mu demek bu?

 Seferi olan dört rekâtlı namazları iki rekât kılması gerekirken dört rekât kılsa son iki rekât nafile oluyor? Bu iki rekât öğle ve yatsının son sünneti yerine geçer mi?

 Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, dört rek’atlik farz namazda ka’de-yi âhireden sonra yanılıp kalksa ve secde etmeden hatırlamasa, son iki rek’ati nafile olarak farz eda edilmiş oluyor. Mâlikî mezhebinde selâm farz olduğuna göre, son verilen selâm iki namaz için de sahih oluyor mu?

 Mâlikîyi taklid eden Hanefî, sabah namazında vakit çıkmak üzere ise, kıyamda fatihadan birkaç ayet okuyup rükû ve secde yapıp, tehiyyatta ettahiyyatüyü okuyup selâm verirse namazı sahih olur mu?

 Gusl bahsinde Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, sehv secdesi yapacağında salli barik okuduktan sonra mı sehv secdesi yapmalıdır, yoksa ettahiyyatüden hemen sonra mı?

 Vitri kılarken birinci rek’atte normal ayağa kalktım; ikinci rek’atte oturunca birinci rek’atteyim zannederek ettehiyyatüyü yarıda kesip hemen ayağa kalktım. Gerisini buna uygun tamamladım. Yani sonra iki kere oturdum. Dışarıdan arkadaş ikaz etti. Ben ona itibar etmeden sehv secdesi yaparak namazı tamamladım. Namazım oldu mu?

 Kur'an-ı Kerim öpülür mü?

 Cuma hutbesinin bir kısmını Türkçe okuyan imamın kıldırdığı cuma namazına gidilir mi? Bid’at mı oluyor?

 Diş ipi kullanılırken ipte kan görülse abdest bozulur mu? Yoksa kürdan ile temizlik esnasında kürdan da görülen kan gibi mi olur?

 Devletin verdiği vazife, bir kişinin canını yakıyorsa, bu vazifeyi yerine getirmek câiz midir? Devlete ve devlet malına zarar veren kişilere acımamak haram mıdır/caiz değil midir?

 Şâfiî mezhebindeki bir talebe, mektebinde izin verilmediğinden dolayı kılamadığı öğle namazını nasıl kılabilir?

 Bâliğa olmamış küçük kıza hatun kişi niyeti ile ve baliğ olmamış oğlan çocuğuna er kişi niyetine şeklinde niyet edilirse cenaze namazı sahih olur mu? Bunların niyeti nasıl yapılır?

 Cemaatten biri cenazenin erkek mi kadın mı olduğunu bilemese nasıl niyet eder?

 Cenaze namazında, imam efendi beşinci tekbiri alırsa cemaat de beşinci tekbiri alacak mı? Nasıl yapacak? Beşinci tekbiri alan imam efendinin ve ona ittiba eden cemaatin namazlar sahih oldu mu?

 Cenaze namazında, dördüncü tekbir diye üçüncü tekbirde selam veren imam selamdan sonra hemen hatırlasa ve dördüncü tekbiri alsa tekrar selam verse namazı kurtarıyor mu?

 Secdeli ve rükû’lu namazlarda yanılmalarda secde-i sehv yapılıyor ve namaz kurtuluyor. Cenaze namazında hata eden imamın telafi imkânı var mı?

 Cenaze namazında imama sonradan yetişen kimse imam efendinin selamından sonra tekbirlerin kazasını yaparken kıbleye dönmesi veya namazdan hemen sonra yapma gibi şartı var mı? Mesela alamadığı tekbirleri evde v.s alabilir mi?

 İbni Abidin’de İmamın dördüncü tekbirinden sonra namaza yetişen kimse İmam Ebu Yusuf’a göre namaza girmiş sayılır. Fetva da böyledir buyuruyor. Bu kimse imamın selâmından sonra 4 tekbiri de kaza mı edecek?

 Nimet-i İslam kitabında ( Cadde, meydan gibi umumi yerlerde ve mülk arazide cenaze namazı kılmak mekruhtur. Zira birincide ammenin, ikincisinde hususi şahısların hakkı vardır) buyuruluyor. Kişinin kendine mahsus arazisine, yazlığına, kışlığına cenazesini getirtip, cenaze namazını kıldırması da mekruh olur mu? Başkasının mülkü olan arazide mülk sahibinin izni ile cenaze namazı kıldırması mekruh olur mu?

 Cenaze namazında dördüncü tekbirden sonra iki tarafa selam vermek ve selam verirken başı sağa sola çevirmenin hükmü nedir?

 Beyimle defalarca boşanma kararı aldık ve çok yakın bir zamanda mahkeme açacağız. Yaklaşık 2 yıldır ara ara sinirlendikçe bir kaç kez “Boşayacağım seni, dinime imanıma boşayacağım” gibi cümleler kurdu. Dinî nikâhımız o zamandan düşmüş müdür? Şu anki vaziyet nedir?

 İslam nikâhı düşünce, mehir de düşer mi?

 Hazret-i Muaviye’nin, Peygamber efendimizin vahiy kâtibi olmadığına dair ciddi kaynaklarda bir şeyler geçtiğini söyleyen arkadaşlarım var. Benim okuduklarımın hepsine o vahiy kâtibiydi deniyor. Bir açıklık getirir misiniz?

 İmam-ı Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifde, Peygamberimiz aleyhisselâm “Tevriyeli, kinâî ifadelerle yalandan kurtulup rahatlama vardır” buyurarak bu meseleye açıklık getirmişlerdir. Nevevî der ki: "Elhâsıl, yemin kâdı veya nâibinin kendisini alâkadar eden bir dâvâda talep ettiği yemin dışındaki bütün hallerde yemin edenin niyetine göre değerlendirilir". Nevevî devamla tevriye için der ki: "Tevriye ile kişi her ne kadar hânis (yemininden dönmüş) olmaz ise de, yemin talep edenin hakkını iptal edecek ise böyle bir tevriyeyi yapmak câiz değildir. Bu hususta ulemâ icma’ etmiştir." Kadı İyâz şu hususta da icma vâki olduğunu kaydeder: "Yemin talep edilmediği ve yeminine bir hak taalluk etmediği halde yemin eden kimse için niyeti esastır, sözü de kabul edilir. Ancak, üzerinde bir başkasının hakkı varsa, talep üzerine veya kendiliğinden yaptığına bakılmaksızın yeminin zâhiri ile hükmedilir, bu hususta ihtilaf yoktur”. Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde kul hakkı çok ince bir iş olduğundan ve neredeyse başkasının hakkına girmeden tevriye imkânsız olduğundan, hak taallukunu nasıl anlamalıyız? Ayrıca bir başkasının hakkının olduğu hallerde yalan değil ama eksik olarak konuşmak da yalana girer mi?

 Divan- muhasebat azalarına 3 zilhicce 1281 tarihli nizamname ile tayin, istifa etmedikçe ve kanunen azilleri gerekmedikçe vazifeden alınamayacakları tanzim olunmuştur. Âzâlara tanınan bu teminat, daha önce başka bir müesseseye veya memura tanınmış mıdır?

 Kişi öldükten sonra yaşanılacak şeyleri anlatan detaylı bir kitap tavsiye eder misiniz?

 Allahü teâlânın zâtî ve sübûtî sıfatları sonsuz deniyor. Gadab sıfatı gibi diğer bütün sıfatları da sonsuz mudur? Mesela merhameti sonsuz deniyor. Buradaki sonsuz ifadesi varlığı gibi ezelî ve ebedî olması mıdır veya merhameti çok büyüktür manasında mı yoksa er ikisi de mi?

 Farzın son iki rek’atinde zammı sure okumak secde-i sehvi gerektirir mi?

 Kaç rek’at kıldığını şaşırıp, namazda düşünmesi, sonraki rüknün veya vâcibin, bir rükn zamanı kadar gecikmesine sebep olursa, bu arada, âyet ve dua okusa secde-i sehv gerekir mi?

 Birinci rek’atte zammı sure okumayı unutan ikinci ve üçüncü rek’atta okuyamaz mı? İllâ üçüncü ve dördüncü rek’atte mi okumalıdır?

 Kazâ namazı kıldıktan sonra normal namazlardaki tesbihat yapılır mı? Kazâ namazı olan bir kişi, Kur’an-ı kerimden ezber mi yapmalı veya dinî ilimler mi öğrenmeli, yoksa kazâ namazı mı kılmalıdır?

 Sâlih olup olmadığını bilmediğimiz doktorun/eczacının verdiği ilaçları, içinde alkol olup olmadığını anlayamıyorsak kullanabilir miyiz? Aynı vazifeyi yapan alkolsüz ilaç olup olmadığını sormamız şart mıdır? Sormadan alınmışsa ne yapılacaktır? Alkolü ilaç olarak kullanmak ile içinde alkol karışık ilacı kullanmanın hükmü farklı mıdır?

 Türkiye'de İslâmî banka adı altında iş yapan müesseselerin yaptıkları işler ne kadar İslâm hukukuna uygundur? Kâr payı denilen şey tam olarak nedir? Fâizden farklı olduğunu söylüyorlar; ancak nihayetinde kredi verip bunun fâizini alarak buradan kazandıkları parayı kar payı diye dağıtıyorlar. Dârülharbdeki vaziyet nedir?

 Müslüman bir erkeğin gayrimüslim olan karısı, hamile olduğu halde ölse, karnındaki çocuk da İslâm fıtratı üzerine olduğundan, böyle bir durumda cenaze namazı kılınacak mı? Müslüman mezarlığına mı küffar mezarlığına mı defnedilir? Müslüman bir erkeğin Gayrimüslim olan karısı, hamile olduğu halde ölse; karnındaki çocuk da uzuvlar henüz teşekkül etmemiş yani dört aylık olmamış olsa, bu çocuğun uzuvları henüz teşekkül etmediğinden yok hükmünde kabul edilip kadının cenaze namazı kılınmaz kendi batıl dini üzere gömülür demek doğru olur mu?

 Namazda sübhaneke okunurken "Ve celle senâüke" kısmının okunmayıp da cenaze namazında okunmasının belli bir sebebi var mıdır?

 Cenaze namazında üçüncü tekbirden sonra fatihayı besmelesiz dua niyeti ile okuyabiliyoruz. Sehven veya bilmeden besmele çekerek okunsa namaz sahih olur mu? Dua makamında âyet okumak namazı mekruh eder mi?

 Kadınlara cenaze namazı kılmaları lazım değilken kılmaları halinde ellerini koyma biçimi namazda olduğu gibi göğüs üzerine mi olacaktır?

 Cenaze namazı kıldırmakta olan bir imamın abdesti bozulsa yerine başkasını geçirmesi caiz olur mu? Eğer caiz olursa bir sualim daha var. İmamın yerine geçen kimse nereden devam eder. İmam okumaları sessiz yapıyor. Kaldığı yeri nasıl tayin eder?

 Mevkufat kitabında ölü için birden fazla cenaze namazı kılmak mekruhtur buyuruluyor. Bir cenaze yıkanmadan önce namazı kılınmış sonra da defnedilmiş olsa bu cenazenin namazı yeniden kılınır mı? Yıkanmak için tekrar kabir açılır mı?

 Çocuğun cenaze namazında niyet bakımından erkek ve dişilik tayin olur mu?

 Cenaze namazında çocuk ve deli için üçüncü tekbirden sonra mağfiret duası okunur mu?

 İmam efendi dördüncü tekbirden sonra ve selamdan önce dua okumaması gerekirken sehven veya dalgınlıkla dua okumuş olsa, besmele çekse veya ayet okusa, cenaze namazı sahih olur mu?

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 >>