Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sualler:

 Secdede topukları birleştirince, ayakların iki-üç parmağı havada kalmaktadır. Bu namazı bozar mı?

 Allahü teâlânın bazı kullarına hidâyeti ihsan etmesi ne demektir? Kulun bu hidayette iradesi var mıdır?

 Bir kimse hâline muvafık yeni bir ev almak için mevcut evini satılığa çıkarsa, fakat henüz mevcut evini satamadan, bulduğunu kaçırmamak için yeni bir evi satın alsa, bu evin kalan borcunu ödemek için, kredi alması câiz midir?

 Evliyanın kerâmetinin hak olduğunu biliyorum. Evliya zâtın gelecekten haber vermesi hâlinde, yanılma ihtimali var mıdır?

 Mektubat-ı Rabbânî’de diyor ki: “Efdal olmak, bu fakire göre fazîleti, meziyeti, iyi sıfatları çok olmak değildir. Önce imana gelmek, din için herkesten çok mal vermek ve canını tehlikelere atmaktır. Yani dinde sonra gelenlere üstad olmaktır. Sonra gelenler, herşeyi öncekilerden öğrenir. Bu üç şartın hepsi Sıddîk hazretlerinde toplanmıştır.” Birçok kimse din için çok mal vermiş, canını tehlikelere atmıştır. Önce imana gelme ölçüsüne göre ise mesela Hazret-i Ömer 40. Müslüman olmasına rağmen üstünlükte ikinci sıradadır. O halde üstünlük nasıl bu üç şarta göre oluyor?

 Abdülkâdir Geylânî Gunyetü’t-Tâlibîn kitabında, “Bir kimse, bir günâh işleyeni gördüğünde, kendine zarar gelmek ihtimali bulunduğu zaman, acaba men' etmesi câiz olur mu? Bize kalırsa olur. Hatta çok kıymetli olur.” Öte yandan fitne çıkartma ihtimali varsa emr ve nehy yapılmaz deniliyor. Nasıl hareket etmelidir?

 Fıkıh kitaplarında “Yenilen ve içilen şeyler acı olmamalıdır.” diyor. Biber, turşu yiyoruz. Bazı yemeklere acı katıyoruz. Bunları yememeli miyiz?

 Mest üzerine mesh müddeti bitmeden mestin birini veya ikisini ayağından çıkarınca abdest bozulmuş olur mu?

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Abdest alıp, mest giymiş bir kimse, yeniden abdest alıp, mesh etmeyerek, mestli ayaklarını suya soksa, bir ayağı veya yarıdan fazlası ıslanmazsa, mesh yerine geçer.” Neyin yarıdan fazlası kast ediliyor? Bir ayağı veya iki ayağının yarıdan fazlası kuru kalsa bile mesh sahih mi oluyor?

 Mest üzerine mesh müddeti ne zaman başlar?

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Mestin altına veya topukların yanlarına veya bacak tarafına mesh caiz değildir. Mâlikîde, sağ eli ıslatıp, parmak dipleri sağ mestin üst ucuna konur. Başparmak ucu sol, diğer üç parmak uçları sağ kenarında olarak, ağzına kadar çekmek ve sol eli altına böyle koyup, topuğa ve buradan ağzına kadar çekmek ve sonra sol eli sol mestin üstüne, sağ eli altına koyup çekmek vâcibdir.” Mestin altına mesh etmek câiz değildir diyor; hem de sol eli altına koyup topuğa doğru çekmek vâcibdir diyor. Mestin altı mesh edilir mi, edilmez mi?

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Sünnet üzere mesh etmek için, el ayaları meste değdirilmez. Meshin üç el parmağı eninde ve boyunda olması farzdır. Bunun için de üç parmağı veya yaş olup suyu damlamakta olan parmak uçları veya parmaklarla birlikte el ayasını veya yalnız el ayasını mest ucuna koyup, bacağa doğru çekmek yetişir.” El ayası değdirilir mi, değdirilmez mi?

 Fıkıh kitaplarında şu ifadeler geçiyor: “Bedende, elbisede ve namaz kılacak yerde necâset bulunmamalıdır. Başörtüsü, başlık, sarık, mest ve ayakkabı da elbiseden sayılır.” “Mâlikî mezhebinde, bedenin, elbisenin temiz olması sünnet olduğu hâlde, mestin temiz olması farzdır.” Mest de elbiseden sayıldığına göre, diğerlerinin temiz olması sünnetken, mestin temiz olması neden farz oluyor?

 Secde-i sehvin Hanefi ve Malikî'de hükmü nedir?

 Marketler alış-veriş yapanlara, hediye çeki vermektedir. Bu çeki başkasına satmak caiz midir?

 İade ettiğim mamule mukabil bana para yerine alış-veriş çeki verdiler. Ben de oradan yeni bir mal almak yerine, bu çeki paraya dönüştürmek istiyorum. Aynı paraya versem kimse almaz. Mesela 100 liralık çeki 80 liralık devretmek uygun mudur?

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Abdestte kolundan, ayağından bir kısmı kesik olan kimse, kalan yerin yüzeyini yıkar.” Nereden kesildiği ehemmiyet arzeder mi?

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Özür sahibi olan, namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur. Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden evvel aldığı abdest ile bu namazı kılamaz. Çünki öğle namazının vakti başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor.” Abdestin bozulması için bir namaz vaktinin çıkması lâzım olduğuna göre, sabah vakti çıktıktan sonra aldığı abdest ile öğle kılınabilirken, sabah namazı için aldığı abdest ile öğle namazı kılınamaz mı?

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Haraca sebep olan şeyi yapmasında zaruret varsa, o farzı terk etmesi veya haramı zaruret mikdarı işlemesi câiz olur. Zaruret ile yapılan şeyde, zaruret bitince harac devam ederse, yine böyledir.” Zaruret ile yapılan şeyde, zaruretin bitip de haracın devam ettiği bir misal verebilir misiniz?“

 Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Başka mezhebi taklid ederken, o işin o mezhebde sahih olmasına mâni olan, fakat kendi mezhebinde veya diğer bir üçüncü mezhebde mâni olmayan ikinci bir harac hâsıl olursa, bu işi her üç mezhebe göre yapmağa devam eder.” Bu ifadeyi anlatan bir misal verebilir misiniz?

 Fıkıh kitaplarında şu ifade geçiyor: “Abdest alırken Mâlikî mezhebinde kulakların içi ve dışı yeni ıslatılmış parmak ile mesh edilir. Baş, kulaklar veya enseden birini, her defasında eli ayrı ayrı ıslatarak, birden fazla mesh etmemelidir. Her defasında ıslatmadan tekrarlanabilir.” Bu iki cümle birbirine ters gibi görünüyor. Her defasında eli ıslatmak lâzım mıdır, değil midir?

 Mâlikî mezhebinde seferî ile mukîmin birbirlerine imam olması câiz midir?

 Halebî’de, mesh bahsi sonunda diyor ki, “Bir veya iki elinde çatlak, ekzama veya başka yara olup, bunları ıslatmak zarar verirse, bu kimse abdest alamaz. Bu sebepten abdest alamayan kimseye, hatır ile veya para ile başkasının abdest aldırması, İmâm-ı A'zama göre müstehabdır.” Islatmak zarar verdiğine göre başkası abdest aldırsa bile yine ıslanmış olmayacak mı?

 Fıkıh kitaplarında diyor ki: “Cünüb kimse, bedeninin bir kısmını yıkayacak kadar veya abdest alacak kadar su bulursa, abdest ve gusl için, bir teyemmüm eder. Teyemmümden sonra, abdesti bozulursa, o su ile sonra abdest alır.” “Cünüb bir kimse, teyemmüm ettikten sonra, abdesti bozulursa, Hanefîde cünüb olmaz. Mâlikîde olur. Az su varsa, yalnız abdest alır.” Cünüb bir kimse, teyemmüm ettikten sonra, abdesti bozulursa Maliki'de tekrar cünüp olduğuna göre aynı zamanda abdestsiz de oluyor. O zaman böyle cünüb olan birinin üstteki ifadeye göre abdest ve gusl için bir teyemmüm etmesi lâzım olduğuna göre, neden abdest alıyor? Böyle cünüb olan biri yalnız abdest alınca cünüblükten kurtulmuş oluyor mu?

 Fıkıh kitaplarında şöyle deniyor: "Cünüb kimsenin vücûd yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise, teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusl edip, yaraların üzerini mesh eder. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa, yine teyemmüm eder”. “Başında ağrı olup mesh edemeyen, abdest için; yıkanamayan da, gusl için teyemmüm edebilir denildi ise de, her ikisinin de sâkıt olacağını bildiren fetvâ daha evvel verilmiş olduğundan, bu sözle amel olunmaz." Bu iki ifade arasında tenakuz (çelişki) yok mudur? Yıkanamayan, gusl için teyemmüm eder mi, sâkıt mı olur?

 Kadın, kocasının haberi olmadan başkasına hediye verip ikramda bulunabilir mi?

 Bir kimse fakirken kurban kesse, bayramın üçüncü günü zenginleşse tekrar kurban kesmesi gerekir mi?

 Araba ile giderken orucu çıktığımız yerin vaktine göre mi, bulunduğumuz yerin vaktine göre mi açacağız?

 Eski devirde kadınlar Hac vazifesini yerine getirirken tavafı nasıl yaparlardı?

 “Bir zâlime yardım edene, Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder.” hadis-i şerifini nasıl anlamak gerekir?

 Kur’an-ı kerim okuduktan sonra "sadakallahulazim" demenin hükmü nedir?

 Kur’an-ı kerim kadimdir veya ebedîdir sözü ne mânâya gelir?

 Namazda rükûya eğilirken belim dümdüz olmuyor. Ne yapmak gerekir?

 Yemek seçmenin dinen mahzuru var mıdır?

 Namazın son oturuşunda Allahümmeğfir ümmete Muhammedin (Allah’ım, ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle!) diye dua etmek caiz midir?

 Fıkıh kitaplarında “Necâset, dirhem mikdarından, yani bir miskalden, yani dört gram ve seksen santigramdan az ise, yıkamak sünnettir." deniliyor. Ben dirhem 3.2 gr, miskal 4.8 gr diye biliyorum. Doğrusu nedir?

 Fıkıh kitaplarında "Bey ve şirâda kolaylık olmak için, İmam Kerhî’nin kavli ile fetvâ verilmiştir. Şöyle ki, bir satışta semen [para] gösterilmeden akid yapılıp da, semen olarak haram olduğu bilinen şey verilirse, bu şey karşılığı alınan mebî helâl ve tayyib olur. Fakat haram olduğu bilinen veya kendinde vedîa [emânet] bulunan şey, semen olarak gösterilerek söz kesilir ve bu semen verilirse, satın alınan mebî haram olur." deniliyor. Haram para ile alınan mal nasıl helâl olur? Gösterip göstermemenin ne tesiri vardır?

 Borçlunun eli dar olduğu için alamadığımız alacağımızı zekâta sayabilir miyiz?

 Favori uzatmak uygun mudur?

 Kadınların araba kullanması câiz midir?

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 >>