Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sualler:

 Hayzlı bir kadın kan kesildiği zaman ne yapacaktır? Kan kesilip guslettikten sonra tekrar gelebiliyor. Bu sebeple birkaç gün evden çıkamamaktadır.

 Gusl abdesti sebebiyle Mâlikî mezhebini taklit eden bir kadının hayz hususunda şöyle bir durumu var: Âdeti 8-9 gün sürüyor. Ama 9 günden sonra ara ara koyu sarı lekeler geliyor. Normalde bu kadının her zaman sarı bir akıntısı var. Ama umumiyetle koyu sarı değil. Bu 9 gün âdetten sonra gelen koyu sarı lekeleri de normal sarı renge dönene kadar âdet olarak mı kabul edecek? Fakat âdetli olmayan temiz günlerinde de bazen böyle koyu sarı leke oluyor. Bu kadın nasıl davranacaktır?

 Gusl abdesti sebebiyle Mâlikî mezhebini taklit eden bir kadının 15 gün temizlik, 9 gün hayz ve 21,5 gün temiz, 15 gün hayz sürse ne yapması gerekir?

 Eshâb-ı kirâm ve ehl-i beytin hepsi cennetlik midir? Bu vaziyet âyet-i kerime ile sâbit midir?

 Kadın namaz kılarken eteğinin aşağıdan bakılırsa avret yeri görüleceği için altına uzun bir eşofman ya da benzeri bir kıyafet giymesi gerekir mi?

 Mâlikî mezhebinde yatsı namazını vaktin üçte birinden sonraya geciktirmek günah olduğu için vakit girer girmez hemen yatsının farzına duruyorum. Sonra ilk ve son sünneti kılıyorum. Böyle yapmak doğru oluyor mu?

 Bir banyomuz var. Hem banyo, hem de tuvalet şeklinde kullanılıyor. Banyoda konuşmamız mekruh mudur? Eğer içinde tuvalet olmasaydı vaziyet farklı olur muydu?

 Ev alırken emlâkçıya gittik. Gösterdiği 135 bin liralık evi beğendik. 130 bin lira olursa alacağımızı söyledik. Emlâkçı bizi arayıp 131 bin liraya indiğini söyledi. Sonradan ev sahibinin emlâkçıya bana 130 bin lira verin, gerisi sizin olsun dediğini ve bizden aldığı fazla bin lirayı emlâkçıya vadettiğini öğrendik. Bu arada emlâkçı bizden iki bin lira komisyon ve üç bin lira tapu masrafı istedi. Tapu masrafının 2.500 lira tuttuğunu öğrendik. Satıcı bize hak verip, emlâkçıya vadettiği bin lirayı bize verdi. Satıcının bu parayı emlâkçıya vermeyip bize vermesi emlâkçının parasını gasp olur mu? Bu parayı bizim almamız uygun mudur? Satış câiz midir? Komisyoncuya fazla para vermek mecburiyetimiz var mıdır?

 Evimizi 115 bin liraya satılığa çıkardık. Emlâkçıyla her hangi bir ücret vermemek üzere anlaştık. Emlâkçı evi yüksek fiyattan satışa çıkarmış ve 116 bin liraya pazarlık etmiş. Sonra bize “Alıcı çok pazarlıkçı çıktı. Komisyonumun da tamamını alamıyorum. Bu yüzden siz 115 bin lira alacaksınız. Bana bin lira vereceksiniz. Alıcı size sorarsa 116 bin liraya sattığınızı söyleyin” dedi. Paramızı aldık, tapu muamelesini yaptırdık. Bin lirayı alıcının gözü önünde komisyoncuya verdim. Bu satış câiz oldu mu?

 İlmihallerde talâk bahsi anlatılırken “Kinâye söyleyince, boşamaya niyet ettiyse veya öfkeliyse bir bâin talâkla boşamış olur” diye yazıyor. Bir kimse öfkeli iken kinâye söz söylese, meselâ “Babanın evine git!” dese; fakat boşamaya niyet etmese boşanma gerçekleşir mi?

 Efendim beş aydır çeşitli sebeplerden dolayı hanımımla ayrıyız. Sinirli ve üzüntülü bir ânımda hanımıma mesaj gönderdim. “Baban seni bugün gece 12’ye kadar eve getirip bırakmazsa hem vallahi hem billahi hem tallahi bir daha birleşmemiz imkânsız olacaktır. Bu işin dönüşü yok” dedim. Bunun ardından da kayınpederime bir mesaj gönderdim. Mesajın sonunda “Madem kızınızı getirmediniz. O halde bana tek birşey kaldı: Boşum! Boşum! Boşum! Kızınıza tebliğ edersiniz” dedim. Bunların neticesinde talâk vâki olmuş mudur?

 Birgivî Vasiyetnâmesi’nde Küfre sebeb olan şeyleri anlatırken şöyle bir cümle geçiyor: Şimdi geldim Bismillâhi dese, âfâtdır. Birşeyi çok görse (Mâ halakallah) dese, ma’nâsını bilmese kâfir olur. Bunlardan murad nedir?

 Peygamber efendimizin "Çöplükte biten gülleri koklamayınız!" mealindeki bir hadis-i şerifini okudum. İnsan ailesinden dolayı kınanamayacağına göre buradaki murad ne olabilir?

 (Dürret-ül-beydâ) kitâbında diyor ki, (Yemeğe çağrılan kimseye, malımdan istediğin kadar yi ve al ve dilediğine ver, hepsi halâl olsun denilse, yidikleri halâl olur. Aldıkları ve başkasına verdikleri halâl olmaz. Çünki, mikdârı bilinmiyen ta’âmın yimesini halâl etmek câizdir. Fekat mikdârı bilinmiyen malı almak için vekîl etmek ve mechûl ve ayrı olarak teslîmi mümkin olan malı ayırmadan hediyye etmek sahîh değildir). Öte yandan fıkıh kitaplarında kadın kocasının malını ondan izinsiz başkalarına yedirip veremeyeceği için, kocanın önceden bunun için zevcesine izin vermesi iyi olur deniyor. Yukarıdaki fetvâya göre koca zevcesine önceden nasıl izin verebilir?

 "Kızıl elmaya padişahım! Kızıl elmaya"... Bu sözü duyduğumda "Kızıl Elma"nın anlamının gerçekten ne olduğunu çok merak ettim. Çeşitli araştırmalar yaptım. Farklı söylemler var. Ama kesin bir bilgi yok. Belki de bulduğum cevaplar beni tatmin etmedi. "Kızıl Elma" dan kasıt nedir?

 Hazret-i Ebu Bekr ve Hazret-i Osman zamanında yazılan mushaflar ne olmuştur?

 “Kur'an-ı kerîm yedi harf üzere indirilmiştir” hadîs-i şerifinde geçen yedi harf ne demektir?

 Bazen mescide teşekkül etmiş cemaate rastlıyoruz. İmamın başı açık veya kolu kısa olabiliyor. Buna uymak yerine tek başına kılınabilir mi?

 Osmanlıların Türkleri aşağıladığı, Celalî isyanlarının bu aşağılamaya reaksiyon olarak çıktığı, Şiîlik ve Safevîliğin Türk kimliği ile daha yakın olduğu, Mısır’ın fethinden sonra Anadolu Türklerinin Arap asıllı ilim adamlarının hâkimiyetine girdiği söyleniyor. Doğru mudur?

 Padişahların, nikâhlı hanımları, ikballeri, peykleri ile 4 kadın gözetmeksizin birlikte olmalarının hukuku nedir? Kur’an’dan âyet verebilir misiniz?

 Bazı tanıdıklarım var. Hazret-i Muhammed’in son peygamber olmadığını söylüyorlar. Hazret-i Muhammed’in son peygamber olduğunu gösteren âyet-i kerimeler hangileridir? Hâtemü’l-Enbiyâ’nın açılımı nedir?

 İslâm hukukunda hukuksal norm sıralaması, öncelik sıralaması ne şekilde yapılabilir? Nasıl ki anayasa, kanunlar, yönetmelikler, mahkeme ictihatları arasında belirli bir sıralama, öncelik veya üstünlük sözkonusu ise, bunu İslâm hukukunda nasıl gerçekleştiriyoruz? Tabiî ki âyetler ile hadîsler arasında bir sıralamadan bahsedilebilir. Lakin sözgelimi âyetler arasında belirli bir öncelik-tekaddum etme hâdisesi sözkonusu mudur? Hani anayasanın değiştirilemez hükümleri gibi münhasır bir gruplama yapılabiliyor mu? Yahut bir grup hüküm diğer gruba göre öncellenebiliyor mu? Mesela kul hakkı yemek yahut beytülmala zarar vermek gıybetten daha öncelikli ve ağır bir günahtır denilebiliyor mu? Yahut şahsa karşı hırsızlık ile kamuya karşı hırsızlık arasında bir öncelik –üstünlük- var mı? Yahut mesela domuz eti yemek ile şarap içmek arasında ceza hukuku anlamında bir öncelik-ağırlık hususiyeti var mıdır?

 Secde âyetinin tercümesini işitenlere tilâvet secdesi gerekir mi?

 Teşehhüdde Allahümme salli duası ne kadar okununca sehv secdesi gerekir?

 Osmanlı'nın teknoloji yönünde gelişme göstermediği doğru mu?

 Hezarfen Çelebi'nin uçtuğu için padişahın onun kellesini vurdurduğu doğru mu?

 Osmanlı'nın çöküş nedenlerinden birisinin matbaanın geç gelmesi ve milletin câhil kalması olduğu söyleniyor. Doğru mu?

 Fıkıh kitaplarında “İstemiyerek ağız dolusu kussa, zorlıyarak biraz kussa oruç bozulmaz” derken, “Ağız bazan bedenin dâhili sayılır. Bunun için, oruclu kimse, tükürüğünü yutarsa, orucu bozulmaz. İnsanın içindeki necâsetin mi’deden bağırsağa geçmesi gibi olur. Ağızdaki yaradan veyâ diş çekdirmeden, iğne yapılan yerden yâhud mi’deden ağza kan çıkması, abdesti ve orucu bozmaz. Bu kanı tükürünce veyâ yutunca, tükürük kandan çok ise, ya’nî sarı ise, yine bozulmazlar. Mi’deden gelen başka şeyler ağza geldiği zemân da böyle olup, abdest ve oruc bozulmaz. Ağız dolusu, ağızdan dışarı çıkarsa, ikisi de bozulur. Ağzın içi, ba’zan da, bedenin hârici gibi olur. Ağzına su alınca oruc bozulmaz” diyor. İstemiyerek ağız dolusu kusmanın orucu bozmadığı yazarken, başka yerde ağız dolusu kusmanın orucu bozduğu söyleniyor. Bundan kasıt ne olabilir?

 Şâfiî mezhebinde oruç keffareti sadece oruçlu iken kasden cinsî temasta bulunana düşer. Kadın da keffaret verir mi?

 Fıkıh kitaplarında “Resûlullahın ve Eshâb-ı kirâmın ve Tâbi’înin ve hattâ dört imâmın ağız ile niyyet etdikleri işitilmemişdir” dedikten sonra “Ağız ile niyyet etmek, Şâfiî ve Hanbelî’de sünnetdir.” Bu iki cümle birbirini tekzip etmiyor mu? İkinci cümleden ya Resulullah efendimizin ağız ile niyet ettiği veya Eshab-ı kiramdan bu şekilde niyet eden görülüp men edilmemiş olduğu anlaşılmaz mı?

 Yanlışlıkla secde-i sehv yaptığını anlayan tekrar secde-i sehv eder mi?

 Yalnız Pazar günü oruç tutmak uygun mu?

 Hayızlı kadın tavaf yapabilir mi? Hoca tavaf yapın, bir davar kesin, hallolur dedi.

 Gerdeğe girecek olan erkeğin sırtına vuruyorlar. Uygun mudur?

 Adet zamanını unutan kadın ne yapar?

 Alkol karışık parfümün uçması temizlenme değil, yıkanması gerekir, deniyor. Fakat orada herhangi bir madde kalmıyor. Bu hususu anlayamadım.

 Hazret-i İsa’nın tekrar dünyaya geleceği, Hanefî mezhebine göre amel edeceğini söyleyenler var. Halbuki Allah Kur'an’ın hiç bir yerinde İsa’yı tekrar diriltip kıyamet alâmeti olarak yollayacağım demiyor. Bu kadar önemli bir konu insanların yorumlarına bırakılamaz. Peygamberime atfedilen hadisler birbirinden uydurma ve komikdir. “Haçı kıracakmış, domuzu öldürecekmiş. Allah zaten domuzu yasaklıyor. Allah ben isteseydim herkesi imanlı yapardım diyor. Bunun için niye İsa veya mehdiler gelsin. Tüm bunlar Kur’an’ın ve Hazret-i Muhammed’in değerini, ebediliğini maksatlı olarak sulandırmaktır. Yahudi ve Hıristiyanların İslâmı yaralama çabalarına alet olmaktır.

 İmam Rabbânî hazretleri 136. mektupta geçen “Çok ilerisini düşünmek, bu yolda küfr sayılır” cümlesinde kasdedilen nedir açıklar mısınız?

 Bir kitapta saray bayramlaşmasını anlatırken, padişah bayramlaşma için Muayede Salonu’na girerken ‘Enderunlu maiyet-i şahane’nin iki sıra halinde “Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah vardır!” diye bağırdıklarını yazıyor. ‘Enderunlu maiyet-i şahane’ derken tam olarak kimler kastediliyor?

 İttihad ve Terakki’den bahsederken bazen cemiyet, bazen parti tabiri kullanılıyor. Doğru olan hangisidir?

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 >>