Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sualler:

 Bir iş yerinde çalıştım. Çıkarılırken, başkalarına paralarını verdikleri halde, bana vermediler. Ben de iş yeri sahibinin haberi olmadan 100 lira aldım. Şimdi pişmanım. Bunu nasıl düzeltebilirim?

 Ben rüya tabiri ilmini öğrenmek istiyorum. Hangi kitaptan veya kimden öğrenmemi tavsiye edersiniz?

 Ben Türkiye’de yaşayan bir Çerkezim. Ürdün’de akrabalarımız var. Oradan birisinden bir miras kaldı. Yalnız babamın (babam hayatta değil) amca oğlu en büyük olarak sağ olduğu için miras ona kalıyormuş. Bu doğrumudur?

 Bir kadın, namazda secde âyeti okusa fakat bu secdeyi namazda yapmasa, sonra da hayız olsa, bu kadından secde sâkıt olur mu; kazâ mı etmesi gerekir?

 Kur'ân-ı kerim okuyan kimse sağır olsa ve okuduğunu işitmese, yine secde-i tilâvet vâcib olur mu?

 Bir kimse, secde âyetini namazda okusa ve secde yapsa; selâm verdikten sonra, bu âyeti, bulunduğu yerde tekrar okusa tekrar secde-i tilâvet yapacak mıdır?

 Namaz kılan kimse, birinci rek'atte secde âyetini okusa ve secde yapsa, aynı âyeti ikinci, üçüncü rek'atlerde de tekrar okusa, bu şahsın başka secde yapması lazım gelir mi?

 Allahü teâlâya, Peygamber efendimize ve diğer peygamberlere, meleklere, Kur’an-ı kerime hakaret eden bir kimseye karşı tavrımız nasıl olmalıdır?

 Bilgisayar oyunları, atari oyunları, PS3 oyunları gibi sanal video oyunlarını sıkılınca oynamak mubah mıdır? Zar bulunan oyunları oynamak caiz midir?

 Bir zât, televizyondaki sohbetinde, Sultan Abdülmecid’in içki içtiğine dair Cevdet Paşa’nın şahadeti olduğunu söyledi. Aslı var mıdır?

 Hazret-i Peygamber’in soyundan gelenler, açıktan günah işlese, âsi olsa yine de sevmemiz lâzım gelir mi?

 Namazı imamdan veya müezzinden evvel bitiren bir kimsenin namaz tesbihatını yapmak için müezzini beklemesi gerekir mi? Kendisi önce başlayabilir mi?

 Namaz tesbihatından sonra "Lâ ilahe illallahu vahdehü lâ şerike leh lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" dedikten sonra başka birşey okunur mu? Okunması bid’at mıdır?

 Dayanışmalı tüketici topluluğu oluşturulan bir sistemde gayrimüslim olan iki kişi sisteme katılsa ve anlaşmalı marketten içki ya da domuz eti alsa, bu alış satıştan elde edilen ve firmadan alınan indirim bedeli tüketiciler arasında paylaşılsa caiz olur mu?

 Sinemalarda Kutsal Gizemler adında bir dokümanter film neşredilmişti. Bu filmde altın oran sayısından bahsedildi. Bu sayı 1,618 ve ardından Kur'an-ı kerimden âyetler göstererek 109 ve 19 gibi sayılardan bahsetti. Bu bana ondokuzcuları hatırlattı. Fakat ondokuzcuların böyle birşeye inandıklarını okumadım. Acaba bu dokümanter mahzurlu mudur?

 Sitenizde özürle Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefîlerin, yatsı namazını gecenin üçte birinde kılmaları müstehab olur diye yazıyor. Geceler uzun olduğunda, yatsıyı kıldıktan sonra boş laf edilebiliyor. Mekruh işlememek için, yatsıyı gece yarısına yakın kılsam uygun olur mu?

 Günümüzde para bankada durunca değeri ölüyor. Değerini korumak için fâiz alınıyor. Paranın hem değerini korumak, hem de fâiz yememek mümkün müdür? Altına yatırılabilir mi? Ya da kredi alındığı zaman, fâizden kurtulabilmek için bankaların kırtasiye adı altında aldıkları para fâiz sayılır mı?

 Dârülislâm olma hususunda farklı içtihatlar var. Meselâ İmam-ı Azam hazretleri bu mevzuda üç şart ararken, İmamı Ebu Yusuf hazretleri tek şart aramıştır. Buna mukabil İmam-ı Şâfiî ve Ebussuud Efendi’nin bir gün dârülislâm olan memleket dârülislâm devam eder istikametinde fetvalarını duyduk. İnsan bulunduğu şarta göre bu kavillerden herhangi birini tercih etme ehliyetini hâiz midir? Meselâ İngiltere gibi İslâmiyetin hiç hükmetmemiş olduğu bir yer ile Türkiye gibi geçmişi dârülislâm olan ve çoğunluğunu müslümanların teşkil ettiği bir ülkeye bu fetvâlardan biri daha uygundur denilebilir mi? Bugün bu kavillerden birini tercih edenler neyi esas alarak bunu yapıyorlar? Bir de dârülislâm ve dârülharb dışında "dârülsulh" diye bir mefhum var mıdır? Varsa nedir?

 Kurban bayramında, 23 vakitten birinde mesbuk olan bir kimse, imama tâbi olma bakımından imamın teşrik tekbirlerini okumasını bekleyip ondan sonra mı kalkar? Yani Kurban bayramında teşrik tekbirlerini imam ile beraber alır, sonra ayağa kalkıp geri kalan rek’atlerini mi tamamlar; yoksa her zaman olduğu gibi gene imamın selâmından sonra mı kalkacak?

 Mesbuk, abdestinin bozulacağına kanaat getirirse, imamın selâmını veya yanılma secdesini yapmasını beklemeden imamdan önce [teşehhüd miktarı oturduktan sonra] kalkabilir mi? Bu sebep mesbukun imamın selâmından önce kalkması için özür olur mu?

 Kader nedir? Birisi bize kaderin mânâsını sorunca, nasıl anlatmalıyız? Kader hakkında ne kadar bilgi bilmeli ve inanmalıyız?

 Sakal tıraşı olmuş birine sıhhatler olsun denir mi?

 Bize para borcu olan biriyle helâlleşsek, ama niyetimiz o para dışındaki haklarımız olsa, borç düşer mi? O borca da niyet ederek söylesek borç düşer mi?

 Bir sebeple sabahın sadece farzını kılan, işrak vakti gelince sünnetini kılabilir mi? Böylece sabah namazının sünnetine vâcib diyenlerin kavline göre sevab alabilir mi?

 Sabah namazı vakti boyunca nâfile olarak sadece sabahın sünneti kılındığına göre, sünneti kılarken sübha ve tahiyyetülmescid namazlarına da niyet edemez miyiz?

 İlmihalde "Bir rek’ati kaçıran kimse, o namazı cemaat ile kılmamış olur. Fakat cemaat sevabına kavuşur" diye yazıyor. Bu ifade ne demektir? Yani böyle bir kişi mescidde iken cemaat hâsıl olsa uyması ya da mescidden çıkması vâcib olur demek midir?

 Dört rek’atlik nafileye niyet eden kimse, namazını, a) ilk iki rek’atte bozsa b) son iki rek’atte bozsa, kaç rekat iade etmelidir?

 Akşam namazı kazâsı olmadığını çok zanneden biri, akşamın kazâsına niyetle kılarken, ilk rek’atte ayakta iken namazı bozsa, iade etmeliyse kaç rek’at iade etmelidir?

 Birisi şu soruyu bilene cebimden ne kadar çıkarsa vereceğim dese bilenin alması caiz midir? (Mikdar mechul olduğu için) Böyle söylemek adağa girer mi? Eğer adağa giriyorsa alan kişi de zenginse bu parayı ne yapacak?

 Öğle ve yatsıyı tek başına kılan kişi, daha sonra cemaat sevabı için tekrar kılınca tekrar vaktin farzına mı, yoksa nafileye mi niyet edecektir? Belki tek başına kıldığı sahih olmamışsa, nasıl niyet etmeli ki onun yerine geçsin?

 Eskiden çalışırken her ay kazandıklarımın kırkta birini fakirlere vermeye niyet etmiştim. Kazandıklarımın kırkta birini hesaplayıp dağıtıyordum. Fakirlere verirken de kazandıklarımın bir kısmını vermeye niyet etmiştim diyordum. “Adadım” dediğimi hatırlamıyorum. Ama kesin emin değilim. Bunları kâğıt para olarak vermiştim. Şimdi çalışmıyorum. Geçmişte vermiş olduğum bu kâğıt paraları tekrar altın veya gümüş olarak mı vermem gerekir?

 Kızımın yel sıkıştırma problemi var. Hemen hemen her namazda yel sıkıştırıyor. Hanefî mezhebinde ama gusl sebebiyle Mâlikî mezhebini taklid ediyor. Bazen tutamayıp namazda kaçtığı oluyormuş. Bu hal namazını ve abdestini bozar mı?

 Ayrılmış olduğum beyim, çocuklarıma ve bana yememiz için kendi zeytinliklerinden zeytin, zeytinyağı ve kendi yaptıkları sabunlardan gönderiyor. Ama kesinlikle biliyoruz ki zeytinlerinin uşrunu vermiyor. Ayrıca zeytinlerini para kazanmak niyetiyle satıyor, bunun da zekâtını vermiyor. Biz gönderdiği mallarının onda birini ayırıp fakirlere veriyoruz. Bu şekilde kullanmamız helâl olur mu? Kullanmamak mı efdaldir?

 Zammı sureyi okumayı unutunca, rükû’dan geri dönüp, elleri tekrar bağlamadan ve zammı sureyi okuyup tekrar rükû yapıp secde-i sehv mi yaparız; yoksa geri dönemeden namazı bitirip en son secde-i sehv mi yaparız?

 Dişlerimizin arasına sıkışan bir yiyecek oluyor ve çıkaramadığımız zaman namazda üç kere bu yiyeceği dişlerimizin arasında kaldığı için çiğnemiş olsak namaz bozulur mu? Mâlikî mezhebinde hüküm değişir mi?

 Kıbleye karşı namaza durduğumuzda secdeden kalkarken göğsümüz biraz sağa ya da sola çevrilse, ama yine iki kaşımız arasındaki açı kıbleyi içine alıyor olsa, namaz bozulur mu? Mâlikî mezhebinde hüküm değişir mi?

 Bildiğim kadarıyla Mâlikî mezhebinde rükû ve secdede tümânînet farzdır. Rükû’da bir yerimizi kaşısak ya da sağa sola, öne arkaya doğru dengemizi tam kuramadığımız zaman sallansak, secdede biraz hareket etsek, bunlar namazı bozar mı? Hiç hareket etmemek mi gerekiyor?

 Bir gazeteci her ay gazete parası toplamak için geliyor. Bizde de ekseriya bozuk para olmuyor. Bütün para veriyoruz. Gazeteci bunu ileriki bakkaldan bozdurup getireyim diyor. Paramızı alıp gidiyor. Geldiği zaman verdiğimiz paradan kendisine gazete parasını daha önceden almış oluyor ve bize sadece para üstünü veriyor. Biz de kabul ediyoruz. Bu alışveriş sahih oluyor mu? Biz demeden kendiliğinden paramızdan gazete parasını almış ve paramızı hemen bozduramadığı için ileriki bakkala gidiyor. Yani bozdurma işlemi de peşin olmamış oluyor.

 Vitir namazını kılarken, son rek’atte, kıyamda zammı sureyi okumadan rükû’ya gittik. Rükû’da farkedip tekrar kıyama geri döndük ve ellerimizi tekrar bağlamadık, salık bir şekilde kaldı. Zammı sureyi okuduk ve kunut tekbiri alıp ellerimizi salık hâlinden kaldırıp bağladık. Kunut dualarını okuduk. Tekrar rükû’ yaptık. Namaz bitince de secde-i sehv yaptık. Bu doğru oldu mu?

 Oruçluyken elimize, yüzümüze, tüm vücudumuza zeytinyağı sürebilir miyiz? Oruç bozulur mu? Sürebiliyorsak, dudağımız zeytinyağlı iken abdest alsak oruç bozulur mu? Zeytinyağlı elimizle taharetlensek oruç bozulur mu?

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 >>