Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sualler:

 Kadınları tâciz eden kişiyi korkutmak için dövmek câiz midir?

 Bekâr kimse günahtan kaçmak için çalışmak istemese, uygun mudur? Kimyâ-yı Saadette bekâr kişini tevekkülü bahsini okurken, öyle anladım. Yanlış mı anlamışım?

 Söylediğimiz herhangi bir sözle küfre düşmüş olabiliriz diye her gün tevbe ediyorum. Bu hal vesvese midir ?

 Firma sahibi bir müslümanın, şirket müdürü olarak bir gayrımüslimi tayin etmesi mahzurlu mudur?

 Sitenizde kâfirlerin cehennemde kalacağı zamanı anlatan suali okuyunca çok şaşırdım ve kafamda soru işaretleri teşekkül etti. Acaba doğru anladım mı diye de şüphelenmekteyim. Yani birinci görüşe göre bütün kâfirler de mi cehennemden çıkacak? Öyleyse sonra cennete mi gidecekler, yok mu edilecekler? Yani bu husus nass ile açıkça bildirilmiş bir husus değil midir? Yani şüphe eden küfre düşmez mi? Ve açık değilse açık olan ve açık olmayan kısımlar tam olarak hangisidir? Bir keresinde fazla dinî bilgisi olmayan bir tanıdığım, ölen bir din düşmanı kâfir için "Allahü teâlânın onu affedip affetmeyeceğini bilemeyiz" demişti. Biz sözünün yanlış olduğunu söylediysek de adam ısrar etti. Ben de bu adamın küfre düşüp mürted olduğuna kanaat getirdim. Ama şimdi bu cevabı okuduktan sonra küfre düşmemiş olabilir diye düşündüm. Bu adam o zaman küfre düştü müdür?

 Arabada ekzos sesi ve lastik sesi çıkararak, arabayı patinaj yaptırarak komşulara karşı kul hakkına düşülür mü? Helâlleşmek gerekir mi?

 Eskiden kalan kazâ namazlarını kılıyor; bir yandan da dinî kitaplar okuyorum. Bunun yanında kalben her gün zikr yapmam mahzurlu mudur? Öncelikle kitapları okumam mı lâzımdır?

 Sofra duasından sonra gayrimüslimlere benzememek için birkaç lokma bir şeyler yemek lâzımdır deniyor, doğru mudur ?

 Bazı çikolata ve bisküvi paketlerinin üstünde muhteviyatı Arapça yazılıdır. Çikolata veya bisküviyi yiyince, bu ambalajı yere atmak caiz midir?

 Lâtin harfiyle Hacı Şâkir yazan sabunla vücut yıkanır mı? Muhterem kelimelere hakaret olur mu?

 Evde televizyonda haberleri ve dokümanter filmleri seyrediyoruz. Çocuklar internet kafede oyun oynuyorlar. Bunları eve bağlamak için eve internet bağlatmamın mahzuru var mıdır? İnternetten müziksiz ilahi dinleyen sevap kazanır mı?

 İhtiyaç hâlinde namazlarımızı cem ediyoruz. Cem ederken [kamet ve allahümme entesselâm... dan başka] iki namazın farzını arada fâsıla vermeden peş peşe kılmak lâzım geldiği kitaplarda bildiriliyor. Mâlikî veya Şâfiî veya Hanbelî mezhebini bu mevzuda taklid eden bir kimse, iki farz arasında bilmeden veya unutarak sünnet namaz kılmış olsa, telefonla konuşsa veya sorulan suale uzun veya kısa cevap verse, bir ihtiyaç hâlinde yiyip içse veya baş dönmesi ve benzeri bir rahatsızlık sebebiyle bir müddet ara verip dinlense cem sahih olur mu?

 Hanefî mezhebindeyim. İhtiyaç halinde mukimken Hanbelî mezhebini, seferde iken Mâlikî mezhebini taklid ederek namazlarımı cem ediyorum. Her iki mezhebi de ihtiyaç halinde taklid eden bir kimse, su olmadığı zaman, öğle namazını teyemmümle kılmış olsa, ikindiyi de cem ederek kılmak için yeni bir teyemmüm yapacak mı? Velev ki teyemmüm gusül için veya abdest için alınmış olsun. İki namazı bir teyemmümle cem edip kılmak caiz olur mu?

 Uyku sebebiyle veya tembellik sebebiyle bir namazın vakti daralır da abdest alıp namaz kılmaya kâfi olmazsa, namazı kazaya bırakmamak için, öğleyi asr-ı evvelde kılarım diye düşünmek ve yatsıyı işâ-i sâni de kılarım diye düşünmek cem etmekten önce mi gelir?

 Uyku sebebiyle veya tembellik sebebiyle bir namazın vakti daralır da abdest alıp namaz kılmaya kâfi olmazsa, bu vaktin namazı, kazâya bırakma günahından kurtulmak için, müteâkib namazla birlikte cem edilerek kılınmak üzere tehir edilebilir mi?

 Bazı parfümlerde Fransızca “alcol dénaturé” denilen madde bulunuyor. Bu etil alkol olmaktan çıkıyor mu? Cetyl alkol gibi etil alkol sayılmayan maddelerin câiz olduğunu biliyorum. Fakat krem sürünürken, ağzımıza gelip yutmuş olsak, bunun zararı var mıdır?

 Erkeklerin alyans takmaları câiz midir? Altın haram, ama bu mevzuda dinimizde bir kolaylık var mıdır? Eşin rızası tesir eder mi?

 Akşamı yatsı vaktine çekerek cem etmeye niyetlenen bir kimse, henüz akşam namazı vakti çıkmadan önce kalbinden (akşamı yatsı vaktinde kılacağım) diye geçirmesi gerekiyor. Bu niyet farz mıdır? Yani, bu niyeti yatsı vakti girmeden önce yapmayı unutan bir kimse, yatsı vakti hatırlasa, niyet edebilir mi? Bu şekilde cem caiz olur mu?

 Mâlikî mezhebinde seferde cem caizdir. Fakat deniz seferinde cem caiz değildir. Cem için ihtiyaç hâsıl olursa diğer üç mezhepten birisi taklid edilir. Hanefî mezhebindeyim. Feribot, gemi, tekne, yat veya herhangi deniz vasıtası ile deniz seyahati yaparken, bu vasıtaların içerisinde Mâlikî mezhebine uyarak cem edilemez mi?

 Gerek cem-i takdimde, gerek cem-i tehirde öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak cem’in şartlarındandır ki buna tertip denir. Peki, tersi olursa ne olur? Yani tehirde de takdimde de öğleden önce ikindiyi, akşamdan önce yatsıyı kılsa namazları sahih olacak mı?

 Şâfiî mezhebinde bir kavle göre mukimken de bir korku sebebiyle veya mühim ihtiyaç hâlinde cem etmek câizdir deniyor. İhtiyaç herkese göre değişiklilik gösterebilir. Birinin korktuğundan bir başkası korkmayabilir. Buradaki ihtiyacın ve korkunun ölçüsü nedir? Hanefî mezhebindeki bir Müslüman, böyle hallerde bir ihtiyaç olunca Şâfiî mezhebini mukimken taklit edilip namazları cem edebilir mi?

 Bir ilmihalde Mâlikî ve Şâfiî de sadece seferde değil mukimken, hastalıkta ve ihtiyarlık sebebiyle iki namaz cem edilebilir, diye yazıyor. Dinimizde kime ihtiyar denir? Belli bir yaşı var mıdır? İhtiyarın açık bir hastalığı görülmesi gerekir mi ki bu hükümden istifade etsin? Bu hükme göre genç veya ihtiyar hasta kimsenin her namaz için ayrı ayrı abdest alıp ayakta durması zor oluyorsa, meselâ karın ağrısı, diş ağrısı, böbrek ağrısı, sinüzit, migren gibi rahatsızlıkları varsa bu rahatsızlıklar sebebiyle ayakta durması zor oluyorsa, Hanbelî, Şâfiî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek mukimken iki namazını cem edebilir mi?

 Ayakları sarkıtarak namaz kılmanın dinimizde caiz olmadığı kitaplarda bildiriliyor. Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarla yolculuk yapıyoruz. Bazen sabah namazına denk geliyor. Sabah namazını cem etme imkânı olmadığı içinde kazaya kalabiliyor. Bu vasıtalarda İmam-ı Züfer hazretlerinin kavline uyarak bağdaş kurarak veya diz üstü oturak namazlarımı kılacağım ama hanımların koltukta diz üstü oturması veya bağdaş kurması garip karşılanıyor. Yaşlıdır veya rahatsızlığı vardır, diz üstü oturamıyordur, bağdaş kuramıyordur. Bir rahatsızlığı olmamasına rağmen bazı insanlar diz üstü oturamıyor, bağdaş kuramıyordur. Diz üstü oturarak veya bağdaş kurarak oturmak namaz kılmak dikkat çektiğinden fitneye sebebiyet vermesinden korkuyordur. Belirttiğim sebepler namazın kazaya kalmaması için vasıtada ayaklarını sarkıtarak koltukta namaz kılmak için özür olur mu? Yoksa kaza mı edecek?

 Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarda kıbleye dönmek mümkün olmazsa veya kıbleyi tesbit edemezse iki namazı cem mi eder. İki namazı Cem etme imkânı da olmayan bir kimse namazı gücü yettiği herhangi bir tarafa doğru kılması caiz olur mu?

 Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarda ihtiyaç halinde İki namazı Cem etmek, imam-ı Züfer hazretlerinin ictihadına uyarak oturup ima ile etmekten önce mi gelir? Bu önceliğe riayet edilmezse namaz kabul olur mu?

 Mektûbat-i İmam-ı Rabbanî’de 260. mektubda “Allahü teâlânın fiilleri ve sıfatları zâtından ayrı değildirler. Ayrılıkları varsa zıllerdedir.”buyuruluyor. Başka bir ilmihal kitabında sıfat-ı sübûtiyye bildirilirken “Kendinden ayrı olarak, ayrıca vardır.” yazıyor. Bir diğerinde “Allahü teâlânın sıfat-ı sübûtiyyesi de, sıfât-ı zatiyyesi gibi kâdimdirler. Bu sıfatları da, zâtından ayrılmazlar. Yani sıfatları zâtının, kendinin aynı da değildirler, gayrı da değildirler.”diyor. Bir başkasında ise Ehl-i Sünnet itikadında olmak için lâzım gelen hususlar bildirilirken “Allahü teâlânın sıfatları vardır. Ve zâtından ayrıdır”diye bildiriliyor. Bu ifadelerin ayrı ayrı olması nedendir? Allahü teâlânın sıfatlarının zâtından ayrı olması veya olmaması ne demektir? Bu sıfatların mahluklara münasebeti olduğunu söylemek doğru mudur? Bu ifadeler hep aynı şeyi mi anlatmaktadır? Nasıl olduğuna iman etmek gerekir?

 Baba hayattayken, çocukları onun mirasını paylaşıp, sonra baba da bu paylaşmayı tasvip etse, câiz midir? Erkeklerle kızların vaziyeti nasıl olmalıdır?

 Misafir imam; üçüncü rek’atin secdesini yaptıktan sonra o şehirde 15 gün kalmaya niyet edebilir mi?

 Seferî imam; yanlışlıkla kalktığı üçüncü rek’atin secdesini yapmadan o şehirde 15 gün kalmaya niyet etse ne yapması lâzım gelir?

 Seferî imam iki rek’at kılması gerekirken farzı dört kılarsa ona uyup dört rek’at kılan mukimlerin, namazı sahih olmuyor. Seferî olan imam yanılıp üçüncü rek’ate kalktığında [veya dördüncü rek’atte] bu hatasını anlarsa, mukim cemaatin namazını kurtarmak için namaz içinde mukim olmaya niyet etse ve namazını dörde tamamlasa; hâlbuki o beldeye, şehre mukim olmak için gelmemiş olsa [hatta birazdan o şehirden ayrılacağını bilse] mukim cemaatin namazını kurtarmak için namaz içinde mukim olmaya niyet etmesi caiz olur mu?

 Hanefî mezhebindeyim. Şâfiî mezhebini taklid ediyorum. Seferde namazımı kısaltıp iki rek’at olarak kıldım. Ancak teşehhüdde sadece ettehıyyatüyü okuyup selâm verdim. Şâfiî mezhebini taklid ederek kıldığım bu farzı eda etmiş oldum mu?

 Seferde dört rek’atlik namazı iki rek’at kılması gerekirken dört rek’at kılan bir kimse ilk teşehhüde oturmayı da unutmuş olsa, terk etse farzı eda etmiş olur mu?

 Kitaplarda (Seferde müekked sünnetler gayri müekked sünnet hâline gelir) buyuruluyor. Öğle namazının ilk oturuşunda salli barikler, üçüncü rekâtın başında da sübhaneke olur mu demek bu?

 Seferi olan dört rekâtlı namazları iki rekât kılması gerekirken dört rekât kılsa son iki rekât nafile oluyor? Bu iki rekât öğle ve yatsının son sünneti yerine geçer mi?

 Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, dört rek’atlik farz namazda ka’de-yi âhireden sonra yanılıp kalksa ve secde etmeden hatırlamasa, son iki rek’ati nafile olarak farz eda edilmiş oluyor. Mâlikî mezhebinde selâm farz olduğuna göre, son verilen selâm iki namaz için de sahih oluyor mu?

 Mâlikîyi taklid eden Hanefî, sabah namazında vakit çıkmak üzere ise, kıyamda fatihadan birkaç ayet okuyup rükû ve secde yapıp, tehiyyatta ettahiyyatüyü okuyup selâm verirse namazı sahih olur mu?

 Gusl bahsinde Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, sehv secdesi yapacağında salli barik okuduktan sonra mı sehv secdesi yapmalıdır, yoksa ettahiyyatüden hemen sonra mı?

 Vitri kılarken birinci rek’atte normal ayağa kalktım; ikinci rek’atte oturunca birinci rek’atteyim zannederek ettehiyyatüyü yarıda kesip hemen ayağa kalktım. Gerisini buna uygun tamamladım. Yani sonra iki kere oturdum. Dışarıdan arkadaş ikaz etti. Ben ona itibar etmeden sehv secdesi yaparak namazı tamamladım. Namazım oldu mu?

 Kur'an-ı Kerim öpülür mü?

 Cuma hutbesinin bir kısmını Türkçe okuyan imamın kıldırdığı cuma namazına gidilir mi? Bid’at mı oluyor?

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 >>