Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Müstekimzade’nin İkdam matbaasında 1314’de basılan Fıkh-i Ekber tercemesinin 44. sahifesinin hâtime faslında;(İbni Abbâs hazretleri bir âyet-i kerimenin tefsirinde, eğer bu âyetin tefsirini söylesem, beni zecr ve tekfîr ederdiniz) buyurduğu nakl ediliyor. Âyet-i kerimelerin bâtınî manası olmadığına göre İbni Abbâs hazretlerinin buyurduğunu nasıl anlamak lâzımdır?

Cevap;
Hadis-i şerifte “Kur'ân-ı kerimin her bir âyetinin bir zâhiri bir de bâtını vardır” buyurulmaktadır. İbni Abbâs'dan yapılan rivayete benzer bir rivayette, Ebû Hüreyre, "Resûlullah’dan iki kap dolusu ilim aldım. Birisini sizlere bildirdim. Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsam şu boğazım kesilir" dedi. Bu hadisi şerh edenlerin bir kısmına göre, birincisi , ilm-i zâhir; ikincisi ilm-i bâtındır. İbn Abbas ve Ebu Hureyre'nin ifadeleri "İnsanlara akılları nisbetinde konuşun" hadis-i şerifine de muvafıktır. Ancak Kur’ân-ı kerimin, Bâtınîlerin verdiği gibi zâhiri manaları iptal eden bâtınî manaları yoktur. Bâtınîler, zâhirî manâyı neredeyse iptâl edecek derecede tevîller yaptıklarından, haramları mubah mesabesine indirmişlerdir. Ehl-i sünnet âlimlerine göre zâhir ile bâtın birbirinden ayrılmaz. Kur'ân-ı kerimin bâtınî tefsirine işarî tefsir denir. Tasavvufî tefsirler, ezcümle Ruhu’l-beyan böyledir.


    Tümünü gör >>