Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
 Bazı Afrika ve Arab memleketlerinde kadın sünneti adında bir gelenek vardır. Bunun şer’î hükmü nedir?

Cevap;
Orta Afrika, Hindistan, Malezya, Endonezya’da bazı kabilelerde ve bazı Arabistan bedevîlerinde rastlanan bir âdettir. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Teşkilatı ve bazı devletler, kadın sünnetini yaralama olarak saymakta ve yasaklanması için mücadele etmektedir.
Kadın sünnetinin birkaç tipi vardır. 1-Klitorisin ucu kesilir. 2-Klitorisin tamamı kesilir. 3-Klitoris, prepus ve çevredeki küçük ve büyük dudaklar kesilir. Yaygın rastlanan bu üç cinsidir. 4-Klitoris ve prepus ile beraber büyük ve küçük dudaklar tamamen kesilip yara dikilerek sadece idrar ve aybaşı için parmak genişliğinde bir açıklık bırakılır. Nadiren de olsa Afrika’nın doğusunda tatbik edilen bu cinsi, Firavun Sünneti diye bilinir. 5-Klitoris veya dudaklar çizilir; klitoris dağlanır; vajina kesilerek genişletilir veya ilaçla daraltılır.
Kadın sünneti, Hindistan, Endonezya ve Malezya’da jenital uzvun dinî ritüel olarak çizilmesi şeklinde tatbik edilir. Somali, Habeşistan gibi Afrika beldelerinde klitorisin kesilmesi şeklinde rastlanır. En yaygın görülen mıntıkalar da burasıdır. Orta Afrika’daki kabilelerde de bu cinsi tatbik edilir. Klitoris kesilmesi, kadının temizliği ve saf anne olması için lüzumlu görülür. Sünnet olmamış kadınların evlenmesi tasvib edilmez. Hatta sünnet olmamış kadın evlenirse, çocuklarının yaşamayacağına inanılır. Habeş Yahudileri de kadın sünnetini tatbik eder.
İslâmiyette, kadın sünneti emredilmemiş veya müstehab görülmemiş; ancak yasak da edilmemiştir. Yasak edilmeyen sadece klitorisin ucunun hafifçe kesilmesi şeklinde tatbik edilen cinsidir. Bir kadın Medine-i münevverede kadın sünneti yapardı. Hazret-i Peygamber kendisini çağırtarak, derin kesmemesi, bunun kadın için daha haz verici, erkek için de daha makbul olacağını söyledi. Senedinde kopukluk bulunan ve zayıf olarak vasıflandırılan bu hadis, Sünen-i Ebu Davud’da geçer. Ezher ulemâsından Muhammed Selim el-Avvâ, kadın sünnetinin İslâmiyette yeri olmadığını, zayıf bir hadise dayanarak hüküm verilmemesi gerektiğini söylemiştir. Afrika’daki Müslümanlar arasındaki kadın sünneti tatbikatı da, İslâmiyete değil, eski Afrika geleneklerine dayandırılmaktadır. Arabistan’a da buradan aksetmiştir. Kadın sünnetinin zararlı olduğu tıbben veya başka bir şekilde sâbit olursa, hükümetin yasaklaması mümkün ve câizdir.

31 Ekim 2012 Çarşamba

    Geri Dön