Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Bir fıkıh kitabında “Müşterînin, satın almak için vekili veya satın aldığı malı teslim almak için gönderdiği vekili, yani seni vekil ettim dediği kimse görünce, müşteri muhayyer olamaz. Fakat müşterinin, görmeden satın aldığı malı teslim almak için gönderdiği kimsenin görmesi ile müşterinin muhayyer olmak hakkı kaybolmaz.” ifadesinden ne anlamalıyız? İlk cümledeki vekil ile (malı kabzeden vekil) 2. cümledeki malı teslim almak için gönderilen kişi (haberci/resul olabilir mi) ayrı olduğundan mı  yoksa 1. cümlede müşteri malı görmüş, diğerinde görmemiş olduğundan mı muhayyerlik farklı çıkıyor?

Cevap;
Mebînin (satılan şeyin) iştirasına (satın alınmasına) veya kabzına (teslim alınmasına) vekil olan kimsenin mebîyi görmesi asilin görmesi gibidir. Binaenaleyh vekil mebîyi görerek satın alsa veya kabz etse ne kendisi ne de müvekkili muhayyer olur. Bu İmam-ı A’zam'a göredir. İmameyn’e göre kabza vekil olanın görmesi, asilin muhayyerliği ıskat etmez, düşürmez. Resulün, yani mücerret (sadece) mebîyi alıp göndermeye veya götürmeye memur olan kimsenin görmesi müşterinin hıyar-ı rüyetini (görme muhayyerliğini) ıskat etmez çünkü resul vekil değildir, asilin yerine kaim değildir. Asil görüp beğenmezse malı iade edebilir.

17 Mayıs 2020 Pazar

    Geri Dön