Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Babamın namaz, oruç ve zekât borcu vardı. Bunlar için ıskat yaptırdık. Başka bir şey yapmaya/ödemeye gerek var mıdır? 

Cevap;
Iskat usulüne göre yapılmışsa bir şey lâzım gelmez. Belli bilinen bir zekât borcu varsa ve miras müsaitse, zekât tam olarak yerine verilmelidir. Iskatta, bir meyyitin (ölünün) yapılmamış veya noksan ibadeti varsa, fakire para verildiği için, İmam-ı Muhammed’in içtihadına göre, Allahü teâlânın affetmesi umulur. Eğer ölü zengin ise, kılmadığı namaz ve tutmadığı oruçların her biri için en az bir fidye (1750 gram buğday veya kıymeti) ile vermediği zekât borcu hesaplanır. Mirasının üçte birinden çıkmıyorsa, devir yaparak ıskat edilir. Yani elde mevcut altın, bir fakire, bu niyetle verilir. O da diğerine, o da diğerine bu niyetle verir. Böylece lazım gelen mikdarda devretmiş olur. Burada fakir muaccel borçlu olmamalıdır ve eline geçenin mülkü olduğunu bilecektir. Devir muamelesi bitince, bu para o fakirlere taksim edilir. Böyle bir para yoksa, yani ölünün hiçbir şeyi yoksa, bu para borç veya emanet alınmışsa, fakir, ölünün velisine hediye eder; o da borcu öder. Ölünün mirasının üçte biri müsait ise devir yapmaya lüzum yoktur. Namaz ve oruç fidyesiyle zekât borcu, fakirlere ödenir. Ölü bunu vasiyet etmişse ve miras da müsait ise, vârisin bunu yapması şarttır. Değilse, vâris isterse yapar. Hac borcu varsa, vasiyet etmişse, mirastan bir bedel yollanır. Bu bedel, vâris de olabilir. Mirasta para yoksa, bir şey lüzum etmez. Vasiyet etmemişse veya miras müsait değilse, vâris kendi parasıyla gidebilir. Ölü, inşallah borçtan kurtulur.

19 Ağustos 2018 Pazar

    Geri Dön