Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Müslüman olmayanın duası kabul olur mu?

Cevap;
Burada kabul olmaktan maksad, duaya taraf-ı subhanîden icabet edilmesi demektir. Yoksa ibadetlerin sahih olması başkadır, kabul olması başkadır. Kâfirler ibâdetlerle muhatap değildir ki, ibadetlerinin sıhhati mevzubahis olsun. Bu sualde kast edilen duanın, kavlî dua olduğu âşikârdır. Zira rızık temini, şifa talebi gibi maddî sebeplere yapışmak hususundaki fiilî dualarının yeri geldiğinde kabul edildiğinde ittifak vardır. Netice itibariyle Müslüman olmayanların dünya işleri hususundaki duaları kabul edilebilir. Nitekim fiilî duaları da geri çevrilmemektedir. Ancak âhirete müteallik duaları, yani cehennemden kurtulmak ve cennete gitmek hususundaki dualarının bu halleriyle kabul edilmesi muhaldir. Bunun için Müslüman olmaları icab etmektedir. Böyle kimselerden dua istemek de abestir; zira helâl yiyen günah işlemeyen kimselerin duaları daha çok kabule şâyândır.
Kur’an-ı kerimde meâlen “Kâfirlerin duası boşunadır” buyuruluyor (Ra’d: 14, Mü’min: 50). Bunlardan ilkine bazı ulemâ “Kâfirlerin tapındıkları ilahlara, putlara yaptıkları dua boşunadır. Yani bu ilahlar onların dualarına icabet edecek halde değildir” mânâsını vermiştir. İkinci âyet-i kerimeyi ise, “Cehennem’den kurtulmak için yaptıkları dua boşunadır” şeklinde tefsir etmişlerdir. (Semerkandî, Kurtubî, Râzî). Nitekim âyet-i kerimenin devamında böyle kimseler, ağzına gelsin diye iki avucunu suya açan kimselere benzetilmiştir.
Reddü’l-Muhtar metninde şöyle bir ifade vardır: “Yağmur duasında zımmî bulundurulmaz. Velev ki tercih edilen kavle göre bazen istidrac (yani azabın çokluğuna alâmet) olmak üzere kâfirin duası kabul edilsin. ‘Kâfirlerin duası boşunadır’ meâlindeki âyet-i kerime (Ra’d, 14; Mü’min, 50)  ise âhiret hakkındadır.”
İbn Âbidin hazretleri, burayı izah ederken diyor ki: “Yağmur duasında cemaatla birlikte zimmî (gayri müslim) bulundurulmaz. Nitekim İbni Melek, Mecma şerhinde böyle buyurmuştur. Zâhire göre zımmîler yalnız başlarına duaya çıkarlarsa men edilmezler. Mirac’da beyan edilmiştir. Lakin Feth sahibi bunu men etmiş, ‘İhtimal onların duasıyla yağmur yağar da, avam takımının zayıf imanlı olanları fitneye düşerler’ demiştir.
‘Kâfirin duası kabul edilir’ denilip denilmeyeceği hususunda ulema ihtilaf etmişlerdir. Cumhur-i ulema mezkûr âyetle istidlâl ederek 'denilmeyeceğini söylemişlerdir. Bir de kâfir, Allah’a dua etmez. Çünkü onu bilmez. Allah’ı bilmez ki, dua etsin. Allah'ı ikrar etse bile, lâyık olmadığı sıfatla tavsif edince ikrarını bozar. Gerçi bir hadîs-i şerifte ‘Mazlumun duası kâfir bile olsa kabul edilir’ buyurulmuşsa da, bu, küfrân-ı nimete hamledilmiştir. Yani nankör bile olsa kabul edilir, demektir. Bazı âlimler, kabul edilir demeyi caiz görmüşlerdir. Çünkü Kur’an-ı kerimde anlatıldığına göre, İblis, ‘Yarabbi bana mühlet ver!’ dedi. Allahü teala da ona mühlet verdi. Bu, ona icabettir. Ebu’l- Kâsım Hakîm ile Ebu’n- Nasr Debbûsî bunu tercih etmişlerdir. Sadru’ş-Şehid, ‘Bununla fetva verilir’ demiştir. Sa’d’ın Akâid Şerhi’nde de böyledir. Bahr'de Velvâliciyye’den naklen, ‘Fetva, kâfirin duası kabul edilir, demenin câiz olduğuna verilmiştir’ denilmektedir. Kâfirlerin âhiretteki dualarından maksad, cehennemde azaplarının hafifletilmesi hususundaki dualardır. Buna delil, âyeti kerimenin baş tarafıdır. Orada, ‘Cehennemdekiler cehennemin bekçilerine, Rabbinize dua edin de bizden bir gün azabı hafifletsin, diyecekler. Onlar da, Size peygamberleriniz beyyine ile gelmezler mi idi?, diye soracaklar. Evet gelirlerdi,' cevabını verince, Öyle ise dua edin! Ama kâfirlerin duası ancak helâktedir, diyeceklerdir’ buyurulmuştur.” Şu halde her iki kavilde de kâfirden dua istemek küfr değildir.
İmam Kurtubî hazretleri, Ra’d suresinin “Kâfirlerin duası boşunadır” meâlindeki 14. âyet-i kerimesini, “Kâfirlerin, Allah’ı bırakıp da dua ettikleri putlar, hiç fayda veremezler” şeklinde tefsir eder. Mü’min sûresinin aynı meâldeki 50. âyet-i kerimesinin tefsirini de“Kâfirlerin, âhirette cehennemden kurtulmak için yaptıkları dua boşunadır, fayda vermez” şeklinde yapar. Nitekim Cehennemliklerin hâlinin anlatıldığı, bir evvelki âyet-i kerimeden de anlaşılmaktadır.
İmam Rabbânî hazretleri, 163.mektupta, “Onlardan yardım, şifa beklemek ve hele onlar vasıtası ile dua ve ibadet etmek boşuna uğraşmaktır. Mümin suresinin 50. ve Ra’d suresinin 14. âyetinde mealen, ‘Kâfirlerin duaları ancak dalâlettir’ buyuruldu. Yani, İslâm düşmanlarının duaları kabul olmaz, hiç fayda vermez. Kâfirler, papazlar vasıtası ile yapılan duaları Allahü teâlâ hiçbir zaman kabul etmez. Böyle duaların Müslümanlara faydası olmaz. Yalnız bu suretle o dinsizlere bir kıymet verilmiş olur. Onlar, dua ederken, putlarını, Allah’ın düşmanlarını araya korlar”.
Merhum Hüseyn Hilmi Işık Efendi, kendisine sorulan bu suali, “Kâfirlerin de duası kabul olabilir. Ancak kendilerine faydası olmaz” şeklinde cevaplandırdılar. Yani bu sayede elde edip fayda zannettikleri şey, aslında onların aleyhinedir. Nitekim dünyada kâfirlere her lütuf ve inayetin, âhiretteki hesaplarını arttıracağı malumdur. Şu halde kâfirlerin duasının kabul olması bir mekr-i ilahîdir.Kıyamet ve Âhiret kitabında şöyle diyor: “Muhammed aleyhisselamın Allahü teala yanındaki kıymetine, şerefine ve üstünlüğüne bakınız ki, Onu vesile eden kâfirlerin bile duasını kabul buyurmaktadır” (s.230).


    Geri Dön