Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Bir ilmihalde yemin keffâretinin nasıl verileceği anlatılırken; "On fakire bir kere veya bir fakire on gün, her gün bir kere yarım sâ’ buğday veya un veya ekmek yahud bu değerde [kumaş, havlu, mendil, çorab, et, pirinç, çamaşır, terlik, ilâç veyâ din, fen, ahlâk kitabı gibi] başka mal, altın, gümüş para temlik, yani vermek de olur" yazıyor. Yarım sa' buğdayın fiyatı yaklaşık 2,5 lira olduğu için meselâ tanesi 1 liradan 10 tane namaz hocası kitabı dağıtsak, yemin keffâreti sahih olur mu? Yani esas olan kitabı bizim aldığımız değer midir, yoksa etiket fiyatı mıdır?

Cevap;
Ne odur; ne budur; piyasadaki satış kıymetidir. Yani o malı piyasada satmaya kalksa ne kadar ederse odur. Kur’an-ı kerimde yemin keffâreti evdekilerin yediğinin ortalaması olarak tarif ediliyor. Bir günlüğü, bir adamın evindeki günlük mutfak masrafının şahıs sayısına bölünmesinden hâsıl olan meblağdan aşağı olmamalıdır. Bu sebeple çok yemin etmemelidir. Müslüman yemin etmez; edince de tutar. Yeminini tutması bir zarara veya günaha yol açacaksa, keffaret verir. Müslümanlar arasında yemin keffaretinin bu kadar yaygın olması doğrusu şaşılacak bir şeydir.

17 Şubat 2012 Cuma

    Geri Dön