Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Sünnet aleyhtarları, “Bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” meâlindeki âyet-i kerimeyi (En’am, 38) delil gösteriyorlar. Buna nasıl cevap verilir?

Cevap;
Bilinmesi gereken hiç bir şey eksik bırakılmamış manasınadır. Fen, cebir gibi ilimlerin Kur’an-ı kerimde bulunmasına gerek yoktur; zira Kur’an-ı kerim bir fen veya tarih kitabı değildir. Din bilgilerinin de özü, aslı Kur’an-ı kerimdir. Nitekim bütün usul ilmi Kur’ân-ı kerimde mevcuttur. Çünkü aslî deliller burada en beliğ bir şekilde zikredilmiştir. Fakat mezheblerin rivayetine ve görüşlerin tafsilatına gelince, bunların Kur’ân-ı kerimde bulunmasına ihtiyaç yoktur. Kur’ân-ı kerim, Hazret-i Peygamber’e hüküm koyma, yani bir şeyi farz veya haram etme salahiyeti tanımıştır. Ayrıca icmâın ve kıyasın şeriatta bir delil olduğuna da delâlet etmektedir. Binaenaleyh icmâ, kıyas ve diğer esaslarla ortaya konulan her hüküm, aslında Kur’ân-ı kerimde mevcut demektir. İbni Mes’ud hazretleri, dövme yapan ile yaptıranı ve peruk yapan ile takanı kastederek, “Allah'ın kitabında lanet ettiği kimseye, ben niye lanet etmeyeyim ki” buyurdu.
Birisi gelerek, “Ey İbni Ümmi Abd, dün gece Kur’ân-ı kerimin iki kapağı arasındaki her şeyi okudum; ama onda dövme yapan ile yaptırana lanet edildiğine rastlamadım” dedi. İbni Mes'ûd radıyallahü anh buyurdu ki, “Eğer gerçekten okumuş olsaydın, onu bulurdun. Nitekim Cenâb-ı Hak (Haşr suresi, 7. âyet-i kerimesinde), ‘Peygamber size ne verdiyse onu alın; neyi men ettiyse ondan sakının!’ buyurmuştur. Resûlullah aleyhisselâmın, bize verdiği şeylerden birisi de, ‘Allah, dövme yapan ve yaptırana lanet etti’ buyurmuş olmasıdır.” Bu manayı, Kur'ân-ı kerimde, bundan daha açık bir şekilde bulmak mümkündür. Çünkü Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı kerimde şeytana lanet etmiş; daha sonra da, şeytanın kötü fiillerini saymış ve o fiillerden biri olarak, Allah'ın yarattığını değiştirmeyi saymıştır (Nisa, 119). Bu âyet-i kerimenin zâhiri, Allah'ın yarattığını değiştirmenin, laneti gerektirdiğini gösterir.
İkinci misal: İmam Şâfiî hazretleri, Mescid-i Haram'da oturup: “Bana ne sorarsanız sorun, mutlaka ona Allah'ın kitabı ile cevap veririm” demişti. Bunun üzerine bir kimse, “İhramlı birisi bir eşek arısı öldürürse, bunun hükmü nedir?” diye sordu. İmam Şâfiî, “Bu kimseye bir şey gerekmez” dedi. Adam da, “Bu, Allah'ın kitabının neresinde?” diye sordu. O, “Allahü teâlâ, ‘Peygamber size ne verdiyse onu alın’ buyurmuştur” diye cevap verdi. Sonra Resulullah’ın, “Benim ve benden sonraki Hulefâ-i Râşidîn'in sünnetine yapışın” sözünü beyan ederek, Hazret-i Ömer radıyallahü anhın, “İhramlı kimse, eşek arısını öldürebilir” sözünü delil olarak nakletti. (Mefâtihü’l-Gayb)

    Geri Dön