Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
İçinde bulunduğumuz yüzyıl itibariyle sürekli olarak babadan oğula geçmekte ve bu kimseler şeyhlerine aynı şekilde baba gavs posta oturan oğluna yine gavs demekteler. Bu üslupta bir şeyhlik makamı ve bir unvan vermek ne kadar sıhhatlidir? Bazı müridlerin "Bizim şeyhimiz nazar ehlidir. Sadece nazar etmekle sülük ettirir” sözü ne kadar sıhhatlidir?

Cevap;
Zamanımızda tarikat adı altında faaliyet gösterenlerin birçoğu tarikat ve tasavvuf adabından mahrumdur. Nakşibendiyede irşad edebilmek için, bir mürşid-i kâmilin sahih halifesi olmak lâzımdır. Bugün halife olduğu, mürşid olduğu söylenenlerin çoğunun halifeliğinin sıhhati bile şüphelidir. Nakşibendi tarikatında sohbet en mühim yetiştirme vasıtasıdır. Sonra râbıta, sonra zikr gelir. Vilâyet-i hâssa-i Muhammediyye makamına gelmemiş bir kimsenin şeyhlik yapması, hele kendine râbıta yaptırması büyük bir zulüm ve cinayettir. Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretleri bundan 90 sene evvel buyurdu ki ‘Tekkeleri değil, boş mekânları kapattılar; tekkeler zaten kendilerini kapatmış vaziyette idiler. Bid’at girmemiş tekke kalmamış gibiydi. Şimdi kim tarikattan, müridlikten bahsediyor ise inanmayın; ancak muhabbet ve muhiblik bâkîdir’ buyurmuştur.

16 Ağustos 2015 Pazar

    Geri Dön