Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Aktüel Makaleler


8/20/2014 - ATEŞ HATTINDA EKZANTRİK BİR TOPLULUK: YEZİDÎLER
Yezidîler veya daha doğrusu Ezdîler, IŞİD katliâmları ile gündeme geldiler. İçine kapanık ve farklı yaşantıları, dışarıda hem alâka uyandırmış, hem de aşağılanmalarına yol açmıştır.

8/13/2014 - “CUMHURBAŞKANI NECİDİR? BAŞBAKAN NE İŞ YAPAR?”
Parlamenter sistemde, cumhurbaşkanı ile başbakanın pozisyonu her zaman münakaşa mevzuudur. Yürütmenin başı olan bu iki makamdan biri varken diğerine ne gerek olduğu suali sorulur.

8/6/2014 - DOSTLARIMIZ YENİLDİĞİ İÇİN BİZ DE YENİLMİŞ SAYILDIK!
İlânı üzerinden 100 sene geçen Birinci Cihan Harbi, insanlık tarihindeki dönüm noktalarındandır. Dünyada çok şeyi değiştirmiş; ondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır.

7/30/2014 - BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN 100. YILI
1914’te savaşı, ihtilâller için bir paratoner olarak görenler vardı. Herkes birkaç ay içinde evine dönmeyi umuyordu. Ne yazık ki harb, 4 uzun sene sürdü.

7/23/2014 - TEK KİŞİLİK OSMANLI TİYATROSU: MEDDAH
Eskiden Ramazan ayının en tutulan eğlencesi meddah idi. Meddahlar, sadece halkı eğlendirmekle kalmaz; politik ve sosyal mevzulardaki ince alaylı tenkitleriyle günümüz politika yazarlarının yerini tutarlardı.

7/16/2014 - TARİHTE SÜNNÎ KİME, EHL-İ SÜNNET NEYE DENİR?
Zamanımızda Sünnî kelimesi etrafında bir kafa karışıklığı var. El-Kâide, Tâlibân derken, şimdi de IŞİD sebebiyle dünya bu hususta yine bir yanılgı içindedir.

7/9/2014 - ESKİ EVLERİMİZİN MANEVÎ SİGORTALARI
Osmanlı evinin duvarlarında, hem evi belâlardan korumak; hem de içindekilere nasihat teşkil etmek üzere hat levhaları asılırdı. Resim ve heykel İslâm cemiyetinde yasak olduğu için, bunun yerini hat levhaları doldurmuştur. Bunlar zarafetiyle aynı zamanda eve estetik bir hava katardı. Baktıkça levhadaki yazının mânâsını düşünür; ibret ve nasihat alırdı.

7/2/2014 - BİR BAŞKA İDİ RAMAZAN AYININ HAVASI
Ramazan’ın diğer aylara benzemeyen bir havası vardı. Bu havayı veren, tantanalı iftar sofraları, coşkulu terâvih namazları ve câmileri hınca hınç dolduran halk idi.

6/25/2014 - BİR ACÂİB ŞEHİR: NİCE
Cote d’Azur de denilen Fransız Rivyerası’nın en güzel şehirlerinden Nice, Cem Sultan’a, asırlar sonra da Abdülmecid Efendi ve Osmanlı hanedanı sürgünlerine ev sahipliği yapmıştı. Şehirde Barbaros’tan da hatıra var.

6/18/2014 - SON İMPARATORUN ACIKLI SAN REMO GÜNLERİ
Geçenlerde yolumu San Remo’ya düşürdüm. Çokları İtalyan Rivyerası’nda küçük şirin bir Akdeniz şehri olan San Remo’yu burada tertiplenen bir müzik festivali ile tanır. Halbuki burası yakın tarihimizin en acı sayfalarının cereyan ettiği bir şehirdir. Sultan Vahîdeddin, ömrünün son günlerini burada geçirmiş; burada vefat etmiştir.

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 >>