Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
CEM SULTAN’IN HAZİN DUASI

22 Ocak 2018 Pazartesi

Papalığın elinde esaret hayatı yaşayan Cem Sultan, Avrupalıların Osmanlı Devleti üzerindeki emellerine âlet edildiğini anlayınca, elini açıp dua etti.

Sultan Fatih’in vefatı üzerine geride bıraktığı iki oğlundan Bayezid’in taht mücadelesini kazanması üzerine, ikinci oğlu Cem Sultan’ın, acıklı gurbet hayatı başlamıştı. Bahtsız şehzâdenin hayatı, romanlara mevzu olacak derecede enteresan ve bir o kadar da hazindir.

Ağabeyine karşı giriştiği iki huruç hareketinde de muvaffak olamayan şehzâde, ailesinin bulunduğu Mısır’a gitmek isterken, Rodos şövalyelerinin eline düşmüştü. Onlar da kendisini 6 sene Fransa’da esir/misafir tuttuktan sonra Papa’ya teslim etmişlerdi.

Azat sözü kulağımıza geldi
Papa Innocentus’un 1492’de ölümü üzerine tahta dünyanın en ahlâksız şahsiyetlerinden biri olan Alessandro Borgia çıktı. Bunun devrinde Cem Sultan nisbeten serbest bir hayat yaşamaya başladı. Bu esnada macera romanlarıyla başı dönmüş hayalperest ve genç Fransa Kralı VIII.Charles, Rodos şövalyelerinden başka, Macar, Leh, İspanyol ve İskoç krallarıyla ittifak yapmıştı. Cem Sultan’ı da alıp Osmanlı ülkesine yürümeyi planlıyordu. Evvelce kendisine sığınan akılsız Bizans prensi Andrea’dan, Bizans tahtı üzerindeki haklarını satın almıştı.

 
Alessandro Borgia ve Fransa Kralı VIII. Charles

Bu esnada Avusturya İmparatoru da Macar, Leh ve Papalık ile Osmanlı aleyhine bir ittifak tertiplemiş; Memlûkleri de yanlarına çekeceklerini ummuştu. Papa, ordusuyla İtalya’ya giren Fransa Kralı’na Cem Sultan’ı teslim etmeyi kerhen kabul etti. Bunun üzerine elini açan bahtsız şehzâde, “Ya Rabbi, eğer bu kâfirler beni bahane edip ehl-i İslâm üstüne hurûc etmek kasdın ederlerse, beni ol günlere eriştirme, canımı kabz eyle!” diye dua etti.

Duası müstecab olmuş olacak ki, Roma’dan Napoli’ye götürülürken hastalandı. Fransa Kralı’nın başucuna gelip, “Artık hürsünüz” sözü üzerine, “Elhamdülillah azat ve halâs sözü kulağımıza geldi” dedi. Bunlar, son sözleri oldu. 25 Şubat 1495’te Napoli’de vefat etti. Beklenmedik vefatında 36 yaşındaydı. 12 sene esaret hayatı yaşamıştı. Vasiyetinde, cenazesinin kâfir elinde bırakılmamasını, borçlarının ödenmesini ve Kâhire’de kalan ailesine sahip çıkılmasını ağabeyinden rica ediyordu.


Avrupa menbalarında Cem Sultan

Ticaret mevzuu cenaze
Maiyeti Şehzâde’yi gasledip namazını kıldılar; tahnit edip kurşun tabut içinde Napoli’de kaldığı kraliyet sarayının avlusuna muvakkaten gömdüler. Vefatı üzerine padişah dâhil olmak üzere Osmanlı ülkesi mateme büründü. Üç gün dükkânlar açılmadı. Ruhu için, fakirlere 100 bin akçe sadaka dağıtıldı.

Avrupalılar, zavallı şehzâdenin na’şını bile ticaret mevzuu yaptılar; Fransızlar, ağabeyinden 50 bin duka altını istediler. Ama Fransa kralı seferden vazgeçip memleketine dönünce, cenaze Napoli kralına kaldı. O ise 5 bin duka teklif etti. Sultan Bayezid, bir harb gemisiyle elçi göndererek, Napoli kralına 8 gün mühlet verdi; aksi takdirde sahilleri işgal edeceğini bildirdi.

Böylece 4 yıl sonra teslim alınabilen cenaze, 1499 başında merasimle Mudanya üzerinden Bursa’ya getirildi. Türk mimarisinin en güzel numunelerinden olan türbesine defnolundu. Genç yaşta ölen ağabeyi Şehzâde Mustafa da bu türbededir. Sultan Bayezid, biraderinin maiyetini hoş tutmuştur. Tarihçi ve hukukçu İbni Kemal, fitne rüzgârını dindirip devleti sükûna kavuşturan bu elim vefat için şu beyiti söylemiştir:

Câm-ı Cem bâde-i fenâ ile çün
Oldı pür bâd-ı fitne buldı sükûn.

Cem Sultan, Arapça ve Farsça’dan başka, Latince, İtalyanca, Yunanca ve Fransızca bilirdi. Fransa’da yaşadığı esnada kendisine bazı eserler ithaf edilmiştir ki, Berlinghieri’nin Liber Geographia adlı coğrafya eseri böyledir. Çok usta bir şair olan Cem Sultan’ın Türkçe ve Farsça divanından başka eserleri de vardır.


Cem Sultan'ın Fransa günlerine dair Bourganeuf Mahkumu adlı roman

Nasıl öldü?
Cem Sultan’ın nasıl öldüğü üzerine münakaşalar bugün bile bitmemiştir. Vefatını yazan nedimi, nasıl öldüğünü anlatmamış; ancak yüzü, gözü ve boynunun şiştiğini, ama kendinde olup konuşabildiğini söylemiştir. Çok tabibler bakmış, ama çare bulamamışlardır.
Avrupalı tarihçiler, Papa tarafından şekere katılan zehirle öldürüldüğünü; Avrupa’nın Osmanlı aleyhine kullanılacak bir âlet haline getirdiği bu tehlikeli rakipten kurtulmak isteyen Sultan Bayezid’in de bunu tasvib ettiğini iddia ederler. O zamanlar İtalya’da zehircilik çok ileri bir sanattır.

Hoca Sadeddin Efendi, İstanbul’dan yollanan ve sonradan Koca Mustafa Paşa diye tanınacak olan Kapıcıbaşı Mustafa Ağa tarafından zehirli usturayla tıraş edilerek öldürüldüğünü söyler.

 
Cem Sultan Türbesi

Bazı tarihçiler, Papa’nın zehirlettiğini kabul eder; ama bunun padişahtan para koparmak için değil, Fransa Kralı’na canlı teslim etmemek için olduğunu iddia ederek, aksinin Borgia düşmanları tarafından uydurulduğunu söylerler.

Çok fena bir hayat yaşayan Şehzâde’nin teessüründen vefat etmesi de kuvvetle muhtemeldir. Maiyetinden birinin kaleme aldığı Vâkıât-ı Sultan Cem adlı eserden anlaşılan budur.


Cem Sultan'ın Roma'daki ikametgahı Castel d'Angelo

Cem Sultan ailesi
Cem Sultan’ın annesi Çiçek Hatun, kendisinden 3 sene sonra Kâhire’de vefat etti. Kızı Gevher-Mülk Sultan, Memlûk Sultanı Kayıtbay’ın oğlu Sultan Nâsır ile evlendi. Çok kötü tabiatlı bir adam olan Nâsır’ın vefatından sonra da Yanya Beylerbeyi Mehmed Bey ile evlendi; bir kızı oldu.

Cem Sultan’ın iki oğlundan Oğuz’u, babasının isyanı üzerine amcası idam ettirmişti (1483). 2.oğlu Murad’ın, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi üzerine Rodos’a sığındığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u fethinde (1522) oğlu Cem ile beraber idam ettirildiği söylenir. Şehzâde Murad’ın kızları İstanbul’a gönderilmiştir. Malta’da bu Cem’in soyundan geldiğini iddia eden Zammit adında soylu bir aile vardır.

 
Cem Sultan ve Papa - Pinturicciho'nun freski


 Önceki Yazılar
13.08.2018 - BİR AVUÇ DOLAR İÇİN

06.08.2018 - Türkiye-Amerika Münasebetleri - BİR DARGIN, BİR BARIŞIK

30.07.2018 - ŞERBETİN ALTIN ÇAĞI

23.07.2018 - DAĞ FARE DOĞURDU: II. MEŞRUTİYETİN İBRETLİ HİKÂYESİ

16.07.2018 - DANIŞIKLI DÖVÜŞ: SERBEST FIRKA

09.07.2018 - SAVCILAR NECİ İDİ?

02.07.2018 - MEVLÂNÂ VE MOĞOLLAR

25.06.2018 - SÜNNET, MܒMİNLERİ BAĞLAR

18.06.2018 - BU SEÇİM, BAŞKA TÜRLÜ BİR SEÇİM

11.06.2018 - İMAM GAZÂLÎ ve İHYA'DAKİ HADÎSLER

Diğer makaleler için tıklayınız...