Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
“ERMENİ MESELESİ HALLOLMUŞTUR!”

07 Eylül 2015 Pazartesi

1918’lere kadar dünya amme efkârı, Ermeni meselesi sebebiyle Türklere çok menfiydi. Ancak bazı baskılarla bu hava değişti. Ecnebiler, Ankara’ya destek vermeye başladı. Acaba ne değişti?

Ermeni sürgününden, müttefik Almanlar haberdardı. Hatta muhtemel bir Rus işgalinde, Ermeni milislerin lokal destek verebileceği gerekçesiyle İttihatçıları teşvik etmişlerdi. Naziler, tehciri model bile aldılar. Almanya’nın Ortadoğu İstihbarat Masası Şefi Yahudi asıllı arkeolog ve iş adamı von Oppenheim tehcirin mimarlarındandır. Aynı zamanda cihad ilanının mimarı da olan Oppenheim, Ekim 1914’de yazdığı memorandumda, Ermeni ve diğer gayrımüslim Osmanlı teb’asını aşağılayıcı bir dille anmıştır. Alman subaylarını Ermenilere sert davranmaya zorlardı. Jaeckh, Erwin Nossing, Friedrich Neumann, Helphand Parvus gibi Alman istihbaratçıları da işin öncüleridir. Parvus, Jön Türk darbesini destekleyen profesyonel ihtilalci bir Rus Yahudisidir.

Tehcir esnasında ekmek alan Ermeni kadın ve çocuğu

Alman subayları tehcir emirlerini şevkle yerine getirirdi. Osmanlı demiryolları departmanının başı Albay Böttrich, çoğunun öleceğini bildiği halde, Bağdadbahn’ın Ermeni çalışanlarının tehcirini imzalamakta tereddüt etmedi. Alman Subayı Wolffskeel, Urfa Ermenilerinin mukavemetinin kırılmasına katkıda bulundu. Sadece İzmir’de von Sanders ve Erzurum’da Erwin von Scheubener gibi bazı subaylar Anti-Ermeni politikaya karşı çıktı. Talat Paşa, Alman sefaretinden Dr. Mordtmann’a tüm iç düşmanları temizlemek için harbin avantajından faydalanmayı düşündüklerini söyledi. Böylece diğer devletlerin diplomatik müdahale ve baskısından kurtulacaktı. 31 Ağustos 1915’de Talat Paşa Alman sefirine tarihî sözünü söyledi: “Ermeni meselesi hallolunmuştur!”.

Cihan Harbi sırasında Kilikya (Güney Anadolu) ve Suriye’de Haçlı Seferleri zamanındaki gibi bir Ermeni Krallığı kurulması; başına da sultan olarak Suriye valisi Cemal Paşa’nın geçirilmesi planlanıyordu. Paşa, Fransız sempatizanıydı. İttihatçı arkadaşları ile arası iyi değildi. Fransız destekli projede, Rusların Osmanlı hükümetiyle anlaştığı; sürgünün bunun için yapıldığı; ama İngilizlerin karşı çıkması sebebiyle geri kaldığı söylenir. Cemal Paşa bundan sonra sürgün Ermenilerin acımasız düşmanı olacaktır.

 

    Osmanlı ordusunda Ermeni zâbitler. Ortada Carasso, sağda Oppenheim. Tehcirin mimarları.

Doğu Anadolu işgali sırasında, Rus ordusundaki Ermeni milisler, Müslüman halka katliâm yaparak tehcirin intikamını almak istediler. 1917’de Ruslar geri çekilince, Ermeniler askerî ve diplomatik sahada yalnız kaldı. Sovyetlerle Ankara’nın anlaşması üzerine de Ermeni davası rafa kalktı. Rusya için Ankara, Erivan’dan daha mühimdi. Ankara ile iyi münasebetler, Gürcistan ve Azerbaycan ile beraber Ermenistan’ı da Moskova’nın kucağına bıraktı. Bugün meselenin hallolmasını istemeyenlerin başına Rusya geliyor. Aksi takdirde Ermenistan Türkiye vasıtasıyla batıya açılacağından, Rusya’nın rahatça at oynattığı bir yer olmaktan çıkacaktır.

İngiltere ve Amerika, tehcire sesiz kaldı. Sonradan, gizli yürütülen projeyi geç duyduklarını söyledi. Halbuki İngiliz istihbarat raporları, herkesin her şeyden zamanında haberdar olduğunu göstermektedir. Amerika, insanî yardım adı altında Ermeni çocuklarını Protestan olarak yetiştirebilmek adına Amerika’ya götürmek dışında bir şey yapmadı. Amerikan amme efkârı, buradaki mülteci Ermenilerin propagandaları sebebiyle Türklere çok menfi idi. Ancak işadamlarının baskısı ile bu hava değişti; Washington, Ankara’ya destek vermeye başladı. Zira Musul’un Türkiye’de kalacağını tahmin eden Standart Oil petrol şirketi, Ankara ile anlaşmalar yapmıştı. Dahası, Amerikan hükümeti, 1919’da Anadolu’ya gönderdiği ve M. Kemal ile de görüşen General Harbord’un raporu istikametinde, Doğu’da azınlıkta bulunan Ermeniler için bir yurt kurulmasının mümkün olamayacağını kabul etti. Senato’dan da bu istikamette karar çıktı.

Rusya’nın kontrolünde otonom bir Ermeni devleti, İngiltere’nin Orta Doğu politikasına aykırı idi. İngiliz hâkimiyetindeki Musul petrol havzasının, Rusya veya Rusya kontrolünde bir uydu devlete sınır olması endişe vericiydi. 1918’de Osmanlı ordusu teslim olup İstanbul fiilen işgal edildikten sonra kurulan mahkemelerde, tehcir failleri mahkûmiyet aldı. Bunların bir kısmını İngilizler Malta’ya sürdü. Az sonra da Ankara’ya katılmaları için serbest bıraktı. Bu, İngiltere’nin Ermeni meselesine ne kadar ciddi baktığının göstergesidir. Esasen tehcir, İngiltere ve Amerika’nın merkezi olduğu global sermayenin arzusu ve Türkiye’ye biçilen ulus-devlet projesinin bir parçasıydı. İngiliz ve Amerikan hükümetleri isteseler de, Ermenilerin yanında yer alamazlardı. Dolayısıyla Anglo-Amerikan tarafı Ermeni meselesine karşı hep soğukkanlı durmuş; bu tavrını bugün bile muhafaza etmiştir. Suriye’yi alarak Ankara ile anlaşan Fransa, pek sahiplendiği Ermeni meselesini halının altına süpürmüştür.

 Sürgün Ermeni bir kadın ve çocukları

Lozan Antlaşması’nda Ermeni meselesi üzerinde durulmamıştır. Yalnızca sürgünlerin dönüşü ve tazminat hususunda mağdurlara bir senelik müddet verilmiştir. Artık Ankara’nın dostluğu, Ermeni ve Kürtler hatırına feda edilemeyecek kadar kıymetlidir. Tabir yerinde ise, Ermeni ve Kürtler, büyük devletler tarafından kullanılıp atılan bir mendil vaziyetine düşmüştür.

Ermeni Tehciri, ‘Yeni Dünya Projesi’nin Sultan Hamid’in tahttan indirilmesiyle başlayan Türkiye ayağının bir parçasıdır. Sistem baştan dizayn edilmiş; ulus-devlet modeline giden yolda her şey mübah görülmüştür. Önce Sultan Hamid ve devrine ait bütün izler silinmiş; hanedan kontrol altına alınarak güçsüzleştirilmiş; bir takım reformlarla din ve ulema sindirilmiş; azınlıkların sürgünüyle Anadolu gayrı Türk unsurlardan arındırılmış; Arapları imha hareketi ile ulus-devlet projesine iyice yaklaşılmıştır. Bu ‘millî’ hareketin mimarları ise başta Carosso olmak üzere Türk değildir. Projenin semereleri Cumhuriyet devrinde devşirilmiştir. O zamanlar moda olan faşizmden ilhamla, devlet mukaddesleştirilerek, liberalinden dindarına her kesimin, bu cinayetleri kahramanlık, vatan, millet adına sahiplenmesi temin edilmiş; müşterek hayalî düşmanlar meydana getirilmiş; tarih dezenfektasyona tâbi tutularak yeni nesillerin beyni esaslı bir şekilde yıkanmıştır.

 Ermeni yetimler gemiyle Yunanistan'a götürülüyor


 Önceki Yazılar
13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

02.10.2017 - MAZİNİN MAHZUN ŞAHİTLERİ: MEZARTAŞLARI

25.09.2017 - AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN - Şekerin hikayesi

18.09.2017 - OSMANLI PADİŞAHINDAN, KITLIK ÇEKEN İRLANDA HALKINA…

11.09.2017 - İSTANBUL TIBBİYE MEKTEBİ, AVRUPA İLE BOY ÖLÇÜŞÜYOR

Diğer makaleler için tıklayınız...