Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
VİYANA TÜRKLERİ HİÇ UNUTMADI

06 Nisan 2013 Cumartesi

Avrupa'nın kalbi sayılan şehirlerden Viyana'yı Osmanlılar iki defa kuşattılar. 1529 ve 1683 tarihli bu iki kuşatmadan netice alınamadı. Ancak Viyanalılar bunları hiç unutmadı. Her sene şehirlerinin Türklerden kurtuluşunu kutlamaktadırlar. Üstelik şehrin her yanında, o devirden kalma hatıralar vardır. Asırlarca Osmanlı hâkimiyetinde kalmış Balkan şehirlerinde bile bu kadar Türk izine rastlamak mümkün değildir
 

Sultan I. Mahmud'un elçİsİnİn resmİ bulunan saray
Osmanlıları yenen meşhur kumandan Prens Eugene, elde ettiği servet ile şimdi resim galerisi olan bu Viyana'nın sembollerinden  Belvedere Sarayı'nı yaptırmıştır. Duvarında Prens Eugene'i, Sultan I. Mahmud'un elçisi ile görüşürken tasvir eden bir resim asılıdır.
 

O GÜNÜ HÂL UNUTAMADILAR
Viyana'ın en eski ve büyük parklarından olan Prater'de, 1920'lerden kalma bir dönme dolap hâlâ çalışmaktadır. Bunun müzesinde, Viyana tarihini tasvir eden resim ve biblolar vardır. En dikkat çekici olanı ise Osmanlı İmparatorluğunun 1683'teki II. Viyana Kuşatmasıdır. Kuşatmanın 200. yıldönümünde Stefan Katedrali'nde mermerden bir âbide yaptırıldı. Türkenbefreiungsdenkmal (Türklerden Kurtuluş Âbidesi) adlı anıtta  üzerinde Türklerden kurtuluşa yardımcı olan tarihî şahsiyetler tasvir edildi.
 

“ALLAH?ALLAH”?SESLERİ
Fırıncı Josef Schulz, kuşatma sırasında bir gece fırının bodrumundan ses geldiğini işitir. Bu, şehre doğru tünel kazan Osmanlı lağımcılarının “Allah Allah” sesleridir. Mesele anlaşılınca, bodrumu suyla doldurarak teşebbüsü engellerler. Baba Schulz böylece bir halk kahramanı olur. Fırıncıların bu kahramanlığı hatırına 1783'te Innungshaus yaptırıldı.
 

KALEYİ DELEN ÇERKEZ DAYI
Evliya Çelebi'nin anlattığına göre 1. Kuşatma sırasında surlarda açılan bir gedikten şehre dalan Osmanlı askeri Çerkez Dayı, neden sonra içeride tek başına olduğunu fark eder ve şehid olana kadar çarpışır. Kral Ferdinand bu büyük kahramanı şehid olduğu eve defnettirir. Gâvur Sokağı'ndaki (Strauchgasse) bu evin köşesinde Çerkez Dayı'nın kılıç sallayan bir heykeli bulunmaktadır.
 

UYANIK LEH KAHVEMİZİ KAPTI!
Osmanlı çadırlarında bulunan çiğ kahve çekirdekleri sayesinde, Viyanalılar kahve tiryakisi olmuş, Viyana da kahvesi ve kahvehaneleriyle tanınmıştır. Kuşatma sırasında tercümanlık maksadıyla Osmanlı hatlarına girip çıkan Leh Yahudisi Kolschitzky, herkesin deve yemi zannettiği çuval içindeki çekirdekleri tanıyıp satın alarak çeşitli tecrübelerden sonra süt ve şeker eklemek suretiyle bugün Melange denilen an'anevî Viyana kahvesini bulmuş; şehirdeki ilk kahvehaneyi açmıştır.
 

“TÜRKLER GELİYOR” ÇANI! 
Osmanlılardan kalma 200 kadar top ve diğer metal silahlar eritilip 1711'de Pummerin adı verilen büyük bir bronz çan yapılarak Stefan Katedrali'ne asıldı. Yaklaşan Osmanlı tehlikesi kiliselerde çalınan çanlarla haber verilirdi. Papa III. Calixtus'un emriyle 1456 tarihli Belgrad Kuşatması'ndan beri Avrupa'da Türk çanı adıyla bütün kiliselerde muayyen zamanlarda çan çalınmakta; muayyen dualar okunmaktadır. St. Stefan Katedrali'nin dışında kuzey duvarında bulunan Capistrankanzel adı verilen heykelde,  Türklerin gazabı hakkında vaazlar veren Johannes von Capistrano'nun ayakları altında ezilen bir yeniçeri tasvir edilmiştir. Fransisken rahipleri yaptırmıştır.

 
 

VEZİRİAZAMIN OTAĞI SERGİDE
Viyana'daki Arsenal Harp Tarihi Müzesi'nde kuşatmadan kalma sancaklar, tuğlar, tolgalar ve silahlar ile veziriazama ait olduğu sanılan otağ teşhir edilmektedir.
 

 
HİLALİ KRUVASAN YAPIP YEDİLER
Almanların kipferl (hilâl) dedikleri kruvasan da Viyana kuşatmasından kalmadır. Şehir kurtulunca, bunun sevinciyle pastacılar, Türklerden öğrendikleri milföy hamuruyla hilâl şeklinde bir çörek yapmış ve Viyana kahvesi yanında yenmesi âdet olmuştur. Alman prensesleri vasıtasıyla Fransa'ya getirilmiş; adına kruvasan (mukaddes haç) denilmiş ve buradan dünyaya yayılmıştır.


Türkler de Viyana’yı unutamadı

Viyana, hiç Osmanlı hakimiyetine girmedi. Ama nice Anadolu şehrinden fazla Osmanlı izini barındırıyor. Viyanalılar iki defa kapılarına gelen Osmanlıları hiç unutmadı. Ama Türkler de Viyana'yı yüreklerinden çıkaramadı.

 

Viyana, hiç Osmanlı hakimiyetine girmedi. Ama nice Anadolu şehrinden fazla Osmanlı izini içinde barındırıyor. Viyana’ya çeşitli seyahatlerin her birinde bu izlerden yenilerini keşfettik. Avrupa’nın bu en eski ve güzel şehirlerinden biri, Türk tarihinde bu kadar yer tutsun, olur şey değil. Şurası bir gerçek ki, Viyanalılar iki defa kapılarına gelen Osmanlıları hiç unutmadı. Ama Türkler de Viyana’yı yüreklerinden çıkaramadı. Meşhur Viyana kahvehanelerinde, Osmanlılardan öğrendikleri kahvenin mis gibi kokusunun peşinden eski sokakları dolaştık. Her köşebaşında bize ait nişanlara rastladık. Bunlardan bazılarını sizinle paylaşıyoruz...


 
SCHÖNBRUNN SARAYI
Avusturya İmparatorlarının yazlık sarayıdır. 1867’de Viyana’yı ziyaret eden Sultan Aziz burada misafir edilmişti.

 
VİYANA’NIN ÇAMLICASI: KAHLENBERG TEPESİ
Viyana’nın en güzel manzarasının seyredildiği tepedir. Kahlenberg’e eskiden “Sauberg (Domuz Dağı)”; komşusu Tuna manzaralı tepeye ise “Kahlenberg” denirdi. Jan Sobieski, bu iki tepenin ardından dolaşıp, Osmanlı ordusunun sağ kanadını mağlup etmişti. Taarruzun yapıldığı 12 Eylül sabahı buradaki Kapusen Manastırı’nda Sobieski’nin de katıldığı bir âyin tertiplenmişti. Şimdiki Kahlenberg’de Viyana’nın Türklerden kurtuluşu şerefine St. Joseph Kilisesi yapılmıştır. Duvarında Osmanlı ordusunu yenerek şehri kurtaran Polonya Kralı Jan Sobieski’ye şükran tabelası vardır. Şimdi Sauberg’e “Kahlenberg”, öteki tepeye ise “Leopoldsberg” deniyor.


 
TÜRKENSTEİN (TÜRK TAŞI)
Viyana yakınında Mauerbach ormanında Osmanlılardan kalma mezar taşları ve büyük bir tuğra vardır. Rivayete göre Belgrad’ı düşüren Avusturyalı kumandan Laodon, zafer nişanesi olarak buradan vali İbrahim Paşa’nın mezar taşını söküp Viyana’ya getirip arazisi içindeki bir duvara monte ettirdi. Sonradan tarihçi Hammer, yazıları okuyarak bu İbrahim Paşa’nın vali değil, elçi olduğunu tespit etti. Osmanlıca bilmedikleri için tuğrayı ters koymuşlardır.


 
TÜRKENSCHANZPARK (TÜRK TABYASI PARKI)
Kuşatma sırasında Osmanlı tabyasının bulunduğu yerde, İmparator Franz Joseph’in emriyle 1888’de güzel ve büyük bir park yaptırılmıştır. Girişte ay-yıldızlı süslemeler vardır. 1991 senesinde bu parkta Osmanlı üslubunda bir çeşme inşa edilmiştir.

 


 


 
TÜRKENRİTTHOF 
(TÜRK GEZİNTİSİ AVLUSU)
Kuşatmadan sonra her yıl burada Osmanlılardan kurtulmanın şerefine 24 Ağustos’tan (Aziz Bartelemi Yortusu) sonraki Pazar günü bir festival tertiplenir; Kara Mustafa Paşa’yı temsil eden birisi eşeğe ters bindirilip gezdirilerek güya Osmanlılar aşağılanmış olurdu. Taşkınlıklar sebebiyle Kral I. Leopold tarafından yasaklandı.

 
TÜRKENKOPF (TÜRK BAŞI)
Avusturya’da pek çok evin girişinde çatık kaşlı, pala bıyıklı, sarıklı bir Türk başı tasvir edilmiştir. Lenau Sokağı 3 numaradaki baş en dikkate değer olanıdır.


 
TÜRKENREİTER (TÜRK SÜVARİSİ)
Kuşatma sırasında Kara Mustafa Paşa’nın çadırının bulunduğu yerde, bu hatırayı yaşatmak üzere elinde pala sallayan sarıklı bir Osmanlı süvarisi heykeli yaptırılmıştır.

 Önceki Yazılar
11.12.2017 - GÖNÜLLERDEKİ KUDÜS

04.12.2017 - ACILARLA ÖDENEN KEFÂRET: HADİCE SULTAN’ın HİKÂYESİ

27.11.2017 - KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇ

20.11.2017 - BİR MUHALİFİN PORTRESİ: MUSTAFA SABRİ EFENDİ

13.11.2017 - ADRİYATİK'TE OSMANLILAR - KARADAĞ SEYAHAT NOTLARI

06.11.2017 - KATALONYA’NIN BİTMEYEN MÜCADELESİ

30.10.2017 - OSMANLI HANEDANI HAYATINI BİR KADINA BORÇLUDUR

23.10.2017 - HAREMEYN’DE OSMANLI MÜHRÜ

16.10.2017 - OSMANLILARIN HAREMEYN’E HİZMETLERİ

09.10.2017 - SUYA AKSEDEN OSMANLI MEDENİYETİ

Diğer makaleler için tıklayınız...