Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ERMENİ AÇILIMI: İMPARATORLUK MİRASINA SAHİP ÇIKMALI

14 Ekim 2009 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

Bugün İttihatçıların kirli ve kanlı işlerini savunarak bu mevzuda resmî bir ideoloji inşa etmek yerine, imparatorluk mirasına sahip çıkmak daha doğru olacaktır. Böylece Türkiye için yurt dışında mühim bir lobi kazanılabilir.

Mitolojilerine göre Ermeniler, Hazret-i Nuh’un oğlu Yafes’in torunu Hayik’in soyundan geldikleri için, kendilerine Hayik derler. Aziz Gregoryus tarafından Hıristiyan yapıldıkları için de Gregoryen diye bilinirler. Toplu halde Hazret-i İsa’ya iman eden ilk halktır. Müslüman Türkler Anadolu’ya gelmeye başladığı sıralarda, Anadolu’nun doğusunda ufak Ermeni prenslikleri bulunuyordu. Ortodoks Bizanslılar, ayrı mezhebden Ermenilerin iktidarına son vermiş; Ermenistan Bizans ve İran arasında paylaşılmıştı.

HAYİK'İN ÇOCUKLARI

Mitolojilerine göre Ermeniler Hazret-i Nuh oğlu Yafes oğlu Gomer’in torunu Hayik’in soyundan gelirler. Aziz Gregoryus tarafından Hıristiyan yapıldıkları için de Gregoryen diye bilinirler. Kendilerine Hayik diyen bu kavme başkaları yaşadıkları coğrafya itibariyle Ermeni demektedir. Müslüman Türkler Anadolu’ya gelmeye başladığı sıralarda, Anadolu’nun doğusunda ufak Ermeni prenslikleri bulunuyordu. Bizanslılar, Ermeni prensliklerine son verdi. Ermenistan, Bizans ve İran arasında paylaşıldı.

Ermeniler, Osmanlılarda millet sistemi içinde mütalaa edilen üç milletten birisidir. Diğerleri Rumlar (bütün Ortodokslar) ve Yahudilerdir. Bu sebepledir ki, Ermeni ırk ismi iken, aynı zamanda da bir Hıristiyan mezhebini ifade etmeye başlamıştır. Ermenilerin de mensup bulunduğu Hıristiyanlığın Monofizist nazariyesi, Hazret-i Îsâ’nın varlığında ulûhiyet ile insanlığın tek ve aynı özde (cevherde) birleştiğine inanmaktadır. Bu bakımdan Düofizist olan Ortodoks ve Katoliklerden ayrılırlar. Suriye’deki Süryanî ve Marunî kiliseleri ile Mısır’daki Kıbtî kilisesi de Ermeniler gibi Monofizisttir.

 

Ermeni muhacirler

MİLLET-İ SÂDIKA

Bizanslılar, kendi mezheplerinden olmayan Ermenileri baskı altında tutardı. Bu sebeple Ermeniler, Bizanslılara karşı Türkleri desteklediler. Türk fethinden sonra diğer yerli halklar gibi, bunlara da vatandaş statüsü tanındı. Çoğu sanat sahibi bir millet olan Ermeniler, Türklerin gelişiyle Anadolu’ya yayılıp şehir ve kasabalarda faaliyet icra etme imkânı buldular. Hatta Fatih Sultan Mehmed ilk kez bir grup sanatkâr Ermeni’yi o zamana kadar gelmelerine izin verilmeyen İstanbul’a getirtip yerleştirdi. Bursa katogikosu Hovakim’i de Ermeni Patriği olarak tanıyarak Yenikapı’daki Ermeni Patrikhanesi’ni kurdu. Ermenilerin üç mukaddes merkezi vardı: Sırasıyla Bugünki Ermenistan’da Eçmiyazin, Van’da Ahtamar ve Adana’da Sis (Kozan). İstanbul’daki patriklik bir idarî merkez olarak tanınmıştır. Doğuda Ermenilerden boşalan köy ve kasabalara Türk ve Kürtler yerleşti.

Ermeniler, toplu halde Hıristiyan olan ilk halktır ve IV. asırdan beri Gregoryen mezhebindedir. XIX. asır başlarından itibaren Fransızların propagandaları neticesinde bir grup Ermeni, Katolik mezhebine geçti. Böylece Fransa, Lübnan’daki Marunilerden sonra, Osmanlı ülkesinde hâmiliğini üstlenerek hükümet üzerinde baskı kurabileceği bir azınlık kitlesi daha temin etti. Bu asrın sonlarında İngiliz ve Amerikalıların propagandaları ve Tarsus, Harput, Merzifon gibi Ermenilerin çokça yaşadığı şehirlerde açtıkları mektepler sayesinde az bir Ermeni, Protestan oldu. Osmanlı kayıtlarına göre 1914 senesinde Osmanlı ülkesindeki Ermeni nüfusu 67 bini Katolik olmak üzere 1.230.000 civarında idi (nüfusun % 6,6’sı). Osmanlı II. Meşrutiyet meclisinde devamlı 14 Ermeni mebus bulunurdu.

Ermeniler sanatkâr bir millet olduğu için Osmanlı ekonomisinde çok önemli bir rol oynamış ve her yerde aranır duruma gelmişlerdir. Türkler tarafından fethedilen veya yeni kurulan her şehir ve kasabada Ermeniler bir mahalle kurarak esnaf ve sanatkâr olarak hizmet görmüşlerdir. Anadolu’nun hemen her şehrinde Ermeni sanatkârlar vardı. Ziraat tekniklerinde de ileriydiler. Ermeniler Türkçeyi en doğru konuşan ve Türk kültürüne en yakın yaşayan topluluk idi. Yunan isyanından sonra Rumlar tarihî itibarlarını Ermeniler lehine kaybetti. Zamanla Ermeniler, ülke ticaretini ellerinde tutan ve bankerlik vesilesiyle ordu ve bürokratlara nüfuz edebilen Yahudilerle rekabete başlayarak onları geçtiler. Hatta Patrona Halil ve Kabakçı Mustafa ihtilallerinin hep Ermenilerin Yahudilere karşı olan bu malî üstünlüklerini bertaraf etmek için planlandığı söylenir.

Tehcire tâbi tutulan iki Osmanlı Ermeni kardeş

SORULMAYAN SORU

Son asırda Rusya, kendilerine yakın gördükleri ve Anadolu’daki emellerine yardım edeceğini düşündükleri Gregoryen Ermenileri himaye siyasetine başladı. Doğu Anadolu’da Ermeni hâkimiyeti kurulursa, burası üzerinden Kilikya yoluyla Akdeniz’e açılacağını hesaplıyordu. Bu sebeple 93 Harbi mağlubiyeti üzerine imzalanan Berlin Anlaşması burada bir Ermeni yurdu kurulmasına imkân veriyordu. Sultan Hamid İngilizlere yaslanıp bunu savsakladı. Üstelik Kürtlerden Hamidiye Alayları kurarak, muhtemel Rus yayılmacılığına bir ön tedbir almak istedi.

Bu sefer Ruslar, Taşnak (solcu) ve Hınçak (sağcı) partilerini kurup, milis teşkil ederek, Ermeniler arasında ihtilâl tahrikinde bulunmaya başladı. [Bugünki PKK gibi.] Yerli halkı taciz ederek gençleri kendi içlerine çekmeye çalıştılar. Anadolu’nun muhtelif yerlerinde patırtılar [Osmanlı makamlarının hâdiselere verdiği isim budur] çıkmaya başladı. O zaman hükümeti ellerinde tutan İttihatçılar, bunlarla baş edemeyince, tertipleyenleri bulup cezalandıracak yerde, hıncını isyanla alâkası olmayanlardan çıkardı. Halbuki Osmanlı hukukunun anayasası mesâbesindeki Kur’an-ı kerimde “Kimse kimsenin suçunun cezasını çekmez!” der. İttihatçılar, kendi siyasî zaaflarını, hep cinayetlerle örtbas etmeye kalkışmıştır. Siyasetlerine muhalif olan devlet adamı, asker ve gazetecilerden öldürttükleri ya da sürgüne göndererek hayatlarını kararttıkları gibi; Türk, Ermeni ve Arap Osmanlı vatandaşlarına da çok kara günler yaşatmışlardır. Asırlarca sessiz sedasız yaşayan ve “millet-i sâdıka” diye tanınan Ermenilerin niye kıyama kalktıklarını kimse düşünmemiş; bundan dolayı o zamanki idarecilerin basiretsizlikleri görmezden gelinmiştir.

TEHCİR KANUNU

Cihan Harbinin patlak vermesi üzerine, iktidardaki İttihat ve Terakki Fırkası, Rus cephesine yakın yerlerde yaşayan Ermenilerin, düşmana yardım edebilecekleri gerekçesiyle Suriye’ye tehcirine [göçürülmesine] karar verdi. 14 Mayıs 1915 tarihli “Sevk ve İskân Kanunu” ile bu tehcir gerçekleştirildi. Rumeli ve Anadolu’nun Rus cephesine yakın veya uzak bölgelerinden kadın, erkek, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar, hasta, sağlam, yüz binlerce Ermeni, köy ve şehirlerinden yaya olarak istasyon merkezlerine getirildi. Buralardan trenlerle veya yaya olarak güneye sevkedildi. Gücü yetenler tehciri önceden işitip, Rusya’ya kaçmaya muvaffak olmuşlardı.  Gelin görün ki, sadece Anadolu’nun doğusundakiler değil, her nedense Rus cephesinden çok uzak bulunan İzmit, Samsun, Afyon, Yozgat gibi şehirlerdekiler de tehcire tabi tutuldu. İstanbul ve İzmir Ermenileri ile Amasya ve Kayseri gibi yerlerdeki bazı Ermeni aileler sürgünden istisna edildi. Osmanlı askeri veya memuru olan Ermeniler de sürgünden muaf tutuldu ise de ailelerinden ayrılmak istemeyenler zarurî sürgüne katıldı. Sürgünden muaf tutulanlar ya Katolik, ya da İttihatçılarla arası iyi olan Hınçak partisine mensup olanlardı.

Bazı Ermenilerin kelime-i şahadet getirerek müslüman olma teşebbüsleri kendilerini sürgünden kurtaramadı. Kimileri, bakır kap-kacaklarını ve paralarını gömmeye muvaffak oldular. Bazıları ise koyun, sığır, at, zahîre, tiftik gibi mallarını, hatta ev eşyaları ve paralarını güvendikleri Türk komşularına “Dönersek yarısı, dönmezsek tamamı sizin” diyerek emanet ettiler. Çoğu da küçük çocuklarını, yolda telef olacaklarını düşünerek Müslüman ailelerin yanına bıraktılar. Bir daha dönemedikleri için bu çocuklar o ailelerin yanında Müslüman olarak büyütüldüler. Yolda ölen ailelerin hayatta kalan çocukları da yetimhanelere yerleştirildi. Bu sayı Osmanlı kayıtlarına göre 10 bin, Ermenî iddialarına göre 50 bindir. Çeteler ve jandarmalar yolda sürgünleri sıkıştırarak gömdükleri eşya ve paraların yerlerini öğrendiler. Anadolu’da bazılarının birdenbire ortaya çıkan servetleri böyle izah edilir.

Anadolu’nun Rus cephesine yakın veya uzak çeşitli bölgelerinden takriben 900 bin kişi tehcir edildi. Sürgünler, Suriye şehirlerinde % 5’i geçmemek üzere iskân edilecekti. Ancak bunların ancak yarısı Suriye’ye varabildi. Mühim bir kısmı yolda soğuk, açlık ve hastalıktan; bir kısmı da çete baskınlarında öldüler. Sultan II. Mahmud, şarktaki Kürt beylerinin muhtariyetini kaldırmıştı. Tımar kaldırılınca toprak kirası ihaleyle toplanmaya başlandı. Ermeniler de bu ihalelere girip kazandılar. Böylece Şark’ta Kürtlerden boşalan hâkimiyeti bir bakıma zenginlikleriyle ele geçirdiler. Bu ise bazı Kürtleri çok rahatsız etti. Tehcir sırasında bu talihi dönmüş halktan hınçlarını çıkardılar. Türk ve Çerkez eşkiyadan da buna iştirak eden az değildi. Hükûmet kuvvetlerinden de bu katliâma iştirak ederler oldu. İttihat ve Terakki erkânı, bu tehcirde Ermenilere çok eziyet edildiğini, tehcir kervanına mezâlim icra eden çetelerin, mahallî idarecilerin emrinde hareket ettiklerini itirafa mecbur kaldı. 


Ermeni muhacirler

SİYONİST PARMAĞI MI?

O sıralarda Kilikya ve Suriye’de Haçlı Seferleri sırasında olduğu gibi bir Ermeni Krallığı kurulması ve başına da sultan olarak Suriye valisi ve İttihatçıların önde gelenlerinden Cemal Paşa’nın geçirilmesi hususunda Rusların hükümetle anlaştıkları rivayet edilmişti. Güya tehcir de bunun için gerçekleştirilmişti, ama İngilizlerin karşı çıkması sebebiyle proje gerçekleşememişti.

Ermenilerin sürülmesi, aslında öteden beri İngilizlerin safında yer almış bulunan Yahudi lobisinin bir zaferi olarak görüldü. İki asırlık rekabet neticesinde Ermenilerden boşalan meydan bunlara kaldı. Sultan Hamid’e tahttan indirildiğini tebliğ eden meşhur Musevî mebus Emmanuel Karaso, Sadrıazam Talat Bey’in sırdaşı ve bankeriydi. Hatta Talat Bey (Paşa) yurt dışına kaçarken, bütün servetini buna emanet etmişti. Siyonist teşkilatına yakınlığı rivayet olunan Masonlarla İttihat ve Terakki fırkasının irtibatı da bilinen bir keyfiyettir. Mamafih “Men eâne zâlimen, sallatallahu aleyh” [Kim zâlime yardım ederse, Allah onu ona musallat eder] sözü tecelli etti ve II. Cihan Harbi esnasında İttihatçı artığı hükümetin koyduğu Varlık Vergisi sebebiyle hayli Yahudi ülkeyi terke mecbur kaldı.

Hemen hepsi sanat sahibi olan Ermenilerin sürülmesi ile memleket ekonomisi hayli zaafa uğradı. Ermenilerin sürülmesi ile Anadolu’da atlara nal çakacak kimse kalmamıştı. Çünki nalbantlık, dokumacılık, kuyumculuk, kumaş boyacılığı gibi sanatlar hep Ermeniler tarafından icra ediliyordu. Ermenilerden kalan 40 küsur bin gayrımenkul de hazineye intikal ederek İttihat ve Terakki ricali tarafından iç edildi. Kalanları kırklarda hükümet tarafından yakın çevreye peşkeş çekildi. Onlar da bu araziyi satarak servetlerine servet eklediler. Bu sayede geniş toprakları ellerinde tutan bazı köy ağaları türedi.

KAPANAN ADLİ DOSYA

Tehcirin intikamı gecikmedi. 1916 yılında Rus işgal kuvvetleriyle Anadolu’ya giren Kafkasya Ermenileri, sürülen yakınlarının intikamını almak için katliama başladılar. Doğu Anadolusunda yaşayan, güçlerinin yettiği Türkleri, kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden katlettiler. Şu anda yer yer ortaya çıkan toplu mezarlar hep bu katliamlardan kalmadır. Yani Ermenilerin yaptıkları bu katliamlar, hep sürgünden çok sonrasına aittir. Dolayısıyla tehcirin gerekçesi değildir. Tehcir 1915 yılında gerçekleşmiştir. Bu toplu mezarlar ise, en az üç yıl sonrasına, 1918 yılına aittir. Halbuki o tarihte Anadolu’nun doğusunda tek bir Ermeni kalmamıştı. Bu cinayetlerin sorumlusu da Ermeni halkı değil, Cihan Harbinde Ruslarla beraber Anadolu’ya gelen Ermeni çeteciler idi. Bir başka deyişle tehcir, emniyeti temine yetmemiş; bilakis 1918 katliamlarına sebep teşkil etmişti. Mamafih nasıl bir avuç serserinin isyan çıkarması topyekûn sürgünü haklı çıkarmazsa, sürgün de bu katliamları haklı kılmaz. Çünki zarara zararla mukabele edilmeyeceği umumî prensiptir. Ancak kavgayı önce başlatmak da az kabahat değildir.

Kırım’dan bu yana kaybedilmiş binlerce kilometrekarelik vatan topraklarından hicrete mecbur kalan ve bu uğurda çok acı çekmiş insanların torunları olarak topyekûn sürgünü, hele kadın, çocuk ve yaşlılardan alınan bir intikamı savunmak hayli şaşırtıcıdır. “Dünyada örneği var! Amerika da yapmış, Norveç de!” demek de kimseyi temize çıkarmaz. Sui misal emsal olmaz (Kötü örnek, örnek olmaz) sözü meşhurdur. Devlet, suç teşkil eden işlerin faillerini arayıp bulur ve cezalandırır. Bundan dolayı başkalarından intikam almaz. Osmanlı Devleti’nde hiçbir zaman başka din ve ırk mensuplarına karşı -bugün yükselişi endişeyle izlenen- şovence yaklaşımlara rastlanmamıştır. Bu, dikkate değer bir noktadır. Bazen hamâsî görülen fikirler, adalet ve dinî prensiplerle ters düşebilir. Ne gariptir ki, bugün en şuurlu muhalifleri bile, kendilerini bir imparatorluğu batıran İttihatçıların kabahatlerini savunmak mecburiyetinde hissetmektedir. İttihatçıların kirli ve kanlı mirasını savunmak yerine, imparatorluk mirasına sahip çıkmak yerinde olacaktır.

1915 senesinde yaşanan hâdiseler, genosit (soykırım) olarak izah edilebilir mi? Buna cevap vermek güç. Mamafih dünyada sırf bir ırka veya dine mensup olduğu için yapılan topyekûn sürgünü genosit sayma olarak temayülü vardır. Osmanlı kayıtları 1915’ten önce olanları patırtı, kıtal veya mukâtele; 1915’te olanları da tenkil ve tehcir olarak vasıflandırmaktadır. Kıtal, karşılıklı öldürmek; tenkil uzaklaştırmak, tehcir de göç ettirmek demektir. Tehcir ile Nazilerin yaptıkları arasında benzerlik olmadığı ortadadır. Hatta bazıları soykırımın çok sistemli bir iş olduğunu, Türklerin bunu yapabilecek kabiliyetinin bulunmadığı ironisini de gözler önüne sermiştir. Adı ne olursa olsun, bazı üzücü hâdiseler yaşanmış ve bundan dolayı insanlar acı çekmiştir. Bunu inkâr etmek mümkün değildir. Ama bu acıları politika malzemesi yapmak da çok yanlıştır. “Arşivler açık, tarihçiler gelsin baksınlar!” demek de meseleyi çözmez. Çünki arşivler umumiyetle zamanın idarecilerinin isteğine göre düzenlenmiş vesikaları ihtivâ eder. Üstelik bugün devlet arşivlerinin ancak bir kısmı incelenmeye açıktır. Ermeni tezini destekler gibi görünen bir vesika ezkaza bulununca, sahte damgası basılırsa; Ermeni tezinin de objektif olarak ele alındığı ilmî toplantılar reaksiyonla karşılaşırsa; böyle bir ortamda gerçeklerin ortaya konarak meselenin çözülmesi mümkün olamaz.

ÇARE NE?

Öyleyse öncelikle şöyle denebilir: “Birinci Cihan Harbi sıralarında Türk, Kürt, Ermeni, Rum ve Arap aslından Osmanlı vatandaşlarının yaşadığı sıkıntı ve çektiği acılar için üzgünüz. Ancak bunlardan biz mes’ul sayılamayız. Bunlar halkın iradesiyle değil, darbeyle iktidara gelen İttihat ve Terakki Fırkası ile onun akıl hocası Almanya’nın başının altından çıkmıştır. O gün yapılanları bugün tasvip etmek mümkün değildir. Çünki neticesinde koca bir imparatorluk batmış; bu işten esas zararlı çıkan da Türkler olmuştur”. Dünya amme efkârı bu kadarını bile beklemediği için muhtemelen Türkiye’ye karşı tavrından vazgeçecektir. “Biz kimseyi öldürmedik!”, hatta “Biz kimseyi sürgüne göndermedik” demekle iş hallolmuyor. “O halde bu topraklarda yaşayan bir milyona yakın Ermeni nerede?” diye sorarlar ve bundan sonra söylenenleri kimse ciddiye almaz.

Harb kaybedilip, İttihat ve Terakki hükümeti çökünce ileri gelenleri yurt dışına kaçmıştı. Bu işlerin baş mesullerinden Talat Paşa ve Bahaddin Şakir Berlin’de, Cemal Paşa Tiflis’te, Said Halim Paşa Roma’da, Enver Paşa da Tacikistan’da Ermeni komitacılarınca vuruldu. 1919 yılında İstanbul’da kurulan Divan-ı Harb, geride kalan İttihatçı erkânını Ermeni mezâliminden dolayı muhakeme edip çeşitli cezalara çarptırdı.  Dolayısıyla bu hâdisenin adlî dosyası kapandı. Bir suçu işleyen cezasını gördükten sonra, artık onun yakınlarını hâlâ bu işten sorumlu görmek olacak iş değildir. Ancak Ankara hükûmeti İstanbul’un işgalinden sonra hükûmetin aldığı kararları geçersiz saymaktadır. Bu ise meselenin çözümünü zorlaştırmaktan başka işe yaramaz.

Resmî makamların esas korktuğu muhtemelen bu hâdiselerden ötürü tazminat ve toprak talebinin gündeme gelmesidir. Mamafih Cihan Harbi’nden sonraki milletlerarası anlaşmalarla bu gibi talepler için muayyen bir müddet tanınacağı, bu müddetin geçmesiyle talep imkânının düşmüş sayılacağı hükme bağlanmıştı. Kaldı ki bu hâdiselerde zarar gördüğünü ispatlayanlara tazminat, hatta toprak vermek, koca ülkenin ne haysiyetini, ne de güvenliğini sarsar. Üstelik ekonomik ve politik faydası bile olabilir. Anadolu’nun doğusunda eski Ermeni köylerindeki kıraç topraklara gelip yerleşecek Ermeni de zor bulunur. Bu hususta diplomatça davranmak, kaybedilen eski vatan topraklarındaki Türk talepleri için de elverişli bir zemin hazırlamaya yardım edebilir.

Bugün Halep, Şam, Amman ve Beyrut başta olmak üzere Ortadoğu’nun hemen her şehrinde Ermeniler yaşamaktadır. Fransa, İsviçre ve Amerika’da da mühim sayıda Ermeni yaşar. Azınlık psikolojisiyle izah edilebilecek şekilde hemen hepsi parlak bir sosyal mevki kazanmıştır. Bunlar aralarında Türkçeyi ve Türk âdetlerini hâlâ yaşatır; hatta Türkiye’yi vatanları olarak görürler. Türkiye’den gidenler bunlardan umumiyetle hüsnükabul görürler. Bunlar Türkiye için yurt dışında mühim bir lobi faaliyeti yürütebilir.
Bugünki Ermenistan, eski Türk toprakları üzerinde kurulmuş bir devlettir. Başşehir Erivan (Revan), ahâlisinin kâmilen Türk olduğu eski bir vatan parçası idi. Kimsenin aklına bugün orada Ermenilerin ne aradığı, buraya niçin Ermenistan dendiğini sormak gelmiyor. Tarihte insanlar, ülkeler ve halklar değiştiği gibi, düşmanlıklar da dostluğa dönüşebilir. Ermenistan, Türkiye’nin hinterlantında bir ülkedir. Sınırlarını kapatmak Türkiye’nin menfaatine değildir. Ermenistan ve Ermeniler her bakımdan Türkiye’ye muhtaçtır. Bir adım atana, bin adım geleceklerine şüphe yoktur. Türkiye, tarihî ve çoğu hayalî düşmanlıkları bir tarafa bırakıp eski imparatorluk mirasına sahip çıkarak eski Osmanlı halklarını ve Osmanlı toprakları üzerinde kurulan devletçikleri himaye altına almak suretiyle Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlarda hatırı sayılan bir güç hâline gelebilir. Böylece pek çok ekonomik, sosyal ve diplomatik meselesini aşabilir. Türkiye’nin XXI. asırda dünya üzerindeki yerini alması, İttihatçıların kirli mirasını savunarak değil, ancak imparatorluk mirasına sarılarak üniversel değerlere varmak suretiyle mümkün olabilir.


 Önceki Yazılar
20.03.2017 - VARLIK VERGİSİ FACİASI

13.03.2017 - KEDİYİ SEVMEK İMANDANDIR…

06.03.2017 - SON HALİFE GURBET YURDUNDA

27.02.2017 - SON HALİFE SÜRGÜN YOLLARINDA

20.02.2017 - BİR OSMANLI YÂDİGÂRI DAHA GÖÇTÜ

13.02.2017 - SULTAN HAMİD’İN EFSANEVÎ MİRASI

06.02.2017 - Üç Şeye Pişmanım! - İZMİR SUİKASTİNİN PERDE ARKASI

30.01.2017 - ESKİ DOSTLAR yahud MUHALİFLERİN TASFİYESİ

23.01.2017 - AYŞE TATİLDE: KIBRIS’TA NELER OLDU?

16.01.2017 - CAMİLERDE BALYAN MÜHRÜ

09.01.2017 - MENEMEN HÂDİSESİNİN İÇYÜZÜ

02.01.2017 - GÂVUR OYUNU MU? MİLLÎ DÂVÂ MI?

26.12.2016 - OSMANLI PADİŞAHI KİMDİR?

19.12.2016 - İŞTE GELDİK GİDİYORUZ; ŞEN OLASIN HALEB ŞEHRİ!?

12.12.2016 - ANADOLU’DA TÜRKÇE KONUŞAN RUMLAR

05.12.2016 - MERHAMET MEDENİYETİNİN ZARİF HÂTIRALARI: KUŞ EVLERİ

28.11.2016 - İntihar mı? Cinâyet mi? - ŞEHZÂDE YUSUF İZZEDDİN EFENDİ’NİN HAZİN ÖLÜMÜ

21.11.2016 - TÜRKİYE İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

14.11.2016 - AMERİKAN BAŞKANI DA ÇEŞİT ÇEŞİT…

07.11.2016 - TÜRKLER VE MUMYACILIK

31.10.2016 - Hazırlayanların eliyle ihlâl edilen sulh programı - MİSÂK-I MİLLÎ EFSÂNESİ

24.10.2016 - MUSUL NASIL ELDEN ÇIKTI?

17.10.2016 - MUMYANIN HİKÂYESİ

10.10.2016 - ALTIN MAKAS: SANSÜR

03.10.2016 - YER DÖŞEK, YILDIZLAR YORGAN: ÇİNGENELER

26.09.2016 - BİR POST-MODERN DARBE: 28 ŞUBAT KARARLARI

22.09.2016 - OSMANLI PADİŞAHLARI İÇKİ İÇER MİYDİ?

19.09.2016 - “SENİN ÇOCUKLAR İŞİ BİTİRDİ!” - 12 EYLÜL 1980 DARBESİ

05.09.2016 - 12 MART 1971 DARBESİ

29.08.2016 - "Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor" - 27 MAYIS 1960 DARBESİ

22.08.2016 - Halka Suni Teneffüs - DEMİRKIRAT (DEMOKRAT PARTİ)

15.08.2016 - ŞAMAN KİME DENİR? ŞAMANİZM NEDİR?

08.08.2016 - LOZAN: KİMİN HEZİMETİ? KİMİN ZAFERİ?

01.08.2016 - LOZAN’A GİDEN YOL

25.07.2016 - MODERN DARBELERİN PROVASI: KULELİ VAK’ASI

17.07.2016 - DARBELERLE GEÇEN ÖMRÜ DERBEDERİMİZ

11.07.2016 - SULTANLARIN ŞAHI ZEKİYYE SULTAN

04.07.2016 - 5 ASIRDIR MİNARELERDE YANAN IŞIK

27.06.2016 - RAMAZAN GECELERİNİN ZİYNETİ: TERAVİH NAMAZI

20.06.2016 - KUR’AN-I KERİM NASIL MUSHAF HÂLİNE GETİRİLDİ?

13.06.2016 - “ORUÇ, SİZDEN ÖNCEKİLERE DE FARZ KILINDI”

08.06.2016 - Καραμανλήδες

06.06.2016 - RAMAZAN AYININ HAVASI BİR BAŞKADIR

30.05.2016 - YAHUDİLER ARASINDA AYKIRI BİR TOPLULUK: KARAİLER

23.05.2016 - Osmanlı vakıf medeniyeti… - “KANADI KIRIK LEYLEKLERE VAKIF”

16.05.2016 - 19 MAYIS 1919 NEYİN BAŞLANGICIDIR?

09.05.2016 - ÖLÜMDEN BAŞKA HER DERDİN DEVÂSI VAR!

02.05.2016 - AVRUPA’DA FES MODASI

25.04.2016 - KÛTÜLAMÂRE Mİ? ÇANAKKALE Mİ?

18.04.2016 - OSMANLI HÂNEDANI ve DİNDARLIK

11.04.2016 - SULTAN AZİZ’E YAPILANLARIN ÂHINI KİM ÇEKİYOR?

04.04.2016 - UYAN SULTAN AZİZ UYAN KAN AĞLIYOR BÜTÜN CİHAN

21.03.2016 - HOLODOMOR: BİR HALK AÇLIKLA NASIL HİZAYA GETİRİLİR?

14.03.2016 - HAREM AŞK YUVASI DEĞİL, BİR MEKTEP İDİ...

07.03.2016 - MALTA'DA HÂLÂ OSMANLI İZLERİ YAŞIYOR

29.02.2016 - BAHARI MÜJDELEYEN CEMRE

22.02.2016 - AŞKIN GİZLİ DİLİ: MENDİL

15.02.2016 - AH ŞU GALATA BANKERLERİ…

08.02.2016 - BİR ZAMANLAR BAŞLARA TAHT KURAN FES

01.02.2016 - SEVR ANTLAŞMASI’NIN TATBİKİ MÜMKÜN MÜYDÜ?

25.01.2016 - SEVR ANTLAŞMASI: ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK Mİ?

18.01.2016 - Dünyaya açılan pencere - GAZETELERİN HİKÂYESİ

11.01.2016 - “VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR”

04.01.2016 - KAR BEREKETTİR

28.12.2015 - GAYRI MÜSLİMLERE BENZEMEK

21.12.2015 - MUSUL’UN EHEMMİYETİ NEREDEN GELİYOR?

14.12.2015 - ŞARK DÜNYASINDA KADIN

07.12.2015 - MOSKOVA’YI VERGİYE BAĞLADIĞIMIZ GÜNLER

30.11.2015 - PADİŞAH KİM OLACAK?

23.11.2015 - TÜRKLERLE ARAPLAR’IN HİKÂYESİ

16.11.2015 - YAKIN TARİHİN ACI BİR SAYFASI: 150’LİKLER

09.11.2015 - SAATLERİN DANSI

02.11.2015 - SİCİLYA’DA MÜSLÜMAN İZLERİ

26.10.2015 - TÜRKİYE’DE SEÇİMLERİN HİKÂYESİ

19.10.2015 - OSMANLILAR DEVRİNDE BİR HALK KLÜBÜ: KAHVEHANELER

12.10.2015 - PEYNİRİN SALTANATI

05.10.2015 - ŞEYH ŞÂMİL’İN SÖNMEYEN HATIRASI

28.09.2015 - RUSLARIN KORKULU RÜYASI ŞEYH ŞÂMİL

21.09.2015 - ŞEMDİNLİ’NİN ÖTEKİ YÜZÜ

14.09.2015 - ‘VÂLİDE-İ ŞEHİDE’ MAHPEYKER KÖSEM SULTAN

07.09.2015 - “ERMENİ MESELESİ HALLOLMUŞTUR!”

31.08.2015 - İKİLİ OYUN: ERMENİ MESELESİNİN ARKA PLANI

24.08.2015 - HAMUR İŞLERİNDEN UZAK DURMAK NE MÜMKÜN?

17.08.2015 - SAHTE OSMANLILAR

10.08.2015 - “ZEYTİNE AND OLSUN Kİ...”

03.08.2015 - İSTANBUL’UN KAPILARI

27.07.2015 - ‘BEDELİ ÇANAKKALE’DE ÖDENECEKTİR!’ - Tarihe geçen şanlı bir kalpazanlık hikâyesi

20.07.2015 - ŞEYH SAİD: ÂSÎ Mİ? KAHRAMAN MI?

13.07.2015 - ŞEYH SAİD HÂDİSESİ: ANADOLU’DA İÇ SAVAŞ

06.07.2015 - PEYGAMBER DEVRİNDEN RAMAZAN HATIRALARI

29.06.2015 - DEMİREL’İN MEŞHUR ŞAPKASI... - İNSANIN BAŞINDAKİ, KİMLİĞİNİ ELE VERİYOR!

22.06.2015 - BİR RAMAZAN AYININ HATIRLATTIKLARI...

15.06.2015 - PADİŞAH YEĞENLERİ

08.06.2015 - TARİHTE İKTİDARLAR VE YAKIN ÇEVRE

01.06.2015 - AYASOFYA EFSANELERİ

25.05.2015 - MAĞRİB’DEN ATLAS DAĞLARINA: BİR FAS HATIRASI

18.05.2015 - TÜRKLER, KENDİNE SIĞINANI GERİ VERMEZ!

11.05.2015 - VAKTİYLE DÜNYA BU ODADAN İDARE OLUNURDU!

04.05.2015 - BİR BARDAK ÇAYDA KOPAN FIRTINA

27.04.2015 - MÜSLÜMANLAR İLİMDE NEDEN GERİ KALDI?

20.04.2015 - FİLİSTİN TAHTINDA BİR ŞEHZÂDE

13.04.2015 - CEMALEDDİN EFGÂNÎ EFSANESİ

06.04.2015 - DOĞU-BATI ARASINDA BİR ESRARENGİZ PORTRE: CEMALEDDİN EFGÂNÎ

30.03.2015 - YEMEN’DE SULAR HİÇ DURULMUYOR...

23.03.2015 - İMAMIN CÜBBESİ SİYAH...

16.03.2015 - ÇANAKKALE MUHAREBELERİ’NİN İKİ YÜZÜ

09.03.2015 - KAHVE YEMEN’DEN GELİR...

02.03.2015 - OSMANLI HANEDANININ ÇİLELİ ASRI

23.02.2015 - OKYANUSUN DİBİNDE İSPANYOL HAZİNELERİ YATIYOR...

16.02.2015 - TAKİYYÜDDİN VE YIKILAN RASADHANESİ HAKKINDA EFSANELER

09.02.2015 - KÂHİRE İLE MÜNASEBETLER HEP BİR KARAR OLMADI

02.02.2015 - 16 TÜRK DEVLETİ - Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız neyi ifade ediyor?

27.01.2015 - Nazi kampından intibalar - “ÇALIŞMAK INSANI HÜR KILAR!”

26.01.2015 - ORTADOĞU’DA YAŞLI HÜKÜMDARLARDAN BİRİ DAHA GÖÇTÜ

19.01.2015 - MUKADDESATA SÖVMENİN CEZASI

12.01.2015 - ESKİLER SOKAK HAYVANLARI BİLE DÜŞÜNÜRDÜ...

05.01.2015 - ŞEYH-İ EKBER’İ ANLAMAK

29.12.2014 - PADİŞAH OLACAKTI, MEZARI BİLE YOK: ŞEHZÂDE ORHAN EFENDİ

22.12.2014 - HAZRET-İ İSA’YA HÂİNLİK EDEN KİM?

15.12.2014 - OSMANLICA MI? TÜRKÇE Mİ?

08.12.2014 - KAZAN DEVRİLDİ, SÖNDÜRDÜ OCAĞI!

01.12.2014 - İRAN'DA HOLDİNG KADAR GÜÇLÜ VE ZENGİN BİR TÜRBE VAR - İran Seyahat Notları

24.11.2014 - İRAN’DA BİR CEVELAN - İran Seyahat Notları

17.11.2014 - VAKTİYLE HÜKÜMET ADAMLARI EN ÇOK KİMDEN ÇEKİNİRDİ?

12.11.2014 - Arabistan Çöllerinden Riyad Sarayı’na... - SUUDÎ ARABİSTAN KRALİYET AİLESİNİN SERÜVENİ

29.10.2014 - CUMHURİYET NİÇİN ve NASIL İLAN EDİLDİ?

22.10.2014 - SELEFÎLERLE OSMANLI DA MÜCADELE ETMİŞTİ... - KÂDIZÂDELİLER

15.10.2014 - ÂKİF’İN GELGİTLİ DÜNYASI

08.10.2014 - ÂKİF’İN SULTAN HAMİD’E HUSÛMETİ NEREDEN GELİYOR?

01.10.2014 - TEFRİKA ROMANDAN TELEVİZYON DİZİSİNE

24.09.2014 - İSKOÇYA’NIN “ETEK”LERİ TUTUŞTU

17.09.2014 - BİZDE NÜFUS KAYITLARI NE KADAR DOĞRUDUR?

10.09.2014 - CEZALI ŞEHİRLER

03.09.2014 - “HATALI OLDUĞUNU ANLARSAN, DOĞRUYA DÖNMEKTEN ÇEKİNME!”

27.08.2014 - DENİZ HAMAMINDAN, KADINLAR PLAJINA

20.08.2014 - ATEŞ HATTINDA EKZANTRİK BİR TOPLULUK: YEZİDÎLER

13.08.2014 - “CUMHURBAŞKANI NECİDİR? BAŞBAKAN NE İŞ YAPAR?”

06.08.2014 - DOSTLARIMIZ YENİLDİĞİ İÇİN BİZ DE YENİLMİŞ SAYILDIK!

30.07.2014 - BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN 100. YILI

23.07.2014 - TEK KİŞİLİK OSMANLI TİYATROSU: MEDDAH

16.07.2014 - TARİHTE SÜNNÎ KİME, EHL-İ SÜNNET NEYE DENİR?

09.07.2014 - ESKİ EVLERİMİZİN MANEVÎ SİGORTALARI

02.07.2014 - BİR BAŞKA İDİ RAMAZAN AYININ HAVASI

25.06.2014 - BİR ACÂİB ŞEHİR: NİCE

18.06.2014 - SON İMPARATORUN ACIKLI SAN REMO GÜNLERİ

11.06.2014 - İSPANYA TAHTI SALLANTIDA MI?

28.05.2014 - KUDÜS'TEN GELİYORUM

21.05.2014 - ESKİDEN MADENCİLİK BABADAN OĞULA GEÇEN BİR MESLEKTİ

14.05.2014 - OSMANLI HÂKİMİ KİMDİR?

07.05.2014 - Ermeni Tehcirinin Sebep ve Neticeleri - ERMENİ KATLİÂMININ ADLÎ DOSYASI 1919’DA KAPANDI

30.04.2014 - 1915’TE ERMENİLERE NE OLDU?

23.04.2014 - DUALARLA, KURBANLARLA AÇILAN RENKLİ ANKARA MECLİSİ

16.04.2014 - ŞARK SOFRASINDA PİRİNCİN SALTANATI

09.04.2014 - Osmanlı ülkesinde bir garip topluluk: LEVANTENLER

02.04.2014 - PADİŞAHLAR, NAKİBÜLEŞRAF İÇİN AYAĞA KALKARDI

26.03.2014 - TÜRK MEZARININ BAŞINA GELENLER…

19.03.2014 - Bir “âb-ı lezîz” hikâyesi - SUYA VERİLEN PARAYA ACINMAZ!

12.03.2014 - Manastır Vâlisi, 1908’de Sultan Hamid’e şu mesajı göndermişti: - “BURADA BENDEN BAŞKA HERKES İTTİHATÇIDIR”

03.03.2014 - İKİ ATEŞ ARASINDA ESKİ BİR TÜRK YURDU: KIRIM

26.02.2014 - SULTAN HAMİD’İN MEMLEKETİ SARAN İSTİHBARAT AĞI

19.02.2014 - “PADİŞAH OLANA HAZİNE GEREKTİR!”

12.02.2014 - MUSTAFA N’OLDU, HANİ NEYLEDİN A PADİŞAHIM?

05.02.2014 - YARGI BAĞIMSIZLIĞI MI, HÂKİM SERBESTİSİ Mİ?

29.01.2014 - HAŞHAŞÎLERİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ

15.01.2014 - OSMANLI DEMOKRASİSİ

08.01.2014 - OSMANLI DEVLETİ’NİN RESMÎ DİLİ VAR MIYDI?

01.01.2014 - SARIKLI İHTİLÂLCİ

25.12.2013 - EKMEK BULAMAYAN, PASTA YESİN!

18.12.2013 - Suriye’de Nusayrî hâkimiyeti bitiyor mu? - ESED’İN İNTİKAM KORKUSU

11.12.2013 - AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ŞERİAT HUKUKU

04.12.2013 - NAZLI BUDİN!

27.11.2013 - ETSİZ SOFRA OLUR MU?

20.11.2013 - SULTAN ABDÜLHAMİD’İN HÂTIRALARI NEREDE?

12.11.2013 - MALİYECİLER ESKİDEN DE KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAZDI

06.11.2013 - İSTANBUL’UN AVRUPA’DAKİ İKİZİ: LİZBON

30.10.2013 - RESSAM-I HAZRET-İ PADİŞAHÎ - ABDULLAH BİRADERLER

26.10.2013 - What did Our Ancestors Eat?

23.10.2013 - “YAŞASAM NE OLACAK?” - Esir kamplarında Osmanlı esirleri

16.10.2013 - HER TATLININ BİR ZAMANI VAR…

09.10.2013 - 1914’ün KAYIP NESLİ - I.Cihan Harbi’nin acı bilançosu

25.09.2013 - MEHTER’İN HİKÂYESİ - Yeniçeri Avrupa’yı yeniden fethetti!

18.09.2013 - FELSEFE Mİ? HİKMET Mİ?

11.09.2013 - İSTANBUL HATIRASI

04.09.2013 - ÜNİVERSİTENİN ÜZERİNDEN GEÇEN BULDOZER: 1933 ÜNİVERSİTE REFORMU

28.08.2013 - GİRİT BİZİM CANIMIZ, FEDA OLSUN KANIMIZ!

21.08.2013 - AVRUPA, KÂĞIT İLE MÜSLÜMANLAR SAYESİNDE TANIŞTI! - Kâğıdın hikâyesi…

14.08.2013 - TÜRKLER VİYANA KAPILARINDA…

07.08.2013 - YENİ BAYRAMLARDA ESKİ TAT!

31.07.2013 - İSTANBUL FOTOĞRAFÇILARININ EŞİ YOKTU

24.07.2013 - BİR TAHT SESSİZ SEDASIZ EL DEĞİŞTİRDİ

17.07.2013 - ÖLÜMSÜZLÜK SUYU “KARANLIK ÜLKESİ”NDE

10.07.2013 - HAZRET-İ PEYGAMBER NEDEN ÇOK EVLENDİ?

03.07.2013 - FOTOĞRAF VARDI DA ÇEKTİRMEDİK Mİ?

26.06.2013 - FATİH SULTAN MEHMED ZEHİRLENDİ Mİ?

19.06.2013 - SARAYDAN SEYYAR SATICILIĞA: ŞEHZÂDE ÂBİD EFENDİ

12.06.2013 - BİR ZAMANLAR MEDİNE’DE YAHUDİLER YAŞARDI…

05.06.2013 - OSMANLI PADİŞAHLARININ VEFAT SEBEPLERİ

29.05.2013 - İSTANBUL’UN FETHİ, TARİHTE NEYİ DEĞİŞTİRDİ?

22.05.2013 - KİM DEMİŞ OSMANLILARA MATBAA GEÇ GELDİ DİYE!

15.05.2013 - MATBAAYI BULAN JOHANN GUTENBERG DEĞİLDİR!

12.05.2013 - Avrupa’nın ilk üniversitesi Kurtuba’da kuruldu

11.05.2013 - Endülüs Mersiyesi

08.05.2013 - YENİDEN HAMİDİYE ALAYLARI PROJESİ

01.05.2013 - HOLLANDA’DA 123 SENE SONRA İLK KRAL!

24.04.2013 - OSMANLILAR OKUR-YAZAR DEĞİL MİYDİ?

17.04.2013 - “MARGARET THATCHER GERÇEKTEN KADIN MI?”

10.04.2013 - OSMANLI DEVLETİ BİR TÜRK DEVLETİ MİYDİ?

06.04.2013 - VİYANA TÜRKLERİ HİÇ UNUTMADI

03.04.2013 - HAPİS CEZASI, MAHKÛMA MI, YOKSA MASUM AİLESİNE Mİ? - Osmanlılarda cezalar ve hapishaneler

27.03.2013 - ŞAM’IN KANDİLİ SÖNDÜ!

19.03.2013 - İMPARATORLUĞUN MEZARCILARI:İTTİHATÇILAR

13.03.2013 - BİR MİLYAR KİŞİNİN HÜKÜMDARI: PAPA

06.03.2013 - YANGIN VAR! - Değdiğini yok eden ateşe ne dayanır…

27.02.2013 - Bir veda yazısı! - “BİZİ KENDİNE ALIŞTIRDIN; HAK REV MI BU?”

20.02.2013 - PAPA İSTİFASINI KİME TAKDİM ETTİ?

13.02.2013 - Osmanlı Devleti’nde Şehirliler, Köylüler, Göçebeler - GÖÇEBE MİLLETİZ VESSELÂM

06.02.2013 - Kemalist inkılâba halkın reaksiyonu ne oldu? - İNKILÂB DÜŞMANLARININ VAY HÂLİNE!

30.01.2013 - TARİHİMİZDE SATILAN, SAKLANAN, KAÇIRILAN ÇOCUKLAR

23.01.2013 - MAKBUL İBRAHİM PAŞA, NASIL “MAKTUL” OLDU!

16.01.2013 - AYASOFYA CÂMİİ’Nİ AÇMAYA KİMİN GÜCÜ YETER?

09.01.2013 - Turistik endişeler mi? Atina’nın şantajı mı? - AYASOFYA CÂMİİ NEDEN KAPALI?

02.01.2013 - TÜTÜN DİYE NESNE GELDİ CİHÂNA…

26.12.2012 - HAZRET-İ İSA NE ZAMAN DOĞDU?

19.12.2012 - Padişahların Mensup Olduğu Tarikatlar - SULTANDAN EVLİYA OLUR MU?

12.12.2012 - İSVEÇ TAHTINDA SIRADAN BİR FRANSIZ

05.12.2012 - Süper güçler muradına nasıl erdi? - HALİFELİĞİN KALDIRILMASININ ARKA PLANI

28.11.2012 - Kaldırılalı neredeyse 90 sene oldu ama… - HALİFELİK GERİ Mİ GETİRİLİYOR?

21.11.2012 - İDAM CEZASI DÖNÜYOR MU?

14.11.2012 - HAZRET-İ PEYGAMBER TÜRBESİNDEKİ TEK KİŞİLİK KABİR YERİ KİMİN?

07.11.2012 - AYYILDIZLI PASAPORTA ŞAPKA ÇIKARILDIĞI ZAMANLAR

31.10.2012 - KURBAN BAYRAMI HANGİ GÜNDÜR?

24.10.2012 - Türk buluşu yoğurdun dünyayı tutan serüveni - HER YİĞİDİN BİR YOĞURT YİYİŞİ VARDIR

17.10.2012 - OSMANLILARDA EKONOMİK HAYAT NASIL YÜRÜRDÜ?

10.10.2012 - DENENMİŞ BİR SADAKAT - Fevzi Çakmak’a Atatürk’ün itimadı nereden ileri geliyor?

03.10.2012 - KUZU PAŞA MI, KURT PAŞA MI? - Muhafazakârlık-İnkılâpçılık çizgisi arasında Fevzi Çakmak

26.09.2012 - OSMANLI ARMASININ SIRRI

19.09.2012 - TAKSİM’DE BİR CÂMİ VARDI…

12.09.2012 - ÖLÜM HAK, MİRAS HELÂL!

05.09.2012 - ÖMER HAYYAM: ŞARAP ŞAİRİ Mİ, İLMİN YÜZ AKI MI?

30.08.2012 - Özgüvenimizde İstanbul’un Fethinin Büyük Rolü

30.08.2012 - RENKLİ KITA HİNDİSTAN’DAN GARİP ÂDETLER

22.08.2012 - AZ KALSIN HALİFE OLACAKTI

15.08.2012 - HIRKA-I SAADET DAİRESİ BİR TARİH HAZİNESİ

08.08.2012 - İSTANBUL’U SÜSLEYEN MUKADDES EMANETLER

01.08.2012 - BURMA MÜSLÜMANLARININ FARKINA HERKES YENİ VARDI

18.07.2012 - TUZ KADAR SEVMEK

11.07.2012 - İNKILÂP TARİHİ BİLMEMEK MAZERET Mİ?

04.07.2012 - KİM KİMİN ÖNÜNDE DURACAK?

27.06.2012 - ZİNDANDAN CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYINA GİDEN YOL: MÜSLÜMAN KARDEŞLER

20.06.2012 - AVRUPA TOLERANSI ŞARK’TAN ÖĞRENSİN!

13.06.2012 - TÜRKİYE İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

06.06.2012 - TARİHTE ÇOCUK DÜŞÜRME VE KÜRTAJ

30.05.2012 - BAŞKANLIK SİSTEMİNİN FAYDA ve MAHZURLARI

23.05.2012 - NE MENEM ŞEY ŞU BAŞKANLIK SİSTEMİ?

16.05.2012 - DEMOKRASİ DE ÇEŞİT ÇEŞİT…

09.05.2012 - MİHRİMÂH SULTAN CÂMİİNİN SIRRI

02.05.2012 - CÂMİ SATILIR MI DEMEYİN!

25.04.2012 - LÂLE DEVRİ

18.04.2012 - HALEB ORDA İSE, ARŞIN BURDA!

11.04.2012 - ANADOLU’NUN HAS ÇİÇEĞİ: LÂLE

10.04.2012 - MEDRESELİLER EN ENTELEKTÜEL KESİMDİ

04.04.2012 - SON MISIR MELİKESİNE VEDA

28.03.2012 - ÇİN SARAYINI BASAN 40 TÜRK YİĞİDİ

21.03.2012 - BİR ZAMANLAR HÂKİM OLMAK İÇİN ÜSTE PARA VERİLİRDİ

14.03.2012 - EĞİTİM ŞART (MI?)

07.03.2012 - CEMRE DÜŞTÜ DUYDUNUZ MU?

29.02.2012 - AMA HANGİ İNCİL?

21.02.2012 - FETİH 1453 FİLMİNE DAİR

15.02.2012 - TARİHİ SEVDİREN ADAM

08.02.2012 - KONUŞAMAYAN ÇOCUKLARI GETİRİP SADRÂZÂMA OKUTURLARDI

01.02.2012 - UYGURLARIN TAHTINDA TALİHSİZ BİR OSMANLI ŞEHZÂDESİ

25.01.2012 - HİNDİSTAN’DA PARYA OLMAK

18.01.2012 - ADANIN TEK ADAMI

11.01.2012 - FRANSA DOSTLUĞU TÜRKLERE UĞUR GETİRMEDİ

04.01.2012 - SALÂHADDİN EYYÛBÎ KİMİN KAHRAMANIDIR?

28.12.2011 - SOFRALARIMIZ FAST-FOOD’A YENİK Mİ DÜŞÜYOR?

21.12.2011 - FRANSIZ MEDENİ KANUNUNA GALİP GELEN MECELLE

14.12.2011 - İNGİLTERE VARLIĞINI OSMANLILARA BORÇLUDUR

07.12.2011 - YENİDEN KEŞFEDİLEN ÖĞLE UYKUSU

30.11.2011 - MUKADDES BELDELERE EN ÇOK HİZMET EDEN PADİŞAH

23.11.2011 - DÖRT PADİŞAH BABASI SULTAN ABDÜLMECİD

16.11.2011 - SİYASETİN MEKTEBİ Mİ OLUR?

09.11.2011 - SEYYAH-I ÂLEM VE NEDİM-İ BENÎ ÂDEM EVLİYÂ ÇELEBİ 400 YAŞINDA

02.11.2011 - OSMANLILAR MİLLET DEYİNCE NE ANLARDI?

26.10.2011 - SARAY AKADEMİSİNDE GÜNLÜK HAYAT

19.10.2011 - MECLİSTE SİLAHLAR KONUŞUYOR…

12.10.2011 - “ZAVALLI İSTANBUL’A KÜSKÜNLÜĞÜNÜZ NEDEN?”

05.10.2011 - OSMANLILARDA ANAYASA MACERASI

28.09.2011 - ANAYASACILIK TARİHİNDE MÜSLÜMANLAR ÖNDE

21.09.2011 - LİBYA ÇÖLLERİNDE BİR OSMANLI ŞEHZADESİ

14.09.2011 - AŞİRET ÇOCUKLARI İSTANBUL’DA

07.09.2011 - SU İLE ATEŞ ARASINDA: İZMİR YANIYOR

31.08.2011 - 5 ASIRDIR MİNARELERDE YANAN IŞIK

28.08.2011 - Bayram olmasa insan depresyona girer

24.08.2011 - RAMAZAN GECELERİNİN ZİYNETİ: TERAVİH NAMAZI

17.08.2011 - KİRALIK KASALARIN ATASI: BEDESTEN

10.08.2011 - SURİYE NEREYE?

03.08.2011 - ORUÇ, ÖNCEKİ MİLLETLERİN HEPSİNDE VARDI

27.07.2011 - KADI SİCİLLERİNİN TOZLU YAPRAKLARI ARASINDA KOSKOCA BİR TARİH YATIYOR

20.07.2011 - AİLE ADINDAN SOYADI MI OLUR?

13.07.2011 - “BENDEN İŞİTTİKLERİNİZİ YAZINIZ!”

06.07.2011 - BASKICI REJİMLERİN ANTİK ÇAĞDAKİ ADRESİ: ISPARTA

29.06.2011 - İNGİLİZ TAKIMINDA AY-YILDIZ NE ARIYOR?

22.06.2011 - SARAYIN SİYASET MEKTEBİ: ENDERUN’DAN MÜLKİYE’YE

15.06.2011 - SOPALI SEÇİMDEN BOYALI SEÇİME

08.06.2011 - BOŞANMA YASAĞININ AVRUPA’DAKİ SON KALESİ DE DÜŞTÜ

01.06.2011 - OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH!

25.05.2011 - AMERİKA’YA NUMUNE OLAN DEVŞİRME USULÜ

18.05.2011 - İSTANBUL’DAN BİR HANEDAN REİSİ GEÇTİ

11.05.2011 - ALTINA HÜCUM

04.05.2011 - TÜRKLER MÜSLÜMAN OLMAKLA NELER KAZANDI?

27.04.2011 - MAVİ KANLILARIN DÜĞÜNÜ

20.04.2011 - DÜNYANIN EN ESKİ ÇOCUK BAYRAMI

13.04.2011 - DÜNYADAN BİR ÂDİLE SULTAN GEÇTİ…

06.04.2011 - SEMAVNE KADISI OĞLU ŞEYH BEDREDDİN

30.03.2011 - SÖZÜNÜZÜ BALLA KESTİM…

23.03.2011 - ADALET DAİRESİ’NİN İÇİ VE DIŞI

16.03.2011 - “KEKEME KRAL”IN SON ZAFERİ

09.03.2011 - TÜRK-İSLÂM TARİHİNİN YEGÂNE KADIN HÜKÜMDARI

02.03.2011 - TAHTINI KAYBETTİĞİNİ BURSA KAPLICALARINDA ÖĞRENDİ

23.02.2011 - MÜSLÜMANLARIN MÜŞTEREK PAROLASI

16.02.2011 - KAZANAN KIZI ALIR!

09.02.2011 - MISIR MISIRLILARINDIR

02.02.2011 - OSMANLI HÂKİMİYETİ MACARLARA YARADI

26.01.2011 - ALTIN ŞEHİR: TİMBUKTU

19.01.2011 - PADİŞAHIN KALBİNDE TAHT KURAN HURREM SULTAN

15.01.2011 - SULTAN V. MURAD MASON MUYDU?

12.01.2011 - MUHTEŞEM YÜZYIL’DA GÖZE TAKILANLAR

05.01.2011 - YOK BÖYLE BİR AŞK!

01.01.2011 - FİLİN KADAR KONUŞ!

29.12.2010 - AYA İSMİNİ VEREN İMPARATOR

22.12.2010 - ŞAHA DOĞRU GİDEN KERVAN

15.12.2010 - YEDİ KAPIYA YEDİ AŞURE

08.12.2010 - HER AY İSMİNİN BİR HİKÂYESİ VAR

01.12.2010 - BİR OSMANLI BEYEFENDİSİNİN ARDINDAN - Şeyh Ubeydullah ve Nehri Seyyidlerinin Hazin Hikâyesi

24.11.2010 - OSMANLILARDA FEODALİTE VAR MIYDI?

17.11.2010 - NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR…

10.11.2010 - TABUTUNA HACİZ KONAN BİR İMPARATOR

03.11.2010 - SON PADİŞAH TAHTINI NASIL KAYBETTİ?

27.10.2010 - KIZIL ELMA NEREDE?

20.10.2010 - ZORUNLU VE SORUNLU DİN DERSLERİ

13.10.2010 - DENİZLERİN UĞURSUZ PERİSİ

06.10.2010 - PARALI ASKERLİKTEN MECBURİ ASKERLİĞE

29.09.2010 - GİZLİ DİN TAŞIYANLARIN HİKÂYESİ

22.09.2010 - ABBASÎ HALİFESİ’NİN RESMİ KİLİSE DUVARINDA

15.09.2010 - DÜNYADAKİ İLK ÜNİVERSİTEYİ MÜSLÜMANLAR KURDU

08.09.2010 - İZMİR'DE İLK KURŞUNU KİM ATTI?

01.09.2010 - NUH'UN GEMİSİ NEREDE?

25.08.2010 - VAKTİYLE SAKALSIZLARI ADAMDAN SAYMAZLARDI

18.08.2010 - HÂFIZLIK ESKİ BİR GELENEK

11.08.2010 - HRİSTİYANLARDA ESKİ YUNAN’DAN KALAN BİR GELENEK: İYİ DRAHOMA=İYİ KOCA

04.08.2010 - OSMANLI TİCARETİ İNGİLİZ İPOTEĞİNDE

28.07.2010 - NÂMAĞLUP BİR HÜKÜMDAR EMiR TiMUR

21.07.2010 - 7 BELDEYE 7 MUSHAF

14.07.2010 - MUSHAF-I ŞERİFİN HİKÂYESİ

07.07.2010 - BİZANS’TAKİ İSLÂM İZLERİ

30.06.2010 - EYÜP SULTAN’DAKi MEZAR KiMiN?

29.06.2010 - OSMANLI PADİŞAHLARI İÇKİ İÇER MİYDİ?

23.06.2010 - BEYNELMİLEL BİR MARŞ

16.06.2010 - HER PADİŞAHA AYRI BİR MARŞ

09.06.2010 - OSMANLI ÜLKESİNDE YAHUDİLER

02.06.2010 - İSRAİL MAZİYİ NE ÇABUK UNUTTU!

26.05.2010 - OSMANLI'NIN SON ZAFERİ

19.05.2010 - ESKİDEN BIYIKSIZ ERKEK GÖRMEK ÇOK ZORDU

12.05.2010 - İNGİLTERE'DE OSMANLI MODELİ BİR MEKTEP: ETON KOLEJİ

05.05.2010 - ECNEBİYE İMTİYAZ ZARURETTİR

28.04.2010 - EMEKLİLİK TENEŞİRDE!

21.04.2010 - GİRİT FÂTİHİNİN ACI SONU

14.04.2010 - TALİHSİZ BİR PADİŞAH: SULTAN İBRAHİM

07.04.2010 - SULTAN ABDÜLHAMİD TAHTINI NASIL KAYBETTİ?

31.03.2010 - ÖRNEK BİR İRTİCÂ(!) HİKÂYESİ: 31 MART

24.03.2010 - OSMANLI ORDUSUNDA İMAM VE MÜFTÜ SUBAYLAR

17.03.2010 - ÇANAKKALE’YE BİR GEÇEN PİŞMAN, BİR GEÇMEYEN!

10.03.2010 - YARGI REFORMUNU OSMANLI DA YAPMIŞTI

03.03.2010 - DÜNYA MÜSLÜMANLARININ KALBİ İSTANBUL'DA ATARDI

24.02.2010 - PADİŞAH KİMİNLE EVLENİR?

17.02.2010 - MASONLAR DÜNYAYI YER ALTINDAN MI YÖNETİYOR?

10.02.2010 - OSMANLI, BELEDİYELERİ KADILARA EMANET ETTİ

03.02.2010 - BİR ORMANDA İKİ ARSLAN OLMAZ!

27.01.2010 - OSMANLILARDA KARDEŞ KATLİ

20.01.2010 - BOĞAZ'I DONDURAN KIŞLAR GERİDE KALDI

13.01.2010 - KÜRTLER NASIL OSMANLI VATANDAŞI OLDU?

06.01.2010 - HÂNEDAN VE KUREYŞ

30.12.2009 - YILBAŞI ve NOEL’DEKİ PUTPEREST GELENEKLERİ

23.12.2009 - HER ŞEY HİLÂLE BAĞLI

16.12.2009 - KREMLİN SARAYI'NDA BİR ÇAR GÖRÜRSENİZ ŞAŞIRMAYIN

09.12.2009 - HERKESİN MİNÂRESİ KENDİNE

02.12.2009 - VÂLİNİ SEÇ, VERGİNİ ÖDE, GEREKTİĞİNDE ASKER VER!

25.11.2009 - DERSİM BİR DAĞ İÇİNDE...

18.11.2009 - AH ŞU DİYÂNET BÜTÇESİ!

11.11.2009 - BABASININ GÖLGESİNDE KALAN PADİŞAH: SULTAN II. SELİM

04.11.2009 - 360 DERECE DÖNMEK: SABETAYCILIK VE DÖNMELER

28.10.2009 - SANA SELÂM EY OSMANLI SANCAĞI!...

21.10.2009 - ANADOLU'DA ABBASÎLER

07.10.2009 - ANADOLU'NUN İSTANBUL'U...

30.09.2009 - BABASI BURHANEDDİN EFENDİ'NİN CENAZESİ YURDA SOKKULMAMIŞTI

23.09.2009 - ESKİDEN DÂVÂSI OLAN ÖNCE MÜFTÜYE GİDERDİ

16.09.2009 - SULTAN KANUNİ DE AYAMAMA'DA MAHSUR KALMIŞTI

02.09.2009 - YALOVA ALINDIĞINDA OSMAN GAZİ HÜKÜMDARDI

26.08.2009 - YUNANLILARIN KÜÇÜK ASYA FELÂKETİ

19.08.2009 - SULTAN HAMİD'İN TAHTINA MÂL OLAN FİLİSTİN

12.08.2009 - OSMANLI DEVLETİ ve İSRAİL...

05.08.2009 - TÜRKLERİN İSLÂM DİNİNE KATKILARI

29.07.2009 - ŞEHZÂDELERİ HAYATA ‘LALA’ HAZIRLARDI

22.07.2009 - PADİŞAHIN YASAMA YETKİSİ SINIRLIYDI

15.07.2009 - ORTA ASYA'YA HÜKMEDEN UYGURLAR ŞİMDİ ESARETTE

08.07.2009 - ASIRLIK REKABET İSTANBUL’DA SONA MI ERDİ?

01.07.2009 - ENTARİ ÂDETİMİZ ZAMANA YENİLDİ

24.06.2009 - SON PADİŞAHLAR NİÇİN SEFERE GİTMEDİLER?

17.06.2009 - YANMAYAN YIKILMAYAN KÜTÜPHÂNELER

10.06.2009 - YAZ GELDİ, SEYRANA ÇIKALIM BİZ...

03.06.2009 - PADİŞAHA DOKUNULMAZ MIYDI?

27.05.2009 - DÜNYA MÜSAMAHANIN NE OLDUĞUNU SULTAN FATİH'TEN ÖĞRENDİ

20.05.2009 - Bir OSMANLI KARDEŞLİĞİ: TÜRKLER VE ARAPLAR

13.05.2009 - SAKARYA NEHRİ'Nİ İSTANBUL'A BAĞLAMAK SULTAN III. MUSTAFA'NIN PROJESİYDİ

06.05.2009 - PARAMIZIN SERÜVENİ

29.04.2009 - ‘SULTAN TÜRKLERE, KUR'AN SULTANA HÜKMEDER’

22.04.2009 - İLK HAFTA TATİLİ TALEBELER İÇİN

15.04.2009 - TARİHÎ BİR KISAS DÂVÂSI

08.04.2009 - RUMELİ'DE OSMANLI GÂZİLERİ: EVLÂD-I FÂTİHÂN

01.04.2009 - BİZE TURKEY DEMEYİN!

25.03.2009 - ESKİDEN İZİN ALINMADAN CUMA NAMAZI KILINMAZDI

18.03.2009 - OSMANLI DONANMASI AKDENİZ'İ ‘TÜRK GÖLܒNE ÇEVİRDİ

11.03.2009 - OSMANLILARDA MEVLİD KANDİLİ

04.03.2009 - SÜRGÜNDEKİ HÂNEDÂN

25.02.2009 - SULAR ALTINDA KALAN SON VATAN TOPRAĞI

18.02.2009 - İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNİ KİM YAKTI?

11.02.2009 - TÜRK İSMİ NEREDEN GELİYOR?

04.02.2009 - AVRUPA'NIN ÇOK EVLİLERİ

28.01.2009 - SAVAŞTA AĞAÇ BİLE KESİLMEZ

21.01.2009 - DALMAÇYA’DA BİR OSMANLI İSTİHBARAT MERKEZİ DUBROVNİK

14.01.2009 - KURU BİR KAVGA DEĞİL!

07.01.2009 - KERBELÂ GERÇEĞİ

31.12.2008 - ZAMANIN NABZI: TAKVİM

24.12.2008 - AH PADİŞAHI BİR GÖRSEM

17.12.2008 - TARİHTE ‘ÇARŞAF AÇILIMI’

10.12.2008 - AMAN RÜTBEYE DİKKAT!

03.12.2008 - SULTAN ABDÜLHAMİD'İN YÂDİGÂRI: HİCAZ DEMİRYOLU

26.11.2008 - HİCAZ DEMİRYOLU 100 YAŞINDA

21.11.2008 - İSRAİL’DE OSMANLI KANUNU MECELLE

19.11.2008 - İSTİKRARIN SEMBOLÜ MONARŞİ

12.11.2008 - SARAY DİLİ, DİLSİZ DİLİ

05.11.2008 - BEYAZ SARAY’­IN ENTERESAN MİSAFİRLERİ

29.10.2008 - YÜZÜNDE MEYMENET OLMAYAN İSTANBUL'A ADIM BİLE ATAMAZDI

22.10.2008 - İZİNSİZ NİKÂH YOK!

15.10.2008 - BU ŞERİF, O ŞERİF DEĞİL

08.10.2008 - İYİ PARAYA İYİ SOYADI

01.10.2008 - TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

24.09.2008 - DÜNYA OSMANLI'NIN ALTI ASIR GERİSİNDE

17.09.2008 - HAREMAĞALARI

10.09.2008 - DERYANIN ÜZERİNE KURULAN CÂMİ

03.09.2008 - ŞAMANLIK BİR DİN Mİ?

27.08.2008 - ZAFERİN SIRRI HAKANA HÜRMETTE GİZLİ

20.08.2008 - TAHRAN'IN GÜÇ SEVDASI

13.08.2008 - BANKA KREDİLERİNE OSMANLI MUAMELESİ

06.08.2008 - TIMARLI SİPAHİDEN KÖY AĞASINA

30.07.2008 - YAYA KALDIN TATAR AĞASI

23.07.2008 - KIRILMA NOKTASI: İKİNCİ MEŞRUTİYET

16.07.2008 - ESNAF OLMAK KOLAY DEĞİLDİ

09.07.2008 - MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR!

02.07.2008 - AVRUPA'NIN KARTAL YUVASINDA YAŞAYAN HALKI: ŞKİPETARLAR...

18.06.2008 - YAVUZ SULTAN SELİM'İN KÜPESİ

11.06.2008 - PADİŞAHLAR NİÇİN HACCA GİTMEDİ?

04.06.2008 - ASIRLARDIR HUZURA HASRET BİR DİYAR: LÜBNAN

01.06.2008 - AĞLAMA DUVARI

28.05.2008 - SULTAN FATİH ROMA’YI DA FETHETSEYDİ...

21.05.2008 - KRALİÇE'NİN TÜRKİYE ZİYARETİNDEKİ DERİN MÂNÂ

21.05.2008 - MEKTEPLER OLMASAYDI...

14.05.2008 - DÖRDÜ İSKAMBİLDE BİRİ İNGİLTERE’DE

07.05.2008 - İNGİLİZ BAKANIN TÜRKİYE'DEKİ KÖKLERİ-ALİ KEMAL BEY'İN ACIKLI SONU

30.04.2008 - VAKIFLARA PADİŞAH BİLE EL KOYAMAZ

23.04.2008 - OSMANLI SİGORTACILARI: DERBENTÇİLER

16.04.2008 - NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!

09.04.2008 - SARKOZY'NİN DEDELERİ OSMANLI VATANDAŞIYDI

02.04.2008 - 5000 YILLIK TÜRK BAYRAMI MI?

23.03.2008 - ÇANAKKALE GEÇİLSEYDİ...

16.03.2008 - KATİLİ KİM AFFETSİN?

09.03.2008 - ROMANYA MÜFTÜSÜ ABDULLAH GÜL’DEN NE İSTEDİ