Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Sigorta" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Hayat sigortası fonunda paramız var. Ayrıca Emekli Sandığı’nda maaşımızdan yapılan kesintiler birikiyor. Bunların zekâtını verecek miyiz?

Cevap;
Tekâüt sandığı ve hayat sigortası fonunda biriken paralar, rehin verilen mala veya mükâteb, yani efendisiyle belli bir meblağı ödeyince hürriyetine kavuşmak üzere anlaşma yapan kölenin kazandığı mallara kıyas edilmiştir. Nasıl ki bunlar nisâba katılmıyor ve zekâtı da verilmiyorsa, tekâüt ve hayat sigortası fonunda biriken paraların da ele geçmedikçe zekâtının verilmesi gerekmeyecektir. Çünki zekât vermek için hem mal, hem de mülk olması, yani elinde ve salâhiyetinde bulunması lâzımdır.

Sual:
Bazı kişiler bankalara prim yatırarak ikinci emeklilik hakkı kazanıyorlar. Dinen bu özel emeklilik câiz midir?

Cevap;
Garer (belirsizlik) bulunan bir muamele olduğundan dârülislâmda câiz değildir. Dârülharbde İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre câizdir.

Sual:
Teknokask, laptop gibi teknolojik mamulleri yangın, kırılma ve benzeri haller için sigortalatmak câiz midir?

Cevap;
Dârülislâmda câiz değildir. Dârülharbde İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre kazâ sigortası yapmak ve yaptırmak câizdir.

Sual:
Yurt dışında çalışan birisini işyeri çalıştığı saat üzerinden daha aşağı mikdarda sigorta yapıyor ve maaşı az gözüküyor. Böylece işçinin devletten yardım alma hakkı doğuyor. Bu yardımı almak uygun mudur?

Cevap;
Düşük sigorta yapılmasından doğan farkı işyerinin ödemesi lâzımdır. Bu devletin borcu değildir. İşyerinin borcudur. Çünki işçi ile işyerinin anlaşması maaş+sigorta ödeme bedeli üzerindendir. Dârülharbde bile olsa, kandırarak bir kâfirden mal çekmek câiz değildir. Ancak anladığım kadarıyla devlet bu gibi hususlarda tolerans gösteriyor. Bir başka husus, eğer devlet o vatandaştan hakkı olmayan bazı şeyler (haksız vergi veya ceza gibi) tahsil etmişse, o zaman şahsın devletten alacağı doğar. Bu kadar mikdarı alabilir. Müslüman nerede bulunursa bulunsun İslâmiyetin güzel ahlâkının numunesi olmak mecburiyetindedir. Hele kanunlara uymamak, hele bir de neticede ceza doğuyorsa, caiz değildir. İşyerini şikâyet etmelidir.

Sual:
Arabaya kasko yaptırmanın dinen mahzuru var mıdır?

Cevap;
Kaza ve hayat sigortası, garer (belirsizlik) bulunan akid olduğunndan dârülislâmda câiz değildir. Dârülharbde İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed'e göre caizdir.

Sual:
İşsizlik sigortası caiz midir?

Cevap;
Evet.

Sual:
İslami Sigorta (Tekafül) hakkında fikirlerinizi öğrenmek isteriz. Yardım sandığı mantığıyla çalıştıklarını, toplanan primlerin katılım bankacılığı gibi faizsiz sistemde değerlendirildiğini biliyorum.

Cevap;
Sistemin tam olarak nasıl çalıştığını doğrusu anlamış değilim. Osmanlılarda da benzer bir sistem vardı. Bu paraları âzâlar ne sıfatla veriyorlar? Borç mu, ortaklık mı, emanet mi? Ortaklıksa, bu ne şirketidir? Borç ise, zamanı gelince bu parayı sahiplerine ödemesi lâzım. Emanetse, bunu kullanamaz; kullanırsa borç (karz) sayılır. Eğer bu paraları o sandığın başındaki sahibine hediye ediyorsa ki, Osmanlı'da böyle yürüyordu umumiyetle, o da bu paraları toplar. Emin, güvenilir bir kimsedir. Çalıştırır. Nemalandırır. Muamele yoluyla kâr elde eder. Sigortaya ihtiyacı olan kimselere kredi veya karşılıksız ödeme yapar.

Sual:
Trafik sigortasında değer kaybı tazminatı vardır. Bir kimseye, 3. bir şahsın kendi arabasına verdiği zararın bedeli yanında, arabada meydana gelen değer kaybını da 3. şahsın trafik sigortasından alma imkânı temin eder. Bu husus sigorta mukavelesinde bulunmamakla beraber, dava açılırsa sigorta şirketinden alınabiliyor. Bu bedeli almak caiz midir?

Cevap;
Değer kaybı, örfen sigortadan beklenen tabii bir husustur. Bir meşru karşılığı vardır. Değer kaybı bir zarardır. Sigortadan maksad ise zararın telâfisidir. Kıdem tazminatı gibi karşılıksız değildir.