Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Sehiv Secdesi" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Mesbuk ayağa kalktıktan sonra imam secde-i sehv yapsa ne olur?

Cevap;
Kasden kalkmışsa mekruhtur. Her iki halde de sonra kendisi secde-i sehv yapar. (Nimet-i İslâm. Halebî-i Sagîr)

Sual:
Namazda euzü besmeleyi açıktan okusa sehv secdesi gerekir mi?

Cevap;
Namazda açıktan eûzü besmele çekse veya âmin dese, sehv secdesi gerekmez. (Hindiyye.)

Sual:
Kıyamda fâtiha yerine ettehiyatü, teşehhüdde ettehiyatü yerine fâtiha okunsa ne lâzım gelir?

Cevap;
Kıyamda fâtihadan evvel ettehiyyatü okumak secde-i sehvi gerektirmez; zira senâ mahallidir. Ancak fâtihadan sonra okumuşsa, vâcibi geciktirdiği için esah kavle göre secde-i sehv lâzım olur. İkinci iki rek’atte ettehiyatü okumak secde-i sehvi gerektirmez. Rükû’ ve secdede ettehiyatü okumak secde-i sehv icab ettirmez. Bir kimse, teşehhüd mahallinde kıraate başlamış olsa, sonra da teşehhüdü (ettehiyatüyü) okusa, secde-i sehv lâzım gelir. İlk oturuşta tehiyyat yerine fâtiha okumak da sehv secdesi gerektirir. Son teşehhüdden evvel fâtiha okumak secde-i sehv gerektirir. Son teşehhüdde fâtihayı ettehiyyatüden sonra okumuşsa secde-i sehv gerekmez. (Hindiyye)

Sual:
Tek secde yapsak ne lâzım gelir?

Cevap;
Aklımıza gelince hemen secdeye kapanıp, sonra sehv secdesi yapılır. Namazdan sonra hatırlarsa namazı iade gerekir.

Sual:
Dört rek’atli farzın birinci rek’atinde hiç kıraat etmeyenin namazı sahih mi?

Cevap;
İlk veya son iki rek’atte kıraat ediilmişse, farz yerine geldiğinden namaz tamamdır, secde-i sehv lazımdır. (Hindiyye.)

Sual:
İmam fâtihayı ve zammı sureyi cehrî okuyacak yerde hafî veya hafî okuyacak yerde cehrî okusa ne lâzım gelir?

Cevap;

Fâtihayı cehrî okuyacakken hafî okusa hatırlayınca baştan okur. Yarıdan fazlasını hafi okumuşsa sehv secdesi yapar. Bir kavle göre baştan okumaz, devam eder.
Hafi okuyacakken cehri okusa hatırlayınca hafiyyen devam eder. Yarıdan fazlasını cehri okumuşsa sehv secdesi yapar.
Zammı sureyi namazın vacibi yerine gelecek mikdarda hafi veya cehri okumuşsa hatırlayınca namazın vacibi yerine gelecek kadar devam eder, sonra sehv secdesi yapar. Sureyi vacib yerine gelmeyecek mikdarda hafi veya cehri okumuşsa, vacib yerine gelecek kadar devam eder, ama sehv secdesi yapmaz. Bunlar İmameyne göredir. İmam Ebu Hanife’ye göre kısa bir ayet de cehrî veya hafî okusa yukarıdaki vaziyete göre devam eder veya baştan okur, ama sehv secdesi lazımdır.
Fatihanın tamamını hafî okuyup, sonra hatırlasa artık tekrar okumaz, zammı sureyi cehrî okur, sehv secdesi yapar.
Cehren okunacak bir namazda tek başına namaz kılana, fatihayı bitirmeden birisi gelip uysa, o kimse imam olmayı arzu ederse fatihayı baştan cehren okur.



Sual:
4 rek’atlik bir namazın 2. rek’atinde oturmayı unutup kalksak ve daha fâtihayı okumadan bunun farkına varsak o zaman ne yapmalıyız?

Cevap;
Devam edilir. Namazın sonunda sehiv secdesi yaparız. Çünki ilk oturuş vâcibdir. Ama kalkınca, yani dizler yerden kesildiği andan itibaren artık geri dönülmez.

Sual:
Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, namazda selâm verdikten sonra secde-i sehv yapabilir mi?

Cevap;
Mâlikî mezhebinde selâm rükündür. Ama secde-i sehve mâni değildir. Sehven selâm verdikten sonra aklına gelse secde-i sehv yapar. Namazı eksik kılmışsa da kalkıp tamamlar. Bir rüknü terk ettiğini hatırlamayıp da namazı tamamladığına inanarak selâm verdiği takdirde, aradan örfe göre uzun bir zaman geçerse kişinin namazı bozulur. Namazı tam olarak kıldığına inanıp, selâm verdikten sonra aradan az bir zaman geçince hatırlayacak olursa, bu durumda noksan kıldığı rek'ati lağveder. Yerine bir başka rek'ati kılarak eksikliği tamamlarsa namazı sahih olur. Eğer namazı tam olarak kıldığına inanarak değil de, yanlışlıkla selâm verirse veya hiç selâm vermezse; terk edilen rükün son rek'atte ise onu yerine getirerek namazını tamamlar. Fakat terk edilen rükün son rek'atten başka rek'atlerde ise ve son rek'atin rükûuna da varmamışsa, eksik kalan rek'ati tamamlar. Son rek'atin rükü’una varmışsa eksik kalan rek'ati lağveder, terk edilen rüknü de yerine getirmez. Rükü’un yerine getirilmesi, başın rükü’dan mutmain ve itidalli olarak kaldırılmasıyla olur. Yalnız rükü’un terkinde böyle değildir. Son rek'atin rükü’una gitmek, başı sadece eğmekle yerini bulur. (el-Fıkhu ale’l-Mezâhibi Erbaa, Namazı bozan şeyler.)

Sual:
Namazda zamm-ı sûreyi unuttuğunu rükü’da hatırlayan dönüp okuyor. Kunutu da okur mu?

Cevap;
Sûreyi veya fâtihayı unuttuğunu secdeden önce hatırlayan dönüp okur. Unutulan fâtiha ise sureyi de tekrarlar, çünki tertip vâcibdir. Sonra tekrar rükü eder. Sonra sehv secdesi yapar. Secde etmişse, artık dönüp okumaz; yalnızca sehv secdesi yapar. Kunutu unutursa geri dönüp okumaz, sehv secdesi yapar. Dönüp okursa, rükü’yu tekrarlamaz. Sehv secdesi yapar. Çünki sûre ve fâtiha kıraattir. Kunut kıraat değildir. Rükü ise kıyâmın devamıdır. (İbn Âbidîn, Secde-i sehv bahsi.)

Sual:
Rükü’yu unutan ve secdeye giden bir kişinin namazı kurtarma şansı var mı? Örneğin rükü’yu unutup secdeye gitse, doğrulup bir rükü’ yapıp sonra secdeleri tekrar etmeden namazı tamamlasa sahih olur mu? Yoksa tertibe de riâyet etmesi gerektiği için secdeleri de tekrar mı yapmalıdır? Eğer rükü’yu yapmadığını başka rek’atte hatırlarsa ne yapar? Namazı bitirdikten sonra hatırlarsa iâde etmesi mi gerekir? Namaz vakti çıktıktan sonra hatırlarsa kazâsı gerekir mi?

Cevap;
Secdeden hemen kıyama kalkıp rükü’ yapar. Sonra secdeleri yapar. En son sehv secdesi yapar. Rükü’yu yapmadığını başka bir rek’atta hatırlarsa, hemen rükü’ ve secdeleri yapar. Yani o rek’ati baştan kılar. Sonra namazına devam eder. Veya namazın sonunda rükü’ ve secdeleri yapıp, o rek’ati tamamladıktan sonra sehv secdesi yapar. Namazdan sonra hatırlasa vaktin içinde iade, vakit çıkmışsa kazâ eder.

Sual:
Üç mekruh vakitte, secde-i tilâvet ve secde-i sehv câiz olmadığına göre, bir kişi ikindiyi kerahat vaktinde kılıyor olsa, secde-i sehv gerektiren bir iş yapsa, namazı secde-i sehv yapmadan mı bitirir? Bu kişi vâcibi terkettiği için o namazı iâde etmesi ona vâcib olmaz mı?

Cevap;
Kerahat vaktinde o vaktin ikindisinden başka bir namazı kılmak mekruh olduğu gibi, bu namazdaki bir vâcibin terkinden dolayı secde-i sehv yapmak da mekruhtur. Kerahat vaktinde secde-i sehv yapmak, namaz içindeki bir vâcibin terkinden doğan mekruhtan daha kerih görülmüştür. Vâcibi kasden terk eden vakti içinde iade eder; vakit çıktıktan sonra iadesi vâcib veya müstehabdır. Sehven terk eden ise iâde etmez. Sehv secdesi yapar. Bunu da unutursa bir şey gerekmez.  Nitekim namazın (abdest almak, necasetten taharet, kıbleye dönmek gibi) şartlarından birini de unutarak veya bunlarda yanılarak namaz kılan kimse için vakti içinde iade farz; vakit çıktıktan sonra müstehabdır.

Sual:
Secde-i sehv yapması gereken, secde-i sehv yapmayı unutarak namazdan çıkarsa, namazını iade etmesi gerekir mi?

Cevap;
Hayır. Namazın vâcibini kasden terkeden kimse, namazı iade eder. Sehv secdesi namazı kurtarmaz.

Sual:
Mâlikî mezhebini taklid eden bir kimsenin, secde-i sehv yapması gerekirken, unutur; fakat sağ tarafına selâm verdiği esnâda hatırlarsa, ne yapması lazımdır?

Cevap;
Secde-i sehv yapar. Mâlikî mezhebinde selâm rükün ve namazdan çıkmaya sebeptir. Ama secde-i sehve mâni değildir. Yani secde-i sehv selâmdan sonra da yapılabilir.

Sual:
Namazda ard arda olan secdelerden birini yaptıktan sonra kalkan ve hatırlayıp tekrar secdeye yatan, iki secde arasında oturmamış olduğundan, yine ard arda iki secde mi yapar?

Cevap;
Hayır, tek secdeyi yapar. Sonra secde-i sehv yapar.

Sual:
Yanlışlıkla secde-i sehv yaptığını anlayan tekrar secde-i sehv eder mi?

Cevap;
Yapar. Sağa selâm verip yapmış ise, vâcib olan selâmı vermiş olacağından yapmasına gerek kalmaz. Ancak vâcib olan selâm konusunda ihtilâf olduğundan, bazı âlimler sola da selâm vermek vâcibdir dediği için, ihtiyaten secde-i sehv yapar.

Sual:
Teşehhüdde Allahümme salli duası ne kadar okununca sehv secdesi gerekir?

Cevap;
Sadece “Allahümme salli alâ Muhammed” demekle sehiv secdesi vacip olur. Müftabih olan kavil budur. Bazıları “ve alâ âli Muhammed” demedikçe vacip olmayacağını söylemişlerdir. Bazılarına göre bir rükün edâ edecek kadar geciktirmedikçe sehiv secdesi vacip olmaz. Bazılarına göre ise bir harf ziyade etse bile vacip olur. Bunlar İmam Ebu Hanîfe'nin kavline göredir. İmameynin kavline göre “hamidün mecîd”e kadar okumadıkça secde-i sehiv vacip olmaz. Bu secde-i sehiv salavat için değil kıyâmı te'hir ettiği içindir. Binaenaleyh susmuş bile olsa secde-i sehiv vacip olur (İbn Âbidin)

Sual:
İlmihalde “Güneş doğarken, batarken ve tepede iken namaz kılmak mekruhtur. Güneş batarken, yalnız o günün ikindisi kılınır. Bu üç vakitte önceden hazırlanmış cenâzenin namazı, secde-i tilâvet ve secde-i sehv de câiz değildir. Hazırlanması bu vakitlerde biten cenâzenin namazını, bu vakitlerde kılmak câiz olur” diyor. Güneş batmadan hemen önce kılınan ikindi namazında secde-i sehv icap etse, yapılması mekruh mudur?

Cevap;
Bu vakitlerde kılması mekruh olan namazlardaki secde-i sehv mekruh olduğu gibi, namazı selâmlamadan önce mekruh vakit girerse secde-i sehv yapmak mekruh olur. Güneş batmadan önce yalnız o vaktin ikindisini kılmak mekruh değildir. Ancak ikindiyi bu vakte bırakmak mekruhtur. Namazın kendisi mekruh değildir. Bu namazda secde-i sehv icap ettiği zaman da yapmak mekruh olmaz. Ama bu vakitte meselâ nâfile bir namaz kılsa da secde-i sehv icap etse, namaz mekruh olduğu gibi, secde-i sehv de mekruh olur. (İbni Âbidin, Namaz vakitleri.)

Sual:
Farz namazda fâtihadan evvel yanılarak sûreye başlansa, sonra hatırlayıp fâtiha okunsa ne lâzım gelir?

Cevap;
İbni Âbidin hazretleri diyor ki: Fâtiha'yı sûrenin bütününden önce okumak vâciptir. Hatta Bahr’de ulemanın beyanına göre evvelâ yanılarak sûreden bir harf okur da sonra hatırlayarak Fâtiha'yı ve sûreyi okursa secde-i sehiv yapması lâzım geldiği yazmaktadır. Buradaki harften murad hakikî harf mi, yoksa kelime midir? Bunu Fethu'l-Kadîr sahibi bir rükn edâ edilecek (üç defa sübhanallah diyecek) kadar diye kayıtlamıştır. Demek ki fâtihadan önce sureye başlasa veya başka bir şey okusa, bu da bir rükn mikdarı, yani üç defa sübhanallah diyecek kadar sürse secde-i sehv gerekir.

Sual:
Namaz kılarken salli-barik dualarını okurken ya da ettehıyyatüde hata yapılsa ve başa dönülse secde-i sehv gerekir mi?

Cevap;

Kıraat ve dualarda hata yapınca bu hata namazı bozmayacak bir hata ise dönüp tekrar okunur. Bozacak bir hata ise hemen düzeltilirse namaz bozulmaz. Her iki halde de secde-i sehv gerekmez. Namaz kılarken okunan yanlış kelime mânâyı değiştiriyorsa ve Kur’an-ı kerimde de benzeri yoksa namaz bozulur. Mamafih Arapça bilmeyen ve hâfız olmayan bunu kolay kolay takdir edemez. Arapça olmayan kelimeler veya Arapçaya uymayan kelimeler, mesela mahreçleri birbirinden farklı söylenen kelimeler, Kur’an-ı kerimde o yanlış telaffuzla bile yoksa namazı bozar.  Mesela eshabi’s-sâîr'i eshabi’ş-şâîr okursa bozulur. Bu bile bazı Arap lehçelerine göre câizdir. Sure ve dua ezberleyen bir Müslümanın namazı bu sebeple kolay kolay bozulmaz. Her okunuşun bir kurtaran fetvası vardır. Kafaya takıp vesvese etmemek lâzımdır. Kasden yanlış okumadıkça mesele yoktur.  Bir kelime veya harfin yanlış okunduğu hemen hatırlanırsa, geri dönüp doğrusunu okunur. Mahalli geçmişse tekrar dönülmez. Mesela birinci rek’atta yanlış okunmuşsa, artık tekrar okunmaz. Kıraat sırasında hatırlanırsa dönülür. Sehv secdesi hiç gerekmez. Namazın bozulduğu kat’i ise, tekrar kılınır. Bu ise çok nâdir olur. Namaz bu sebeple bozulmuş olsa bile, kasden yapılmadığı için kazaya bırakma günahı hâsıl olmaz.



Sual:
Bir kimse namaz kılarken kıraatten evvel rükü’ yapsa veya rükü’dan evvel secde yapsa ne lâzım gelir?


Cevap;
Kıyam ile rükü’, rükü’ ile secdeler arasında tertip farzdır. Yani kıyamın rükü’dan, rükü’un da secdelerden evvel yapılması farzdır. Kıyamdan evvel rükü’ yapan dönüp kıyam eder, sonra tekrar rükü’ yapar, namazın sonunda da secde-i sehv yapar. Kıyama dönüp sonra tekrar rükü’ yapmazsa ve namazı tamamlarsa, namazı bozulmuş olur.
Rükü’den evvel secde eden tekrar rükü’ eder, sonra tekrar secdeleri yapar, namazın sonunda da secde-i sehv yapar. Rükü’ya dönüp sonra tekrar secdeleri yapmazsa ve böylece namazı tamamlarsa namazı bozulmuş olur.
Yalnızca secdeleri veya bir secdeyi unutmuşsa, hatırladığı yerde hemen bunları iade eder; namazın sonunda da secde-i sehv yapar.
Son oturuşun bütün rükünlerden sonra olması farzdır.
Kıraat ile rükü’ arasında tertib farz değil, vâcibdir. Binaenaleyh birinci ve/veya ikinci rek’atlerde kıraati unutan, son iki rek’atte kazâ eder. Birinci ve/veya ikinci rek’atin rükü’unu ve secdelerini tekrarlamaz. Ama secde-i sehv yapar.
İki secde arasında tertibe riayet vâcibdir. İkinci secdeyi unutan kimse, bunu hatırladığı yerde yapar; sonra secde-i sehv yapar. Bir rekatin secdesini unutup, sonra gelen kıyam, rükü’ veya secdeden sonra hatırlarsa, o secdeyi kazâ eder ama secdeden önce yaptığı kıyam, rükü’ veya secdeleri tekrar yapmaz. Rükü’ veya ecde hâlinde iken evvelki rek’atin secdesini yapmadığını hatırlarsa, onun secdesini yapar. Ancak secdeyi hatırladığı rükü’ veya secdeleri tekrar yapıp yapmaması ihtilaflıdır. Hidâye’de tekrar etmek müstehabdır; Hâniye’de ise tekrar yapması lâzımdır denmiştir. Mutemed olan Hidâye’de geçendir.
(İbn Âbidîn, Namazın Farzları bahsinin sonu, Namazın Vâcibleri Bâbı, Secde-i Sehv Bâbı)

Sual:
Teşehhüdü (Ettehiyatüyü) yanlışlıkla kıyamda fatihadan evvel veya sonra okuyana ne lâzım gelir?


Cevap;
Teşehhüdü fâtıhadan evvel okumuş ise bir şey lâzım gelmez, çünki Fâtihadan evveli senâ mahallidir. Ama Fâtihadan sonra okumuş ise esah kavle göre secde-i sehv lâzım gelir. Çünki burası sûre okunacak yerdir. Ettehiyatü okununca, vâcibi terk veya tehir etmeye sebep olur. (Fetâvâ-yı Hindiyye, Secde-i Sehv bâbı)


Sual:
Bir kimse son oturuşta teşehhüdden evvel yanlışlıkla fâtiha okusa ne lâzım gelir?

Cevap;
Teşehhüdden evvel yanlışlıkla kıraat etse (meselâ Fâtiha okusa), sonra teşehhüdü okusa, secde-i sehv lâzım olur. Teşehhüdden sonra Fâtiha okusa, son oturuş ise bir şey lâzım gelmez. İlk oturuş ise, secde-i sehv lâzım gelir. İlk oturuşta teşehhüdü bile iki defa okusa secde-i sehv lâzım olur. (Fetâvâ-yı Hindiyye, Secde-i Sehv bâbı)

Sual:
Bir kimse vatan-ı ikâmetten çıkıp sefer müddeti uzaklıkta olmayan bir şehre gelip bir gün kalsalar, buradan da sefer mesafesindeki bir yere gitmek üzere yola çıksalar ve yolda önceki vatan-ı ikâmete uğrasalar, yol boyunca namazları nasıl kılarlar?


Cevap;
Meselâ İstanbul’dan Bağdad’a ve Mekke-i mükerremeden Kûfe’ye 15 gün kalmak niyeti ile giden birer Hanefî, bu vatan-ı ikâmetlerinden çıkarak, Kasr denilen yere gelseler, her ikisi de Kasr’a giderken misafir olmaz. Çünki Kasr denilen yer, Bağdad ile Kûfe arasındadır. Her ikisinden iki günlük yol uzaktır. Kasr’da 15 gün kalmağa niyet ederlerse, Bağdad ve Kûfe, vatan-ı ikâmet olmaktan çıkar. Çünki Kasr şehri, yeni vatan-ı ikâmetleri olur. 15 gün sonra Kasr’dan Kûfe’ye gelseler, misafir olmazlar. Kûfe’den bir gün sonra çıkıp Bağdad’a gitseler, yolda Kasr’dan geçseler, yolda hep misafir olmazlar. Çünki, Kasr, ikisi için de vatan-ı ikâmet idi. İbni Âbidîn hazretleri bu misâli verdikten sonra diyor ki: “Kûfe’de meselâ bir gün kalırlar da sonra Bağdad'a müteveccihen yola çıkar ve Kasr’a uğramak isterlerse, Kasr’a kadar yolda namazlarını tamam kılarlar. Kasr’da ve Kasr’dan Bağdad'a kadar da tamam kılarlar. Çünkü Kasr onların vatan-ı ikâmeti olmuştur. (İbni Âbidîn, Bâbu Salâti’l-Müsâfir, I/556)


Sual:
Dört rek’atlik nafile namazlarda ilk oturuşu terk etmenin hükmü hedir?

Cevap;

İbni Abidin hazretleri vitir ve nafileler bahsinin sonunda diyor ki: Nâfilelerde son oturuş farzdır. Dört rek’atlik nâfilelerde de ilk oturuş son oturuş hükmündedir. Binaenaleyh ilk oturuşun terk edilmesi ile namaz bozulur. Nitekim İmam Muhammed'in kavli bu olduğu gibi kıyas da budur. Lâkin Şeyhayn'a, yani İmam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre oturmadan üçüncü rek’ata kalkınca bu namaz farza benzeyen bütün bir namaz olmuş; farz oturuş, son oturuş olmuştur ki, istihsan da budur.

İbni Âbidin hazretleri bu bâbın başında da ilk oturuş hususunda İmam Muhammed'in kavlinin sahih kabul edildiğini söylüyor. Yani terki namazı bozar.

Fetâvâ-yı Hindiyye’nin nâfileler bahsinde de diyor ki: Bir kimse dört rek’atlik nâfile bir namazda, ilk oturuşta oturmayıp kalkarsa, İmam Muhammed’e göre geri dönüp oturur. İmam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre dönüp oturmaz, sehiv secdesi yapar. Tatarhâniye'de Attâbiye'den naklen «Sahih olan dönmemesidir» denilmiştir.

Bu hüküm, dört rek'at kılmaya niyet edildiği zamandır. Eğer dört rek'ate değil de iki rek’at kılmaya niyet edilmiş ve üçüncü rek'ate oturulmadan kalkılmış ise, üç imama göre de geri dönüp oturulur. Şayet, dönülmezse, namaz fâsid olur.



Sual:
Namaz kılarken yanılarak tehiyyattan evvel euzü besmele çekmenin hükmü nedir?

Cevap;
Tahiyyatı ka’denin başında okumak vâcibdir. Şayet bir âyet veya dua kıraatinden sonra okunsa, vâcib mahallinden tehir edilmiş olacağından sehiv secdesi lâzım gelir. (Nimet-i İslâm)

Sual:
Cuma namazında, zuhr-ı âhiri kılarken özür secdesi yapacaktım. Oturdum. Ettehiyatüyü okudum. Salli duasında özür secdesi yapacağım aklıma geldi ve salli duasını bırakıp  (veya okumuş da olabilirim)  özür secdesi yaptım. Bunun namaza bir zararı olur mu? Bir de çok kısaca, birer cümle ile hangi hallerde özür secdesi yapılacağından bahseder misiniz?

Cevap;
Bahsettiğiniz secdeye sehv (yanılma) secdesi denir. Son oturuşta ettehiyatüden sonra sağa selam verilip iki secde yapılır. Sonra ettehiyatü, salli barik, Rabbena âtinâ okunup iki tarafa selâm verilerek namaz bitirilir. Doğru yapmışsınız. Kısaca malumat veriyorum:
Namaz kılan, namazda farz olan bir şeyi, bilerek veya unutarak terk ederse, namazı bozulur. Eğer birf arzı unutarak geciktirirse sehv secdesi lâzım olur. Eğer bir vâcibi, unutarak terk ederse, namazı bozulmaz. Fakat sehv secdesi yapması lâzım olur. Eğer kasten terk ederse, namazı bozulmaz. Fakat noksan olur. Secde-i sehv vâcib olmaz. Yeniden kılması vâcib olur. Kılmazsa günahkâr olur. Eğer bir sünneti kasten terk ederse, mekruh olur. Fakat namazı bozulmaz. Sünneti unutarak terk ederse secde-i sehv gerekmez.
Namazda birkaç kere sehv secdesi icap etse bir kere yapmak yetişir. İmamın yanılması, kendisine uyanların da secde-i sehv yapmalarını gerektirir. İmama uyan yanılırsa, kendisi imamdan ayrı secde-i sehv yapmaz.
Secde-i sehvi yapmak için, ettehiyyatü okunup, bir tarafa selâm verildikten sonra, iki secde yapıp oturulur ve (Tehıyyât), (Salli ve bârik), (Rabbenâ) duâları okunarak namaz tamamlanır. İki tarafa selâm verdikten sonra veya hiç selâm vermeden de secde-i sehv yapılabilir ise de böyle yapmak mekruhtur.
Namazda on sekiz şeyin değişmesi, az ve çok yapılması, gecikmesi secde-i sehve sebep olur:
1- Oturması lâzım gelen yerde kalkmak. (Meselâ birinci oturuşu unutup ayağa kalkmak. Artık geri dönmez, sehv secdesi yapar).
2- Kalkması gereken yerde oturmak. (Meselâ ikinci rek’ate kalkacakken unutup oturmak).
3- Sesli okuması gereken yerde, gizli (hafi) okumak
4- Gizli (hafi) okuması gereken yerde, sesli okumak. (Cemaatle namaz kılarken sabah, akşam ve yatsı namazının ilk iki rek’atinde imam yüksek sesle okumalıdır. Okumazsa sehv secdesi yapar. Öğle ve ikindide de içinden okumalıdır. Yüksek sesle okursa sehv secdesi gerekir.)
5- Düâ okunacak yerde, Kur’ân-ı kerîmden okumak. (mesela ettehiyatü yerine Kuranı kerim okursa).
6- Kur’ân-ı kerîmden okunacak yerde düâ okumak. (Meselâ, Fâtiha sûresi yerine Ettehıyyâtü düâsını okumak gibi. Burada Fâtiha terk edilmiş oluyor.)
7- Namazı tamamlamadan selâm vermek. (Son oturuşta oturup ettehiyatüyü tamamlamadan selâm vermek)
8- Tamamlamış olduğu namazdan sonra ayağa kalkmak.
9- Farzların ilk iki rek’atinde, sünnetlerle vitir namazının her rek’atinde Fâtiha okumayı unutmak.
10- Farzların ilk iki rek’atinde, sünnetlerle vitir namazının her rek’atinde Fâtiha’dan sonra bir sure veya üç âyet okumayı unutmak.
11-Fâtihayı sure veya üç âyetten sonra okumak.
12-Fâtihayı birden fazla defa okumak.
13- Bayram namazı tekbirlerini terk etmek.
14- Vitir namazında kunut duâsını terk etmek.
15-Seferî olan dört rek’atli namazları iki rek’at kılması gerekirken üçüncü rek’ate kalkmak.
16-Secdeleri birbiri ardına yapmamak.
17-Oturuşlarda ettehiyatüyü unutmak.
18-İlk oturuşta ettehiyatüden sonra bir şey okuyarak üçüncü rek’ati geciktirmek. (Meselâ Allahümme salli ala Muhammed’e kadar okusa sehv secdesi gerekir.)

Sual:
Namazda birden fazla sehv secdesi gerektiren halde bir sehv secdesi kurtarıyor; peki sehv secdesi yaptıktan sonra sehv secdesini gerektiren bir durum olursa tekrar yapmak gerekir mi? (meselâ tahiyyatta yanlışlıkla iki defa okunması gibi)

Cevap;
Sehiv secdelerinde yanılmak, sehiv secdesi icab etmez (Fetava-yı Hindiyye, Nimet-i İslam).

Sual:
Mâlikî mezhebinde namazda Fâtiha okumayı unutan kimse nasıl hareket eder?

Cevap;
Mâlikî mezhebinde Fâtiha'yı namazın her rek'atinde okumak farzdır. Fâtiha’yı sehven terk eden kişi, rükûa varıncaya kadar hatırlamadığı takdirde, meşhur kavle göre namazına devam eder. Selâmdan önce de sehiv secdesi yapar.
Namazın bir rek’atinde de olsa okuduktan sonra Fâtiha’yı geri kalan rek’atlerin birinde veya daha fazlasında terk etme arasında herhangi bir fark yoktur. Şu yüzden ki: Bu mezhebin mutemed görüşüne göre, Fâtiha’nın, namazın bütün rek’atlerinde okunması gerekli ise de bunu bir rek’atte okuyup diğerlerinde unutarak terk eden kişinin namazı sahîh olur. Fâtiha’nın bir rek’atte vâcib olduğu görüşüne uyarak bu eksiklik, sehiv secdesiyle telâfi edilir. Bu durumdaki bir kişinin, namazını vakit içinde veya dışında iade etmesi ihtiyat gereğidir.
Fâtiha’yı okumamış olmaktan ötürü sehiv secdesini kasıtlı olarak terk eden kişinin namazı batıl olur. Unutarak yapmayan kişi, eğer aradan örfe göre uzun bir zaman geçmemişse, sehiv secdesini yine de yapmalıdır. Aksi takdirde namazı batıl olur.
Kasıtlı olarak veya unutarak Fâtiha’yı terk eden kişi, rükûdan önce hatırlar da okumazsa, Fatiha her rek’atte vâcib olduğu için namazı batıl olur ki, bu da meşhur bir görüştür. (el-Fıkhu ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa)

Sual:
Zamm-ı sûre olarak Fatiha okunabilir mi?

Cevap;
Okunamaz. Okunursa sehv secdesi gerekir. Ama zamm-ı sûreden sonra Fâtiha okunursa, sûre hükmüne geçer ve sehv secdesi gerekmez.

Sual:
Vitr namazında üçüncü rek’atte kunut duası okumak mı vâcibdir, yoksa elleri kaldırıp tekbir almak mı? Yani bir kimse tekbir almadan kunut dualarını okumaya başlasa sehv secdesi gerekir mi?

Cevap;
Tekbir almak ve kunut okumak vâcibdir. Tekbir almazsa, tekrar tekbir alıp duayı okur. Unutarak rüküya gitmişse, geri dönmez, sonradan sehv secdesi yapar.

Sual:
Bayram namazının ikinci rek’atinin dördüncü tekbirinde imam rükü’ yerine doğrudan secdeye gitse ve sehiv secdesi yapmazsa ne olur?

Cevap;
Rükü’ farzdır. Hatırına gelince dönüp rükü’yu yapar, tekrar secde edip sehv secdesi yapar. Selâm vermişse, namazı iade gerekir.

Sual:
Mâlikî mezhebini taklit eden kimse namaz kılarken ikinci rek’ata oturmayı unutursa secde-i sehv yapar mı? Dördüncü rek’atta tahiyyata oturmayı unutan kimse ne yapar? Namazı bozulur mu?

Cevap;
İlk oturmayı unutarak terkeden sehv secdesi yapar. Çünki bu oturuş vâcibdir. Son oturmayı unutarak terkedip ayağa kalkan, secde etmeden evvel hatırlarsa geri dönüp oturur, sonra sehv secdesi yapar. Secde ettikten sonra hatırlarsa bir rek’at daha kılar. Sehv secdesi yapar. Kıldığı nafile olur. Farzı tekrar kılar. Çünki son oturuş farzdır.

Sual:
Mesbuk olan kişi, son rek’atta tahiyyattan sonra imam selâm verene kadar kelime-i şahadet okuması gerekirken, unutup salli, bârik ve rabbenâları okusa, bu kişinin sehiv secdesi yapması gerekir mi?

Cevap;
Gerekmez. Sehv secdesini gerekirse imam yapar, cemaat sehv yapsa bile sehv secdesi yapmaz.

Sual:
Mâlikî mezhebinde farz namazda fâtiha okumayı unutan ne yapar?

Cevap;
Fâtiha’yı sehven terk eden kişi, rükûa varıncaya kadar hatırlamadığı takdirde, meşhur kavle göre namazına devam eder. Selâmdan önce de sehiv secdesi yapar. Namazın bir rek’atinde de olsa okuduktan sonra Fâtiha’yı geri kalan rek’atlerin birinde veya daha fazlasında terk etme arasında herhangi bir fark yoktur. Şu yüzden ki: Bu mezhebin mutemed görüşüne göre, Fâtiha’nın, namazın bütün rek’atlerinde okunması gerekli ise de bunu bir rek’atte okuyup diğerlerinde unutarak terk eden kişinin namazı sahîh olur. Fâtiha’nın bir rek’atte vâcib olduğu görüşüne uyarak bu eksiklik, sehiv secdesiyle telâfi edilir. Bu haldeki bir kişinin, namazını vakit içinde veya dışında iade etmesi ihtiyat gereğidir. Fâtiha’yı okumamış olmaktan ötürü sehiv secdesini kasıtlı olarak terk eden kişinin namazı bâtıl olur. Unutarak yapmayan kişi, eğer aradan örfe göre uzun bir zaman geçmemişse, sehiv secdesini yine de yapmalıdır. Aksi takdirde namazı bâtıl olur.
Kasıtlı olarak veya unutarak Fâtiha’yı terk eden kişi, rükûdan önce hatırlar da okumazsa, Fâtiha her rek’atte vâcib olduğu için namazı bâtıl olur ki, bu da meşhur bir görüştür. (el-Fıkhu ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa)

Sual:
Birinci rek’atte zammı sure okumayı unutan ikinci ve üçüncü rek’atta okuyamaz mı? İllâ üçüncü ve dördüncü rek’atte mi okumalıdır?

Cevap;
Zammı sureyi mahallinde unutan, başka rek’atte okumaz. Sehv secdesi yapar. Son iki rek’atte zammı sure okumak câiz ise de, vâcib olan sûrenin yerine geçmez ve secde-i sehvi düşürmez.

Sual:
Kaç rek’at kıldığını şaşırıp, namazda düşünmesi, sonraki rüknün veya vâcibin, bir rükn zamanı kadar gecikmesine sebep olursa, bu arada, âyet ve dua okusa secde-i sehv gerekir mi?

Cevap;
Bu düşünmenin sehv secdesini gerektirmesi, vâcib ve sünnet olan mikdarda okunduktan sonrası içindir.

Sual:
Farzın son iki rek’atinde zammı sure okumak secde-i sehvi gerektirir mi?

Cevap;
Hayır. Burada zamm-ı sure okumak câiz, okumamak evlâdır.

Sual:
Secdeli ve rükû’lu namazlarda yanılmalarda secde-i sehv yapılıyor ve namaz kurtuluyor. Cenaze namazında hata eden imamın telafi imkânı var mı?

Cevap;
Vaziyete göre değişir.

Sual:
Gusl abdesti sebebiyle Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, sehv secdesi gerekip gerekmediğine karar veremeyip, gerekmediği halde secde-i sehv yaparsa, selâmı çıkmak niyetiyle vermemiş ve Mâlikî’de farz olan selâmı geciktirmiş oluyor. Namaz sahih oluyor mu? Böyle karar veremediğimiz zaman secde-i sehv yapmak mı, yapmamak mı daha ihtiyatlı olur? Eğer yapmak ihtiyatlı ise kaç tane selamdan sonra sehv secdesine gitmek en ihtiyatlı olur?

Cevap;
Secde-i sehv için teyakkun lâzımdır. Vehm ile secde-i sehv lâzım olmaz. İhtiyat için secde-i sehv yapılmaz. Sehv secdesinin gerektiğine karar veremeyen, secde etmez. Etmişse, namazdan kendi sun’uyla çıkmayı geciktirdiği için mekruh olur. Ancak böyle yapan kişinin namazı Mâlikî’yi taklid ediyorsa bile sahihtir.

Sual:
Secde-i sehv gerektirecek bir hususta imamın secde-i sehv yapmama hakkı var mıdır?

Cevap;
Cuma ve bayram namazlarında cemaatin birinci selamdan sonra dağılması muhtemel ise, önden geçme ve izdihamı önlemek için secde-i sehv yapmayabilir. Bizim memleketimizde cemaat ikinci selâmı beklemeden kalkmadığı için, böyle bir hal mevzubahis değildir.

Sual:
İmam ikinci rek’atte oturmayı unutup, secde-i sehv de yapmasa, mesbuk yapar mı?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Namazda abdesti bozulan imam istihlâf ettiğinde (yerine birisini geçirdiğinde) eğer sehv secdesi yapması gerekiyorsa nasıl bildirir?

Cevap;
Abdesti bozulup yerine cemaatten birini geçiren imam, bir parmakla bir rek’at kaldığına, iki parmakla iki rek’at kaldığına işaret eder. Rükû’u terk ettiğine işaret ediyorsa elini dizlerine, secdeleir terk ettiğine işaret ediyorsa alnına, kırâatı terk ettiğine işaret ediyorsa elini ağzına, tilâvet secdesini terk ettiğine işaret ediyorsa alnına ve diline, secde-i sehvi terk ettiğine işaret ediyorsa göğsüne koyar. (Dürrü’l-Muhtâr)

Sual:
Vitir namazını kılarken, son rek’atte, kıyamda zammı sureyi okumadan rükû’ya gittik. Rükû’da farkedip tekrar kıyama geri döndük ve ellerimizi tekrar bağlamadık, salık bir şekilde kaldı. Zammı sureyi okuduk ve kunut tekbiri alıp ellerimizi salık hâlinden kaldırıp bağladık. Kunut dualarını okuduk. Tekrar rükû’ yaptık. Namaz bitince de secde-i sehv yaptık. Bu doğru oldu mu?

Cevap;
Doğrudur.

Sual:
Zammı sureyi okumayı unutunca, rükû’dan geri dönüp, elleri tekrar bağlamadan ve zammı sureyi okuyup tekrar rükû yapıp secde-i sehv mi yaparız; yoksa geri dönemeden namazı bitirip en son secde-i sehv mi yaparız?

Cevap;
Geri dönüp, eller bağlanarak veya bağlanmayarak zammı sure okunur. Namaz bitince sehv secdesi yapılır. Zammı sureyi okumadığını hatırlayıp bilerek dönmemek kabahattir.

Sual:
Mesbuk, abdestinin bozulacağına kanaat getirirse, imamın selâmını veya yanılma secdesini yapmasını beklemeden imamdan önce [teşehhüd miktarı oturduktan sonra] kalkabilir mi? Bu sebep mesbukun imamın selâmından önce kalkması için özür olur mu?

Cevap;
İmam teşehhüd mikdarı oturduktan sonra mesbukun ayağa kalkması caiz ise de, mekruhtur. Bekleyip selamdan sonra kalkmalıdır. Abdesti bozulursa, gidip abdest alır ve namazını tamamlar.

Sual:
Vitri kılarken birinci rek’atte normal ayağa kalktım; ikinci rek’atte oturunca birinci rek’atteyim zannederek ettehiyyatüyü yarıda kesip hemen ayağa kalktım. Gerisini buna uygun tamamladım. Yani sonra iki kere oturdum. Dışarıdan arkadaş ikaz etti. Ben ona itibar etmeden sehv secdesi yaparak namazı tamamladım. Namazım oldu mu?

Cevap;
Yanlış olmuş. Madem birinci veya ikinci rek’atte olmak arasında tereddüd edildi, oturmaya ve ettehiyatüye devam edip sonra ayağa kalkıp tekrar oturup, sonra ayağa kalkıp tekrar oturmalı, böylece ve sonra sehiv secdesi yapılmalıydı. Ama namaz sahihtir. Zira vitirde ilk oturuş vâcibdir. Unutarak ayağa kalkan geri dönmez ve sehiv secdesi yapar. (İbni Abidin-Vitr ve Nevafil Babı)

Sual:
Gusl bahsinde Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, sehv secdesi yapacağında salli barik okuduktan sonra mı sehv secdesi yapmalıdır, yoksa ettahiyyatüden hemen sonra mı?

Cevap;
Ettehiyatüyü okuyup sağa selam vererek sehiv secdesi yapar. Ettehiyatüden sonra salli barik okuması zarar vermez. Hatta Şâfiî’nin hilafından çıktığı için belki müstehab olur.

Sual:
Rükû’yu unutanın hâlini tafsilatlı izah eder misiniz?

Cevap;
Rükû’yu unutan tekrar döner rükû yapar. Secde etmişse, rükû’yu yaptıktan sonra o secdeyi tekrar yapar. Namazı selâmladıktan sonra sehv secdesi yapar.

Sual:
Bir kimse, sabah namazında ikinci rek'ati mi, yoksa üçüncü rek'ati mi kıldığı hususunda şüpheye düşse ve araştırması da bir netice vermezse; bu halde, eğer ayakta ise, [üçüncü rek’atin secdesini yapmadan] hemen oturup tehiyyat, salli, barik ve rabbena okuyup secde-i sehv yapsa namazını kurtarmış olur mu?

Cevap;
İki veya üç rek’at arasında tereddüd ederse, iki kabul eder. Oturur, sonra kalkıp iki rek’at daha kılar. Aralarında oturur. En son secde-i sehv yapar.

Sual:
Bir kimse, vitir namazında kıyamda ayakta iken, ikinci rek'atte mi yoksa üçüncü rek'atte mi olduğu hakkında şüpheye düşse, herhangi bir karara hükmedemese nasıl hareket eder?

Cevap;
İki kabul eder. Oturur. Bir rek’at daha kılar. Her iki rek’atte de kunut okur. Secde-i sehv yapar.

Sual:
Bir kimse, namazı, üç rek'at mi yoksa dört rek'at mi kıldığı hususunda şüpheye düşse ve bir müddet düşündükten sonra, kat’i olarak, üç rek'at kılmış olduğunu anlayıp bilse; bu halde düşünmesi, kendisinin, bir rükün edâ edecek kadar geri bırakmamış ise, sehiv secdesi yapması gerekir mi? Düşünmesi üç kere sübhanallah diyecek kadar sürse secde-i sehv yapması lâzım gelir mi?

Cevap;
Hayır. Evet.

Sual:
Cemaate namaz kıldırmakta olan bir kimse, iki rek'atini kıldıktan sonra, ikinci secdede, bir rek'at mi, yoksa iki rek'at mi kıldığı hususunda veya dört rek'at mi yoksa üç rek'at mi kıldığı hususunda şüpheye düşerse nasıl hareket etmesi gerekir?

Cevap;
Bir kabul eder. Ama oturur. Sonra bir rek’at daha kılar. Oturur. Bir rek’at kılıp daha oturur. Bir rek’at daha kılıp selam verir. Secde-i sehv yapar. İkinci halde üç rek’at kabul eder. Oturur. Bir rek’at daha kılıp selam verir. Secde-i sehv yapar.

Sual:
İmamın gizli okunması gereken namazlarda açıktan okuması, açıktan okuması gereken namazlarda gizli okuması secde-i sehvi gerektiriyor. Peki, gizli ve âşikâre okumanın asgari miktarı nedir ki secde-i sehv icap etsin ve etmesin?

Cevap;
Kendi işitecek kadar okumak gizli; etrafındaki üç dört kişi işitecek kadar okumak cehrî kıraat sayılır.

Sual:
Secde-i sehvlerde bir rükün miktarını “üç kere sübhanallah diyecek kadar zaman” diye mi kayıtlamak gerekir?

Cevap;
Evet.

Sual:
Secde-i sehv icap eden bir davranışta bulunan İmamın abdesti bozulup yerine vekil tayin ederse secde-i sehv cemaattan sâkıt olur mu? Bu durumda ne yapılması lazım gelir?

Cevap;
Hayır. Secde-i sehvi yapar. İmam mihrabdan ayrılırken eliyle secde-i sehv olduğunu işaret eder. Halef biliyorsa mesele yoktur.

Sual:
Namazda secde-i sehv yaparken yanlışlıkla iki secde yerine bir secde yaptım. Secde-i sehv yerine gelmiş oldu mu?

Cevap;
Namaza muhalif bir iş yapmamışsa ikinci secdeyi de yapar. Aksi takdirde sehv secdesini unutmak gibi olur ki özürdür. Namazı tekrarlamak gerekmez.

Sual:
Seferî olan dört rekâtlı namazları iki rek’at kılması gerekirken üçüncü rek’ate kalkarsa secde-i sehv lâzım oluyor. Sehven, unutarak üçüncü rek’ate kalkan bir kimse üçüncü rekâtın hemen başında fatihadan önce veya kıyamın her hangi birinde, rükû’unda veya secdesinde bu hükmü hatırlamış olsa selâm verip namazdan çıkar mı? Yoksa normal dört rekât kılıp selam mı verir?

Cevap;
İster tamamlar, ister geri dönüp selam verir. Sehv secdesi yapar.

Sual:
Fâtiha'nın yarısını veya bitimine yakın kısmını okuyan kimse, kalanını unutsa sonra hatırlasa ve Fâtiha'yı tekrar okusa, bu kimse, Fâtiha'yı iki defa okumuş sayılır mı? Secde-i sehv lazım gelir mi?

Cevap;
Evlâ olan kavil Fâtiha’nın bir âyetini terk edene sehv secdesi gerekmesidir. Fâtihayı peşpeşe iki defa okumak sehv secdesi gerektirir. Arada sûre veya üç âyet varsa gerekmez. Fâtiha’yı eksik okuyan, kalan kısmını tamamlar. Baştan okumaz. Takıldığı için baştan okumuşsa, sehv secdesi gerekmez.

Sual:
İlk teşehhüde ettehıyyatünün yarısından az bir kısmını okudum. Kalan kısmını o anda hatırlayamadım namaz sonunda secde-i sehv yapacak mıydım?

Cevap;
Teşehhüdün tamamlanması vâcibtir. Zira onun bir kısmını okumak teşehhüd yerine geçmez. Hatırlayamamak veya okumayı unutmak, secde-i sehv gerektirir. (İbni Abidin)

Sual:
Mesbuk yanlışlıkla selam verirse ne yapar? Namazı iade etmesi gerekir mi? Yoksa sehv secdesi mi yapmak gerekir?

Cevap;
Hayır. Sehv secdesi de gerekmez.

Sual:
Mesbuk namaza durunca subhaneke okur mu? Yoksa imam selam verdikten sonra mı kalkıp okur?

Cevap;
İmam sessiz okuyorsa imama uyunca hemen sübhaneke okur; sonra kalkınca tekrar okur.

Sual:
İftitah tekbirini yanlış alan yani allahü ekber dışında mesela ( La ilahe illallah ) ( Sübhanallah ) ( Ya Allah ) gibi allahü ekber lafzından gayri alan bir kimse namazın herhangi rekâtında bunu hatırlarsa ne yapması lazım? Secde-i sehv lazım gelir mi? Maliki mezhebini taklid eden ne yapması gerekir?

Cevap;
Namaza besmeleden ayrı Arapça bir zikir cümlesi ile başlamak gerekir. Bu da Allahü ekber ve emsâlidir. Zâhir rivâyeye göre bu iki kelimeden yalnız biriyle namaza başlamış olmaz. Allahümmağfirli gibi istiğfar cümlesi ile namaza başlamak sahih değildir. Esah kavle göre sadece Allahümme diyerek başlamak sahihdir. Ya Allah diye başlamak da sahihdir. Sırf besmele ile ve kezâ eûzû çekmekle havkale (lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah) ile namaza başlamak sahih kavle göre câiz değildir. Üç mezhebde Allahü ekber ile başlamak farzdır.

Sual:
Hanefî bir imam secde-i sehv yapınca ona uyan Şâfiî nasıl hareket eder?

Cevap;
Namazda imamın hareketlerine uymak vâcibdir. O da sehv secdesi yapar.

Sual:
Hanefi mezhebinde farz namazda iki secde arasında dua okuyan kimse, vâcibi geciktirdiği için secde-i sehv yapacak mıdır?

Cevap;
İki secde arasında dua okumak caizdir. Secdeyi geciktirmek sayılmaz. Secde-i sehv de gerekmez. Hatta İbni Abidin der ki, iki secde arasında Allahümmağfir-lî demek, Hanbelî mezhebinin hilâfından çıkmak olduğu için iyidir. Rükû’dan kavmeye kalkınca da dua etmek câizdir, ama müstehab değildir.

Sual:
İlk teşehhüdde ettehıyyatünün yarısını okuduktan sonra şaşırıp baştan tekrar okumak secde-i sehv gerektirir mi?

Cevap;
Şaşırarak baştan almak secde-i sehv gerektirmez.

Sual:
Secde-i sehv yaparken hataen bir secde yapan kimsenin nasıl hareket etmesi gerekir?

Cevap;
Selâm bile vermiş olsa, yürümek, konuşmak, kıbleden göğsünü çevirmek gibi namaza muhalif bir iş yapmadıkça o bir secdeyi yerine getirir. Namazdan çıkmışsa, hata olduğu için bir şey gerekmez.

Sual:
Teşehhüdü tekrar okuyana ne lâzım gelir?

Cevap;
İlk oturuşta, teşehhüdü tekrar okumuş olsa, üzerine sehiv secdeleri lâzım olur. Son oturuşta tekrar eden kimsenin sehiv secdesi yapması gerekmez.

Sual:
Hazret-i Peygamber bir gün namaz kılarken yanılarak erken selâm vermiş; bir sahabi ikaz etmiş, Hazret-i Peygamber kaç rek’at kıldığını sormuş; eksik kıldığını anlayınca, namazı tamamlamış. Şu halde konuşmak namazı zaten bozmuş olmuyor mu?

Cevap;
Bu hâdise, meşhur Zülyedeyn hadîsinde geçer. Zülyedeyn isimli sahabinin esas ismi Hırbak idi. Elleri uzun olduğu veya iki elini de aynı şekilde kullanabildiği için “İki elli” mânâsına bu lakapla tanınmıştır. Zülyedeyn, “Ya Resulallah! Namaz mı kısaltıldı, yoksa unuttunuz mu?” dedi. Resulullah aleyhisselâm cemaata dönerek: “Zülyedeyn doğru mu söyledi?” diye sordu. Cemaat evet diye işaret ettiler. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber ayağa kalkıp namazı tamamladı. Sonra secde-i sehv yaptı.
O zaman namazda konuşmak, sadaka vermek câizdi. Bu hadîs-i şerifin namazda konuşmaya dair hükmü Muaviye bin Hakem hadîsi ile neshedilmiş; unutma hâlinde namazı tamamlama ve secde-i sehv yapma hususundaki hükmü bâki kalmıştır.
Muaviye bin Hakem hadîsi şöyledir: Muaviye bin Hakem es-Sülemî'den rivayet olunmuştur. “Bir defa ben Resulullah aleyhisselâm ile birlikte namaz kılıyordum. Aniden biri aksırdı. Ben yerhamükellah dedim. Bunun üzerine cemaat bana göz attı. Ben “Vay canına! Ne oluyor da bana bakıyorsunuz?” dedim. Bu sefer elleriyle uyluklarına vurmağa başladılar. Beni susturmak istediklerini görünce sustum. Resulullah aleyhisselâm namazını kılınca beni çağırdı. Annem babam fedâ olsun! Ben ondan evvel ve sonra onun kadar güzel öğreten görmedim. Vallahi bana ne surat astı; ne döğdü; ne söğdü! Sonra: “Gerçekten bu namaz öyle bir şeydir ki onda insan sözünden hiç bir şey câiz değildir. O, ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumaktan ibârettir” buyurdu.

Sual:
Namaz içindeki düşünce sehv secdesini gerektirir mi?

Cevap;

Namaz içindeki dünyevî düşünceler, eğer bir rüknün veya vâcibin tehirine sebep olmamışsa, sehv secdesini gerektirmez. Eğer bir rükn mikdarı geciktirmişse, yani kıraati bırakıp düşünceye dalmışsa ve bu bir rükn mikdarı, yani üç defa subhânallah diyecek kadar sürmüşse, sehv secdesi gerekir. Eğer bu düşünce dünyevî değil de, kaçıncı rek’atte olduğu gibi bir hususa dair şüphe ise ve bu şüphe hemen karara bağlanamayıp bir rükn mikdarı devam etmişse, bu esnada fazladan (yani vâcib veya sünnet mikdarından fazla olmak üzere) kıraat veya tesbih ile meşgul olsa bile secde-i sehv gerekir. Bazılarına göre eğer bu düşünme sırasında kıraat veya tesbih ile meşgul ise gerekmez. Fakat esah kavil ötekidir. (İbni Abidin).



Sual:
Namaz içinde abdesti bozulan imamın vekil tayin etmesi secde-i sehvi gerektirir mi?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Namazda secdeyi yanlışlıkla üç defa yapan birisi ne yapar?

Cevap;
Farzı veya vâcibi tehir ettiği için, sağa selâm verdikten sonra secde-i sehv yapar.

Sual:
İmam ilk oturuşu unutup ayağa kalktı. Cemaat ikaz edince geri döndü. Sehv secdesi gerekir mi?

Cevap;
İmam ilk oturuşu unutarak terk etmiş ve dizleri de yerden kesilmişse artık geri dönmez. Cemaat de onunla kalkar. Namazı tamamlar, sehv secdesi yaparlar. Cemaatin ikaz etmesi yersizdir; çünki imamın artık geri dönmesi caiz değildir. İmam eğer ilk oturuşa geri dönerse, namaz bozulmaz; ama isâet etmiş olur. Namazın sonunda secde-i sehv yapar. Sahih olan budur. İmam ilk tahiyyatta oturmaz, namaz bitince secde-i sehv de yapmazsa, hataen kalktığının farkında değildir. Bu namazı iade etmek gerekmez. Bazı âlimlere göre farz olan kıyamı, farz olmayan bir amel ile geciktirdiği için namaz bozulur demişlerdir. (İbni Abidin, Secde-i Sehv bahsi)

Sual:
Sehiv secdesindeki en efdal selâm şekli nasıldır?

Cevap;
Önce sağa selâm verilir, sonra sehv secdesi yapılır. İki tarafa verdikten sonra veya hiç selâm vermeden de yapılırsa da, mekruhtur.

Sual:
İmam ilk oturuşu unutup ayağa kalktı. Cemaat ikaz edince geri döndü. Sehv secdesi veya namazı iade etmek gerekir mi?

Cevap;
İmam ilk oturuşu unutarak terk etmiş ve dizleri de yerden kesilmişse artık geri dönmez. Cemaat de onunla kalkar. Namazı tamamlayıp, sehv secdesi yaparlar. Cemaatin ikaz etmesi yersizdir; çünki imamın artık geri dönmesi caiz değildir. İmam eğer ilk oturuşa geri dönerse, namaz bozulmaz; ama isâet etmiş olur. Namazın sonunda secde-i sehv yapar. Sahih olan budur. İmam ilk tahiyyatta oturmaz, namaz bitince secde-i sehv de yapmazsa, hataen kalktığının farkında değildir. Bu namazı iade etmek gerekmez. İlk oturuşu kasden terk edince de, istisnaî olarak secde-i sehv lâzım gelir. İmam kasden ayağa kalkmış ve secde-i sehvi de kasden terketmişse iade lâzımdır. Bazı âlimlere göre farz olan kıyamı, farz olmayan bir amel ile geciktirdiği için namaz bozulur demişlerdir. (İbni Abidin, Secde-i Sehv bahsi)

Sual:
Bir kimse namazda ilk oturuşta teşehhüdü (ettehiyatüyü) tekrar okusa ne lâzım gelir?

Cevap;
Secde-i sehv lâzım olur. (Hindiyye)

Sual:
Namazda teşehhüdün (ettehiyatünün) bir kısmını terk eden kimseye ne lâzım gelir?

Cevap;
Teşehhüdün bir kısmını veya tamamını terk eden kimseye de secde-i sehv secdesi lâzım olur. (Hindiyye)

Sual:
Secde-i sehvin Hanefi ve Malikî'de hükmü nedir?

Cevap;
Hanefî mezhebinde namazın bir farzının sehven (yanılarak, unutarak) tehirinde, vâcibin terki veya tehirinde secde-i sehv yapmak vâcibdir. Malikî ve Şâfiî mezhebinde vâcib olmadığı için, secde-i sehv de sünnettir. Hanefî’de vâcib hükmünde olan amellerin karşılığı bu mezheblerde farz veya sünnettir. Bu sünnetlerin unutarak veya yanılarak terki hâlinde secde-i sehv lâzım olur. Malikî veya Şâfiî’yi taklid eden Hanefî bu hususta kendi mezhebine uyar.

Sual:
Namazda kıraat ederken sureye başlayıp, sonrasını 3-5 saniye kadar hatırlamayıp başka sure okuyan kimse sehv secdesi yapar mı?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Seferî imam kasten veya yanılarak üçüncü rekate kalksa ve secdeyi de yapsa, buna uyan seferîlerin namazı ne olur?

Cevap;
Buna uyanların üçüncü rek’ate kalkmayıp imamı sübhanallah gibi zikr sözler ile ikaz etmeleri; imam geri dönmezse de dördüncü oturuşu yapıp selâm verene kadar beklemeleri icab eder. İmamla beraber selâm verirler. İmamın, vâcib olan selâmı geciktirdiği için sehv secdesi yapması lâzımdır. İmam sehv secdesi yapmasa bile uyanların namazı kerahetsiz tamamdır. Eğer imamla beraber üçüncü rek’ate kalkar ve secdeyi de yaparlarsa namazları mekruh olarak sahih olur. Üçüncü rek’ate imam veya cemaat kasten kalkmışlarsa, vakit içinde namazı iade etmeleri gerekir.

Sual:
Zammı sûre unutulup rükûya gidildiğinde, rükûdan tekrar ayağa kalkılıp sûre okunabildiğini biliyorum. Fakat cemaat içinde iki defa rükûya gidip doğrulmak yadırgandığı için, dönüp sûre okumamak câiz olur mu?

Cevap;
Rüküdan dönüp sûreyi okumak efdaldir; okumasa da olur. Her halde sehv secdesi lâzımdır.

Sual:
Vitir namazında kunuttan önce besmele çekmek sehiv secdesi gerektirir mi?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Namazda rükûya giderken Allahü ekber diyeceği yerde, hata ile esselâmü aleyküm dese, hemen ardından Allahü ekber deyip rükûya gitse bir şey gerekir mi?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Sehv secdesini iki tarafa selâm vererek yapmak câiz midir?

Cevap;
Evet, ama mekruhtur. Hiç selâm vermeden yapmak da böyledir. Sünnete muvafık olan, sağa selâm verdikten sonra sehv secdesini yapmaktır.

Sual:
Sünneti terk etmek Mâlikî mezhebinde namazı bozar mı?

Cevap;
Namazın üç müekked sünnetini unutarak terkedip sehv secdesi de yapmayan kimsenin namazı Mâlikî mezhebinde bozulur. Burada kast edilen sünnetler, umumiyetle Hanefîlerin vâcib dedikleridir. Bunlar sehven terkedilirse, Mâlikî’de sehv secdesi gerekir. Bu müekked sünnetler, zamm-ı sure, kıraatın yerine göre sessiz veya açık olması, teşehhüdler, intikal tekbirleri, semi’allahü limen hamideh, son teşehhüdde salavat, secdede burun ve dizlerin yere konması, ilk selâmın yüksek sesle ve imama cevap olarak verilmesi, yüksek sesle okuyan imamın arkasında sükût ve tümânînettir. Bunlardan biri unutarak terk edilirse, sehv secdesi yapılır. Üç tanesi unutarak terk edilir ve sehv secdesi yapılmazsa, namaz bozulur; iâde gerekir. İkiden fazla sünneti kasıtlı olarak terk eden kişinin namazı, sehv secdesi ile kurtulmaz ve kuvvetli görüşe göre bâtıl olur.

Sual:
Tek başına farzı kılan kimse, gündüz, kıraati, tesbihleri veya tehiyyatı yüksek sesle okusa, ne lâzım gelir?

Cevap;
Gece namazlarında kıraati âşikâre (açık) ve gündüz namazlarında hafi (gizli) yapmanın vâcib olması, imama mahsustur. Tek başına kılana vâcib değildir. Dolayısıyla aksini yaparsa, sehv secdesi lâzım gelmez. Zâhirü’r-rivâye böyledir. Dua, senâ ve tehiyyatta açık okumak, imam da olsa, yalnız kılan da olsa sehv secdesi gerektirmez. (İbni Abidin, Namazın Vâcibleri)

Sual:
İmam, sehv secdesi icab eden bir şey yapsa, fakat sehv secdesini kasden terketse, cemaate ne lazım gelir?

Cevap;
İmamın sehv secdesi yapmazsa, cemaat de yapmaz. İmamın namazındaki farz dışındaki eksikler için iade gerekmez. İmamın kasden terkettiğini bilmek zaten mümkün değildir.Farzlardaki eksik için iade lâzımdır.

Sual:
Dört rek’atli farz kılarken ilk ka’dede hata ile sağa sola selâm veren nasıl hareket eder?

Cevap;
Devam eder; farzı geciktirdiği için namaz bitince sola selâm verip sehv secdesi yapar.

Sual:
İmam, ikindi namazının farzında, sehven ettehiyatüyü unutsa, secde-i sehv de yapmasa, cemaate de söylemese, ne lâzım gelir?

Cevap;
İlk ve son oturuşta tehiyyat okumak vâcibdir. Unutarak terk etmek secde-i sehv gerektirir. Bu da unutulmuş ise birşey gerekmez. Kasden terkedilmişse, iade lazımdır. Cemaatten de imkânı olanlara söyler veya söylemez.

Sual:
Namazda fâtiha okuduktan sonra hangi sureyi okuyacağını birkaç saniye düşünüp sureyi ondan sonra okuyan kimseye vacibi geciktirdiği için sehiv secdesi gerekir mi?

Cevap;
Namazda sebepsiz yere bir rükn mikdarı susup düşünmek, secde-i sehv icab ettirir.

Sual:
Namazda Kâfirûn suresini yarısına kadar okuyup şaşırıp baştan okumak sehv secdesi gerektirir mi?

Cevap;
Bu surenin yarısı vâcibe yeter. Secde-i sehve gerek yoktur.

Sual:
Mesela errahmânirrahim âyetini tam tersi okusa, sonra ters okuduğunu anlasa, doğrusunu okusa, sehiv secdesi yapması gerekir mi? 

Cevap;
Hayır. Kıraat hataları, eğer namazı bozmuyorsa, sehv secdesini de icap ettirmez.

Sual:
Fâtihadan önce zammı sure okuyana ne lâzım gelir?

Cevap;
Secde-i sehv yapar.

Sual:
İlk iki rek’atte sure okumayan, son iki rek’atte okur mu?

Cevap;
Okursa iyi olur. Yine de secde-i sehv yapar.

Sual:
Birinci rek’atte fatiha okumayı unutan, ikinci rek’atte aklına gelirse ne yapar?

Cevap;
Secde-i sehv.

Sual:
Bir rek’atta yanlışlıkla iki defa rükû ya da dört defa secde yapana ne lâzım gelir?

Cevap;
Secde-i sehv. 

Sual:
Şafiî imam, Hanefi cemaate sabah namazını kıldırırken ikinci rek’atin rükuundan kalkınca kunut okuyor. Cemaat de kunut bitene kadar duruyor. Sonra imamla beraber secdeye gidiyorlar. Bu Hanefi cemaat, secdeyi geciktirdiği için sehiv secdesi yapar mı?

Cevap;
Hayır. Bekler. Bu secde-i sehvi gerektiren bir hal değildir. Zaten imamla kılan hata yapsa bile secde-i sehv yapmaz.