Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Nafile Namazlar" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Sünnetlerin terki mekruhtur. Küçük günahlara ısrar da büyük günahı getirir deniyor. Büyük günaha devam eden de fâsık olur. O zaman teheccüd namazını terk eden fâsık mı olur?

Cevap;
Her sünneti terk etmek mekruh olmaz. Teheccüd namazı, terki mekruh olan bir sünnet değildir. Hiç kılınmasa da olur. Çünki müstehabdır.

Sual:
Farz namazın önünde ve ardında kılınan namazların hangisi efdaldir?

Cevap;
Sünnetlerin en kuvvetlisi bil ittifak sabah namazının sünnetidir. Ondan sonra ihtilaf vardır. Sonra Dürrü’l-Muhtar’da diyor ki: “Sabahın sünnetinden sonra öğle namazının ilk sünneti gelir. Çünkü hadisi şerifte: «Bu sünneti terk eden benim şefâatime nail olamaz.» buyurulmuştur. Ondan sonra bütün sünnetler müsavidir.” Fethü’l-Kadîr’de de diyor ki: “Sabahın sünnetinden sonra Hulvânî’ye göre akşam namazının iki rek’at sünneti efdaldir. Çünkü Hazreti Peygamber bunu seferde ve hazerde terk etmemiştir. Sonra öğlenin son sünneti gelir. Zira bu namaz bilittifak sünnettir. İlk sünneti bunun gibi değildir. Çünkü bazıları onun ezanla ikamet arasını ayırmak için meşru olduğunu söylemişlerdir. Ondan sonra yatsının son sünneti, daha sonra öğlenin ilk sünneti sonra ikindinin sünneti, sonra yatsının ilk sünneti gelir.” Bazılarına göre yatsının son sünneti, öğlenin ilk ve son sünnetleri ile akşamın sünneti fazilette müsavidir. Öğlenin ilk sünnetinin daha kuvvetli olduğunu söyleyenler de vardır. Çünkü Sevgili Peygamberimizin bu sünnete açık açık devam buyurduğunu nakl, sabah namazının sünnetinden başka sünnetlere devam ettiğini nakilden daha kuvvetlidir. (İbn Âbidîn, Vitr ve Nâfileler babı.)

Sual:
Bir kimse birkaç gün istihareye yatsa fakat hiçbir şey görmese, bu, o kimse için herhangi bir şeye alâmet midir?

Cevap;
İstihare sünnet olduğu için yapılır. Yeşil, beyaz veya su hayra, siyah, kırmızı şerre alâmettir. Bir şey görüp görmemeye çok ehemmiyet verilmez. Bir şey görmese, ama o işi yapmak hususunda kalbinde daha fazla bir istek varsa, istiharenin neticesi müsbettir.

Sual:
Necip Fazıl'ın vasiyetinde dediği bir şey var: ''Her ferdin, en aşağı yüz tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana hediye etmesi... 70 bine dolması lazım'' Bu ne demektir? Tevhid kelimesi nasıl söylenir? Sevabının misli ne demektir?

Cevap;
Kelime-i tevhid, lâ ilâhe illallah demektir. Bunun 70 bin tanesine hatm-i tehlil denir ve imanlı ölmüş ise ölüye çok fayda eder. Azabı varsa kaldırır. Okuyan sevab kazanır. Bu sevabları başkasına hediye ederse, kendisinden azalmamak kaydıyla, bir misli o kimseye yazılır.
19 Aralık 2010 Pazar

Sual:
Sabah namazı vakti boyunca nâfile olarak sadece sabahın sünneti kılındığına göre, sünneti kılarken sübha ve tahiyyetülmescid namazlarına da niyet edemez miyiz?

Cevap;
Hayır. Zaten bunu kılınca icabında sübha ve tahiyyetülmescid sevabı da hâsıl olur.

Sual:
Bir sebeple sabahın sadece farzını kılan, işrak vakti gelince sünnetini kılabilir mi? Böylece sabah namazının sünnetine vâcib diyenlerin kavline göre sevab alabilir mi?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Dört rek’atlik nafile namazlarda ilk oturuşu terk etmenin hükmü hedir?

Cevap;

İbni Abidin hazretleri vitir ve nafileler bahsinin sonunda diyor ki: Nâfilelerde son oturuş farzdır. Dört rek’atlik nâfilelerde de ilk oturuş son oturuş hükmündedir. Binaenaleyh ilk oturuşun terk edilmesi ile namaz bozulur. Nitekim İmam Muhammed'in kavli bu olduğu gibi kıyas da budur. Lâkin Şeyhayn'a, yani İmam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre oturmadan üçüncü rek’ata kalkınca bu namaz farza benzeyen bütün bir namaz olmuş; farz oturuş, son oturuş olmuştur ki, istihsan da budur.

İbni Âbidin hazretleri bu bâbın başında da ilk oturuş hususunda İmam Muhammed'in kavlinin sahih kabul edildiğini söylüyor. Yani terki namazı bozar.

Fetâvâ-yı Hindiyye’nin nâfileler bahsinde de diyor ki: Bir kimse dört rek’atlik nâfile bir namazda, ilk oturuşta oturmayıp kalkarsa, İmam Muhammed’e göre geri dönüp oturur. İmam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre dönüp oturmaz, sehiv secdesi yapar. Tatarhâniye'de Attâbiye'den naklen «Sahih olan dönmemesidir» denilmiştir.

Bu hüküm, dört rek'at kılmaya niyet edildiği zamandır. Eğer dört rek'ate değil de iki rek’at kılmaya niyet edilmiş ve üçüncü rek'ate oturulmadan kalkılmış ise, üç imama göre de geri dönüp oturulur. Şayet, dönülmezse, namaz fâsid olur.



Sual:
İkindi namazının farzından sonra tilâvet secdesi yapılabilir mi?

Cevap;
İki çeşit kerahat vakti vardır:
Bunlardan birincisi güneşin doğduğu, en tepede olduğu ve battığı zamanlardır. Güneşe tapınanlara benzememek için bu vakitlerde hiç namaz kılınmaz. Bundan o vakitte hazırlanan cenazenin namazı, o vakitte okunan secde âyetinin secdesi, o günün ikindi farzı, nafile namaz ve o vakte kayıtlı nezr (adak) namazı müstesnadır. Bu altı çeşitten birincisi kerahatsiz, ikincisi tenzihî kerahatle, üç ve sonrası tahrimî kerahatle sahih olur.
İkinci çeşit fecrin ağarması ile güneşin doğuşu ve ikindi namazından sonraki zamandır. Bu vakitlerde kılınan bütün namazlar kerahatsiz sahih olur. Yalnızca nafile namaz ile vâcib ligayrihi kısmı namaz kerahatle sahih olur. Bunlardan sehv secdesi dışındakiler kesilip, sonra kaza edilmek gerekir.
Bunlardan başka aşağıda sayılacak vakitlerde bilhassa nâfile kılmak mekruhtur:
1-Fecrin ağarmasından sonra, sabah namazının sünnetinden başka; 2-Sabahın farzını kıldıktan sonra; 3-İkindinin farzını kıldıktan sonra, güneş sararmamış olsa bile; 4-Akşamın farzından evvel; 5-Bayram namazından evvel, ne evde, ne câmide;  6-Bayram namazından sonra câmide nafile namaz kılmak mekruhtur. Nezir ve tavaf namazı ile ifsad ettiği nafilenin kazası da böyledir. Ancak tilâvet secdesi ile cenaze namazı böyle değildir. o halde ikindinin farzından sonra tilâvet secdesi yapmak mekruh değildir (Ni’met-i İslâm, Evkât-ı Mekruhe)


Sual:
Yatsıdan sonra konuşmak mekruh mudur?

Cevap;
Yatsıyı kıldıktan sonra faydasız şeyler konuşmak, sohbet etmek (müsâmere) mekruhtur. Hazret-i Peygamber, yatsıdan evvel uyumayı; yatsıdan sonra konuşmayı sevmezdi (Buharî, Müslim, Tirmizi). Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Yatsıdan sonra sohbetten sakınınız” (Abdurrezzâk). Resulullah aleyhisselâm, “Yatsı namazından sonra sohbet yalnız namaz kılana, yolcuya ve gerdeğe girene câizdir” buyurmuştur. Tahâvî, yatsıdan önce uyumak, vaktini kaçırmaktan yahud cemaatı kaçırmaktan korkana mekruhtur. Kendisini uyandıracak birini tayin ederse, uyuması mübah olur, diyor.  Zeylaî de der ki: “Yatsıdan sonra konuşmak ancak faydasız lâf etmeye veya sabah namazını yahud âdet edinen kimsenin gece namazını kaçırmasına sebep olacağı için mekruhtur. Mühim bir hâcetten dolayı olursa mekruh değildir. Kur'an okumak, zikirde bulunmak, sâlihlerin hikâyelerini anlatmak, fıkıh okumak ve misafirle konuşmak da öyledir”. Bundaki mânâ, o günün amel defterine ibâdetle başladığı gibi ibâdetle bitirmektir. Tâ ki aradaki hatalar affolunsun. Onun için sabah namazından önce konuşmak mekruhtur. Zeylaî'nin sözünden anlaşılır ki, ihtiyaçtan dolayı olursa konuşmak mekruh değildir. Velev ki sabah namazını kaçıracağından korksun. (İbni Abidin).

Sual:
Câmide dağıtılan şekeri yemek, namazdan önce câmide uyumak câiz midir?

Cevap;
Câmiye itikaf niyetiyle girilir. İki rek’at namaz veya vakit girmişse vaktin farzı kılınır. Sonra bir şey yenebilir, uyunabilir.

Sual:
Câmide birisi yüksek sesle Kur’an okuyorsa, bunun yanında sabah namazının sünneti kılınır mı?

Cevap;
Kılınır. Dinlemek efdaldir. Bitirince sünneti kılar. Vakti yoksa beklemez, sessiz olmasını ihtar eder ve sünneti kılar. Sessiz okumazsa günahı ona olur.

Sual:
Mübarek günlerin geceleri öğle vakti mi ikindi vakti mi girer?

Cevap;
Akşam güneşin batışıyla başlar ise de, feyz ve bereketi ikindi, hatta öğlenden itibaren zâhir olmaya, ortaya çıkmaya başlar.

Sual:
Kitaplarda (Seferde müekked sünnetler gayri müekked sünnet hâline gelir) buyuruluyor. Öğle namazının ilk oturuşunda salli barikler, üçüncü rekâtın başında da sübhaneke olur mu demek bu?

Cevap;
Hayır. Hükmü böyle olur demektir. Şekli değişmez.

Sual:
Teheccüd namazı kılmak için önce uyuyup sonra kalkmak şart mı?

Cevap;
Bazı âlimlere göre teheccüd ancak uykudan kalktıktan sonra kılınır. Nitekim teheccüd, uykuyu giderme manasına gelmektedir. Buna delâlet eden hadis-i şerifler vardır. Ancak yatsı vakti girdikten sonra olmak şartıyla gece kılınan her namazla teheccüd sevabı elde edilir diyenler bulunmaktadır. (İbni Abidin)

Sual:
Bir ilmihalde yalnız Cuma geceleri teheccüd kılmak mekruhtur buyuruluyor. Burayı izah eder misiniz?

Cevap;
Teheccüdü yalnız Cuma gecesine tahsis etmek mekruhtur.

Sual:
Teheccüd namazını âdet edinen biri herhangi bir sebeple o gece kılamaz ise güneşin doğuşundan itibaren gündüz kılabilir mi? Kılabilirse gündüz hangi vakte kadar kılar ve kılarken ne diye niyet eder?

Cevap;
Gece virdleri ve namazları, gündüz de yapılabilir. Bunun için muayyen bir zaman yoktur. Ancak zamanında yapıldığı kadar sevaba nail olunmaz.

Sual:
Teheccüd namazı ile gece namazı farklı mıdır?

Cevap;
Aynıdır. Teheccüd kılamayanın gece yatmadan abdest alıp kıldığı iki rek’at nafile namaza gece namazı (salatü’l-leyl) demek halk arsında âdet olmuştur. Bazı rivayetlerde gece namazı, teheccüd için kullanılmakta ve yatsıdan sonra kılınan namaza bu isim verilmektedir. (İbni Abidin)

Sual:
Sehven veya bilmeden imsak girdikten sonra teheccüd namazı kılan bir kimse sabah namazının sünnetini kılacak mı?

Cevap;
Hayır. (İbni Abidin)

Sual:
Teheccüd vaktini hesaplayacak pratik bir yol var mı?

Cevap;
Gecenin son üçte biridir. Güneş battıktan, imsak vaktine kadar geçen zamanın son üçte biridir.

Sual:
Hiç çalışmayıp, sabahtan akşama devamlı ibadet etmek doğru mudur?

Cevap;
Zenginse, nafakası var ise câizdir. Ama en güzeli çalışmaktır. Kişinin kendi el emeğini yemesi güzeldir. Boş kalana şeytan vesvese verir.

Sual:
Dört rek’at niyetiyle nâfile namaza başlayıp herhangi bir sebeple iki kılıp selâm verince kılınmayan iki rek’at üzerimize vâcib oluyor. Bu nâfileyi edâ veya kazâ edince baştan dört mü kılacağız, iki mi kılacağız? Nasıl niyet edeceğiz?

Cevap;
Kılınmayan iki rek’at vâcib olmuyor. Dört rek’atlik nâfile namaz diye bir şey yoktur. Tek selâmla kılınan iki rek’atlik iki nâfile namaz vardır. Keyfî olarak iki rek’at kıldıktan sonra namaz bozulsa, iadesi veya kazâsı lâzım gelmez. (İbni Abidin)

Sual:
Nafile veya sünnet namazlarda kıbleye dönmenin hükmü farz namazları gibimidir?

Cevap;
Evet.

Sual:
Bir fıkıh kitabında “Farzdan sonra güneş doğuncaya kadar, namaz kılmayan, hep farz kılmış sayılmaktadır” deniyor. Hep farz kılmış sayılmak ne demektir?

Cevap;
Merâkıyyü’l-Felâh kitabında der ki: “Sabah namazının farzından sonra, güneş doğuncaya kadar nâfile namaz kılmak, tahrîmen mekruhtur. Sabah namazının sünnetini önceden kılmamış ise, bunu kılmak da, bu yasağın içindedir. Çünki bu vakit, yalnız farz kılmak için ayrılmıştır. Yani, farzdan sonra güneş doğuncaya kadar, namaz kılmayan, hep farz kılmış sayılmaktadır. Bu ise, sabah sünneti bile olsa, nâfile kılmaktan daha efdaldir.” Yani bu vakitte yasak edildiği için nâfile kılmamak, kılmaktan daha faydalıdır. O kişi hep farz namaz kılmış gibi sevab kazanır.

Sual:
Bir selam ile kaç rek’at nafile namaz kılınabilir?

Cevap;
Nâfileleri gündüz dört, gece iki rek’at kılmak müstehabdır. Bir selâm ile sekiz rek’atten fazla kılmak mekruhtur. (İbni Abidin)

Sual:
Nâfile namazlarda ana baba yardım istemese, sadece seslenmiş olsa namazı bozup icabet etmek vâcib olur mu?

Cevap;
Ana, baba, dede, nine çağırınca, farz namazı bozmak vâcib olmaz, câiz olur ise de, ihtiyâc yok ise, bozmamalıdır. Nâfile ise, bozulur. Bunlar, imdâd isterse, farzları da bozmak lâzım olur. Namaz kıldığını bilerek çağırıyorlarsa, nâfileyi de bozmayabilir; bilmeyerek çağırdılarsa, bozması lâzımdır. (İbni Abidin) Nitekim Ebû Hüreyre anlatıyor: “Resûlullah buyurdular ki:"Beni İsrâil’den Cüreyc adında kendini ibâdete vermiş âbid bir kul vardı. Bir manastıra çekilmiş orada ibâdetle meşguldü. Derken bir gün annesi yanına geldi, o namaz kılıyordu. "Ey Cüreyc! (Yanıma gel, seninle konuşacağım! Ben annenim)" diye seslendi. Cüreyc: "Allahım! Annem ve namazım (hangisini tercih edeyim?" diye düşündü). Namazına devama karar verdi. Annesi çağırmasını (her defasında üç kere olmak üzere) üç gün tekrarladı. (Cevap alamayınca) üçüncü çağırmanın sonunda: "Allahım, kötü kadınların yüzünü göstermedikçe canını alma!" diye bedduada bulundu. Beni İsrâil, aralarında Cüreyc ve onun ibâdetini konuşuyorlardı. O diyarda güzelliğiyle herkesin dilinde olan zâniye bir kadın vardı. "Dilerseniz ben onu fitneye atarım" dedi. Gidip Cüreyc'e sataştı. Ancak Cüreyc ona iltifat etmedi. Kadın bir çobana gitti. Bu çoban Cüreyc'in manastırı(nın dibi)nde barınak bulmuş birisiydi. Kadın onunla zina yaptı ve hâmile kaldı. Çocuğu doğurunca: "Bu çocuk Cüreyc'ten!" dedi. Halk (öfkeyle) gelip Cüreyc'i manastırından çıkarıp manastırı yıktılar, (hakâretler ettiler), kendisini de dövmeye başladılar, (linç edeceklerdi). Cüreyc onlara: "Derdiniz ne?" diye sordu. "Şu fâhişe ile zinâ yaptın ve senden bir çocuk doğurdu!" dediler. Cüreyc: "Çocuk nerede, (getirin bana?)" dedi. Halk çocuğu ona getirdi. Cüreyc: "Bırakın beni, namazımı kılayım!" dedi. Bıraktılar ve namazını kıldı. Namazı bitince çocuğun yanına gitti, karnına dürttü ve: "Ey çocuk! Baban kim?" diye sordu. Çocuk: "Falanca çoban!" dedi. Bunun üzerine halk Cüreyc'e gelip onu öpüp okşadı ve: "senin manastırını altından yapacağız!" dedi. Cüreyc ise: "Hayır! Eskiden olduğu gibi kerpiçten yapın!" dedi. Onlar da yaptılar.” (Buhârî; Müslim). Farz namazda iken anne ve baba çağırırlarsa, namazı bozup cevap vermek gerektiği hükmünü ulemâ bu kıssadan çıkarmışlardır. Nitekim Hazret-i Peygamber’in “Cüreyc eğer fakih olsaydı, namazı bozup annesine cevap verirdi.” dediği rivâyet edilir.

Sual:
Vaktin ilk sünnetleri, farzı kıldıktan sonra kılınabilir mi?

Cevap;
Vaktin ilk sünneti farzdan önce kılınır. Mahalli burasıdır. Cemaati kaçırmamak sebebiyle terkedilirse, ikindi dışındaki namazlarda farzdan sonra kazâ edilebilir. Öğle namazında efdal olan önce ilk sünnetin, sonra son sünnetin kılınmasıdır. Yatsının ilk sünnetinin farzdan sonra kazâ edilmesinde ihtilaf vardır. Tercih edilen kavle göre kılınabilir. (İbni Abidin)

Sual:
Tesbih namazı cemaatle kılınabilir mi?

Cevap;
Cemaate haber vermeden birkaç kişi ile kılınabilir. Bu takdirde farz gibi kılınır. Yani gündüz değilse kıraat yüksek sesle yapılır. (İbni Abidin-Âdâbü’s-Salât, Kıraat faslı)

Sual:
Bazıları ikindi ve yatsının gayri müekked olan sünnetleri için, Resulullah bazen terk ettiği için terk etmek de sünnettir diyor. Doğru mudur?

Cevap;
Terkte sünnet olmaz; amelde sünnet olur. Peygamber aleyhisselâm domates yemedi diye domates yememek sünnet olmaz.

Sual:
Şu zamanda câmilerde cemaatle kılınan tesbih namazı câiz midir?

Cevap;
Nâfile namaz, Hanefî mezhebine göre cemaatle kılınamaz. İlân etmeden, imamla beraber dört kişi cemaatle kılabilir. İlân edilirse veya dörtten fazla olursa mekruh olur. Dört kişi kılarken, başkaları gelip uyarsa, ilk dördüne mekruh olmaz.

Sual:
Kabir namazı diye bir namaz var mıdır?

Cevap;
Resulullah aleyhisselâmın gecenin son nafile iki rek’atini oturarak kıldığına dair rivayetler vardır. Buna oturarak kılındığı için kabir namazı demek âdet olmuştur.

Sual:
İstihâre namazının kerahet vaktinde yapılması istihâreye tesir eder mi?

Cevap;
Sabah ve ikindi namazını kıldıktan sonra nâfile namaz kılınmaz. Kılınırsa, istihareye tesir etmez ise de, bu gibi işlere kerahet karıştırmamalıdır.

Sual:
Fâsid olan nâfileleri sonradan kılmak vâcib olduğuna göre, bu namaz kılındığı zaman vâcib sevabı mı yoksa nâfile sevâbı mı alınır?

Cevap;
Her ne kadar vâcib ise de, kılınmasının vâcib olduğunu gösterir. Nâfile sevâbıdır. Yemin kefareti de vâcibdir; ama sevabı Ramazan orucu gibi değildir.

Sual:
İkindi namazının sünneti 2 rek’at olarak da kılınabilir mi?

Cevap;
Evet. Nâfile namazların aslı hep ikidir.

Sual:
Beş vakit namazın sadece farzlarını kılıp sünnetleri terk etmek günah mıdır?

Cevap;
Devam üzere özürsüz terk edilirse mekruh, yani küçük günah olur. Sadece farzı kılarsa, borç ödenir; ama bu sünnetlere mahsus şefaate kavuşulamaz.

Sual:
Nâfile namazlarda meselâ Kâfirûn suresinden sonra Kevser suresi okunabilir mi?

Cevap;
Hayır, zira Kur’an-ı kerimi her zaman mushaftaki sıraya göre kıraat etmelidir. Kasten bunu terketmek mekruhtur.

Sual:
Teravihi dört rek’at kıldıran imama, üçüncü rekatte uyan kimse, iki rek’at mi kılar; dörde mi tamamlar?

Cevap;
Dörde tamamlar. Sahih olan budur. Nitekim nâfile bir namazın ilk iki rek'atinde, bir imama uymuş olan kimse, imam son iki rek'ate girmeden önce konuşsa, bu kimsenin, ilk iki rek'atten başka rek'atleri kazâ etmesi gerekmez. Bu İmâmeyn’e göredir. Bu kimse, şayet imam son iki rek'ate kalktığı zaman konuşmuş olsa, bu kimse dört rek'at kazâ eder. [Hindiyye, Nevâfil bahsi] Şu halde, üçüncü rek’atte konuşan kimsenin sadece bu namazı değil; önce tam kıldığı iki rek’atlik nâfile de bozulmuş oluyor. Demek ki dört rek’atlik nâfilelerde her çift rek’atin müstakil bir namaz sayılması, bütün hükümlerde muttarid (şaşmaz) bir kaide değildir.
Başladığı nâfileyi özürsüz bozan kimse, bunu iade eder. Dört rek’atli nâfileye niyet eden kimse, o namazı ilk iki rek’at esnâsında veya ikinci şefi’de (çiftte) bozarsa, Halebî ve başkalarının tercihlerine göre iki rek’at olarak kazâ eder. Yani iki rek’atin teşehhüdünü yapmışsa, iki rek’at kaza eder. Aksi takdirde bütün namaz ittifakla bozulur. Kâideye göre her çift rek’at bir namazdır. Ancak imama uymak ve nezir [adak] gibi bir ârıza olursa iş değişir. İmama uymak ârızası, dört rek’at namaz kılması gereken bir kimseye nâfile kılanın uymasıdır. Meselâ bir kimse, öğlenin farzını yalnız başına kıldıktan sonra, öğlenin farzını kılan imama uyar da, sonra namazını bozarsa, bunu dört rek’at olarak kazâ eder. Bu hususta namazın başında veya son oturuşta uyması fark etmez. Çünkü imamın namazını iltizam etmiştir. O da dört rek’attir.

Sual:
Bir kimse yatsı namazını kaçırdığı için yalnız kılsa, cemaat teravihe başlasa, son sünneti kılmadan teravihe uyabilir mi?

Cevap;
Yatsı namazının son sünnetini kılmamış olan bir kimsenin, teravih kılan kimseye, yatsının sünneti niyeti ile iktidâ etmesi caizdir. [Hindiyye]

Sual:
İmsaktan sonra sabah namazını kılmadan evvel kaza veya nafile kılınabilir mi?

Cevap;
Bu vakitte, sabah namazından başka, nâfile bir namaz kılmak mekruhtur. Bir kimse teheccüd niyetiyle iki rek’at kılsa, sonra fecr vakti girdiği anlaşılsa, bu iki rek’atlik nafile namaz, sabahın sünneti yerine geçer. [Hindiyye] Kazâsı olan kazâ kılabilir. Kazâsı olmayan kaza kılamaz. Zira Halebî-i Sagîr’de der ki, “Senelerce kılmış olduğu namazlarda [yani oniki şartından herhangisinde] noksanı olduğunu anlayan kimsenin, bu namazların hepsini kazâ etmesi iyi olur. Noksanı yok ise, bunları kazâ etmesi mekruh olur veya olmaz denildi. Mekruh olmaz diyenler de, bu kazâları sabah ve ikindi namazlarından sonra kılmamalıdır. Çünki [kazâsı yok ise], hep nâfile olurlar dedi”.

Sual:
Sabah namazının vaktinin çıkmasına kısa bir süre kala uyanan birisi, abdest alıp hemen farzı kılsa, kerahet vakti çıkınca yalnız sünneti kaza eder mi?

Cevap;
Hayır. Sünnet, farzdan sonra kılınmaz. Ama bazı âlimler, sabah namazının sünnetinni kaçıranlar, güneş doğduktan sonra işrak vaktinde kılabilirler diyor.

Sual:
Farz kılan, sünnet kılana uyabilir mi?

Cevap;
Hanefî mezhebinde mümkün değildir. Sünnet kılan da farz kılana belli şartlarla uyabilir. Şâfiî’de herhangi bir farz namazı kılan, herhangi bir sünnet namazı kılana uyabilir.

Sual:
Popüler iki hoca arasında ihtilaf mevzuu olan Regâib gecesi namazı hakkında ne söylersiniz?

Cevap;
Evvelemirde söylemek gerekir ki, terâvih, hüsûf ve küsûf (ay ve güneş tutulması) dışındaki nâfile namazlar, cemaatle kılınmaz. Üç kişinin kimseye ilan etmeden cemaatle kılması câizdir. Dört kişinin ihtilaflıdır. Regâib namazının da cemaatle ve herkese duyurarak kılmanın bid’at olduğu anlaşılıyor.

Regâib gecesi namazı için ulema farklı farklı söylemiştir. En güzel ve net sözü Hanefî mezhebinin en kıymetli fıkıh kitaplarından İbni Âbidin söylüyor: “Receb ayının ilk Cuma gününde kılınan Regâib namazı için toplanmanın kerih ve bid’at olduğu anlaşılmaktadır”. Şu halde cemaatle ve herkese duyurarak olmadıktan sonra 1000 rek’atlik Regâib ve başka nâfile namazları kılmakta mahzur yoktur. Kazâsı olanın zaten nâfile kılması uygun değildir. Daha hayırlı bir işle, meselâ ilim veya emr-i marufla meşgul olmak, çoluk çocuğuna faideli bir iş yapmak, mesela ders okutmak, bu nâfileden de hayırlıdır.

Öte yandan Regâib gecesi ve namazı ile alakalı hadis, mevzu hadis değil, ama zayıf hadis olabilir. Nevâfil ve fadâilde bunlarla amel caizdir. İmam Gazalî, İslâm ulemasının en büyüklerindendir ve kitapları çok kıymetlidir. Hizmeti ise pek çoktur. Bütün sonra gelen İslam uleması ve müslümanlar bunu söylemiştir. Onun kitabına alıp yazdığı hadislere çalakalem mevzu dememelidir. En fazla zayıf olabilir ki nâfileler için zayıf hadis ile amel edilir. Farz veya haram, zayıf hadisle değil, (Hanefî’de) tek kişinin bildirdiği sahih hadis ile bile sâbit olmaz.

Amellerde, muhaddislerin değil, fakihlerin sözü muteberdir. Bir hadîs-i şerif için sahih, hasen, zayıf ve mevzu diyen âlimler olabilir. Bu bir ictihad ve tercih meselesidir. Her hadis âliminin, hadislerin kritiği için tesbit ettiği farklı kriterler olabilir. Biri müteşeddid (ağır); diğeri mutavassıt (orta); bir diğeri de daha mütesâhil (hafif) kıstaslar arayabilir. Bir hadis âlimi, sened veya metin tedkiki ile, bir hadisin mevzu olduğunu söylerse, bu benim mezhebime (ictihadıma) göre mevzudur demek ister. Bu sözü, başka âlimleri bağlamaz. Bu, usul-i hadis meselesidir. İmam Ebu Hanife’nin sahih görüp, üzerine farz veya haram bina ettiği nice hadis-i şerifler vardır ki, İmam Şâfiî mezhebinde farz veya harama delil alınmamıştır. Aksi de vâriddir. Bir fakih, bir hadis-i şerifi kitabına yazmışsa ve ona bir hüküm bina etmişse, buna itibar olunur.

İmam Gazâlî hazretlerinin fıkıh ve kelâmda büyük bir müctehid olduğu herkesçe müsellemdir. Böyle bir zâtın, hadis ilminde, hele nakd-i ricâlde zayıf olduğunu söylemek aklın kabul edeceği bir şey değildir. Bir kere ictihad tecezzi kabul etmez, yani bölünmez. Fıkıhta müctehid olan, hadis ilminde haydi haydi müctehid sayılır. Zira müctehid fakihin derecesi, muhaddisten elbette yüksektir. Nitekim A’meş’in İmam Ebu Hanife’ye söylediği, “Biz muhaddisler eczacı gibiyiz; siz fakihler ise tabib gibisiniz. Yani tabib olmadan eczacının ilacı ne işe yarar?” sözü meşhurdur.

Sual:
Öğleyi (veya yatsıyı) yalnız kılan, tekrar cemaatle kılarken nafileye mi yoksa öğlenin (veya yatsının) farzına mı niyet eder?

Cevap;
Farza niyet eder. Önce kıldığı mı, yoksa bunun mu farzın yerine geçtiği ihtilaflı olmakla beraber, esas kavle göre ilk kıldığı farz, ikincisi nâfile olur.

Sual:
Nâfile namazda secdede türkçe dua yapılabilir mi?

Cevap;
Namaz bozulur. Ancak âyet ve hadislerde geçen duaları nâfile namazda secdede okumak caizdir.

Sual:
Bir kimse öğlenin sadece farzını kılsa daha sonra vakit içinde ilk ve son sünnetini kılmak istese kılabilir mi?

Cevap;
Kılabilir. Ancak sünnet ile farz arasında ara vermek, konuşmak ve başka şeyle meşgul olmak, sünnetin sevabını azaltır.

Sual:
Evvâbin namazı kılarken akşamın sünnetine 4 rek’at eklemek mi efdaldir; akşamın sünnetinden sonra 6 rek’at kılmak mı?

Cevap;
Akşam namazından sonra 6 rek’at kılan evvâbînden (iyilerden) yazılır, hadis-i şeriftir. Bu 6 rek’ate akşamın sünnetinin dâhil olduğunu söyleyenler vardır.

Sual:
Evvâbin namazı, akşamın sünneti ile mi 6 rek’attir? 

Cevap;
Bunda ihtilaf vardır. Bununla beraber 6 veya ayrıca 6 diyenler vardır. Meşhur olan ayrıca 4 rek’at evvâbin kılınmasıdır.

Sual:
Teravih namazını 20 rek’at hiç selâm vermeden kılmanın mahzuru var mıdır?

Cevap;
Nâfile namazlar, 2 veya 4 rek’at olarak kılınır. Teravih de böyledir. 20 rek’ati tek selâmla kılmak sahih ise de, mekruhtur.

Sual:
Cemaatle namaz kıldıktan sonra son sünneti başka yerde kılmanın sebebi nedir?

Cevap;
Âhirette namaz kılınan yerler şahidlik yapacağı için, şahidleri arttırmak için.