Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Kurban" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Bayramın ilk iki günü seferî olup da kurbanını kesen bir kimse, üçüncü günü mukim olsa tekrar kurban kesecek midir?

Cevap;
Kesecektir. Çünki kendisine kurban vâcib olmadığı halde kesen kimsenin bu kurbanı nâfile olur. Sonra vâcib olsa, tekrar kesmesi gerekir. Ancak müteahhirîn ulemâsına göre kestiği kurban kâfi gelir. Mutemed kavil de budur. (İbn Âbidin, Kurban bahsi.) Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen kimseye, birinci günü kurban kesmek vâcib olmaz. Üçüncü günü zengin olacağını bilenin, kurban kesmesi, Zilhicce’nin onuncu günü, yani bayramın birinci günü fecr vaktinde vâcib olur. Bayramın birinci günü zengin veya fakir ve mukim veya misâfir olmağa bakılmaz.

Sual:
Kurbanı ikinci vekil alsa, bir başkasına kestirebilir mi?

Cevap;
Vekil, bu gibi işleri başkasına yaptırabilir. Kesen kişi üçüncü bir vekil sayılmaz. Kurbanı vekilin alması mühimdir. Yoksa müvekkilin malı olmaz. Malı olmayan bir hayvan da kurban edilemez.

Sual:
Kurban adayan kimse, kurban bayramından sonra o kurbanı kesse, ne lâzım gelir?

Cevap;
Kurbanın etiyle diri bir kurban arasındaki farkı fakirlere tasadduk eder. Zenginse tamamını fakirlere tasadduk etse iyi olur. (İbn Âbidîn.)

Sual:
Kurban bayramında kesmek üzere kurban alan zengin, sefere çıksa, kurbanını akikaya çevirebilir mi?

Cevap;
Çevirebilir veya satabilir. Çünki kesmesi vacib olmaz. Fakir olsaydı, adak olurdu. Kesmesi lazım gelirdi. (İbni Âbidîn, Kurban babı.)

Sual:
Kurbanı yanlışlıkla bayramdan bir gün evvel kesenlerle ortak olan kimse, seferî olsa, kurbanını akikaya çevirebilir mi?

Cevap;
Et niyetiyle ortak olmak sadece vâcib kurbanı bozar. Akikaya tesir etmez. Kaldı ki, bilmeden arefe günü kesenin kurbanı câiz olur. Akika kesene zararı olmaz. (İbn Âbidîn, Kurban babı.)

Sual:
Kurban hissedarlarından birisi çıkıp yerine başkası girebilir mi?

Cevap;
Satın aldığı kurbanı başkasına satıp başka kurban kesmek İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre câizdir. Aradaki farkı tasadduk eder. İmam Ebu Yusuf’a göre câiz değildir. Çünki kurban hayvanın aynına tealluk etmiştir. (Hindiye, Adak kurbanları bahsi.)

Sual:
Kurban alırken fiyat konuşmadık. Câiz mi?

Cevap;
Fâsid akidle alınan hayvanı kurban etmek câizdir. (Hindiyye.) Ancak fâsid akid yapmak günahına girildiği gibi, sevab da alınamaz. Hayvanı geri verip, fiyat konuşarak tekrar sahih bir akid yapmalı, sonra kesmelidir. Kesilmiş ise, kurban olmuştur. Tövbe gerekir.

Sual:
Bir hoca İbn Âbidîn’den delil getirerek sığırdaki vâcib kurban ile adak kurbanının bir araya gelmeyeceğini söyledi. Sığırın yedide bir hissesine adak katılabilir mi?

Cevap;

Ortakların hepsi kurbet kasdetmişse katılır. Biri Hıristiyan veya köle ise, yahud et için kesiyorsa olmaz. (İbn Âbidîn.)
1-İbn Âbidîn’de diyor ki: “Kurban hepsinin üzerine vacib olsa veya bazısının üzerine vacib olsa, ister vücub cihetleri bir olsun, ister muhtelif olsun, meselâ birisinin ki kurban, birisinin ki ihsar, birisinin ki av cezası, birisininki tıraş cezası, birisinin temettü hac kurbanı birisininki de kıran haccı kurbanı olsa, yine kurban câiz olur. İmam Züfer buna muhalefet etmiştir. Çünkü bunların hepsinin niyeti Allah'a yaklaşmaktır.” diyor. Akika ve velîme de olur diyor. Hindiyye’de ise “Ve eğer udhiyye, Kurbanını veya başka Kurbanlardan murad etmiş olsalar onlara kifayet eder. Kurbet, vacib olsun veya tatavvu' olsun veyahut bazısına vacib olsun bazısına vacib olmasın müsavidir. Ve bazısı tatavvu'; hedyine ve bazısı müt'a veya kıran Kurbanını murad etmekle kurbet ciheti ittifak etsin veyâ ihtilâf etsin müsavidir.” Diyor.
Görülüyor ki her iki eserde de sığıra kurbet niyetiyle ortak olunabileceğini söylüyor. Adak kurbanı olur demiyor ama olmaz da demiyor. Adak kurbanının -adı üstünde- kurbet olduğu bellidir. Bunların hepsinin girip de, adak kurbanının girmemesi olacak iş değildir. Burada esas maksat şunu tebarüz ettirmektir: Sığır veya deveye ortak olan yedi kişiden birisi hıristiyan veya köle ise veya sırf et için ortak olsa, onlardan hiçbirisinin kurbanı olmaz. Çünkü kan akıtmak parçalanmaz. Yoksa ibadet ve kurbet niyetiyle kesilirse olur. Adakta da Allah’a yaklaşmak kasdedilmektedir.
Geçen senenin kurbanını kesen ile ölünün emri üzerine kesen nafile olur. Kurbet olmaz. Bu sebeple etin tamamını tasadduk gerekir. Bu istisnaî bir haldir. Bunu adak ile bir tutmak kıyas-ı maalfarık olur.
2-Nezr kurbanında kan akıtmanın gerekli olmadığı, kesilmeden de etinin fakirlere verilebileceği, bu bakımdan geçen senenin kurbanına benzediği sözü de burada yersizdir. Zekâtta, fıtrada, uşrda, nezrde ve köle âzâdından başka keffâretlerde malın kendisi bulunsa bile kıymeti verilebilir. Kurban böyle değildir. Mutlaka kan akıtmak gerekir. Maamafih vâcib kurban da nahr günlerinde kesilmezse veya kesilemezse, canlı olarak veya kıymeti tasadduk edilir.
3-Üstelik bütün kitaplarda fakirin kurban kesmesi vacib olmadığı için kurban niyetiyle sığır hissesine karışmasının adak hükmünde olduğunu söyleyen âlimlerin kavli bildiriliyor. Fakirin aldığı kurban adak olunca, sığıra adak katılmasının câiz olduğu buradan da anlaşılır.
4-İbni Âbidîn’de diyor ki:  “Zengin bir kimse, kendi nefsine kurban etmek üzere aldığı bir sığıra başka altı kişiyi ortak edebilir. Fakir edemez. Çünki fakirin kurban için almış olduğu sığır, kurban için taayyün etmiştir, başkasını ortak edemez. Hâniye’ye göre fakir de edebilir. Eti taksim ettikten sonra fakirin hissesini tasadduk etmesi gerekli değildir. Ama adayan kimsenin hissesini tasadduk etmesi kesindir.” Bu ifade, sığıra adak kurbanının da ortak edilebileceğini açıkça göstermektedir.



Sual:
Kurban bayramı süresince seferi olan biri kestiği kurbandan vacib sevabı alabilmek için kurbanı nezr etse, o kurban vâcib olmuş olur mu?

Cevap;
Buna gerek yoktur. Kurbanı sefere çıkmadan kesebilir. Nezr olan şeyin vâcib olmasıyla, kurbanın vâcib olması aynı şey değildir. Nezrin vücubu, kesilmesi mutlaka lâzım olan demektir. Sevaplarının aynı olduğu söylenemez. Vacibi yaparken ne mekruhlar, hatta ne haramlar işleniyor. Belki de kesmemek hayırlıdır. Kaç sevaptan girme günaha demişler.

Sual:
Babamız bir sığıra ortak oldu ve kurban kesmeden öldü. Kurbanı annemiz kesebilir mi? Biz yiyebilir miyiz?

Cevap;
Kurban vârislerindir. Annelerine hediye edebilirler. Anneleri keser. Kendileri de yiyebilir. Bir bedeneye ortak olan yedi kişiden birisi ölse, varisleri diğer ortaklara, onun ve kendilerinin yerine kesmelerini söyleseler, istihsanen hepsinin yerine sahihtir. Çünkü hepsinde kurbet kastı vardır. Ortaklar vârislerden izin almadan kesseler, hiç birisine kâfi gelmez. Zira bazıları kurbet değildir. (İbn Âbidîn.) Yedide üç hissesi olan zât ölür ve bir oğlanla, küçük bir kızı mirasçı olarak bırakır; altı yüz dirhem de terekesi olur; ancak bu altı yüz dirhem, o sığırdaki hissesiyle birlikte bu miktara erişmiş bulunur; vasî de onların yerine o ineği kurban keserse; bu câiz olmaz. Çünkü kızın hissesi et olur. Zira o fakirdir. Babasından isabet eden miras onun hissesine ikiyüz dirhem olarak düşmemektedir. Şayet ölen zât, o sığırdaki hissesinin haricinde altı yüz dirhem bırakmış olsaydı, hepsinin kurbanı câiz olurdu. Çünki o zaman kız da zengin sayılırdı. (Hindiye.)

Sual:
Kurban satıcısı kurbanınızı keserim, yüzerim, etini tartarım, ne kadar gelirse o kadar alırım diyor. Bu câiz mi?

Cevap;
Semen belli olmadan yapılan alışveriş sahih değildir. Hayvan mülk olmaz. Mülk olmayan da kurban edilemez

Sual:
Talebe yurtlarına vekâleti verilen kurbanı, kesildikten sonra yurt idaresi satıp, yerine talebelerin gıda ihtiyaçlarını temin etse câiz midir? Vacib yerine gelmiş olur mu?

Cevap;
Umumî vekâlet verilince, yani kurbanımı kesmeye, kestirmeye, etini ve diğer yerlerini dilediğiniz yere vermeye sizi umumî vekil ettim denilince, kurbanı kesen dilediğini yapabilir.

Sual:
Seferî olan veya nisab miktarı malı olmayan, fakat kurban günü nisab miktarı malı olacağını bilen kişi, bu durumda iken kurban vekâleti verse vâcib sevabı alır mı?

Cevap;
Kurban kendisine üçüncü günün sonunda kurban kesecek kadar bir vakitte vâcib olur. Dolayısıyla önce vekâlet verebilir. Ama kurban zengin olduktan sonra kesilmelidir. Yoksa tekrar kesmek gerekir. Gerekmez diyenler de vardır.

Sual:
Hayızlı kadın tavaf yapabilir mi? Hoca tavaf yapın, bir davar kesin, hallolur dedi.

Cevap;
Arafat ve Müzdelife’de hayızlı veya cünüp olmanın mahzuru yoktur. Ama tavafta vâcibdir. Cünüp veya hayızlı olarak tavaf yaparsa, haram işlemiş olur; ama tavaf sahihtir, kendisinden düşer. Hayızlı kadın hayzın bitmesini bekler; sonra tavafını yapar. Hayızlı olarak tavaf ederse, hem günaha girmiş olur; hem de cinayet işlemiş olur ki, ziyaret tavafı ise bedene (sığır veya deve), veda tavafı ise şat (koyun veya keçi) kesmesi gerekir. Eğer sonradan temiz olarak tavafı iade ederse, ceza kendisinden düşer, tövbe kâfi gelir. (İbn Âbidîn, Hac bahsi.) Hacca gidecek kadınların ya ilaçla hayzını geciktirmesi; ya da bayramdan itibaren 11 gün daha orada kalacak şekilde seyahat programı yapması gerekir. Çünki hayzın azamîsi Hanefî mezhebinde 10 gündür. Böylece 11. gün farz olan ziyaret tavafını yapıp memleketine dönebilir.

Sual:
Bir kadının altın veya parası olmayıp, elmas, inci gibi mücevherleri ile nisabı dolduruyorsa fıtra vermesi ve kurban kesmesi gerekir mi?

Cevap;
Tatarhaniyye bunun ihtilaflı olduğunu söylemektedir. O halde vermek ve kesmek de câizdir. Vermeyip kesmemek de câizdir. Ancak elinde ayrıca nakit parası olan kadın fıtra verir ve kurban keserse hilaftan kurtulmuş olur, parası olmayan da kesmeyebilir.  (İbni Abidin, Masrif babı)

Sual:
Yedi kişi muteber bir kişiye farklı miktarlarda para verseler (300 , 350, 400 gibi), etini de bir hayır kurumuna talebelere verirsiniz deseler, hisse miktarları farklı olduğu için kurbanları olur mu?

Cevap;
Kurbanı alırken hisse sahiplerinin birbirinin rızasıyla farklı para vermesi kurbana tesir etmez. Yine yedide bir hisse sahibidirler. Hatta hiç para vermeseler, hediye edilse bile böyledir. Kurban paylaşılırken de eşit paylaşılır. Sevabı farklı olur. Çok veren daha çok sevap kazanır.

Sual:
Fıkıh kitaplarında: Bayramın 3. günü sefere çıkan zengin, kurban kesmese günaha girmez yazıyor. O halde zengin, kurban bayramının birinci veya ikinci günü sefere çıkarsa, seferde olduğu için üçüncü gün kurban kesmesi ona vacib olmaz, ama üçüncü günü yani kurban vacib olduktan sonra sefere çıkarsa, borçtan kurtulmuş olmaz. Demek ki, kurban bayramının üçüncü günü, imsak vaktinden sonra sefere çıkan zengin, kurban borcundan kurtulmuş olmaz, çünkü şer’i gün imsak vaktiyle başlar. Vacib olmadan, yani kurban bayramının üçüncü günü, imsak vaktinden önce sefere çıkarsa o zaman borçlu kalınmaz. Doğru mudur?

Cevap;
Burada bir yanlış anlama olduğu anlaşılıyor. Her ibadetin bir ilk, bir de son vakti bulunmaktadır. Zengine kurban üçüncü günün sonunda kurban alıp kesecek kadar bir vakitte vâcib olur. Üçüncü günü bu vakitten evvel sefere çıksa veya fakir olsa, kurban vâcib olmaz. Nitekim İbni Abidin der ki: Kurbanın kesiminin vakti, şehir dışında ise birinci gün şafağın doğumundan, şehirde ise bayram namazı kılındıktan sonradır. Sonu da üçüncü günün güneşin batımından hemen öncesidir… Kurban kesim günlerinden son gün bir çocuk doğmuş olsa, onun üzerine kurban kesmek vacibtir. Eğer kurbanın son gününde, kurban kesmeden ölürse, onun üzerine kurban vacib değildir. (Kurban bahsi). Görülüyor ki üçüncü günü doğan bir çocuğa zengin ise kurban kesmek vâcib oluyor; ölen kimseye de vâcib olmuyor. Halbuki bunlar üçüncü güneş doğduktan sonra doğmuş veya ölmüştür. Kurbanın vâcib olmasının son vakti üçüncü gün güneş doğduktan sonra olsaydı, doğan çocuğa vâcib olmaz, ölene vâcib olurdu.

Sual:
Bir hayvanı kurbanlık olarak aldık. Sonra onu kesmekten vazgeçip yerine başka kesilse, o beslense, câiz olur mu?

Cevap;
İkinci hayvanın kıymeti birinciden fazla veya ona eşit ise câiz olur. Değilse, yani daha düşükse, aradaki fark sadaka olarak verilir. (İbni Abidin)

Sual:
Kurban bayramında, 23 vakitten birinde mesbuk olan bir kimse, imama tâbi olma bakımından imamın teşrik tekbirlerini okumasını bekleyip ondan sonra mı kalkar? Yani Kurban bayramında teşrik tekbirlerini imam ile beraber alır, sonra ayağa kalkıp geri kalan rek’atlerini mi tamamlar; yoksa her zaman olduğu gibi gene imamın selâmından sonra mı kalkacak?

Cevap;
Teşrik tekbirini beklemez. Bunların namazla alâkası yoktur. Kalkar, namazını tamamladıktan sonra kendisi söyler.

Sual:
Kilo ile kurban satın almak câiz midir?

Cevap;
Canlı hayvanın etini tartı ile satmak bâtıldır. Canlı hayvan etini tartı ile satmak veya satın almak isteyen kimse, pazarlık yerinde hayvanı tartıp etini kilo üzerinden kendi kendine hesap edip çıkardığı fiyata göre canlı hayvanı toptan pazarlık ederse, yani satış hayvan üzerinden yapılırsa câiz olur. Kilo fiyatı bellidir. Hayvan tartılır. Bir fiyat söylenir. Bu fiyat üzerinden pazarlık yapılırsa, akid sahih ve kurban muteber olur. Eğer bazı büyük marketlerde yapıldığı gibi, kurban kesildikten sonra tartılıp fiyat tayin edilirse yine caiz değildir. Çünki satılan hayvanın fiyatı baştan belli olmalıdır. (İbni Abidin, Alışveriş bahsi). Daha önceki senelerde bilmeden bu şekilde kurban kesmiş olan kimsenin kurbanı sahihtir. Günahı için tövbe etmek gerekir.

Sual:
Namaz kılmayana kız verilmez ve kestiği yenilmez deniliyor. Bu doğru mudur?

Cevap;
“Fâsığa kızını veren mel’undur” hadîs-i şeriftir. Ancak böyle kişinin kestiği yenir.

Sual:
Kurbanı keserken boynuzu kırılsa kurban olur mu?

Cevap;
Kurban keserken, kurban olmaya mâni bir hâl zuhur etse, meselâ boynuzu kırılsa, bu kurban olur. (İbni Abidin).


Sual:
Kurban kesmek için bir tosun alan dört kişiye, satıcı şöyle demiş: “Bu tosunu kurban olarak kesiniz, etini tartınız, kaç kilo gelirse, kilosu 23 liradan parasını bana veriniz”. Bu şekilde bir alış-veriş câiz midir? Bu kesilen tosun kurban olarak câiz olur mu? Tosunu kesip, etini tartarak parasını verdiğimiz zaman, bu alış-veriş dinen câiz olan bir muamele olur mu?

Cevap;
İki yaşını geçmiş tosun kurban olur. Ancak semen (hayvanın bedeli) belli edilmediği için böyle bir alışveriş sahih olmaz. Kurbanı satın almış olmadılar. Kurban mülkleri olmadı. Böyle olunca kesince de kurban yerine geçmedi. Kurban, kesenin mülkü olmalıdır. Önceden mutlaka bir bedel üzerinden anlaşmalı idiler.

Dârülharbde bazı âlimlere göre bu gibi fâsid muameleler câiz olmakla beraber, günahtır. Şu halde bu âlimlere göre akid sahih, kurban kerahatla câizdir. Fâsid akid ile alınan mal alanın mülkü olur, ama kullanamaz, derhal ikale yapıp (akdi bozup malı vererek), yeniden sahih bir akid yapmak gerekir. Fâsid akid ile alınan hayvandan başka, gaspedilen, kiralanan, âriyet alınan, rehnedilen hayvanı kesmek de kurban olur. Yani kurban sahih olur. Ama bunların hepsi günahtır. Tevbe gerekir. Kurban ibâdettir. Günah olan fiille yapılamaz. Yapılırsa, borç düşer; ama sevaba nail olamaz. Ayrıca günaha girer. Bundan sonra böyle kurban almamaya dikkat etmelidir. Zira ibâdet yaparken günah işlemek çok daha mahzurludur. İbâdetin sevabını yok eder.

Bir mesele hakkında bir başında bir de sonunda olmak üzere iki fetvâ olabilir. Birisi bir işi yaptıktan sonra hükmünü sorsa, kurtarmak için bir fetvâ verilir. Baştan sorsaydı, belki aynı fetvâ verilmeyecekti. Bir kimse fâsid akidle hayvan almış, kurban diye kesmiş. Sonra hükmünü sormuş. “Kurban sahihtir. Yani vâcib borcu düşer. Ama günahtır. Sevabını da alamaz” denir.

Sual:
Zilhicce ayının hilâli bir yerde görülse, hilâlin görülmesi ne kadar mesafedeki yerleri bağlar? Meselâ İstanbul’da hilâl görülse, Amasya’da oturanlar bayram yapabilir mi? Bu hususta tayin edici olan nedir?

Cevap;
Ramazan ayının hilâli dünyanın herhangi bir yerine görülürse, başka yerde oturanlara da Ramazan orucuna başlamak lâzım gelir. Zilhicce hilâli böyle değildir. Her yerde ayrı ayrı görülmesine itibar edilir. Şimdi dünyanın bir yerinde görülünce, takvimler Zilhicce ayını başlatıyor. Bu sebeple kurbanları ikinci gün kesmek, hacda ise ve Zilhicce hilâli takvimlerde yazdığı gün Hicaz'da görünmemişse, ertesi gün tekrar Arafat’a çıkmak lâzımdır. Hilâlin görülmesi bu zamanda çok zordur. İlânı da şer’î hâkim (kadı) tarafından yapılır. Bu ise mümkün değildir. Bu zamanda hilâlin görülebilir olması kâfidir. Nitekim fıkıhta böyle bir kavil vardır.

Hilâlin bir yerde ne zaman görülebileceği, dolayısıyla bu beldede kamerî ayın ne zaman başlayacağı internetten ecnebi zaman hesaplama sitelerinden öğrenilebilir. Diyânet’in sitesinde de hilâlin nereden görüneceği yazmaktadır.

Sual:
Hanıma olan mehr borcunu, kurban ve zekât için nisab hesabına katmamız gerekiyor mu? Biz borç olarak katacak mıyız? Hanım alacaklı olarak katacak mı?

Cevap;
Mehr borcu nisaba katılır, yani erkek bu borcu zekât nisabından düşer. Çünki ödemekle mükelleftir. Ancak mehr alacağı kadın için nisaba katılmaz, zekâtı verilmez. Kadın bu alacağı ile zengin sayılmaz. Çünki mehr, zayıf borçtur. Alabileceği şüphelidir.

Sual:
İlmihalde "Zengin veya fakir, mevcut koyununu veya kurban niyeti ile satın almadıkları koyunu kurban kesmek niyet etseler, kesmeleri vâcib olmaz, keserlerse, nâfile olur" diyor. Bu ne mânâya geliyor? Yani zenginin kendi sürüsünden kestiği hayvan, kurban olmuyor mu?

Cevap;
Zengin veya fakir, kendi sürüsünden bir hayvanı kurban etmeye niyet etse; sonra vazgeçse, bu kurbanı kesmesi vâcib olmaz. Başka bir hayvanı kurban edebilir. Ama eğer kurban niyeti ile satın alsaydı, bir kavle göre bunu kesmesi vâcib olurdu. Başka hayvanı keserlerse, vâcib düşer; bunu da keserlerse, nâfile olur; mutlaka kesmeleri gerekmez.

Sual:
Kurban kesildiği zaman, derisini ne yapmak lâzımdır?

Cevap;
Kurban derisi ya fakire tasadduk edilir veya seccâde, su kırbası, heybe gibi kolay tükenmeyecek bir şey hâline getirilip kullanılır ya da elbise gibi devamlı faydalanılacak bir şeyle değiştirilir. Kurban etini satsa veya derisini yiyecek gibi helâk olacak bir şeyle değiştirse câiz olmaz.
Kurban etini de bedelini sadaka etmek için satmak câiz değildir. Kurban etinde ancak yemeye ve yedirmeye hak sahibidir. Ancak etini de, derisi gibi, devamlı faydalanılacak bir şeyle değiştirmek câizdir. Kurban derisinden dağarcık yaptıktan sonra bunu kiraya vermek câiz değildir. Vermişse, ücreti tasadduk eder.
Kurban eti ile yenecek bir şey satın alsa, bunu yedikten sonra kıymetini tasadduk etmek lâzım gelmez. Kurban etini para karşılığı satmışsa, bunları tasadduk eder. Bunlar zekât yerine geçmez.
Kurban eti ve derisinin satışı İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre sahihtir, ancak mekruhtur. Etini veya derisini kasaba kesme ücreti olarak vermek de sahih, ancak mekruhtur. Hazret-i Peygamber, Hazret-i Ali'ye, “Kurbanın örtüsünü ve yularını tasadduk et ve kasaba ücret olarak onun etinden bir şey verme!” buyurmuştur.
Kurbanlığın sütünden de istifade edilemez. Eğer memeleri dolu ve yakında kesecekse, memelerine biraz soğuk su serpilir. Yoksa sağılır ve tasadduk edilir. (İbni Abidin)

Sual:
Memesinin biri süt vermeyen inek kurban olur mu?

Cevap;
Memelerinin ucu kopan veya memeleri kuruyan hayvanlar da kurban olmaz. (İbni Abidin). Ancak burulmuş erkek hayvan veya kısır ( o sene yavrulamamış, dolayısıyla süt vermeyen) inek kurban edilebilir.

Sual:
Kurban kesildiği zaman kesilen kurbanın kanı, kesenin veya aile efradından birinin alnına, yeni alınan arabaya vb. yerlere sürülüyor. Bunun hükmü nedir?

Cevap;
Dinî bir husus değildir. Eski cemiyetlerdeki kurban merâsimlerinden kalma bir âdettir. Bereket için veya nazardan korunmak üzere sürülmektedir.

Sual:
Bir hayır kurumu, "Kurumumuzun bankadaki hesabına şu kadar para yatırana kurban kesilir" diyor. Kurumun bankadaki hesabına bir kurban parası yatırmakla, dinimize uygun şekilde kurban kesilmiş olur mu?

Cevap;
O müessesenin başındaki kişiye vekâlet verilmiş olur. Bu kişi veya vekili, parayı yatıran kişi adına hayvanı alır, numaralandırır, kurban bayramında kestirir. Etini ve derisini dilediği yere sarfeder. Ancak vekâlet verilen müessese veya kişinin zâhiren emin olması şarttır. Aksi takdirde vekilin hıyaneti, müvekkili borçtan kurtarmaz.

Sual:
Geçen sene kurban bayramında İstanbul'daki kardeşim bayram kurbanını almak ve kesmek üzere beni kendisine umumi vekil tayin etti ve kurban bedelini de peşinen verdi. Fakat ben ehemmiyetsiz bazı sebeplerden kardeşimin kurbanını alıp da kesemedim. Utandığımdan kardeşime de vaziyeti bildiremedim. Şimdi ne yapmam gerekiyor?

Cevap;
Bayramda vâcib olduğu halde kurban kesilmemişse, orta halli bir koyun kıymeti fakirlere sadaka olarak verilir. Müvekkilin kurbanı kesilmemişse, bu zimmetine borç olarak kalır. Vekilin hatası sebebiyle günaha girmez. Günah, vekâletin icabına riayet etmediği için vekile aittir. İstiğfar lâzımdır.

Vekil, kurban bayramı için vekil edilmiştir. Bayram bitip de kurban kesme imkânı ortadan kalkınca, vekâlet infisah eder, bozulur. Vekil, kurban parasını müvekkiline hemen geri vermek mecburiyetindedir. Bu para elinde emânet hükmündedir. Kullanamaz, başkasına veremez. Elinde sebepsiz tuttuğu için gasb günahına girer.

Vekile vaziyeti söylemezse, vekil herhangi bir mesuliyet altında girmez. Ancak vekil bunu gizli tuttuğu her an gasb günahı artar.

Vekil, müvekkile söylemeden kurban bedelini fakirlere tasadduk ederse, vekil borçtan kurtulabilir. Nitekim bir kimse, bir başkasını borcunu onun haberi olmadan ödeyebilir. Ancak bunu vekile bildirmesi gerekir. Vekil, kabul ederse mesele yoktur. Etmezse, müvekkile tazmin etmesi icab eder.

Tasadduk, borç ödeme yanında aynı zamanda da bir ibadet olduğundan, buna da niyet icab ettiğinden, kesilmemiş kurban bedelinin vekilin haberi olmadan sadaka verilmesi câiz değildir. Nitekim zekât, fıtra, diyet gibi dinî borçlar için vekil tayini câizdir. Ama mükellefin haberi ve niyeti olmadan bir kimsenin bunları ödemesi câiz değildir. Ancak bu verdiği henüz fakirin elinde iken, harcamamışsa, mükellef niyet ederse, câiz olur. Burada da kurban bedeli fakirin elinde iken müvekkile haber verilse, o da kabul etse, câiz olur.

Sual:
Nisab mikdarı (20 miskal, yani 96 gr altın) parası olmayan bir kimse, kurban kesmek isterse, bu kesilen kurban adak mı olur?

Cevap;
Fakir kimsenin kurban bayramında kestiği kurban, bir kavle göre adak, bir kavle göre nâfile olur. Bu kavle göre kesip etinden yiyebilir; ailesine de yedirebilir.

Sual:
Kurbanlar kesildikten sonra veya hacılar Arafat vakfesini yaptıktan sonra bu günün yanlış olduğu anlaşılsa, kurban ve haccın vaziyeti ne olur?

Cevap;

Bayramın birinci günü, hesab ile bulunan gündür. Yahud, bir gün sonradır. Bir gün evvel olamaz. Çünki gökte ay, doğmadan önce görülemez. İhtiyatlı hareket etmiş olmak için, kurbanları, hesab ile bulunan bayramın ikinci günü kesmelidir. Kurban bayramının birinci günü de, Zilhicce ayının hilâlini görmekle anlaşılır. Zilhicce ayının dokuzuncu Arefe günü, hesabla, takvimle anlaşılan gün veya bundan bir gün sonra olur. Bundan (yani hesabla bulunandan) bir gün önce Arafat’a çıkanların vakfesi sahih olmaz. Ertesi günü Arafat’a tekrar çıkmak icab eder. Avamın bunu anlaması zor olduğundan, fukaha kurban ve haclarının sıhhatine istihsanen cevaz vermiştir. Nitekim fıkıh kitaplarında mevzuyla alakalı diyor ki:
Bir cemaat bayram namazını kılıp kurbanlarını kesseler, sonra da o günün arefe olduğu ortaya çıksa, o namazları da, kurbanları da yeterli olur. Zira bu gibi hatalardan korunmak güçtür. O zaman müslümanların ibadetlerinin korunması için cevazına hükmedilir. (İbni Abidin, Kurban bahsi, Cild: 5, Sahife: 279.)
Hacılar Arefe gününü şaşırarak vakfe yapsalar; sonra bunun bayram günü olduğu anlaşılsa caiz olur. (İbni Abidin, Haccın farz ve vacibleri bahsi, Cilt: 2, Sahife: 155)
Şâhidler, vakfe yapıldıktan sonra, hacıların vakfeyi vakti geçtikten sonra yaptıklarına şâhidlik etseler, bu şahâdetleri kabul edilmez. İstihsanen vakfe sahihtir. Hattâ şâhidlerin haccı da sahihtir. Çünkü bunda şiddetle güçlük vardır. Vakfeyi vaktinden evvel yaptıklarına şâhidlik ederlerse, geceleyin çoğunluklarıyla birlikte tedariki mümkün olduğu takdirde kabul edilir. Aksi takdirde kabul edilmez. Nitekim hacıların terviye günü vakfe yaptıklarına arefe günü şahitlik etseler, bu gün tekrar vakfe yapmak mümkün olduğundan kabul edilir. Bayram günü söyleseler kabul edilmez. Çünki tedarik mümkün değildir. (İbni Abidin, Hedy bahsi, Cilt: 2, Sahife: 258-259)
Hacıların Arafat’ta vukuflarından sonra vakfeleri vaktinden sonra oldu diye bazı kimseler şahadet etseler şahidlikleri makbule olmaz. Ol kadar hüccacın haclarının fevtini mucib olub, belki kıylü kalin kesretini ve fitneyi mûris olduğundan imam merkumların şahadetini istima’ etmez ve harac-ı şedid olduğundan istihsanen vukuf sahihdir. Hatta şahidlerin dahi haccı sahihdir. Amma kıyas mezburların şahadetlerinin kabulüdür. Vukuf bir zamana hâs ibadet olduğundan, onsuz ibadet olmadığından, vakfe vaktinden mukaddem oldu diye şahadet ederlerse, nâsın ekseriyle geceleyin vukufu tedarik mümkün olursa şahadetleri makbule olur, yoksa olmaz. (Hâşiyetü Tahtavî ale’d-Dürri’l-Muhtâr, Cinâyât bahsi, Cilt: 3, Sahife: 127)



Sual:

Hazret-i Peygamber için kurban kesmenin caiz olmadığı, Hazret-i Ali’nin Resulullah’ın ruhu için kestiği kurbanları, Hazret-i Peygamber vasiyet ettiği için kestiğini işittim. Doğru mudur?



Cevap;

Nafile kurban kesip sevabını ölülere hediye etmek caizdir. Bunun sünnette delili vardır. Bu kişi vasiyet etmişse ve para bırakmışsa, kesilmesi zaten vâcib olur. Vasiyet etmemişse nafile olur. Resulullah sağlığında ümmeti için kurban keserdi.



Sual:
Cemiyetlere bankaya para yatırıp ismini yazdırmak suretiyle kurban vekâleti vermek sahih midir?

Cevap;
Cemiyete verilen vekâlet, cemiyetin reisine yapılmış demektir. Fâhiş olmayan cehalet vekâlette caizdir. Vekil eden ismini bilmemektedir ama cemiyetin başı bellidir. Bu kimse umumi vekildir. Ancak yalnızca bir başkasını kurbanı almak için vekil edebilir. Bu ikinci vekil, bir üçüncü birini kurban almak üzere vekil tayin edemez. Kesmek için edebilir.

Sual:
Bir evde kesilen kurbana, evin hanımı ve yetişkin çocukları da ortak mıdır?

Cevap;
İbâdetlerde herkes kendinden mesuldür. Serveti olan kurban keser. Hanım ve yetişkin çocuk kurban nisâbına mâlik ise, kurban keser. Her kurban, kesene aittir.

Sual:
Kurban etini hiç dağıtmamak da caiz midir?

Cevap;
Kurban etinin dağıtılıp dağıtılmaması kurbanın sıhhatine tesir etmez. Kurbanı kesenin malî vaziyetine göre değişir. Zengin hepsini tasadduk etse; orta halli üçte birini eve ayırıp, üçte birini akraba ve komşulara verse, üçte birini fakirlere tasadduk etse; fakir de hepsini kavurma yapıp çoluk çocuğuna yedirse uygundur.

Sual:
Hazret-i İbrahim’e indirilen koçun eti ne olmuştur?

Cevap;
Ciğerini közleyip yediler, gerisini fakirlere dağıttılar. (Meâricü’n-Nübüvve)

Sual:
Yedi kişinin ortaklaşa kurban olarak kestiği sığırın eti nasıl paylaşılır?

Cevap;
Fâiz olmaması için, eti tartarak, eşit ağırlıkta olarak paylaşmaları lâzımdır. Et ribâ (fâiz) cereyân edebilen mallardandır. Tartmadan bölüşüp helâllaşmak câiz olmaz. Çünki helâllaşmak hediye vermek gibi hallerde olur. Taksimi mümkün olan bir şeyde ortak olanların hisselerini ayırmadan önce hiç kimseye hediye etmeleri câiz değildir. Eti göz kararı yediye taksim edip, altı kişiye et ile birlikte deri veya bacak da verilirse tartmadan paylaşmaları câiz olur. Başı da, derisi gibidir. Böylece dört parça ayaklı, biri derili, biri başlı, biri de tek başına ettir. Hepsi ayrı olunca, tartmadan, rıza veya kura ile paylaşmak câiz olur. Veya ortakların hepsi bir kişiye hayvanı kestirmek ve etini dilediği gibi dağıtmak üzere umumi vekil yaparsa, bu kişi tartmadan, göz kararı taksim edip, ortaklara dağıtabilir. Şürünbulâlî’ye göre tahminen taksim etmek muteber değildir; ama taksim edilirse, haram da değildir. Taksimin doğru yapılmaması, kurbanın sıhhatine tesir etmez; kurban şartlarına uygun kesilmişse, kurban olarak kâfi gelir. (İbni Abidin, Kurban bahsi)

Sual:
Kurban kesilmeden önce, yününden, sütünden istifâdenin câiz olmaması; yünü kırkılmış hayvanı kurban etmenin mekruh olmasının hikmeti nedir?

Cevap;
Kurbana ayrıldıktan sonra, o hayvan artık Allah’a adanmış demektir.

Sual:
Evde kullanılan süs eşyası da kurban nisabına dâhil edilecek midir?

Cevap;
Kullanılan eşya, süs eşyası değildir; ihtiyaç eşyası sayılır ve nisaba dâhil edilmez.

Sual:
Sanat ve ticaret âletleri, kurban nisâbında ihtiyaç eşyası sayılır mı?

Cevap;
Sanat ve ticaret âletleri, ihtiyaç eşyası sayılır; nisâba katılmaz. Kullanılmıyorsa, kurban nisâbına katılır.

Sual:
Koç kesmek mi koyun kesmek mi daha sevabdır?

Cevap;
Koç kesmek, koyun kesmekten efdaldir.

Sual:
Şaşı olan hayvanı kurban etmek caiz olur mu?

Cevap;
Evet. (İbni Abidin)

Sual:
Kurbanlık olarak alınan koyun kaybolsa veya çalınsa, yerine başka bir koyun alsa, sonra kaybolanı veya çalınanı bulsa, nasıl hareket eder?

Cevap;
Kurbanlık olarak aldığı koyun kaybolsa veya çalınsa, diğer bir koyun alsa, sonra kaybolanı veya çalınanı bulsa, efdal olan ikisini de kesmektir. Eğer birincisini keserse sahihtir. İkincisinin kıymeti, birinciye eşit veya daha yüksek olursa, yalnız onun kesilmesi de sahihtir. Eğer ikinci koyunun kıymeti birinci koyundan düşük ise, onu kestiği takdirde birinci koyunun kıymetinin fazlasını tazmin eder. Yani o fazlalığı tasadduk eder. Bu mevzuda zengin ile fakir arasında fark yoktur. (İbni Abidin)

Sual:
Şehirde kurban kesecek olanın, bayram namazının arkasından hatibin hutbesini bitirmesini beklemesi şart mıdır?

Cevap;
Hutbeden evvel kurban kesilebilir. Ama imam hutbeyi bitirmeden kurbanını keserse mekruhtur. (İbni Abidin)

Sual:
Bir kimse fakirken kurban kesse, bayramın üçüncü günü zenginleşse tekrar kurban kesmesi gerekir mi?

Cevap;
Her ne kadar kurbanın vâcib olma zamanı bayramın üçüncü günü, akşamdan evvel bir kurban satın alıp kesecek kadar zaman ise de, ilk günü kesen fakir sonradan zenginleşirse, tekrar kurban kesmesi istihsanen gerekmez.

Sual:
Patronum kurban kesmemiz şartıyla bize 500 lira hediye verdi. Bana kurban kesmek vâcib olmadığı için, bu parayı başka bir ihtiyacımda kullanabilir miyim?

Cevap;
Hibeyi, taraflardan hiçbirine faydası olmayan bir şarta bağlamak, lağvdır. Yani şart geçersizdir, ama hibeye tesir etmez. Bu parayı başka bir ihtiyaç için kullanmak câizdir.

Sual:
Bir kurban vekili, kendi hayvanını müvekkiline satabilir mi?

Cevap;
Vekil, kendi malını müvekkile satamaz. Bunun yolu şudur: Bu hayvanı, güvendiği birine satar; sonra ondan satın alıp kurbanı keser veya eğer umumi vekil ise bu kişiyi kurbanı kesmek üzere vekil eder.

Sual:
Zilhicce hilâli, ilk gün başka ülkede görülüp de, kendi memleketimizde görülemezse, Zilhicce ayı bir gün sonra mı başlar?

Cevap;

Hesab da, rüyet de ayın başlaması için birer kriterdir. Kamerî aylar, ayın dünya etrafında bir defa dolaşıp yeniden doğuşu ile başlar. Oruç, kurban ve hac, kamerî ayın başlamasına göre ifa edilen ibadetlerdir. Kamerî ay doğar; ama o beldede görülmeyebilir. Bu sebeple dolunaydan itibaren 14 gece sayılıp 29. gece hilâl güneş batarken garb semasında gözetlenir. Görülürse, yeni ay başlar; herhangi bir sebeple görülmezse, içinde bulunulan ay 30 güne tamamlanır. Buna tekmil-i selâsin denir ve hadîs-i şerif ile emrolunmuştur. Yeni ay hesaba göre o gün doğsa bile, ay otuza tamamlanır ve ertesi gün yeni ayın 1’i olur. Bu sene olduğu gibi, bir ay hesaba göre başka, rü’yete göre başka gün başlayabilir. İbâdetlerde ise, esah kavle göre hesab değil, rü’yet esastır. Osmanlılar zamanında kamerî aylar hesab ile değil, rü’yet ile başladığından, çoğu zaman bu tekmil-i selâsin muamelesi yapılır ve bu, hükümet ve taşrada kadılar marifetiyle ilan edilirdi. Bu bakımdan Osmanlı vilâyetlerinin birinde Zilhicce ayı başlamışken, diğerinde daha 30 Zilka'de hüküm sürüyor olabilirdi. Hatta bu sebeple tarihî hâdiselerin çoğu milâdî güne çevrilirken bir gün kayma olabilmektedir. Zilka’de ayının 29.unu 30’a bağlayan gece Türkiye ve Hicaz’da Zilhicce hilâli görülemediği için, eğer Osmanlı Devleti zamanında olsaydı, bu sene (hicrî 1434) Zilka’de 30’a tamamlanıp, ertesi günü (yani 7 Ekim 2013 Pazartesi günü) Zilhicce’nin 1’i sayılıp, Kurban Bayramı da 16 Ekim Çarşamba günü başlayacaktı. Zilka’de 30 gün olsaydı; 29. gece hilâl görülemediği için, zaten 30’a tamamlanacak ve ertesi günü hilâl gözetlenmeyecekti. Zira kamerî aylar 31 gün olamaz.

Ramazan hilâli, dünyanın her hangi bir yerinde şer’î esaslara muvafık bir şekilde görülürse, Hanefî mezhebine göre diğer beldelerde de Ramazan ayı başlamış olur. Şâfiî’de her belde kendi gördüğü ile amel eder. Osmanlılar zamanında Bursa veya Edirne’de hilâlin görüldüğü sonradan sâbit olur ve haber alınırsa, İstanbul’da da Ramazan ayı o gün başlamış sayılırdı. Zilhicce hilâli ise böyle değildir. Bunda her beldede ayrı ayrı şer’î esaslara göre görülmüş olması aranır. Bir beldede görülünce, esah kavle göre, başka beldede de Zilhicce ayının başlaması lâzım gelmez. Rü’yet yapılamadığı için kamerî ayın şer’î bir şekilde başlamadığı memleketlerde, kurbanların ihtiyaten ertesi günü kesilmesi, Ramazan’dan sonra da iki gün ihtiyaten oruç tutulması ile mesele hallolmaktadır.



Sual:
Kestiğimiz kurbanın akciğerinin yarısı eksikti. Veteriner hayvanın veremli olduğunu ve etini yemememiz gerektiğini söyledi. 1-Kurban sahih oldu mu? 2-Akdi bozup, satıcıdan paramızı isteyebilir miyiz?

Cevap;
1-Kurban sahihtir. Zira bu hastalık, hayvanın kurban olmasına engel kusurlarından değildir. 2-Ayıp muhayyerliği ile akdi bozup, yeni bir hayvan veya paranızı geri alma hakkı vardır. Et ve deri mevcut ise, satıcıya iade edilir. Satılmışsa, bedeli semenden düşülür. Bu yeni hayvanı kurban etmek lâzım değildir. Zira muhayyerlik kullanılınca, akid fâsid olur. Fâsid akidde mülkiyet hükümleri cereyan eder. Binaenaleyh kurban kesildiği zaman için kesenlerin mülküdür.

Sual:
Kurbanımı kesmesi için babama vekâlet vermiştim. Ben de kurban kesilirken burada bulunabilir miyim?

Cevap;
Vekâlet, kurbanın alınması ile alâkalıdır. Vekil, hayvanı alırken de, kestirirken de müvekkilin orada bulunması câizdir. Vekâlete, akde ve kesilmeye zarar vermez.

Sual:
Bir kimse büyüdüğü zaman kendisi için akika kesebilir mi?

Cevap;
Hazret-i Peygamber yetişkin yaşında kendisi için akika kesmiştir. Kız için bir, erkek için bir veya iki tane kesilir. Müstehabdır. Etini kesen ve kestiren yiyebilir. Ancak kemiklerini mümkün mertebe kırmadan etini alıp gömmek iyi olur. Bir koyun veya sığırın yedide bir hisessi akika niyetiyle kesilebilir.

Sual:
Ben öldükten sonra bana yılda bir kez kurban kesin deyip parasını miras yoluyla bırakan bir kimse için kesilen kurbandan ailesi yiyebilir mi?

Cevap;
Evet.

Sual:
Kurban alırken satıcı hayvanı tartsa; meselâ 200 kg net et çıkar dese; kilosu 18 liradan 3600 lira üzerine pazarlık yapılsa caiz olur mu?

Cevap;
Hayvanı tartı üzerinden ne çıkarsa diye alıp, kestikten sonra tartarak parasını vermek fâsid olur. Zira satış akdinde fiyat başta belli olmak lâzımdır. Ama başta tartıp, bir fiyatta anlaşılırsa, satış câiz olur.

Sual:
Kurbanı kestikten sonra etini tartıp parasını ona göre ödemek caiz midir?

Cevap;
Kurbanı fiyatını baştan belli edip satın aldıktan sonra paralı verirlerse olur; fiyat belli değilken alıp keserlerse, sonra tartıp kilosuna göre bir fiyat keserlerse, hem alışveriş, hem de kurban olmaz.

Sual:
Kurban bayramı dışında et ihtiyacı için hayvan keserken hayvanda yaş sınırı aranır mı?

Cevap;
Hayır. Ancak kurbanda davarın 1, sığırın iki yaşında olması şarttır. 6 ayı geçmiş, ama 1 yaşında gözüken davar da kurban olur.

Sual:
Teşrik günlerinde zuhr-i âhir namazından sonra teşrik tekbiri gerekir mi?

Cevap;
Hayır. Cumanın farzından sonra getirilir.

Sual:
Bir besmele ile 20 koyun kesmek caiz midir?

Cevap;
Hayır. Her biri için kesen tarafından bizzat ayrı ayrı söylenmesi gerekir.

Sual:
Fıkıh kitaplarında geçen, "Et ihtiyacını karşılamak niyeti ile kurban kesmek câiz olmaz. Allahü teâlâ için ve bir insan için birlikte niyet ederek kurban kesmek câiz değildir. Allahü teâlânın rızâsı için olmayıp, yalnız hacdan, gazâdan gelen için ve gelen emîri, reisi karşılamak için kesilen hayvan leş olur. Kesmesi ve yemesi haram olur"  ifâdesini nasıl anlamak gerekir?

Cevap;
Kurbanda mutlaka Allah rızası niyeti olmalıdır. Et niyetiyle kesen, bunu yiyebilir; ama buna kurban denmez. Kişiye hürmet için kesmek hiç caiz olmaz. Yolcusu geldiği için şükür niyeti ile veya misafire ikram etmek için kesebilir.

Sual:
Bankadan çektiği kredi nisabı doldursa, kurban kesmesi ve zekât vermesi lâzım olur mu?

Cevap;
Bu para, ödenmesi gereken borçtur. Nisabdan düşülür; kendisi nisabı teşkil edemez.

Sual:
Bankadan aldığı kredi ile kurban kesmek caiz midir?

Cevap;
Kurban sahih olur. Ancak sevabını alamaz. Muamelenin kendisi caiz değildir.

Sual:
Bir büyük baş kurbana iki kişi ortak giriyor. Ancak taraflardan birine alınan kurbanın fiyatı ağır geliyor. Bunu hafifletmek için kendisine ayrılan 3 hissenin bir hissesini kurban alındıktan sonra bir başkasına kurban olarak satıyor. Bu muamele caiz midir?

Cevap;
Evet ama başta bunu niyet etmediği için mekruhtur.

Sual:
Aynı isimde çokça kişinin olduğu düşünülürse, tanımadığımız bir kişinin ismini söyleyerek kurban vekâleti verebilir miyiz?

Cevap;
Kim olduğu bellidir. O müessese için cehalet mevzubahis değildir. Bu sebeple caizdir.

Sual:
Geçmiş yıllara ait kurban borcumuzu, o yıla göre mi yoksa şu ana göre mi hesaplarız?

Cevap;
Verdiğiniz zamana göre hesaplarsınız.

Sual:
Kurbanları yıllardır bir yere bağışlayan, sonradan bu kurbanların kesilmediğini öğrense, tekrar kesmesi gerekir mi?

Cevap;
Bedellerini sadaka verir.

Sual:
Üzerine kurban vâcib olan kimse, sefere çıkmadan birine vekâlet verse, vâcib sevabı alır mı?

Cevap;
Sefere çıktıktan sonra vâciblik üzerinden düşer; vekil mukim bile olsa, kesilen hayvan nafile kurban olur. Sefere çıkmadan kurban günleri girer de kesip çıkarsa, vâcib sevabı alır. Vekâletin seferde iken verilip verilmemesi mühim değildir. Yani vekâlet verildiği değil, hayvan kesilirken sahibinin vaziyeti mühimdir.

Sual:
Nisab mikdarı malı olan, ama vadeli borcu da olan kimse kurban kesebilir mi?

Cevap;
Kesemez. Önce borç ödenmelidir. Keserse, nafile sevabı alır. Borç vadesiz olsaydı, ayrıca borcu geciktirme günahına da girerdi.

Sual:
Kurban adağı için vereceğimiz vekâleti, adak diyerek mi, kurban diyerek mi vermek lazım gelir? Fark eder mi?

Cevap;
Adak diye verilir. Söylerken şaşırsa bile, müvekkilin kasıt ve niyeti mühimdir.

Sual:
Kurban nisabında ikinci ev ihtiyaç eşyası dışında sayılıyor. Bunun kıymeti mi, kirası mı esastır?

Cevap;
Kıymeti esastır. Ancak geçim kaynağı bu ikinci evin kirası ise ve ancak geçiniyorsa, nisaba katılmaz ve kurban kesmesi gerekmez.

Sual:
Kurban kesilirken hayvanlara çok acıyorum. Bunun için günaha girer miyim?

Cevap;
Allah onlara acı duyurmaz.

Sual:
Bir kimse "eğer şu kişiyle evlenirsem kurban keseceğim" diye adakta bulunup da, nikâhtan sonra buna yetecek paraya sahip olmazsa ne yapması icab eder?

Cevap;
Söylediği zaman parası varsa, kesmesi gerekir. Yoksa gerekmez.