Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Kira" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Sayfiye evimizin bitişiğinde boş bir arsa var. Sahibi var; fakat gelip gitmediği için bilinmiyor. Bu arsayı ekip biçebilir miyiz?

Cevap;
Bu adam arsa sahibinin vekili değildir. Elinde emanet de değildir. Mecelle’nin 96. maddesinde, “Bir kimsenin mülkünde onun izni olmaksızın âhar bir kimsenin tasarruf etmesi câiz değildir” diyor. İbni Âbidin der ki, “Bir kimse başkasının tarlasını ekse, ektiği tarla, o kimsenin tarlası ise ve ziraat için hazırlamışsa, kiracı sayılır. Ücret hususunda da örfe bakılır. Ziraat için hazırlamamışsa, kiraya verecek ise, mahsul ekenindir; tarla sahibine ecr-i misl (emsal kira) öder. Kira için de hazırlanmamışsa, boş duruyorsa, ekmek tarlaya noksanlık vermişse, bu noksanlık tazmin edilir”. (İbni Âbidin, Gasp bahsi). Netice itibariyle sahibi bilinmeyen arsa, eğer sahibinin izin vereceği iyi biliniyor veya çok zannediliyorsa, arsaya zarar vermeksizin ekilip biçilebilir. Arsanın kıymetinde noksan olmuşsa, tazmin eder. Arsa sahibi baştan veya sonradan izin verirse günah ve tazmin gerekmez.

Sual:
Fıkıh kitaplarında, “Peşin olan semeni ödenen binâyı teslim almadan önce, ancak başkasına hediye etmesi, satması câizdir. Fakat kirâya veremez” diyor. Semeni peşin ödenen binayı satabiliyor da neden kiraya veremiyor?

Cevap;
Satım ve hibede mülkiyeti devrediyor. Kirada ise menfaati devrediyor. Teslim almadan mülkiyet geçer ama henüz binanın menfaatına malik olmamıştır. Kiraya verse, kiracıya nasıl teslim edecek? Nitekim başkasında kirada bulunan malını da kiraya veremez.

Sual:
Bir kimse geliyor, kiracısını çıkarmak istediğini söylüyor. Avukat da müvekkilin oğlunun o işyerinde bir iş yapacağını yahut çocuğunun evlenip o evde oturacağını söyleyerek, ihtiyaçtan tahliye dâvâsı açıyor. Hakiki olarak böyle bir sebep olsaydı, uygun olur muydu?

Cevap;
Bir kimse kiracısını ne sebep olursa olsun, kira müddeti bitmeden çıkaramaz. Kira müddeti bitmişse, şer’î hukukta çıkarabilir. Mer’î hukukta çıkaramamaktadır. Dolayısıyla yalan beyanla çıkarmak isteyene müddet dolmuşsa vekillik şer’en câiz olmaktadır.

Sual:
Emlâkçıyım. Komisyon alacağıma karşı müşteri sened verdi. Kendisi kayıptır. Bu borç zekât nisabına katılır mı?

Cevap;
Kirâ (ve ücret) alacaklarının zekâtı verilmesi hususunda iki rivâyet vardır: Bir rivâyete göre, alacağını alıp üzerinden sene geçmedikçe zekât yoktur. Çünkü menfaat, hakikî mal değildir. Mehir gibi olur. Zâhir rivâyete göre ise zekâtı verilir. Nisap miktarı eline geçtiği zaman zekâtı vermek vâcip olur. Çünkü menfaatler hakikatte maldır. Ancak zekâtın vâcip olması için mahal değildir. Çünkü nisap olmaya yaramazlar. Bunlar bir sene devam etmezler. Bütün bu söylenenler, o kimsenin aldığı borçtan başka malı olmadığına göredir. Başka malı varsa, bu borç kazanılmış mal gibi, olur ve elindekine katılır. O halde alacaklının başka malı varsa, kirâ (ve ücret) alacağını nisaba katar. Eline geçince zekâtını verir. Hiç malı yok da sadece kirâ (ve ücret) alacağı varsa, bu alacak nisab mikdarını aşsa bile nisaba katılmaz. Dolayısıyla zekâtı verilmez. Bu borcun nev’i, yani zayıf, orta ve kuvvetli alacak olup olmadığı hususunda da üç rivâyet vardır. Zâhir rivayete göre ise orta borçtur. (İbni Âbidin, Zekât bahsi) Şu kadar ki senedli olmakla beraber borçlunun kayıp olması itibariyle alacağınızın zayıf alacak olduğu anlaşılıyor. Zayıf alacak nisaba katılmaz, ele geçtikten sonra o senenin zekâtı verilir.

Sual:
Hava parası almak caiz midir?

Cevap;
Normal şartlarda kira müddeti bittiği halde, çıkmak için kiralayandan veya bir başkasından hava parası istemek ve almak caiz değildir. Kira müddeti bitmeden kiralayan çıkarmak isterse, çıkmak için tazminat istemek câizdir. Bir kimse mülk sahibinin izniyle malda vitrin, dolap, makine, hark, su değirmeni, bina gibi şeyler yapmışsa, kira müddeti bittiği zaman çıkarılmak istenirse, kiracının bunlara karşılık bir tazminat istemesi caizdir. Buna hulüvv veya ferağ akçesi denir. (İbni Abidin, Alış-veriş bahsi)

Sual:
Ticari maksatlı toplantı, düğün ve seminer salonu işletmek caiz midir? Günümüz düğünlerinin birçoğunda, kadınlı erkekli aynı salonda ve müzik eşliğinde düğün yapılmaktadır. İçkisiz olmak şartıyla, böyle bir iş yeri işletebilir miyim?

Cevap;
Seminer salonu işletmenin mahzuru yoktur. Düğün ve sair eğlencelerde helâl ve haram karışık ise, kendisi işletirse, günaha vesile olmak mekruhtur. Kendisi işletmez de mülkünü kiraya verirse bunun kendisi haram olmadığından içkili düğün yapsalar bile mülk sahibine câizdir.

Sual:
Bir yeri, bankaya veya içki de satan birine kiraya vermek caiz midir?

Cevap;
Bankanın kazancının tamamının haram dinen olduğu söylenemez. Çünki yaptığı işlerin çoğu İslâmiyetin cevaz verdiği işlerdir. Kaldı ki kazancı veya işi tamamen haram bile olsa, İmam Ebu Hanife’ye göre içki satana da, kiliseye de ev kiralamak câizdir. Çünki kiralamak başka bir akittir. Akitte haramlık yoktur. Kiracının evde ne yapacağı kiralayanı alâkadar etmez. Nitekim ev tutup, zina etmesi mümkündür. Bundan kiralayan mes'ul değildir.

Sual:
Bir evde anne, erkek ve kız evlat yaşıyor. Erkek evlat çalışıyor, anne ve kızın da gelirleri var. Bunların müşterek bir bütçesi var, buradan hepsi ihtiyaçlarını alıyor. Erkek evlat, asabi mizaçlı biridir. Sinirlenince ve başka sebeplerle hep hakkını haram ediyor; sonra sinirleri yatışınca tövbe ettim, tüm hakkımı da helâl ettim diyor. Buna göre, hakkını haram edince, daha önceden kullanılmasına izin verdiği kendi eşyalarını ve eve herkesin yemesi için aldığı yiyecekleri, herkesin kullanması için aldığı eşyaları, kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Haram ettikten sonra eve aldığı şeyleri kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Daha sonra tövbe ettim ve tüm hakkımı helal ettim deyince, haram ettiği haklarını helal etmiş olur mu?

Cevap;
Bir kimse birine bir şey satsa, kiralasa veya hediye etse, yedirse, helâl etmiş demektir. Sonradan haram ettim dese de kıymeti olmaz. İnsan ancak karşılıksız bir hakkını, mesela bir alacağını helâl veya haram edebilir

Sual:
Müslümanlar kiralık ev sıkıntısı çekerken, evini boş tutmak günah değil midir?

Cevap;
Günah değildir, ama hoş da değildir.

Sual:
Sahibi tarafından 20 sene kullanmayan araziyi, bir başkası kullanabilir mi? Aynı hüküm devlet arazisi için câri midir? Araziyi ihyâ veya mal edinme şartları nelerdir?

Cevap;
Şahsî mallarda mürurızaman (zamanaşımı) olmaz. Elli sene de geçse, sahibi malını alır. Bu zaman zarfında o araziyi ekip biçen kimse, arazi sahibi ile helâlleşmeli ve ona ecr-i misl (kirâ) ödemelidir. İslâm devletinde, halife, devlete ait araziyi, gerekirse bedeli ile halka satabilir. O zaman mülk olur. Sahipsiz araziyi ise ihyâ eden mülkiyetini kazanır. İhyâ için arazinin etrafını çevimek, sürmek, taşlarını ayıklamak vs gibi işler yapmak ve ayrıca halifeden izin almak lâzımdır.

Sual:
Şirketlere yükleme ve boşaltma hizmeti veriyoruz. Bu işi yaparken de bazı kişileri çalıştırıyoruz. Bu kişilere ücretlerini iş bitince vermek câiz midir?

Cevap;
Bu kişiler eğer sizin ortağınız değilse, ortada bir icâre akdi vardır. Sizin işiniz bunları bağlamaz. İş bitince, işçi ücrete hak kazanır. Ama eğer ücretin ödenmesi için önceden bir zaman kararlaştırılmışsa, ücreti o zaman hak eder. Bu tarih, o yükleme-boşaltma işinin tamamlanması da olabilir. Tarih tayin edilmemişse, işçi ücretin sonra ödenmesine rıza gösteriyorsa, işveren bakımından mesele yoktur. Eğer bu kişi ile mütemadiyen böyle çalışılıyorsa, aralarında bir hususî örf teşekkül etmiştir; her akide bunu konuşmaları gerekmez. Elverir ki yapılacak işin ne olduğu tam olarak tayin edilsin. Aksi takdirde akid fâsid olur.

Sual:
Bir araba 24 saatliğine kiralansa; kiralayan kişi arabayı 30 saat sonra getirse ve arabayı kiralayan kişi de sesini çıkartmazsa, câiz olur mu? Arabayı kiralayan ek para isteyebilir mi?

Cevap;
Araba kiralayan ses çıkartmazsa, razı olmuş demektir. Ancak araba sahibi dilerse ilâve ücret isteyebilir. Özürsüz geciktirmişse ve araba sahibi gecikmeye râzı gelmemişse, ayrıca tövbe ve helâlleşmek gerekir.

Sual:
Evde yapılan böreği pişirmek için fırına götürsek, fırıncı bunu pişirip karşılığında para alsa, ortada mal olmadığı için câiz olur mu?

Cevap;
Bu bir satış değil, icâre akdidir. Fırıncının aldığı hizmet bedelidir, câizdir.

Sual:
Bizim burada sütü için koyunları; meyvesi için ağaçları kiraya veriyorlar. Arazilerini, arsalarını, tarlalarını çiftçilere ve hayvan besiciliğine kiralıyorlar. Ancak fıkıh kitaplarında okuduğum kadarıyla bunun uygun olmadığını anladım. Nitekim “Kira müddeti içinde bozulup telef olan veya kullanırken helâk olan şeyleri kiraya vermek câiz değildir. Koyun otlatmak için tarlayı kirâya vermek câiz değildir, fâsiddir” diyor. Nasıl hareket etmek lâzımdır?

Cevap;
Ağaç, koyun kiralanır veya meyve satılır. Para, buğday, süt ise ödünç alınır. Sadece koyun otlatmak için kiralamak caiz değildir. Bu, otu kiralamak olur. Tarlayı kirâlamak yeterlidir. Bir tepsi böreği kiralamak fâsiddir. Çünki bu kira akdine değil, ancak satış akdine mevzu olabilir.

Sual:
Sukuk tatbikatı caiz midir?

Cevap;
Sukuk, sakk kelimesinin çokluk hâlidir. İslâm tarihinde, borcun tevsik edildiği vesikalara (sertifikalara) sakk denir. Resmî sened manasına da kullanılır. 1978 tarihinden beri İslâm dünyasında yayılmaya başlayan sukuk tatbikatında, bir şirket (veya müessese, meselâ hazine, mevzuattaki adı ile kaynak kuruluş), gayrımenkul, tayyare, gemi, otomobil gibi kiralamaya elverişli mal varlıklarını bir aracı şirkete (mevzuattaki adı ile varlık kiralama şirketi) kiralamak ve geri almak şartıyla satmaktadır. Sadece bu gibi mallar değil, her türlü hak ve alacaklar da bir havuzda toplanıp, bu şekilde satılabilmektedir. Bu varlık kiralama şirketi de, satın aldığı mal varlığını sukuk (sertifika) adıyla tahvile dönüştürüp, halka arzetmek suretiyle satmaktadır. İlk şirket, sattığı malı kiralamaktadır. Bunun aracı şirkete ödeyeceği kiralar, halka arzedilen sukukun geliri olarak halka dağıtılmakta ve aracı şirket de buradan kâr elde etmektedir. Kararlaştırılan müddetin sonunda, mal tekrar eski sahibine satılmakta; sukuk da, arzedildiği fiyattan geri alınmaktadır. İslâm âleminde bu sisteme 1978 yılından beri rastlanmaktadır. İcâre sertifikası (kira sertifikası) adı da verilmekte ve fâizsiz bir sistem olarak takdim edilmektedir.
Burada birden fazla muamele vardır. Öncelikle şirketin veya şahısların alacaklarını satmaları caiz değildir. Yalnızca borçluya aynı fiyattan satılabilir. Alacak, Hanefîlerden İmam Züfer ile Mâlikî ve Şâfiîlere göre borçludan başkasına da satılabilir; ama bu da bir başkasına satamaz. Dolayısıyla aracı şirkete satılan şirketin alacakları ve hakları hiç olamaz. Bugün finans şirketlerinin sukuk tatbikatı, murabaha, leasing, selem gibi enstürmanların ortaya konması suretiyle yapılmaktadır. Bu ise alacakların satılmasından başka bir şey değildir ve cevaz verilemez.
Eğer satılan şirketin gayrımenkul, tayyare, gemi gibi kiralamaya elverişli bir mal ise, satışın bir tarafa menfaat getiren şarta bağlanması, meselâ kiralamak şartıyla satmak fâsiddir. Akdi ifsad eder, bozar. Üstelik hiçbir satış zamana, vadeye, ta’likî veya infisahî bir şarta bağlanamaz. Muayyen bir zaman için yapılan satış bâtıldır.
Mamafih muayyen bir zaman için yapılan satışı, kira olarak kabul edenler vardır. Ama bu sefer kiracının, kiraladığı malı kiralayana tekrar kiralaması bâtıldır. Hatta böyle bir akid yapılırsa, yani kiralayan, kiraladığı malı, kiracıya kiralarsa, birinci kiranın da geçersiz olacağı yönünde görüşler vardır.
Bu satış muamelesi, İslâm tarihinde fâizsiz kredi bulma zaruretinden dolayı umumi prensiplere aykırı olarak kabul edilmiş bey bilvefâ ve bey bilistiğlâl adlı satış akidlerine benzetilebilir. Bunlardan birincisi, bir malı, bedeli getirildiğinde her zaman geri almak hakkı veren satıştır. İkincisi ise bir malı satana kiralamak şartıyla yapılan satıştır. Her ikisi de âlimler arasında ihtilâflıdır. Fıkıhta bunu fâsid satış, sahih satış ve rehin olarak gören üç görüş vardır.
Bunu sahih bir satış kabul edenlerin görüşüne itibar edilirse, müddet konuşmamak kaydıyla satış tamamdır. Ancak mal aracı şirketin olur; her türlü risk de ona aittir. Meselâ gayrımenkul yıkılsa, bu zarar aracı şirkete aittir. Halbuki sukuk sisteminde bu risk ilk şirkete aittir. Varlık kiralama şirketi, hakikî manada mal sahibi olmadığı gibi, kaynak kuruluş da hakikî manada kiracı değildir. Satılan mal hiç kullanılmasa bile, aracı şirkete kira adıyla bir meblağ ödenmektedir. Üstelik riskin satana ait olması şart edilirse, bey bilvefâ, sahih satış olmaktan çıkar. Üstelik bey bilvefânın gayrımenkuller üzerinde yapılması şarttır. Menkul mal üzerinde yapılırsa, rehin sayılır ve rehin hükümleri cereyan eder.
Eğer bey bilvefâyı rehin olarak görenlerin görüşüne itibar edilirse, malın tekrar ilk şirkete kiralanması bâtıldır. Akdi de bozar. Zira rehin verilen malın rehin verene kiralanması câiz değildir.
Sukuk (sertifika) sahiplerine ödenen kâr payı ise tahvil fâizinden başka bir şey değildir. Zira bunun hiçbir meşru karşılığı yoktur. Zira bu muamele hakiki ve şer’î manada bir kira akdi sayılamaz. Sukuk sistemi, şirketin halktan tahvil yoluyla borç para toplamasından başka bir şey değildir. Şu halde halka ödenen kâr payı tam manasıyla faizdir.
Sukukun, halka arzı neyin karşılığıdır? Kaynak şirkete ait mal, halka mı satılmaktadır? Öyle ise böyle bir satış, satış akdinin şartlarına uymamaktadır. Sukukun arzı, halktan borç para toplamak ise, bu kabul edilebilir. Ancak sukuk senedlerinin elden ele dolaşması, tedâvül etmesi câiz değildir. Yukarıda da söylendiği üzere, borcun borçludan başkasına satılması câiz değildir. Buna cevaz verenler de en fazla bir kişiye satılması câiz görür. Nitekim çek, sened ve bonolar da ancak bir defa ciro edilebilir. Şu halde bir kimse elindeki sukuku başkasına devredemez.
Finans şirketleri, sukuk tatbikatının câiz olduğunu iddia ededursun; Türkiye’de aklı başında birkaç fıkıhçı tatbikatı tetkik ederek, bundaki gayrımeşru noktalara işaret eyledi. İslâm İşbirliği Teşkilâtı’na tâbi İslâm Fıkıh Akademisi 2012’de Cezayir’de toplanarak sukuk sisteminin haram olduğuna dair fetvâ neşretmiştir. Netice itibariyle sukuk tatbikatı, bu hâliyle İslâm hukukuna uygun değildir. Ancak İmam Ebu Hanife, fıkıh ahkâmına uymayan bazı muamelelerin dârülharbde müslümanın menfaatine olmak kaydıyla câiz hâle geleceğini ictihad etmiştir. Buna istinaden dârülharbde sukuk tatbikatına cevaz verilebilir.

Sual:
İki kişi, arabalarını, her biri kullanmak üzere, muayyen bir zaman için değişseler fâiz olur mu?

Cevap;
Âriyet, bir bedel karşılığı olursa, âriyet olmaktan çıkar. İcâre (kira) akdine dönüşür. İcâre akdinde ise, ücret ile akid mevzuu olan menfaatin aynı cinsten olmaması lâzımdır. Bir evde oturma karşılığı, başka bir ev veya bir şahsın hizmeti mukabilinde başka birinin hizmeti kiralansa câiz olmaz. Fâiz şâibesi vardır. (Bedâyi, Hindiyye, Bahrürrâik, İbni Abidin, Dürer) Nitekim Nesefî’nin Erbaîn adlı eserinde diyor ki: İki kişi, mesela öküz veya at veya araba veya dükkân veya tarla veya tezgâhlarını, her biri muayyen bir zaman kullanmak üzere değişseler, fâiz olur. Eğer değişmişlerse, her ikisi de verdikleri mal için ecr-i misl (emsal kira) isteyebilir. Ancak kiralanan şey ile ücret aynı cinsten değilse câiz olur. Nitekim satış (bey) akdinde semen olmağa elverişli olan şey, icârede bedel olmağa elverişli olduğu gibi, semen olmağa elverişli olmayan şeyler dahi icâre bedeli (ücret) olabilir. Meselâ bir hayvan mukabilinde yahud bir hânenin süknâsı (oturma hakkı) mukâbilinde bir bostan kiralanabilir. (Mecelle, madde 463). Arabalarını muayyen bir zaman için değişmek isteyen iki kimse, bunu aynı mecliste şart etmemelidir. Önce birisi arabayı âriyet alır. Aradan bir müddet geçip, meclis değiştikten sonra diğeri ötekinin arabasını âriyet alır. Bu takdirde ikisi birbiri karşılığı olmadığı için câiz olur. Her ikisinde de âriyet hükümleri cereyan eder.

Sual:
Bir kişiye âriyet olarak mesela bir bisiklet verilse, o da kullanması için bir arkadaşına verebilir mi?

Cevap;
Âriyet malın, bir başkasına âriyet verilmesi ihtilaflıdır. Mecelle, verilebilmesini kabul etmiştir. Ancak âriyet veren baştan bunu men etmişse, yalnızca sen bin, başkasına verme demişse veya mal yalnızca âriyet verenin kullanabileceği bir mal ise veremez.

Sual:
Üç arkadaş, her birisi farklı veya eşit miktarda para vererek bir araba kiralayabilirler mi? Ve o arabaya her birisi farklı veya eşit miktarda para vererek benzin alıp gezebilirler mi?

Cevap;
Evet. Evet.

Sual:
Bir kişi araba kiralasa, sonra o arabayı emanet olarak kiraladığı şirketin arsasına bırakabilir mi?

Cevap;
Şirket nereye demişse oraya bırakır.

Sual:
Üç yıldır kirayla oturduğum evin sifonu su kaçırıyor. Yılların tesiriyle bozulmuş. Bunu ev sahibine söyleyip yaptırınca parasını kiradan düşebilir miyim?

Cevap;
Evin aksamı normal kullanma ile bozulmuşsa, tamir veya yeniden yaptırma masrafları ev sahibine aittir. Ancak bozulmada şahsın kusuru varsa, ev sahibi değil, bozan öder.

Sual:
Bir otel inşaatı yapıyoruz. Kiralamak için müracaat eden hiçbir şirket, alkol satılmaması şartımızı kabul etmiyor. Nasıl hareket etmemiz lâzımdır?

Cevap;
Alkol satana bina kiralamak caizdir. Dârülharbde gayrımüslime şarap satmak câizdir. Müslümana ise şarap satmak haram; şarap dışındaki içkileri satmak mekruhtur.

Sual:
Düğünlerde takmak üzere altın kiralamak caiz midir?

Cevap;
Düğününde altın alacak gücü olmayıp, eşe dosta mahcub düşmemek maksadıyla kuyumcudan muayyen bir ücret mukabilinde altın kiralayıp, düğünde kullanarak tekrar iade etmek câizdir. Hulliyyat, yani ziynet eşyası kiralanabilir. Zira menfaati vardır. Altının altınla, gümüşün gümüşle veya birbirleriyle kiralanması caizdir, fâize girmez.

Sual:
Bir kimse, bir araba kiralasa; arabayı kiraladığı kimseye, arabaya kimlerin bineceğini, nerelere gideceğini söylemek mecburiyetinde midir?

Cevap;
Hayır. Akdin sıhhati için sadece kira müddeti ve ücret konuşulmalıdır. Ancak kiraya veren, muayyen bazı hususlara işaret etmişse, meselâ şu işi yapmamak şartıyla kiralarsa, o şarta uymak lâzım olur. Mesela dükkânını, demircilik yapmamak şartıyla kiralamak böyledir.

Sual:
İşçiyi yalnızca prim ile kiralamak caiz midir?

Cevap;
Hayır. İcâre (kira) akdinin sıhhati için ücretin belli olması lazımdır. Primle çalıştırmak, ücretli vekâlet veya müdârebe (emek-sermaye) şirketi demektir.

Sual:
Bir yeri kiraya verirken alınan depozit caiz midir?

Cevap;
Evet. Bu para emânet hükmündedir. Kira mukavelesi ibtince, kiracının kiralayanı borcu yoksa, aynen iade edilir. Kiracı izin verirse kendi parasına katabilir ve kullanabilir.

Sual:
Kirada evi olan kimse kira mukavelesi bitmeden kiracıya ben bu evi satacağım kendinize ev bulun dese ve satsa bu muamele caiz midir?

Cevap;
Satabilir; ama kiracı müddet bitmeden çıkmak zorunda değildir.

Sual:
Kira mukavelesinde, ev sahibi kiracıyı çıkarmak isterse bir ay önceden haber verip ihtar çekme şartı koşulsa, kiracı buna uymayıp evi boşaltıp taşındıktan sonra haber verse, anahtarı teslim etmese ne yapmak lâzımdır?

Cevap;
Evin teslimi, anahtarın teslimi demektir. Kiracı ne zaman anahtarı teslim ederse, o zaman çıkmış sayılır ve o zamana kadar kirayı öder. Eğer kira müddeti bitmemişse, ev sahibi, müddetin sonuna kadar kirayı isteyebilir.

Sual:
Kiracımızın evde işlediği günahlardan biz mesul olur muyuz? Bu para bize helal olur mu?

Cevap;
Hayır. Evet.

Sual:
Diploma kiralamak caiz midir?

Cevap;
Kanunlara aykırı davranmak ve insanları kandırmak caiz değildir. Diploma, icâre akdinde mevzu olamaz. Ancak kanunî bir mâni yoksa, diploma ahibinin yapacağı işi, bir başkası usulüne uygun şekilde yapsa, mesuliyet aynı zamanda diploma sahibine ait olmak üzere vücûh (itibar) şirketi sayılır.

Sual:
Kiraya verdiğim evimi kiracılar evde yokken teftiş edebilir miyim?

Cevap;
Kirayla tutunca, menfaati kiracıya ait olur. Başkasının evine izinsiz girmek câiz değildir.

Sual:
Tavuk kiralanır mı?

Cevap;
Hayvanı sütü, yünü, yumurtası için kiralamak fâsid; sırtı (binilmesi) gibi bir menfaat için câizdir.

Sual:
Bir kimseye, çalıştığı şirket, iş için araç kiralayıp veriyor. Bu kimse, ‘ben kendi arabam kullanayım, ayda şu kadar bana verin’ diye anlaşsa caiz midir?

Cevap;
Kendi arabasını şirkete kiralamış olur. Câizdir.

Sual:
Kira mukavelesinde kira artışı TÜFE’ye [tüketici fiyat endeksine] göre yapılacak diye hüküm bulunsa, bir sene sonra, ev sahibi emsal kiralardaki artışı göstererek daha fazla zam istese, hakkı var mıdır?

Cevap;
Mukavele bir yıllık ise, şart, vaad hükmündedir ve lağvdir. Uyulması şart değildir. Kira mukavelesi birkaç yıllık ise, şarta riayet lazımdır. Bir yıllık ise, kontrat bitmeden az evvel ev sahibi bunu söylemiş ise ve kiracının ya bu fiyatla yeni mukavele yapması veya çıkması gerekir. Söylememişse, mukavele bir aylığına aynı şartlarla uzar ve sonra boşaltmak gerekir.

Sual:
Ortaklardan biri kendi malını şirkete kiralayabilir mi?

Cevap;
Nasıl ki şirket ortağı hizmet ederse, kârdan başka ayrıca ücret alıyorsa, bir ortak malını şirkete kiralayıp ücret alması da caizdir.

Sual:
Kendi evini vakfın evidir diye kiraya verse, kiraya ne lazım gelir?

Cevap;
Kira, evin sahibine aittir. Vakfa vermesi gerekmez. Ama yalan söylemek günahtır. Hele bundan ayrıca maddî menfaati varsa, mesela vakıf diye kiracı emsalin üzerinde kira vermeyi kabul etmişse, bu caiz olmaz.

Sual:
Kiraya verdiği dairesini, birkaç gün sonra satsa, aldığı kirayı evin yeni sahibine mi vermek gerekir?

Cevap;
Sattığı anda, yeni sahibin mülkü olur. Kiranın malan kısmını vermek lâzımdır.

Sual:
Bir kimse kirayla tuttuğu bir evi veya dükkânı başkasına kiraya verebilir mi?

Cevap;
Evet. 1-Bunun için ev veya dükkân sahibinin rızası aranmaz. Ancak örfen kullanıldığı şeklin dışına çıkaramaz. Mesela evi, büro; bakkal dükkânını, demirci olarak kiraya veremez. 2-Kiraladığı müddetten fazla müddet koşamaz. 3-İnsanların kullanışı ile vaziyeti değişecek olan bir şeyi, meselâ binmek üzere kiraladığı eşeği, giymek için kiraladığı elbiseyi, takmak için kiraladığı mücevheri, sahibinin izni olmadan bir başkasına kiralayamaz. 4-Aldığı kira daha fazla ise, bu fazlalık ona helâl olmaz; sadaka vermesi gerekir. Ancak, bedeller farklı cinsten olursa (mesela lira ile kiraladığı evi, dövizle, altınla, buğdayla kiralasa) veya kiralanan mala bir şey ilâve etmişse (mesela vitrin, badana, demir kapı) yahud başka mal ile beraber kiraya vermişse, bu fazlalık kendisine helâl olur.

Sual:
Kirada bulunan bir mal satıldığı zaman, kira akdi sona erer mi?

Cevap;
Kirada bulunan bir malı satmak caizdir. Yeni sahibi, kira müddetinin sonuna kadar bekler. Eğer malın kirada olduğunu bilmiyorsa, isterse akdi feshettirebilir. Ama hiçbir halde kiracıyı müddet bitmeden çıkaramaz, kira bedelini arttırmasını isteyemez.

Sual:
Bir talebe yurdunda, yurt idaresi, kantin kirası için kârdan %  20 alsa caiz olur mu?

Cevap;
Baştan anlaşmışlar ise, şirket akdi olur; caizdir. Sonradan böyle bir şey istenemez.