Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Gusl" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Abdest alırken ayakları üç defa yıkamak sünnettir. Bunun için, üç defa musluğu kapatıp tekrar açmalı veya üç defa ayağı çekip tekrar musluğun altına mı sokmalıdır?

Cevap;
Bir kimse akar suda bulunursa üç defa dökünmek, tertip ve abdest, hiç beklemeden ve hareket etmeden hâsıl olur. Tertip birkaç sâniyede hâsıl olur. Ama durgun suda bulunursa mutlaka hareket (kıpırdama) veya yer değiştirmek lâzım gelir. (İbn Âbidîn, Guslün sünnetleri bahsinin başı) Dolayısıyla gusl veya abdest alırken üç defa yıkanması gereken uzun, uzun musluğun altında üç defa yıkanacak müddet durursa, üç defa yıkama sünneti hâsıl olur.

Sual:
Bir Şâfiî, ağzını ve burnunu yıkadıktan sonra gusle niyet ederek denize atlasa tertib farzı yerine gelmiş, gusledilmiş olur mu? Yani tertib deyince azaların sırayla yıkanması anlaşılıyor, tüm azalar aynı anda ıslanınca da tertib yine yerine geliyor mu?

Cevap;
Tüm âzâlar aynı anda ıslanınca tertib yerine gelmiş oluyor.

Sual:
Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinde abdest ve gusülde niyet farz olduğuna göre, bu mezhebi taklit eden Hanefîler sadece gusle niyet etse, cünüplükten kurtulmaya niyet etmese gusül sahih olur mu? Mâlikî veya Şâfiî mezhebini taklide niyet etmek, gusle niyet etmek Sonradan niyet etmediğini hatırlasa, niyet etse, kurtarır mı?

Cevap;

Hazret-i Peygamber, “Ameller niyyetlere göredir” buyurarak ibâdetlerde niyyetin ehemmiyetine işaret etmiştir. Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetler niyyetsiz sahih olmaz. Kur’an-ı kerîm okumak, vakıf kurmak, yemek yedirmek gibi mübahlar da niyyet ile ibâdet olur. niyyet edilmemişse ibâdet olmaz. Çünki bunları müslüman olmayanlar da yapabilir.


Sual:
Bir kadının kocasını veya başka bir erkeği düşünmekle, ya da yolda giden bir erkeği görüp beğenmesiyle Mâlikî mezhebinde abdesti ve guslü bozulur mu?

Cevap;
Düşünmekle -şehvetle olsa bile- abdest hiç bozulmaz. Kadın veya erkek, birbirini görmekle, düşünmekle, menî akınca cünüb olur. Mezi gelirse abdest bozulur.  Malikî’de de böyledir.

Sual:
Peygamberimiz bizzat kendisi cenaze yıkamışmıdır ve bu iş tavsiye edilir mi?

Cevap;
Peygamber efendimizin ölü gaslettiğine dair bir haber bilmiyorum. Ama Resulullah aleyhissalatü vesselâm buyurdular ki: "Ölülerinizi güvendiğiniz kimseler yıkasın." Yine Resulullah aleyhissalatü vesselâm buyurdular ki:  "Kim bir ölüyü yıkar, kefenler, kefenini güzel kokulu maddelerle kokulandırır, taşır ve namazını kılar, cenazeyle ilgili olarak gördüğü (kötü alâmetleri) kimseye anlatmazsa, (bu yaptığına mükâfat olarak) günahlarından temizlenir ve annesinden doğduğu gün gibi (tertemiz) olur." Bu bakımdan ölü yıkamak farz-ı kifâyedir ve sevaplı bir iştir.
24 Aralık 2010 Cuma

Sual:
Yalnızken çıplak yıkanmak günah mıdır?

Cevap;

Bazı âlimlere göre yalnızken de avret yerini örtmek gerekir. Bazılarına göre gerekmez. Bazılarına göre ise küçük banyo veya duşakabin gibi dar yerlerde gerekmez. Bunun ölçüsü iki kollarını açtıkları zaman banyonun, duşakabinin iki duvarına değiyorsa orası küçüktür. Bu fetvalar Kınye'de ve İbni Abidinde geçiyor. Hindiye'de ise pekçok kitaptan alarak çıplak kalınan odanın 5 arşın veya 10 arşın olması halinde çıplak bulunmanın mahzuru olmadığı yazılıdır. İki kol meselesi bu mesafeyi bulmak içindir. Bazı âlimlere göre yıkanılan yer böyle küçük olmasa da çıplak yıkanmak câizdir.



Sual:
Gusl abdesti ile namaz kılan bir kimse, namazda kahkaha ile gülse, gusl abdesti de bozulmamış olacağından namazı da bozulmaz denilebilir mi?

Cevap;
Gusl ile namaz kılan, gülerse, abdesti bozulur, guslü bozulmaz. Abdest alması gerekir.

Sual:
İhtilam olan, gece uyanıp farketse, sabah namazı vaktine kadar guslü geciktirmesinde bir mahzuru olur mu?

Cevap;
Cünübün gusletmesi namaz vaktinin sonuna doğru gusledip  o vaktin farzını kılacak kadar zaman kalınca farz olur. Binaenaleyh gusl bu vakte kadar geciktirilebilir. Hazret-i Peygamber'in guslü geciktirdiği vâkidir.

Sual:
Yılan ve kertenkele necis midir, düştüğü sıvıyı necis eder mi?

Cevap;
Domuz dışında hiçbir hayvanın kendisi necis değildir. Bunlardan bazısının dışkısı, bazısının salyası necistir. Akıcı kanı olmayan yılan ve kertenkele suda ölünce su necis olmaz. Su dışında ölüp suya düşseler yine necis olmaz.

Sual:
Abdestte ve gusülde 3 kere yıkamak her mezhepte sünnet midir? Mâlikî mezhebinde bu 3 sefer yıkamanın sadece ilkinde mi muvâlât farzdır? Meselâ gusülde ilk yıkayışta ovaladık, diğerlerinde ovalamadan su dökmek kâfi midir?  Eğer 3 yıkayışta da ovalasak, mekruh olur mu, ya da ovalayabilir miyiz?

Cevap;
Üç defa yıkamak her mezhebde sünnettir. Muvâlât ovalamak değil, peşpeşe yapmaktır; elbette bütün uzuvlarda lâzımdır. Ovmak (delk), hilallemek gibi bir defa olur. Suyu vücûda dökerken ovmak şart değildir. Su vücûda dökülüp yere damladıktan sonra da bu ovma yapılabilir. Yeter ki vücûda dökülen su kurumamış olsun. Ovmanın elle yapılması da şart değildir. Vücûdunun bir kısmını kolu ile veya ayaklarından birini diğerinin üstüne koyarak da ovarsa yeterli olur. Mendil, havlu ve benzeri şeylerle ovmak da kâfidir. Meselâ havlunun bir ucunu sağ eline, diğer ucunu sol eline alır ve böylece sırtını ve vücudunun diğer taraflarını ovarsa, eliyle ovmaya gücü yetse bile yine de yeterli olur. Kendi eliyle veya bir bez parçasıyla vücûdunun tümünü veya bir kısmını ovmaktan âciz olan bir kişiden ovma mükellefiyeti düşer. Böyle birinin vücûdunu başkasına ovdurması gerekmez. (Kitabü’l-Fıkh ale’l-Mezâhibi’l-Erbaa)

Sual:
Guslederken acaba ağzıma 3 kere su verip boğazıma kadar gargara ettim mi diye şüpheye düşüyorum. Ağza veya burna 3 kere değil de, 2 kere veya 4 kere su çekip yıkasak da gusül olur mu?

Cevap;
Ağza ve burna bir defa su vermekle farz yerine gelir. Üç defa olması sünnettir. Burnun yukarısına kadar suyu ulaştırmak müstehabdır. Gargara da böyledir. Sünneti terketmek gusle zarar vermez. Nasılsa zararı yok diye düşünün ve ehemmiyet vermeyin. Abdest uzuvlarını üç defa yıkamamak mekruh değildir. Yalnız, böyle basit bir şeyi mesele yapan kimse, bu meseleyi halletse bile, kendisine mutlaka başka bir mesele bulur. Bunun kökten önüne geçmek lazımdır.

Sual:
Boy abdesti alınması gereken bir halde sakal tıraşı olmak ya da başka yerlerindeki kılları kesmenin hükmü nedir? Kılları kestikten sonra abdest almanın bir mahzuru var mıdır?

Cevap;
Cünüp iken tıraş olmak, vücut kıllarını kesmek, saç tıraşı olmak, tırnak kesmek mekruhtur. Cünüp değilken kestikten sonra abdest almak müstehabdır.

Sual:
Kadınlar boy abdesti alırken kulaklarındaki deliklere su ulaştırması gerekir mi?

Cevap;
Erkek veya kadın guslederken kulağın üstü ve arkası ıslanmalıdır. İçine su vermek gerekmez. Parmağı ile deliğin ağzını ıslatmak sünnettir.

Sual:
Mâlikî mezhebini taklid eden kimse, boy abdesti alırken, namaz abdestini bozacak bir hal meydana gelirse, namaz kılabilmesi için baştan boy abdesti alıp namaz kılabilir mi?

Cevap;
Yeni baştan abdest alması gerekir. Boy abdesti almasına gerek yoktur.

Sual:
Hanefî mezhebinde gusül alırken burnu yıkama esnasında genize kadar su çekilmesi gerektiği, aksi takdirde guslün sahih olmayacağı belirtiliyor. Hanefî ve diğer mezhebler bakımından suyu genize kadar çekmek gerekiyor mu?

Cevap;
Guslde ağzı yıkamak farzdır. Gargara yapmak oruçlu değil ise sünnettir. Burnu üst kemiğe kadar yıkamak farzdır. Suyu genize kadar ulaştırmak sünnettir. Gusl ve abdestte ağzın ve burnun içini yıkamak Mâlikîde farz değil, sünnettir.

Sual:
Hep sarı renk akıntı gören bir kadın, ihtilâm olduğunu hatırlamadan kalktığında, böyle her günki sarı renkli akıntıyı iç çamaşırında görse gusül etmesi gerekir mi? İhtilâm olduğunu hatırlarsa ne yapmalıdır?

Cevap;
Kadının menisi sarıdır. İhtilâm olduğunu, yani rüyada şehvetlendiğini hatırlamasa bile, meni görünce gusleder. İhtilâm olduğunu hatırlıyorsa, bu gördüğü ıslaklık meni mi, mezi mi diye şüphe etse, gusleder. Erkeğin menisi katıdır, beyazdır, hamur veya armut gibi kokar. Mezi ise renksiz, yumuşak ve kokusuzdur.

Sual:
İlmihalde “Meni sıcaktan incelerek mezi haline dönüşür” deniliyor. Bir kadında sarı renkli akıntı beyaza döner mi? Bu şekilde inceldiğinde nasıl ayırt edilir?

Cevap;
Bu hüküm erkek içindir. Sarı renk beyaza dönmez.

Sual:
Rüyada ihtilâmdan korunmak için okunacak bir dua, tesbih ya da âyet-i kerime var mıdır?

Cevap;
Erkeğin ihtilâmdan kurtulması için, yatarken ılık duş alması, ana rahmindeki cenin gibi büzülerek yatması, haftada bir veya iki kere istimnâ yapması tavsiye edilir. İhtilâm tabiî bir ihtiyaçtır. Vücuda teşekkül eden erkeklik cevherinin tabiî bir yolla dışarı atılması demektir. İhtilâm olmazsa, hastalık zuhur eder. Çok sık oluyorsa, evlenme imkânı yoksa, yukarıdaki tedbirler de işe yaramazsa, tedavi olmalıdır. Vesveseye de itibar etmemelidir.

Sual:
Mâlikî mezhebinde mezi gelmesi guslü gerektirir mi?

Cevap;
Mezi guslü gerektirmez.

Sual:
Gece uykuda farkında olmadan istimnâ yapınca, eğer meni gelmezse, gusl gerekir mi?

Cevap;
Farkında olmadan istimnâ olmaz. İstimnâ, mastürbasyon (elle tatmin) demektir. İstimnâ yapınca gusl gerekir. İhtilâm olmuşsa, yani rüyada zevk duymuşsa, yine gusl gerekir.

Sual:
Hanefî ve Şâfiî mezhebinde, vedi ve mezy çıkınca cünüb olunmuyor. Peki Mâlikî mezhebini taklid eden kimsenin, vedi ve mezy çıkınca gusl etmesi gerekir mi

Cevap;
Vedi ve mezi Mâlikide guslü gerektirmez. Sadece vedi, Hanbelî mezhebinde guslü gerektirir.

Sual:
Günlük sarı akıntıları meniden ayırmak için şöyle denilebilir mi: “Meni vediye benzer ve vedi gibi çok gelir”

Cevap;
Kadının menisi pek dışarı çıkmaz. Sadece erkeğin penisinin üzerinde izi görülebilir.

Sual:
Anladığım kadarıyla, kadınlardaki mutad beyaz akıntı Mâlikî mezhebinde abdesti bozmuyor, Hanefî’de bozuyor, Bunun icin Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî bu özründen dolayı her vakit çıktığında abdest alması gerekiyor. Yani öğlen aldığı abdest ile ikindi namazını kılamaz. Eğer kılarsa namazı kabul olmaz. Anladığım doğru mudur?

Cevap;
Doğrudur. Bu akıntı namaz vaktinin ortasında gelip vakit çıkana kadar sürse, vaktin sonuna kadar bekler, abdest alır, aka aka kılar. Sonraki vakitte de böyle hiç kesilmeden gelirse, yine vaktin sonunu bekler, abdest alıp namazını kılar. Artık özürlü olur. Bundan sonra her vakit girdiğinde, abdest alıp namazını kılabilir. Sonunu beklemesi gerekmez. Kesilirse, özür biter. Ancak bu kadının Hanefî’ye göre özürlü sayılması çok zor ve her vakit abdest alması meşakkatli ise, Mâlikî mezhebini taklid edebilir. Abdest almadan namazını kılabilir. Ancak gusl, abdest ve namazda Mâlikî mezhebinin şartlarına uymalıdır.

Sual:
Abdesti bozan sebep, guslü gerektiren bir şey olmuş olsa o arada namazı bozacak bir iş yapmasa hemen gusül yapıp da namazın geri kalanını tamamlayabilir mi?

Cevap;
Guslü gerektiren hades, binaya manidir.

Sual:
Kadınların burna hızma, göze renkli lens veya dişe renkli taş takmaları, ziynete girer mi? Gusle mani olur mu? Hanımların sünnet niyetiyle, dışarıya çıkarken sürme sürmeleri uygun mudur?

Cevap;
Yabancı erkeklere göstermelerine din kaideleri izin vermemektedir. Sürme de böyledir. Bunlar altına su geçiriyorsa gusle mâni değildir.

Sual:
Mâlikî mezhebini taklid ederken, gusülde vücudu ovmak gerekiyormuş. Bu elle mi, herhangi bir bezle mi olmalı? Yoksa vücudumuz ıslakken havluyla ovmak yetişir mi?

Cevap;
Erkek için elinin içini avret yerine değdirmemek kaydıyla havlu, bez, lif vs her şeyle ovulabilir.

Sual:
Gusl abdesti aldıktan sonra tekrar meni gelirse yeniden abdest almak gerekir mi?

Cevap;
Guslden önce bevledilmişse (idrar yapılmışsa), sonradan meni gelmesi Hanefî’de guslü gerektirmez. Etmemişse, gerekir. Şâfiî’de bevletse bile gerekir. Mâlikî’de bevletmese de gerekmez.

Sual:
Hanefî mezhebinde 23 metrekare olan büyük havuza ve Şâfiî mezhebinde 220 kg olan havuza necis bir şey düşmüş ise böyle sudan abdest ve gusül alınabilir mi? Velev ki su durgun olsun?

Cevap;
Necaset görülmeyen, yani suyun üç vasfından birinin değiştiği hissedilmeyen kısmından alınır.

Sual:
Yeni evliyim, eşim aklıma gelince şehvetleniyorum ve jel kıvamında bir sıvı geliyor. Bununla namaz kılınabilir mi?

Cevap;
Şehvetlenildiği zaman gelen bu sıvıya mezi denir. Şeffaf ve kokusuzdur. Abdesti bozar, ama guslü gerektirmez. Necistir, fakat hiçbir zaman namaza mâni olacak mikdarda (bir dirhem) gelmez.

Sual:
Menî Şâfiî mezhebinde de necis midir?

Cevap;
Menî Şâfiî mezhebinde necis değil temizdir. Menînin gelmesi de guslü icab ettirse bile, abdesti bozmaz (Mizânü’l-Kübrâ-Tahâret bahsi). Abdesti başka bir sebeple bozulmadıysa, guslederken abdest alamasa da olur. Ama gusl etmeden namaz kılamaz.

Sual:
Diş dolgusu veya diş kaplamasının gusl abdesti bakımından hükmü nedir?

Cevap;

Hanefî ve Hanbelî mezhebinde gusl abdestinde ağzın içini yıkamak farz ise de, Mâlikî ve Şâfiî mezhebinde farz değildir. Bir kimsenin bir ameli, bir ibâdeti dört mezhebden birine göre sahih ise, tamamdır, bir şey lâzım gelmez. Hele bu iki mezhepten birini taklit ederse hiç mesele kalmaz. Gusl abdesti alıp, namaz kılan birine, ağzında diş dolgusu veya kaplaması olduğu için gusl abdestinin ve namazlarının sahih olmayacağını söylemek yerine, kurtuluş yolu bildirmek gerekir. Kaplama ve dolgusu olan Hanefîler böylece, “Ümmetimin müctehidleri arasındaki ayrılık, rahmet-i ilahiyyedir” hadîs-i şerifindeki rahmete kavuşurlar inşallah. İbâdet yapmakta veya haramdan sakınmakta harac (zorluk) olunca, harac bulunmayan başka bir mezhebi taklid etmek usul-i fıkh kâidesidir.

Bazı âlimler diş dolgusu ve kaplamayı sıhhati muhafaza çerçevesinde câiz görür; ama dişe yapışıp altına su geçmeyen hamurun gusle mâni olduğu istikametindeki Hanefî kavline kıyasen, bu kişinin guslünün Hanefî mezhebine göre câiz olmayacağından, Mâlikî veya Şâfiî mezhebini taklid etmesi gerektiğini söyler. Nitekim bir talebesi Abdülhakîm Arvâsî’ye gelip “Ben bugün Bayezid Câmii’nde bir vâiz dinledim. Ağzında kaplama dişi olanların guslü sahih olmaz. Binaenaleyh cünüplükten kurtulmazlar” dediğini nakletmiş. Abdülhakîm Efendi ise, “Doğru söylemiş, ama noksan söylemiş. Eğer Şâfiî mezhebini taklid ederse cünüplükten kurtulur” buyurmuş. Abdülhakîm Efendi’nin talebelerinden Hüseyn Hilmi Işık Efendi de hocasının bu fetvâsını nakleder. Deriye yapışan mumun ve ağza yapışan hamurun altına su geçirmediği için gusle mâni olduğu hükmüne dayandırarak müdafaa eder. Diş dolgusu ve kaplaması son zamanlarda ortaya çıkmış bir meseledir. Osmanlı ulemâsından Bolvadinli müderris Yunuszâde Vehbi Efendi gibi zâtlar da bu yolda fetvâ vermiştir. Ömer Nasuhi Bilmen’in de son günlerinde bu fetvâyı benimsediğini, ama mugâlata mevzuu yapılmamasını istediğini kendisinden bizzat nakleden bazı zâtlardan işittim.

Başka bazıları ise cebîre ve örgülü saça kıyasen diş dolgusunun gusle mâni olmadığını söylemiştir. Diyânet de buna itibar etmiştir. Sizin de işaret ettiğiniz üzere Said Nursî, 1932 senesinde kendisine sorulan bir sual üzerine “Bu bir ictihadî mesele olduğu ve ben de müctehid olmadığım halde..” diyerek başladığı cevabda, diş dolgusunu yaranın sargısına benzetip, umumî belvâ olarak görüyor ve kendi mezhebi olan Şâfiî ictihadına uygun olarak cevaz veriyor. Mamafih Said Nursî Efendi’nin son zamanlarında kendisini ziyarete gelen bazı talebelerine [yanlış hatırlamıyorsam Hulusi Yahyagil’e], diş kaplatmanın Hanefîler için zor olacağını söylediğini; bunu işitenlerin kaplama dişlerini söktürdüklerini talebesinden hemşehrim merhum Hamza Emek'ten bizzat dinledim.

Osmanlılar zamanında önceleri diş kaplamasının gusle mâni olduğuna dair fetvânın câri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Tek Parti devrinde Maarif Vekâleti tarafından çıkartılan "Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine - Nasıldı Nasıl Oldu?" adlı kitapta, Osmanlı Müslümanları, diş dolgusunun Hanefî mezhebinde gusle mâni olduğuna inandıkları için alaya alınır. İttihat ve Terakki devrinde, modernistlerin neşr vasıtası hükmündeki Sebilürreşâd mecmuasında yazı yazan İzmirli İsmail Hakkı tarafından mesele mugâlata mevzuu hâline getirilmiş; sonra da bir cevaz fetvâsı elde edilmiştir. Bu fetvâ, şeyhülislâmlıkta fetvâ müsevvidi Ali Murtedâ tarafından Mecmua-i Cedîde adlı fetvâ mecmuasının yeni baskısında neşredilmiştir. Sonradan diş dolgu ve kaplamasının gusle mâni olmadığını söyleyenler de, hep bu fetvâ denilen söze dayanmışlardır. Fetvânın altına da önce Hasen Hayrullah, sonra Hasen Fehmi Efendilerin ismi yazılmıştır. Halbuki bu iki isim, Mecmua-i Cedide’nin ilk baskısı sırasında şeyhülislâm idiler. O baskıda ise bu fetvâ yoktur. İkinci baskısı yapılırken eklenmiştir. Bu zamanda da şeyhülislâmlık makamında -masonlukla da itham edilmiş olan- Musa Kâzım Efendi oturmakta idi. Öyleyse burada da bir ilmî sahtekârlık mevzubahistir. Zira Muallim Cevdet, şeyhülislâmlığın, diş dolgusunun gusle mâni olduğu fetvâsından bahsediyor. (1920 tarihli bu makale, Mektep ve Medrese adlı kitapta vardır.) Demek ki şeyhülislâmlığın, evvelâ diş dolgusunun gusle mâni olduğuna fetvâ verdiği; İttihatçılar zamanında, bu fetvânın değiştirildiği anlaşılmaktadır

Şurası bir hakikattir ki, Hanefî mezhebi ihtiyat üzerine kuruludur. İki kavil ile karşılaşınca, ahzü bi’l-ehvat (ihtiyatlı olanı almak) mezhebin kaidesidir. Meselâ İmam Ebu Hanife, seferîlik için bildirilen muhtelif mesafelerden en uzun olanına itibar etmiştir. Zira üç günlük seferde namaz kısaltıldığı için uzun olanı almayı ihtiyatlı görmüştür. Mehrin asgari mikdarında, hırsızlık haddinde cezanın infazı için malın taşıması gereken kıymette de ihtiyatlı olanı esas almıştır. Diş dolgusu ve kaplaması hususunda adem-i cevaz fetvası verilirse, bu fetvâ doğru olmasa bile, mükellefin kaybedeceği bir şey olmadığı gibi, mezheblerin hilafından çıktığı için müstehab sevabı alır. Ama eğer adem-i cevâz fetvâsı doğru ise, mükellefin guslü, binaenaleyh namazı sahih olmamak tehlikesi vardır.



Sual:
Abdest ve gusülde lüzûmundan fazla su kullanmak isrâftır. Sekiz rıtl [3,5 kg] su ile sünnete uygun gusl edilebilir. Resûlullah aleyhisselâm bir müd [iki rıtl, 875 gr.] su ile abdest alır, bir s⒠[4,2 kg] su ile gusl ederdi. Şu halde bu mikdardan fazla su kullanmak isrâf olur mu?

Cevap;
Bu mikdarlar abdest ve guslde sünnet olan mikdarı ve alt limitleri bildiriyor. Bu mikdardan az kullanılırsa, abdest ve gusl tam olmaz. Bundan fazla kullanmak eğer ihtiyaç için ise mekruh olmaz. Nitekim Nimet-i İslâm’da der ki: Abdest ve gerekse gusl için dinimizin bildirmiş olduğu bir mikdar su yok ise de, herkesin kendi bünyesine göre lâzım olan sudan fazla su sarfetmesi ve her uzvunu üç defadan fazla yıkamak mekruhtur.

Sual:
Hatibin hutbe okurken taharet üzere bulunmasının hükmü nedir?

Cevap;
Cünüb iken bile hutbe okumak sahih, ama mekruhtur. (İbni Abidin)

Sual:
Mâlikî mezhebine göre guslederken ön avret yerine el dokunarak abdest bozulursa, gusle yeniden mi başlamak gerekir?

Cevap;
Abdest yeniden alınır, gusl değil.

Sual:
Toz, krem, jel gibi yapıştırıcı olarak kullanılan maddeler, tükürük kıvamını koyulaştırıp, yapışkan hale getirerek protezin damaktan çabuk düşmemesini, biraz daha uzun dayanmasını sağlıyor. Abdestte ve gusülde bu protezi çıkarmak gerekiyor mu?

Cevap;
Hanefî ve Hanbelî mezhebinde gusl abdesti alırken ağzın içini yıkamak farzdır. Kolayca çıkarılabilen protezler çıkarılır. Kolayca çıkmıyorsa guslde ağzın içini yıkamayı şart görmeyen Mâlikî veya Şâfiî mezhebi taklid edilir.

Sual:
Bir kimsenin eline hamur bulaşsa ve bu hamur da kurusa, o kimse de bu durumda abdest almış olsa, durumu ne olur?

Cevap;
Hamurun gusle ve abdeste mâni olup olmadığı hususu ihtilaflıdır. Dürrü’l-Muhtar, mâni olduğunu; Nehr, affedildiğini söylüyor. Münye’de ise mâni olduğu kavli tercih edilmiştir. Çünki hamurda bir kayganlık ve sertlik vardır ki, suyun işlemesine mâni olur. (İbni Abidin)

Sual:

Bir ilmihalde “İhtilâm olan kimse, uyanınca, yatakta, elbise veya bacağında yaşlık görse, bunun mezi olduğunu anlarsa veya uyanık iken mezi aksa gusl lâzım olmaz” diyor. Halebi-i Sağîr’de ise “Bir kimse uykudan uyanınca üzerinde gördüğü yaşlığın meni veya mezi olduğunu yakînen bilse veya mezi veya meni olduğunda şüphe etse üç halde de gusl lâzım olur” diyor. Mezi guslü icab ettirir mi?



Cevap;

Halebî’deki ifade ihtilâm olduğunu hatırlayan; ilmihaldeki birinci ifade bunu hatırlamayan kimse içindir. Bir kimse ihtilâm olduğunu hatırlıyorsa, gördüğü şeyin menî veya mezî olduğunu bilirse gusleder. Çünki menî bazen incelerek mezî gibi gözükür. Vedi olduğunu bilirse gusletmez. Menî-mezî, menî-vedî, mezî-vedî, menî-mezî-vedî şüphesinde gusledir.İhtilâm olduğunu hatırlamıyorsa, gördüğü şeyin menî olduğunu kati bilirse gusleder. Mezî veya vedî olduğunu kati bilirse gusletmez. Menî-mezî, menî-vedî, mezî-vedî, menî-mezî-vedî olduğunda şüphe ederse İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre ihtiyaten gusleder; İmam Ebu Yusuf’a göre gusletmesi gerekmez. (İbni Abidin)

GÖRÜLEN ŞEY İHTİLÂMI HATIRLIYOR İHTİLÂMI HATIRLAMIYOR
Meni Gusleder Gusleder
Mezi Gusleder Gusletmez
Vedi Gusletmez Gusletmez
Meni-Mezi Gusleder İhtiyaten gusleder (Ebu Hanife ve Muhammed); Gusletmez (Ebu Yusuf)
Meni-Vedi Gusleder İhtiyaten gusleder (Ebu Hanife ve Muhammed); Gusletmez (Ebu Yusuf)
Mezi-Vedi Gusleder İhtiyaten gusleder (Ebu Hanife ve Muhammed); Gusletmez (Ebu Yusuf)
Meni-Mezi-Vedi Gusleder İhtiyaten gusleder (Ebu Hanife ve Muhammed); Gusletmez (Ebu Yusuf)


Sual:
Gusl için Mâlikî mezhebini taklid eden bir kadın, Hanefî mezhebine göre istihaza, ama Mâlikî mezhebine göre hayz sayılan günlerde cima yapabilir mi?

Cevap;
Cimâ edemez. Ancak bu günlerde kanın kesildiği zamanlarda Hanefî mezhebindeki hükümden farklı olarak Mâlikî mezhebinde cimâ câizdir.

Sual:
Gusl abdesti sebebiyle Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî bir kadının hayzı mesela ikindi vakti kesilse, bu kadın kendi tecrübesine dayanarak o gün akşam vaktinde veya ertesi günsabah vaktinde tekrar kan geleceğini tahmin etse, kanın ilk kesildiği ikindi vaktinde gusl abdesti almayıp namaz kılmaması caiz olur mu?

Cevap;
Mâlikî mezhebinde hayz günlerindeki kanlı günler arasında bulunan temiz günlerde gusl abdesti alınıp namaz kılınır. Kürsüfe bir şey gelmemişse, kesilmiş muamelesi görür. Hanefî kitaplarında geçen "Bir kadın yatmadan önce kürsüfü koysa, sabah kürsüf temiz olsa, yatsıyı kaza eder" ifadesi kürsüfe bir şeyin gelmemiş olmasıyla temizliğe hükmedilmektedir. Mâlikî’de de böyledir.

Sual:
Hem abdest almaya hem de gusletmeye yetecek kadar su bulan bir kimse, teyemmüm edebilir mi?

Cevap;
Gusl için teyemmüm eder. Su ile abdest alır.

Sual:
Guslde 3 kereden fazla su dökmenin mahzuru var mıdır?

Cevap;
Guslün şartı veya sünneti niyetiyle değil de, temizlenmek için dökerse mahzuru yoktur. Vesvese edilmez.

Sual:
Hastalığından dolayı zevksiz meni gelen kimse Mâlikî’yi taklit edip gusletmeyebilir mi?

Cevap;
Şâfiî mezhebi dışında, meni hastalık gibi sebeplerle zevksiz gelirse, guslü gerektirmez. Nitekim vedi meninin incelmiş hâli olduğu gibi, idrar ile de bir mikdar meni atılmaktadır. Hastalık sebebiyle meni gelen bir Şâfiî ihtiyaç hâlinde Hanefî veya Mâlikî mezhebini taklid edebilir. Bunun için o mezhebin abdest, gusl ve namaz için aradığı şartlar riayet etmesi gerekir. İbni Hacer böyle diyor. Bir başka Şâfiî âlimi İbni Ziyâd ise diyor ki: Namaz ile abdest ayrı birer ibadettir. Namazda Hanefî’yi taklid eden kimse, abdestte de onu taklid etmesi gerekmez. Yani abdesti Şâfiî’ye göre alır; namazı Hanefî’ye göre kılarsa beis yoktur (Fethü’l-Muîn, IV/217). Bu yolda fetvâ veren Mâlikî âlimleri de vardır.

Sual:
Mâlikî mezhebine göre ihtilâmı hatırlayarak veya hatırlamayarak meni, mezi, vedi görülmesi ve bunların her birinde veya ikisinde şüphe edilmesi hâlinde guslün icab etmesi hususu nasıl cereyan eder?

Cevap;
İhtilâm olduktan sonra uykusundan uyanan bir kişi iç çamaşırında, vücudunda veya tenasül organının dışında ıslaklık görürse gusül yapması gerekir. Ancak bu ıslaklığın menî olmadığına kesin kanaat hâsıl olursa gusletmesi gerekmez. Ama bu ıslaklığın menî mi, mezî mi, vedî mi olduğunda şüpheye düşerse uykuda lezzet duyduğunu hatırlayıp hatırlamamasına bakmaksızın gusül yapması farz olur.

Sual:
Tedavi imkânı olup da tedavi olmayanın abdest ve guslde özürlü olması câiz midir?

Cevap;
Evet.

Sual:
Gusl abdestinde havlu ile delk yaparken havlunun ıslak veya kuru olması arasında fark var mıdır?

Cevap;
Beden ıslak olduktan sonra havlunun ıslak veya kuru olması farketmez.

Sual:
Abdestte gözdeki çapakları da temizlemek farz mıdır?

Cevap;
Göz kenarlarındakileri temizleyip altına suyu ulaştırmak lâzımdır. Gözün içindekileri temizlemek şart değildir. Zira abdest ve guslde gözün içini yıkamak farz değildir.

Sual:
Su dolu kovanın içine necaset düşse ne yapmak gerekir?

Cevap;
Bu necaset, suyun üç sıfatından (renk, koku, tat) birini değiştirmese bile, o su necis olur. İçilmez, temizlikte kullanılmaz. Bu kovaya müstamel su (abdest veya guslde kullanılmış su) karışırsa, necis olmaz. Zira müstamel su, necis değildir. Ancak içindeki su kadar karışırsa, mukayyed su olur. Bununla abdest ve gusl alınamaz. İçindeki müstamel su kadar taşırılırsa, kovada kalan su ile abdest ve gusl alınır.

Sual:
Bir kimsenin ayağı alçıya alınsa, bu kişi alçıya alınan ayağını gusül abdesti alırken mesh etse, bu hal mesela iki ay devam etse, ayağından alçı çıkarıldığı zaman hemen gusül abdesti almak mecburiyetinde midir?

Cevap;
Sadece ayağını yıkar.

Sual:
Abdest veya guslederse hasta olmaktan korkan kimsenin de teyemmüm etmesi câiz olur mu?

Cevap;
Su bulamayandan başka, hastanın ve çok yaşlının teyemmüm etmesi câizdir. Sağlam kimsenin, abdest alırsa, hasta olacağından korkmasının teyemmüm için özür olup olmaması hususunda iki kavil vardır. Bir kısım âlime göre câiz olmaz. Oruç tutunca, hasta olacağından korkarsa, orucu kazâya bırakması câiz olur diyen âlimler, hasta olmaktan korkanın teyemmüm etmesi câiz olur dediler. Zarar vermek, kendinin çok zannetmesi veya müslüman, âdil ve mütehassıs bir tabibin haber vermesi ile anlaşılır. Âdil bulunmazsa, fıskı zâhir (açık) olmayan Müslüman tabibin sözü de kabul edilir. Müslüman tabib yoksa, kendi kanaatine göre hareket eder. (Tahtâvî-Merâkı’l-Felâh hâşiyesi).

Sual:
Cünüb kimsenin, abdest alacak kadar suyu varsa nasıl hareket eder?

Cevap;
Abdest ve gusl için bir teyemmüm eder. Böylece cünüblük ve abdestsizlikten kurtulur. Teyemmümden sonra, abdesti bozulursa, abdestsizlikten kurtulmak için, o su ile sonra abdest alır.

Sual:
Cuma günü için gusletmek sünnet olduğuna göre, bir kimse Cuma günü cünüb olsa, ikisine bir gusl kâfi gelir mi?

Cevap;
Gelir. Cuma günü gusletmenin hikmeti, hem müminlerin bayramı olan Cuma gününe hürmet, hem de büyük cemaatle kılınan Cuma namazında cemaati rahatsız etmemektir. Cuma günü, hatta perşembeyi cumaya bağlayan gece yıkanılsa, sünnet yerine gelir. (İbni Abidin)

Sual:
Cünüb kimsenin gusletmeden tekrar cima etmesi caiz midir?

Cevap;
Her ne vesileyle (cima, ihtilam) olursa olsun, cünübün yıkanmadan tekrar cima etmesi caizdir. Guslettikten sonra yapması müstehabdır. Bu mümkün olmazsa, zekerini yıkayıp, tekrar cima edebilir.

Sual:
Gusl abdesti alırken hangi dualar okunur?

Cevap;
Avret mahalli kapalı olsa bile, gusl abdesti için herhangi bir dua bildirilmedi.

Sual:
Bir kimse suyu acı, tuzlu, sodalı bir gölde yahud kar sularını eritip abdest ve gusül alabilir mi?

Cevap;
Evet. Bunlar, deniz suyu gibi mutlak sudur. Abdest ve gusle elverişlidir.

Sual:
Cünüb iken tırnak kesmek veya kan aldırmanın hükmü nedir?

Cevap;
Cünüb iken traş olmak, tırnak kesmek, kan aldırmak mekruhtur. Bunun sebebi, vücudun bir uzvunu gusülsüz olarak vücuddan ayırmaktır. Nitekim “Kesilen her kıl, neden beni zayi ettin diye soracaktır” mealinde gusletmeden kasık tıraşı olmayı men eden hadîs-i şerif vardır. Fukaha, tırnak ve saçı da buna kıyas etmiştir. (Şir’atü’l-İslâm)

Sual:
Cima sebebiyle cünüp olup, ardından âdeti başlayan kadının gusletmesi gerekir mi?

Cevap;
Gerekmez. Gusl, o vaktin namazını kılacak kadar zaman kalınca farz olur.

Sual:
Gusl abdesti alan kimse, bir yerini yıkamadığını fark etse ne yapar?

Cevap;
Hemen o yeri yıkar. Abdestini bozacak bir şey yapmamışsa, namaz abdesti de var sayılır.

Sual:
İbadetlere niyet ederken, içinden bir niyet cümlesi geçirmek şart mıdır? Mesela, gusl etmek için hamama giren bir kimse, içinden hiç cümle geçirmeden, gusl etmeye başlasa olur mu?

Cevap;
Niyet cümlesi diye bir şey yoktur. Lisan, harf, kelime, cümle, insanın düşüncesinin, niyetinin, kararının dışa vurulmuş hâlidir. Kalbden ne yapacağını bilip, karar vermek niyet demektir. O anda birisi ne yapıyorsun diye sorsa, düşünmeden bu kararını söyleyebiliyorsa, niyet etmiş demektir. Evet, sahihtir. Hanefî mezhebinde ihrama girmek dışında hiçbir ibadette dil ile niyet sünnet değildir. Hatta sadece dil ile niyet için bid’at diyen âlimler vardır. Şâfiî mezhebinde ihrama kıyasen, abdest ve guslde niyeti dil ile söylemek sünnettir.

Sual:
Güneş enerjisi ile gusl ve abdest caiz midir?

Cevap;
Güneşte ısınmış su ile abdest almak mekruhtur. Ancak bu açıkta kalmış ve güneşte ısınmış ise böyledir. Güneş enerjisi ile ısınmış su, abdest ve guslde kullanılabilir.

Sual:
Kadının doktora gidip jinekolojik muayene olduktan sonra, gusül abdesti alması lâzım mıdır?

Cevap;
Lezzet almamışsa gerekmez.

Sual:
Zekâ özürlü bir çocuk, cünüp olursa, gusül abdesti alması farz mıdır?

Cevap;
Gusl, namaz içindir; cünüplük için değildir. Kendisine namaz farz olmayana, gusl de farz olmaz. Kadınlarla temasta bulunmayan, ihtilâm da olmayan yaşlı erkek ve hayızdan kesilmiş dul kadın da gusl ile mükellef değildir.

Sual:
Sabah namazının vakti çıkmak üzere ise, cünüp kimse nasıl hareket etmelidir?

Cevap;
Teyemmüm edilip, sabahın farzı kılınır. Sonra gusl abdesti alınır ve sabah namazı iade edilir. İmam Züfer’in kavlidir.

Sual:
Banyo yaparken konuşmak câiz midir?

Cevap;
Evet. Helâda def-i hâcet ederken konuşmak mekruhtur. Abdest alırken konuşmak ise edebe aykırıdır.

Sual:
Fıkıh kitaplarında şöyle deniyor: "Cünüb kimsenin vücûd yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise, teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusl edip, yaraların üzerini mesh eder. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa, yine teyemmüm eder”. “Başında ağrı olup mesh edemeyen, abdest için; yıkanamayan da, gusl için teyemmüm edebilir denildi ise de, her ikisinin de sâkıt olacağını bildiren fetvâ daha evvel verilmiş olduğundan, bu sözle amel olunmaz." Bu iki ifade arasında tenakuz (çelişki) yok mudur? Yıkanamayan, gusl için teyemmüm eder mi, sâkıt mı olur?

Cevap;
Yardımcı ile de yıkanamayandan gusl de, teyemmüm de sâkıt olur. Az da olsa yıkanabilen teyemmüm eder.

Sual:
Fıkıh kitaplarında diyor ki: “Cünüb kimse, bedeninin bir kısmını yıkayacak kadar veya abdest alacak kadar su bulursa, abdest ve gusl için, bir teyemmüm eder. Teyemmümden sonra, abdesti bozulursa, o su ile sonra abdest alır.” “Cünüb bir kimse, teyemmüm ettikten sonra, abdesti bozulursa, Hanefîde cünüb olmaz. Mâlikîde olur. Az su varsa, yalnız abdest alır.” Cünüb bir kimse, teyemmüm ettikten sonra, abdesti bozulursa Maliki'de tekrar cünüp olduğuna göre aynı zamanda abdestsiz de oluyor. O zaman böyle cünüb olan birinin üstteki ifadeye göre abdest ve gusl için bir teyemmüm etmesi lâzım olduğuna göre, neden abdest alıyor? Böyle cünüb olan biri yalnız abdest alınca cünüblükten kurtulmuş oluyor mu?

Cevap;
Gusl ve abdest için teyemmüm edildiğinde, abdesti bozan bir şey olursa, Mâlikîde guslü de bozuyor; Hanefîde ise yalnız abdesti bozuyor. Bu kimse, su varsa, gusleder; su az ise yalnız abdest alır.

Sual:
Ayağımda şeker hastalığından dolayı yara vardır. Doktor su değdirmememi söyledi. Nasıl gusl abdesti alabilirim?

Cevap;
Yıkanması farz olan uzuvda bulunan yaraya su zarar verirse, mesheder. Mesh de zarar verirse, üstüne bez sarıp mesheder. Bu da mümkün değilse, orayı yıkamaz. Eğer uzuvlarının yarısı veya yarıdan fazlası böyle ise, teyemmüm eder.

Sual:
Guslü Hanefî’ye göre sahih olan, ama Mâlikî’ye göre olmayan kimse, abdest mevzuunda Mâlikî’yi taklid edecekse, tekrar gusl alması lâzım mıdır?

Cevap;
Evet. Gusl ile abdest birbirini tamamlar. Gusl ve abdest, namazın şartıdır.

Sual:
Ayakta gusül abdest almak caiz midir?

Cevap;
Evet.

Sual:
Makata ya da ferce fitil sokulsa, abdest bozulur mu? Gusül gerekir mi? 

Cevap;
Tamamı içeri girip, sonra kendiliğinden çıkarsa veya elle çıkarılırsa abdest ve oruç bozulur.

Sual:
Yemekten sonra ağız yıkanırken, ağızın dışını yıkayıp, iç kısmına alınan su müsta'mel midir? Yutulsa câiz midir? Böylece sünnet sevabı hâsıl olur mu?

Cevap;
Abdest ve guslde kullanılan, yahud kurbet olarak, meselâ yemekten önce veya sonra sünnet niyetiyle ellerini yıkamakta kullanlan su müsta’mel olur. Nitekim cünüp bir kimsenin, ağzını yıkamadan su içmesi hâlinde, bu su ağzını yıkamış olduğundan müsta’mel su olur. Bunu içmek veya bununla hamur yoğurmak tenzihen mekruhtur. Bazı âlimler, başka uzva, yere, elbiseye düştükten sonra müsta’mel olur dedi. Bu bakımdan sünnet niyetiyle ağzı yıkadıktan sonra, bu suyu yutmamalı; tükürmelidir. (İbni Abidin, Nimet-i İslâm)

Sual:
Akapuntur tedavisi sebebiyle kulaklardaki iğneleri tutması için 7 gün yapışkan kâğıt kalan kimsenin guslü sahih midir?

Cevap;
Tedavi maksadıyla konulmuşsa, üzeri meshedilir.

Sual:
Gusl abdestine başlarken, namaz abdesti alan kimse, tekrar ağzını ve burnunu yıkar mı?

Cevap;
Gusle namaz abdesti ile başlamışsa, ağzı ve burnu tekrar yıkaması gerekmez.

Sual:
Gusl abdesti aldıktan sonra kuru bir yer kaldığını farkedip hemen yıkamasak ve başka birşey ile meşgul olup yıkamayı geciktirsek daha sonra yıkasak caiz olur mu?

Cevap;
Kasdî geciktirmek Hanefî’de guslü bozmaz; Mâlikî’de bozar.

Sual:
Gusl abdesti alırken terlik içinde kalan su müstamel su mudur?

Cevap;
Hayır.

Sual:
Dişlerime tel taktırdım. Dişlerimin altına su gitmediği için gusl abdesti sahih olur mu?

Cevap;
Ağzın içini yıkamak Hanefî mezhebinde farz olduğundan, altına su geçirmeyen tel taktıran kimse, Mâlikî veya Şâfiî mezhebini taklid ederse, guslü sahih olur.

Sual:
Meni şehvetsiz geldiğinde gusül farz olur mu?

Cevap;
Ağır kaldırmak, düşmek gibi sebeple gelen meniden dolayı gusl farz olmaz. Yerinden şehvet ile ayrıldığı halde, (zekeri eliyle tutup mani olmak gibi) sonradan şehvetsiz çıkan meni için İmam Ebu Yusuf’a göre gusl farz olmaz. Bu zayıf kaville ancak ihtiyaç hâlinde amel edilebilir.

Sual:
Gusl sebebiyle, başka mezhebi taklid edenin, namaz, seferîlik gibi hususlarda taklid etmesinin lâzım olmadığı, bunlarda kendi mezhebine tâbi olması gerektiğine dair ifade nasıl değerlendirilmelidir?

Cevap;
Gusl ve abdesti müstakil bir ibâdet sayan Şâfiî mezhebinde Râfiî gibi bazı âlimler böyle söylemiştir (Tuhfetü’l-Muhtaç). Ama Hanefî’de gusl ve abdest müstakil bir ibadet değil, namazın şartlarıdır ve hepsi bir bütündür. Şu halde, gusl veya abdest sebebiyle başka bir mezhebi taklide den Hanefî, bu ikisinin ve namazın şart ve müfsidleri hususunda o mezhebe uyacaktır.

Sual:
Tırnak mantarı için doktorun yazdığı ilaç, altına su geçirmiyor. Bu ilacı devamlı kullanmak caiz olur mu?

Cevap;
Caizdir. Zaruretler memnuları mübah kılar. Üstü yıkanır.

Sual:
Hayızı biten kadın bittiği anda gusül almak zorunda mıdır, yoksa namaz vaktine kadar tehir edebilir mi?

Cevap;
Hayır. Gusl namaz içindir. Namaz kılacağı zamana kadar tehir edebilir. Ancak belli hallerde gusletmeden kocasına yakın olamaz.

Sual:
Sıla-ı rahm için gittiği yerde cünüp olan, utancından dolayı gusletmeyip teyemmüm etse câiz olur mu?

Cevap;
Gusletmek lâzımdır. Utanacağı yerde cünüp olmamalıdır. Veya hamama gitmelidir. Misafir kaldığı evde, elinde olmadan cünüp olsa, evinde genç kızı veya gelini bulunsa, töhmet altında kalmaktan korksa, gusledemese, o zaman abdestli imiş gibi yatıp kalkarak namazı kılar görünür. Gusledince bunları kaza eder.

Sual:
Hastalık sebebiyle dişlerinin hepsini söktüren, takılıp çıkartılan diş yerine, çeneye çakılan diş yaptırsa, ne lâzım gelir?

Cevap;
Altına su geçirmediği için kaplama ve dolgu diş hükmündedir.

Sual:
Gusl abdesti aldıktan sonra, banyodan çıkarken, ayağını yıkayıp yıkamadığı hakkında şüphe eden ihtiyaten su tutup yıkasa olur mu?

Cevap;
Mahzuru yoktur.

Sual:
Bir haftalık uzamış tırnak gusle mani midir?

Cevap;
Hayır. Fazlası mekruhtur.

Sual:
El ile istimnâ yapıp meni gelmezse gusl gerekir mi?

Cevap;
Hayır. 

Sual:
Doktorun muayene sebebiyle dübüre parmak sokması orucu bozar mı? Gusül gerektirir mi?

Cevap;
Parmağı ıslaksa veya ilaç sürülmüşse, oruç bozulur. Gusl gerekmez.

Sual:
Ayak tırnakları arasında çoraptan kaynaklanan kirler oluyor. Bunlar gusl ve abdeste mani midir?

Cevap;
Olmaz, zira altına su geçer. Tabii tırnak kiri bile gusle ve abdeste mâni değildir.

Sual:
Bir kişi havuza dalıp çıksa, saçına eli ile mesh edip hemen namaza geçse caiz midir?

Cevap;
Câizdir. Havuz temizdir; abdest ve gusle elverişlidir. Klor, buna mâni değildir. Hanefî’de abdest ve guslde niyet şart olmadığından, suya dalmak da mesh yerine geçtiğinden hiç bir niyeti olmadan suya dalıp çıksa, abdest ve guslü tamdır.

Sual:
Burun boşluğunda katı sümük var ise gusle engel midir? 

Cevap;
Altını yıkamalıdır.

Sual:
Dişteki kireçlenmeler gusle mâni midir?

Cevap;
Kendiliğinden teşekkül ettiği için gusle zararı yoktur.

Sual:
Bir gün önce gusledip daha sonra cami ve türbe ziyareti yaptıktan sonra, guslün eksik olduğuna dair şüpheye düşülürse, yapılan ziyaretler yahut okunan sureler sahih sayılır mı?

Cevap;
Şüphe ile amel edilmez. Zira şek ile yakîn zâil olmaz. Türbe ziyareti için zaten gusl lâzım değildir. Sevap, niyete bakar. Niyet hâlis ise, ibadet sahih olmasa da sevap alınır. Ancak farz ve vâcibleri kazâ da gerekir.

Sual:
Burnu tıkanık kişinin guslü sahih midir?

Cevap;
Burun tıkanıklığı gusle mani değildir. Su verebildiği kadar verilir.

Sual:
Mâlikî mezhebinde gusl aldıktan sonra delk etmeyi unuttuğu uzvunu hatırladığında kurumuş olsa bile elini ıslatıp delk etse caiz olur mu? 

Cevap;
Hatırlayınca, imkân varsa hemen delkeder. Aksi takdirde yeniden gusletmesi gerekir.

Sual:
Bir özür sebebiyle gusl ve abdestte Mâlikî veya Şâfiî mezhebini taklid eden Hanefî’nin bir yeri kanasa, Mâlikî veya Şâfiî’de bozmadığı için abdest almadan namaz kılsa günah işlemiş olur mu?

Cevap;
Kendi mezhebinden çıkmadığı için, kanayınca abdest alması gerekir. Almasa da Mâlikî veya Şâfiî’ye göre namazı sahihtir.

Sual:
Cünüp olup gusletme imkânı bulamayan genci, babası zorla câmiye götürse, o da utandığı için bir şey demese, ne lâzım gelir?

Cevap;
Cünübün câmiye girmesi câiz değildir. Babanın zorla götürmesi ikrah yerine geçmez. Hükümet, mesela polis zorla götürse, caiz olurdu.

Sual:
Meni gelmesi engellense, üstünden az bir zaman geçip, tuvalete gittiğinde zekerde yapışkan ve uzayan bir sıvı görse ne lâzım gelir?

Cevap;
Meninin gelişi bir şekilde engellenirse, sonradan zeker inip kendisi gelirse, yine gusül abdesti almak lâzımdır. Yapışkan ve uzayan sıvı, mezidir. Meziden dolayı abdest almak gerekir; gusül gerekmez.

Sual:
Küçük abdeste çıkıp guslederken guslün ortasında meni gelse, ne lâzım gelir?

Cevap;
Bu meni abdesti bozar ise de, guslü bozmaz. Yeniden namaz abdesti almak icap eder.

Sual:
Guslederken abdesti bozan bir şey hâsıl olsa, mesela idrar veya mezi aksa, ne lazım gelir?

Cevap;
Gusle devam edilir. Yeniden namaz abdesti alınır.

Sual:
Denize girip çıkmakla gusül abdesti alınmış sayılır mı?

Cevap;
Evet. Çünki Hanefî mezhebinde gusle niyet sünnettir; farz değildir.

Sual:
İlmihalde “Küçük havuza, mâyi [sıvı] hâlinde bir temiz cisim karışınca, bu sıvının üç sıfatı da suya benzemiyorsa, karışımın iki sıfatı bozulursa, mukayyed su olur.” Buna göre Aşırı sıvı klor yüklenmiş çeşme suyu ile abdest ve gusl nasıl caiz olur?  Zira suyun üç sıfatı da değişiyor.

Cevap;
O küçük havuz içindir. Klor, çok büyük miktardaki suya katılıyor. Renginde de bir değişiklik yok. O beyazlık suyun köpürmesinden kaynaklanıyor. Su durulunca şeffaflaşıyor.

Sual:
Tahâret alırken yanlışlıkla parmağın ucu fercin iç kısmına değse, bu esnâda çok az gayrı ihtiyarî bir şehvet hissi hâsıl olsa gusl farz olur mu?


Cevap;
Olmaz.

Sual:
Hazret-i Aişe’nin sahabeye gusl gibi mahrem bir meseleyi rivayet etmesini nasıl değerlendirmek lazımdır?

Cevap;
Hazret-i Aişe müminlerin annesidir. Hazret-i Peygamberin hususi hayatına dair pek çok mesele onun vasıtasıyla öğrenilmiştir. “Dininizin üçte birini Hümeyradan alınız” hadis-i şerifi ile medhedilmiştir. Dini bilgileri öğrenmek ve öğretmekte utanma olmaz.

Sual:
Dişleri problemli ve görünüşü kötü olan birisinin, zikronyum yaptırması caiz midir? (Dişin üstüne dişe yakın element olarak dişin üstüne yapıştırılmaktadır.)

Cevap;
Zaruret olunca yaptırılabilir. Ağzın içi ıslanmadığı için gusl abdesti alırken ağzın içinin yıkanmasını aramayan Mâlikî veya Şâfiî mezhebi taklit edilir.