Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
SUALLER - CEVABLAR

"Bakma-Dokunma" kelimesi için sonuçlar gösterilmektedir
Sual:
Bülûğa ermiş erkek annesiyle aynı yatakta yatabilir mi?

Cevap;
On yaşını geçmiş oğlan çocuğu, annesiyle, kızkardeşiyle, yabancı kadın veya erkekle aynı yatakta yatamaz. Babasıyla yatabilir. Kız da annesiyle yatabilir. (İbn Âbidîn, İstibrâ babı.)

Sual:
Bir kadın bir kadının göğsüne bakabilir mi?

Cevap;
1-Bir erkek, neseben, sıhren ve redâen (süt ile) kendisine nikâh düşmeyen kadınların baş, saç, boyun, göğüs, kulak, pazı, el, bacak, ayak ve yüzüne şehvetten emin ise bakabilir. Şehvetten emin olsa da olmasa da göbekten diz kapağına kadar, ayrıca sırt ve karnına, sırt ile karın arasındaki iki böğrüne de bakamaz. 2-Bir erkeğin başka birinin câriyesine bakması, kendi mahremine bakması gibidir. 3-Bir erkek başka bir erkeğin göbek ile diz kapağı arasına bakamaz. 4-Bir kadın kocasından başka bir erkeğin göbek ile diz kapağı arasına bakamaz. 5-Bir kadının başka bir kadına bakması, esah kavle göre erkeğin başka bir erkeğe bakması gibidir. Bir kadının başka bir kadının karnına, sırtına ve göğüslerine bakmasını câiz görmeyen âlimler de vardır. (İbn Âbidîn.) Bu sebeple fıkıh kitapları kadının başka kadınlara karşı karnını ve sırtını da örtmesi lâzımdır diyor. Fetâvâ-yı Hindiyye’de bir erkek, zevcesi dışındaki mahreminin göğüslerine bakabilir. Kadının koluna yıkarken, yemek yaparken bakmak câiz olduğu gibi, şehvetsiz olarak çocuk emzirirken göğsüne bakmak da mübahtır, diyor.

Sual:
Fıkıh kitaplarında 'güzel oğlan' tabiri geçiyor. Babaların da böyle çocukları sakalsız dışarı çıkarmadığı yazıyor. Güzel oğlan ne demektir?

Cevap;
On-oniki yaşlarından itibaren bülûğa ermemiş veya ermeye yaklaşmış parlak, beyaz, tüysüz çocuklar, bazı kimselerde kötü hisler uyandırabilir. Böyle oğlana şehvetle bakmak câiz değildir. Homoseksüel temâyüllere vesile olabilir. Eskiden böylelerini dışarı çıkarmaz veya yüzüne tül örtüp öyle çıkarırlarmış. Büyük âlimlerden biri, hocasına ilk geldiğinde parlak bir delikanlı imiş. Hocası ders verirken onu direk arkasına oturturmuş. “Siz de mi?” diye soranlara, “Nefsin hainliğinden kimse emin değildir” buyurmuş. Yani hep dikkatli olun demek istemiş.

Sual:
Gayrımüslim kadının avretine bakmak câiz midir?

Cevap;
Müslüman kadının avret yerine bakmak haram olduğu gibi, gayrımüslim kadına da bakılmaz. Ama Tatarhâniye'de rivayet ediliyor ki gayrımüslim kadının saçına bakmakta bir beis yoktur. (İbn Âbidîn, İstibra babı.)

Sual:
Yabancı bir kadını düşünüp şehvetlenmek câiz midir?

Cevap;
Bu husus ihtilaflıdır. Şâfiî mezhebinden bazılarına göre helâl olmayana bakmak haram olduğu gibi, onu düşünmek de haramdır. Çünkü Cenab-ı Hak «Allah'ın bazınızı diğerinin üzerine üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyiniz» buyurmuştur. Âyet-i kerime bakmayı olduğu gibi, temenniyi de men etmiştir. İbni Hacer Tuhfe’de, «Ecnebi bir hanımın güzelliklerini düşünerek hanımıyla münasebet kuran ve hayalinde sanki o ecnebi kadınla cinsî münasebet kurmuş gibi tasarlayan bir kimse bu kabilden değildir» diyor. Celâleddin Süyûtî ve Takiyyüddin Sübkî'nin aralarında bulunduğu bir cemaatten böyle bir düşüncenin helâl olduğu nakledilmektedir. Çünkü Cenab-ı Peygamber bir hadîsinde: «Şüphesiz Allah benim ümmetim için nefislerinin peyda ettiğinden vaz geçmiştir» buyurmaktadır. Kişinin böyle bir şeyi hayal etmesi o kadınla zinâ etmeyi düşünmesini gerektirmez. Öyle ki kadını elde ettiği takdirde zinâ etmeye ısrar ediyorsa günahkâr olur. Buradaki hâdise münasebet kurduğu hanımını o ecnebi kadın farzetmesidir. Bazıları böyle bir şeyin yapılmasının mekruh olması daha uygundur, derler. Bu görüş «kerahat delilsiz olmaz» kâidesiyle reddedilmiştir. İbnü'l-Hâc el-Mâlikî şöyle dedi: «Böyle bir düşünce haramdır. Çünkü bu zinânın bir çeşididir. Nitekim bizim âlimlerimiz de böyle demişlerdir.» Nitekim bizim âlimler, «Bir testi alıp ondan su içen bir kimse gözünün önünde onu şarap sayıp içerse o su haram olur» demişlerdir. Bazıları İbnü’l-Hâcc’ın bu görüşünü destekleyen bir delil olmadığını söyleyerek reddetmiştir. Hanefî fıkıh kitaplarından Dürer'de der ki: «Kişi suyu veya mübah olan başka meşrubatı içtiği zaman fâsıklar gibi coşkunlukla taşkınlıkla içerse haram olur.» Hanefî mezhebi kâidelerine en yakın olanı bunun câiz olmamasıdır. Çünki o ecnebi kadının huzurundaymış gibi düşünmek, onunla cinsî temas kurulmuş gibi tahayyül edilmesi heyeti üzerine işleyen bir mâsiyeti tasvir etmektir. İçki meselesinin benzeridir. Hanefî ulemâsından bazıları, İbnü'l-Hâcc’ın yukardaki ibâresini nakledip kabul ederek şu hadîs-i şerifi delil alır: “Bir suyu şarap içer gibi içerse, bu su kendisi için haram olur.” (İbn Âbidîn, Bakma ve Dokunma faslı)

Sual:
Benim otistik bir oğlum var. Bülûğa ermiştir. Kadınların yanına girmesi câiz midir?

Cevap;
Kur’an-ı kerimde mümin kadınların, tâbiîn denilen ve erkekliği kalmamış hizmetçiler ile kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan örtünmemesine ruhsat verilmektedir (Nur Suresi: 31). Erkekliği kalmamış hizmetçi için, hareketleri kadınsı kişileri veya erkeklik uzvu bulunmayanları yahud faal olmayan ihtiyarları yahud da kadınlara ne yapacağını bilmeyen saf kimseleri kasdettiği hususunda tafsilât vardır. O halde böyle bir çocuk, kadınlara ne yapacağını bilmeyen bir halde ise, kadınlara bakmakta mazurdur. Kadınlar böyle bir çocuğun yanına girip başlarını açabilir ise de, İbni Ümmi Mektum hadîsi gereğince bununla yalnız kalmamak ve başını açmamak takvâdır. (İbn Âbidîn, Bakma ve Dokunma bahsi.)

Sual:
Kitaplarda geçen zâni sıfatı ile ne yapan kastediliyor? Zâni olmak için, illâ normal cinsi münasebet mi mevzubahistir? Anal ya da oral seks yapan da zâni midir? Anal seks câiz midir? Oral seks caiz midir? Yaptığı zinâya girer mi?

Cevap;

Zinâ, helâli olmayan kadının ferç veya makadına girmek ve boşalmak demektir. Yabancı bir kadın ile oral seks veya bu kadının eliyle boşalmak zinâ değil ise de, zinâ mukaddimesi ve günah olduğu açıktır.

Erkeğin, zevcesinin eliyle veya tenine sürtünerek boşalması, ancak istimnânın câiz olduğu zamanlarda câiz olabilir. Zevcesi bulunmayana veya uzakta yahud hayızlı veya ihramlı olana, şehvetini teskin için istimnâ yapmak câiz; zinâ tehlikesi varsa vâcib olur. Zevk için mekruhtur. Zevcesi hayızlı olan bir kimse, zevcesinin eliyle veya tenine sürtünerek boşalabilir. Bu bakımdan oral seks de ancak bu şartlarla câiz görülebilir. Fetâvâ-yı Hindiyye'de kerâhiyet bahsinde der ki: "Nevâzil'de şöyle zikredilmiştir: 'Bir adam, zekerini karısının ağzına girdirse, bu gerçekten mek­ruhtur, denilmiştir.' Bunun hilâfını (yani mekruh olmadığını) söyleyenler de olmuştur. Zehıyre'de de böyledir." Oral sekste meniyi yutmak ise câiz değildir. Meni, Şâfiî mezhebinde necis değildir.

Bunun dışında, yani zevcesi hayızlı değil ise, eliyle veya başka türlü boşalması uygun olmaz. Zira karı-koca münasebeti normal cinsî temas yoluyla olur. 

Anal seks mahremi ile olsun, yabancı kadın ile olsun, erkek ile olsun hiçbir zaman câiz değildir.



Sual:
Kadınların kollarının dar bir bluz ile örtünmesi caiz midir?

Cevap;
Kadınların kolları dar bluzla yabancı erkeğe örtünmüş olmaz. Bedeni de dar ise kadınlara ve kendi mahremi erkeklere karşı da örtünmüş olmaz. Kadınların, göğüs, sırt ve karınlarını başka kadınlara ve mahremlerine de örtmesi vâcibdir.

Sual:
Doktora günah olmaz diyorlar, doğru mu?

Cevap;
Doktor, muayene etmesi gereken yere bakabilir.

Sual:
Bir erkek şortla durabilir mi?

Cevap;
Yalnızken avret yerinin açık olması bazı âlimlere göre câizdir.

Sual:
Annesi yatalak hasta olan erkeğin, annesinin altını temizlemesinde mahzur var mıdır?

Cevap;
Doktor gibi zarurettir. Zaruretler memnuları mübah kılar.

Sual:
Yalnızken çıplak yıkanmak günah mıdır?

Cevap;

Bazı âlimlere göre yalnızken de avret yerini örtmek gerekir. Bazılarına göre gerekmez. Bazılarına göre ise küçük banyo veya duşakabin gibi dar yerlerde gerekmez. Bunun ölçüsü iki kollarını açtıkları zaman banyonun, duşakabinin iki duvarına değiyorsa orası küçüktür. Bu fetvalar Kınye'de ve İbni Abidinde geçiyor. Hindiye'de ise pekçok kitaptan alarak çıplak kalınan odanın 5 arşın veya 10 arşın olması halinde çıplak bulunmanın mahzuru olmadığı yazılıdır. İki kol meselesi bu mesafeyi bulmak içindir. Bazı âlimlere göre yıkanılan yer böyle küçük olmasa da çıplak yıkanmak câizdir.



Sual:
Gelin, insanın kendi kızı gibi midir? Nerelerine bakmak caiz, nerelerine bakmak caiz değildir?

Cevap;
Kızı gibidir. Kollarına, boynuna, başına, dizden aşağısına bakabilir.

Sual:
Neye dokunsam, neye baksam şehvetleniyormuşum gibi oluyor. Diyelim, eşime şehvetliyim. O an hürmet-i müsahere olacak birine dokunduğumda sanki şehvet duyuyorum gibi geliyor. Her hangi bir şekilde şehvetliyken birine dokunulsa şehvet duyuyormuş gibi olsa hürmet-i müsahere oluyor mu?

Cevap;
Gibi ile olmaz. Bir kadın, kayınpederine veya oğluna şehvetle dokunursa, Hanefî mezhebinde kocası kendisine haram olur. Bu da kolay kolay olacak bir şey değildir. Hürmet-i müsahere teşekkül etmesi zordur. Vesvese caiz değildir. Olursa olsun demelisiniz. Şâfiî mezhebinde böyle hürmet-i musahere yoktur. Bunu düşünürsünüz.

Sual:
Kan vermek hacamat yerini tutar mı? Kan alanların hepsi kadındır. Kan alırken ister istemez ten teması oluyor, bu caiz midir?

Cevap;
Kan verirken niyet edilirse, hacamat sevabı da alınır. Kadın eldiven takar. Takmazsa bu onun meselesidir. Nitekim cariyeye de istemeden el değmek günah sayılmıyor.

Sual:
Selâm verilmesi uygun olmayan kimselere selâm vermenin hükmü nedir? Bunların selâmı alması gerekir mi?


Cevap;

Selâm vermek sünnettir. Hazret-i Peygamber, “Aranızda selâmı yayınız ki, Cennete selâmetle giresiniz” buyurmuştur. Bir başka hadîs-i şerifde ise  “Sabahleyin evinden çıkıp bir mümin kardeşine selâm verene Allahü teâlâ bir köle âzâd etmiş gibi sevap verir” buyurulmaktadır. Selâmın Mânâsı şöyledir: “Ben müslümanım, sen benden selâmet ve emniyet üzeresin, sana benden zarar gelmez. Selâma cevap da, “Ben müminim, sen benden selâmet ve emniyet üzeresin. Benden sana zarar gelmez” demektir. 

Verilen selâmı almak vâcibdir. Ancak bu vâcib selâm sünnete uygun verildiği zaman bahis mevzuu olur. Namaz kılana, hutbe okuyana ve dinleyene, ezan ve ikamet okuyana, Kur'an-ı kerim okuyana, zikr edene, hadîs-i şerif okuyana,  ders veren muallime, hüküm vermek için oturan hâkime ve fıkh müzâkere edenlere, abdest bozana, zevcesi ile meşgul olana, yemek yiyene selâm vermek mekruhtur. Aç olup da yemeğe davet edeceği umulursa yemek yiyene de selâm verilebilir.  Selâm verilmesi mekruh olan kimselerin selâmı almaları da vâcib değildir. Namaz kılan, hutbe veren ve ezan okuyan dışındakiler alırsa, zararı yoktur. Hatta sevab da kazanırlar. Zevceyi ile meşgul olmak demek, cinsi münâsebet ve bu münâsebetin mukaddimeleridir. Bir ihtiyaç varsa veya kalbi kırılacaksa gayrımüslime de selâm vermek câizdir. Yabancı kadınlara, avret yeri açık olana, şarkıcıya, satranç vs oyunlar oynayana, gayrımüslimlere de selâm vermek mekruhtur. Yabancı kadın yaşlı ise mekruh değildir. Satranç vs oyunları oynayan veya bir günah işleyene, velev ki bir an olsun o işten vazgeçmesi niyetiyle selâm vermek câizdir. Kadınların, yabancı bir erkeğin kendisine verdiği selâmı alması da mekruhtur. Yabancı erkeğe selâm veren kadının selâmını almak da vâcib değildir. “Selâm aleyküm” diye med ile selâm verene de cevap vermek vâcib olmaz. (İbni Âbidin, Namazı bozan ve namazda mekruh olan şeyler bahsi)

Dilenci gibi menfaat için selâm verenin de selâmına cevap vermek de vâcib değildir. Çocuklara selâm verilebilir. Bazı âlimler gayrımüslimlere selâm verilebilir, bazıları verilemez buyurdu. Fetvâ ikincisine göredir. Selâmı bilmeyen, hoşlanmayan, anlamayanlara veya dârülharbdeki gayrımüslimlere selâm vermenin mânâsı yoktur. Ayrıca zararlı da olabilir. Burada selâmlaşmak için kullanılan kelimeleri kullanmalıdır. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı)



Sual:
Televizyonda, resimde, filmde, bilgisayarda avret yerine şehvetle bakmakla hürmet-i müsahere olur mu? Gözünün önüne avret yeri gelse, şehvet duysa, bunlarla hürmet-i müsahere olur mu? Kocanın amcasıyla, dayısıyla hürmet-i müsahere olsa, nikâh bozulur mu? Ya da kimlerle olursa bozulur?

Cevap;

Hürmet-i musahere bir kadınla cinsî temasta bulunmak yahud çıplak tenine ve başındaki saçına şehvetle dokunmak veya fercinin içine şehvetle bakmak suretiyle meydana gelir. Bu kadının annesi ve kızının o adamla evlenmesi yasak olur. Bu adamın oğlu veya babası da o kadına yasak olur. Dokunmak ve bakmakta şehvetin sınırı, erkeğin âletinin hareket etmesi yahut sertse hareketin ziyadeleşmesidir. Kadın veya yaşlılarda gönlün meyletmesi, ürpermesi, o kişi ile cinsî teması gönülden arzu etmektir.

İtibar, dokunurken ve bakarken şehvetli bulunmayadır. Binaenaleyh şehvetsiz dokunur da, sonra bu dokunmadan şehvete gelirse, hürmet-i musahere olmaz. Bakmakta da şehvet şarttır. Nitekim gözünü yumduktan sonra şehvete gelse hürmet-i musahere olmaz. Şehvetin baktığı kadına duyulması şarttır. Bakıp başkasını düşünerek düşündüğü kadına duyarsa hürmet-i musahere olmaz.

Bunun dışında şehvetle bile olsa bakmakla, TV, resim ve aynada yahud su ve cam içinde şehvetle bakmakla, hatta bakıp meni gelmekle hürmet-i musahere olmaz. Yalnızca kadının fercinin içine (yuvarlak kısmına) şehvetle bakınca olur. Bunun da meydana gelmesi çok ihtimal dışıdır. Kocanın amcası veya dayısıyla hürmet-i musahere olmaz. Yalnızca usul ve füru ile, yani adamın oğlu veya babası ile olabilir (İbni Âbidin, Namazın Şartları Bahsi, Haram Olan Kadınlar Bahsi).

Hürmet-i musaherenin kadından gelmesi fevkalâde zordur. Vesvese etmemeli, bu mevzuyu hiç düşünmemelidir.


16 Mart 2011 Çarşamba

Sual:
Başörtüsü omuzlara dökülmeli mi yoksa yakayı kapatsa yeterli mi? İnce başörtüsü kullanmak caiz mi?

Cevap;
Omuzlar örtülü ise, yakayı kapatsa kâfidir. Omuzlara dökülmesi iyidir. İçini (saçları) gösteren başörtüsünün yok hükmünde olduğunu Hazret-i Peygamber bildirmektedir.

Sual:
Bazı milletlerarası hava meydanlarında emniyet gerekçesiyle vücut hatları belli olacak şekilde elektronik tarama yapılmaktadır. Böyle bir uygulamaya maruz kalacak olursak ne yapmalıyız?

Cevap;
Şer’en bir mahzuru yoktur. Aynadaki görüntü gibidir. Kendi görüntüsü değildir. Olsa bile, kanunun emri ikrahtır, zarurettir.

Sual:
Kadınlar cemaatle namaz için câmiye gidebilir mi?

Cevap;
Dinin emirlerinin yeni tebliğ ediliyor olması sebebiyle Hazret-i Peygamber ilk zamanlar kadınların câmiye cemaate gelmesine müsaade etmişti. Kendisine “Seninle namaz kılmayı seviyorum ya Resulallah” diyen sahabe-i kiramdan Ebu Humey es-Saidînin hanımına, “Evet, biliyorum. Şu var ki, kendi evinde kılacağın namaz, mescide kılacağın namazdan daha hayırlıdır. Kadınların en hayırlı mescidleri, evlerinin en tenha köşesidir” buyurdu (Müsnedü İmam Ahmed, Sahihu İbni Hüzeyme, Sahihu İbni Hibbân). Bu hanım vefatına kadar hep evinde namaz kıldı. Bu sebeple Abdullah bin Ömer, Cuma namazı için câmiye gelen hanımlara “Ey hanımlar, buradan çıkıp evlerinize dönseniz, sizler için daha hayırlıdır buyurdu (Taberânî). Bu bakımdan İmam Ebu Hanife, çok yaşlı hanımların öğle ve ikindi namazı dışındaki namazlarda cemaat için câmiye gelmesini câiz, bunun dışındakileri mekruh görmüştür. Sonra gelen âlimler zamanın bozulmasını sebep göstererek yaşlı olsun, genç olsun kadınların cemaata gitmesinin cuma, bayram ve vaaz için bile olsa mutlak surette mekruh olduğunu söylemiş; İmam Ebu Hanife’nin ihtiyar bir hanımı cemaate gitmekten men etmesini delil göstermiştir. Müftâbih olan da budur. Hatta kadınların iktidâsının sıhhati için imamın kadınlara imamete niyet etmesi lâzım olduğu halde, bazı fakihler câmiye gelen kadınları gördüğü halde imamın onlara niyet etmeyeceğini, çünki kadınların câmiye gelmesinin mekruh olduğunu söyler. Kadınların cenazeye çıkmasının da tahrimen mekruh olduğu fıkıh kitaplarında yazar. Nitekim Hazret-i Peygamber, cenazeye gelen kadınlara, “Sevap kazanarak değil, günaha girmiş olarak dönün!” buyurmuştur (İbni Mâce). Hazret-i Âişe de der ki: “Rasulullah aleyhisselâm, kendisinden sonra kadınların ne âdetler çıkardığını görse idi, Benî İsrail'in kadınları men edildiği gibi mutlaka onları men ederdi”. Bu sebeple kadınların cemaate gidemeyeceği hükme bağlanmıştır. Ama seferde, çarşıda yalnız namaz kılmak için gidebilir.  (‘İbni Âbidin, Cemaatle Namaz, Cenaze; İmam Şa’rânî, Uhûdü’l-Kübrâ, Şir’atü’l-İslâm)

Sual:
Tüp bebekle çocuk sahibi olmak caiz midir, şartları nelerdir? Cinsiyet tesbit usulleri caiz midir? Kur’an-ı kerimde bebeğin cinsiyetini Allahtan başka kimsenin bilemeyeceği yazıyormuş.

Cevap;
Aralarında nikâh bağı bulunan kadın ve erkek arasında yapılması şartıyla câizdir. Ancak kadının avret yerini zaruret olmadan başkası göremeyeceği için, kadın rutin jenital muayene için doktora gittiğinde tüp bebek muamelelerinin yapılması mümkündür. Çocuğun cinsiyetini tesbit etmek câizdir. Bu, gayb sayılmaz. Âletle anlamak gözle görmek gibidir. O halde gayb değildir. Kur’an-ı kerimde mealen “Rahimlerde ne olduğunu Allah’dan başka kimse bilemez” buyuruluyor. Bunu cinsiyete hasretmek doğru değildir.

Sual:
Erkeğin, vefat eden eşinin başı açık resimlerine bakması haram mıdır?

Cevap;
Şehvetsiz bakabilir. Çünki ölüm ile nikâh sona erer.

Sual:
Bazen yaşlı kimseler öpmek üzere ellerini uzatıyor. Bunlar fâsık ise ellerini öpmek caiz midir?

Cevap;
Fitne çıkarmak, kalb kırmak doğru değildir.

Sual:
Kur’an-ı kerimde “zina etmeyin” denmeyip “zinaya yaklaşmayın” denmesinin hikmeti nedir?

Cevap;
İslâm hukukunda sedd-i zerâyi’ prensibi vardır. Kötülüğe götüren yolların, vesilelerin kapatılması demektir. “Yabancı kadınlarla baş başa kalmayınız (halvet), tokalaşmayınız (musafaha), cilveli konuşmayınız, açık saçıkken bakmayınız, çünkü bunların hepsi asıl günah olan zinaya yaklaştırır” demektir.

Sual:
Kadın evde kocasının karşısında şortla durabilir mi?

Cevap;
Caizdir.

Sual:
Erkeğin dar kot pantolon giymesi caiz midir?

Cevap;
Mekruhtur. Namazı sahihtir; ancak başkalarına karşı tam tesettür yapmış olmaz. Kadın da bunun gibidir. Yani dar giysi ile kıldığı namaz sahih olmakla beraber, bununla başkalarına örtünmüş sayılmaz.

Sual:
Televizyondaki kadın görüntülerine bakmak caiz midir?

Cevap;
Bunlar aynadaki görüntülere kıyas edilmiştir. Şehvetsiz bakmak caizdir. (İbni Abidin)

Sual:
Kadınların halhal ve hızma takması caiz midir?

Cevap;
Yalnız kadınlara ve mahremi olan erkeklere göstermek şartıyla caizdir. Çünki Kur’an-ı kerim, kadınların ziynetlerini yabancı erkekler göstermesini yasaklamıştır.

Sual:
Kuş şeklinde küpe ve toka takmak caiz mi?

Cevap;
Elbisede canlı resmi bulunması caiz değildir. Ancak gözleri yoksa ve yere konduğunda ayakta duran biri tarafından yüzü görülemeyecek şekilde küçük ise caizdir.

Sual:
Hürmeti müsahere olacak birisine kocası zannedip şehvetle baksa, bununla hürmeti müsahere olur mu?

Cevap;
Bakmakla hürmet-i müsahere olmaz.

Sual:
Hürmet-i müsahere olması için gerçekten şehvet duymak ile şehvet duyuyormuş gibi olmak ayrı bir şey midir? Yoksa normalde hiç olmayacak bir halde bile şehvet duyuyormuş gibi olmakla hürmet-i müsahere doğar mı?

Cevap;
Şehvet duyuyormuş gibi olunmaz. Bu, vesvesedir. Şehvet duymak erkek için aletinin hareketlenmesi; kadın için o erkekle yatmayı arzulayarak ürpermek demektir.

Sual:
Doğum kontrolü için spiral taktırmak günah mıdır? Erkek doktora taktırmak günah mıdır?

Cevap;
Spiral veya başka doğum kontrol usullerini kullanmak câiz ise de, avret yerini zaruretsiz başkasına açmak câiz olmadığı için, spirali yabancı bir erkek veya kadının takması câiz değildir. Rutin jenital muayene için doktora gidildiğinde bu vesile ile taktırılabilir.

Sual:
Birinden şunu işittim: "Evlenmeden önce kaynanasının, isteyerek veya istemeyerek avret yerini görse, şehvetli veya şehvetsiz baksa, bu kadının kızı Hanefî fıkhına göre o kimseye haramdır." Böyle bir şey var mıdır? Varsa kadının saçı da avret yeridir. Başı açık gezen bir kadının kızını almak câiz olur mu?

Cevap;
Bakmakla hürmet olmaz. Ancak bir kadının fercinin içine şehvetle bakarsa hürmet doğar. Bu kadının kızını alamaz. Böyle bir şey de kolay kolay olamaz.

Sual:
"Kur'an-ı kerimi yapışık olmayan bir şey içinde, mesela çantada iken tutmak caizdir" ifadesine göre mushaf ile birlikte satılan içine mushafın girdiği kutular da böyle midir?

Cevap;
Evet.

Sual:
Küçük yaştaki çocuğuna şehvetle dokunsa hürmet-i müsahere olmaz deniyor. Hürmet-i müsahere sadece büyüklerle mi olur?

Cevap;
Hürmet-i müsahere bülûğa ermiş veya çok yaklaşmış gösterişli çocukla olur. Küçük çocukla olmaz.

Sual:
Hakkında hürmet-i müsahere meydana gelen Hanefî’nin, bu şekilde hürmet-i müsahereyi kabul etmeyen Şâfiî mezhebine göre nikâh tazelemesi mi gerekir?

Cevap;
Hürmet-i musahereye maruz kalan kişi, Hanefî ise derhal ayrılması gerekir. Şâfiî ise, nikâhı devam eder. Çünki bu mezhebde hürmet-i musahere sadece sahih nikâh ile teşekkül eder. Hanefî mezhebindeki kimse, zor vaziyette ise Şâfiî mezhebini taklid edebilir. Nikâhı bozulmaz. Ancak nikâhı Şâfiî mezhebine göre sahih değilse, yeniden bu mezhebe göre nikâh yapmaları gerekir.

Sual:
Yatalak hasta olan annesinin altını oğlu temizleyebilir mi?

Cevap;
Yapacak kadın yoksa, zaruret hükmüne geçer ve câiz olur.

Sual:
Karşılaşınca, kadın kadını, erkek erkeği öpse mekruh mu?

Cevap;
Erkeğin erkekle, kadının kadınla şehvetsiz öpüşmesine cevaz veren âlimler vardır.

Sual:
Boğa güreşlerini ve boks maçlarını seyretmek, sirke gitmek günah mıdır?

Cevap;
Sirke gitmek günah değildir. Diğerleri mahzurludur.

Sual:
“Âhir zamanda en iyiniz hafifülhaz olanınızdır, yani hanım ve çocuğu olmayandır” hadis-i şerifine uyarak evlenmiyorum. Namazımı kılıyor, harama bakmamaya çalışıyorum. Mahzuru var mıdır?

Cevap;
Evlenmeden nefsini günahlardan korumak bu zamanda çok zordur. Her müslümana evlenerek iyi bir aile kurması, hanımını ve çocuklarını himaye etmesi yakışır. Sisteme uygun davranmamak mahzurludur.

Sual:
Dârülharpteki kadınların câriye olarak vaty edilmesi câiz midir? Meselâ yurtdışındaki Alman kadınlarla vaty câiz olur mu?

Cevap;
Ne dârülharbdeki gayrımüslim kadınlar, ne de dârülharb veya dârülislâmda dinin emirlerini yerine getirmeyen kadınlar câriyedir. Bunların bu sebeple câriye hükmünde olduğunu, bu sebeple kollarına ve saçına şehvetsiz bakmanın câiz olacağını söyleyen âlimler vardır. Çünki bu kadınlar saçlarını kollarını kendi istekleriyle açmış ve başkalarının bakmasına da razı gelmiştir. kocaları, babaları da bundan şikâyetçi değildir. Câriye olmak başkadır; câriye hükmünde olmak başkadır. Bunların vaty edilebileceğini düşünmek veya söylemek çok yanlıştır. Bir kimsede kölelik statüsünün teşekkülü için dârülislâm, meşru cihad, esaret ve halife-i müslimîn bulunması şarttır. Müslüman, ancak kendi mülkü olan Müslüman veya ehl-i kitap câriyesi ile vaty edebilir.

Sual:
Mesnevi'de hakikaten güzel konular işlenmiş; ama bu konular işlenirken müstehcen örnekler verilmiş. Bunları nasıl değerlendirmek gerekir?

Cevap;
Bu hikâyeler eğlence olsun diye değil, ibret için anlatılır. Mesnevî’yi ehli olmayan okumamalıdır. Seksüalite de hayatın bir gerçeğidir.

Sual:
Kadın, kocasının akrabalarından kimlerin elini öpebilir, kimlerin elini öpemez?

Cevap;
Kayınpederinin elini öpebilir.

Sual:
Kadın yorgun olduğu zaman kocasının isteğini geri çevirmesi haram mı?

Cevap;
Evliliğin erkeğe verdiği bir hak ise de, erkeğin merhamet etmesi lâzımdır.

Sual:
Cima (cinsî münasebet) yapmanın uygun olmadığı günler var mıdır?

Cevap;
Şir'atü'l-İslâm gibi kitaplarda bu hususta tafsilat vardır. Bu iş için haram gün yoktur; tavsiye edilmeyen günler vardır. Bunlar da umumiyetle tecrübelerle tesbit edilmiştir. Bu zamanda bunlara itibar etmemelidir. İmkân buldukça cima etmelidir. Aksi takdirde harama düşmek tehlikesi vardır.

Sual:
Hürmet-i müsahere nedir? Bir yakınım, bilerek, hoşuna gitmesi için bir adama dokundum diyor. Daha doğrusu elini çarpmış, o an çekmemiş, sonra çekmiş. Bilerek, hoşuna gitsin diye dokunmak, hürmet-i müsahere olur mu? Bir de ince bir pardesü üstünden hürmet-i müsahere olur mu? İnce ve kalın nasıl ayırd edilir?

Cevap;
Bir kadın bir erkeğin veya bir erkek bir kadının çıplak tenine şehvetle dokunur veya cima ederse, bu kadın bu erkeğin oğlu veya babası, adam da bu kadının annesi veya kızı ile evlenemez.

Sual:
Müslüman bir kadının gayrımüslim veya fâsık bir kadının önünde soyunması helâl değildir. Acaba konuşması da böyle midir?

Cevap;
İbni Âbidin’de “Sâlih bir kadın için uygun değildir ki, gayrımüslim veya fâcir bir kadın ona baksın. Çünkü fâcir kadın gider onu erkekler yanında onu tasvir eder. Binaenaleyh sâliha bir kadın bunların yanında soyunamaz” diyor. Konuşmak zikredilmemiştir.

Sual:
Müzelerde iskeletler oluyor. Ölen bir kimsenin, sağken bakılması helâl olmayan bir yerinin kemiğine bakmak câiz midir?

Cevap;
İbni Âbidin der ki: “Kadının, sağken bakılması helâl olmayan yerinin kemiğine, meselâ kol kemiğine öldükten sonra bakmak câiz değildir”.

Sual:
Hürmeti-i müsaherenin hiç bir çözümü yok mudur? Muhakkak zevcesini boşamak zorunda mıdır? Zevcesi ebedî haram mı olur?

Cevap;
Hürmet-i müsahere olmuşsa, eşlerin derhal ayrılması gerekir. Aksi halde mahkeme kendilerini ayırır. Ebedi haram olurlar.

Sual:
Bazı bisküvilerin paketlerinde İslâm harfleri yazılı. Bunları sobada yakabilir miyiz?

Cevap;
Yakarak veya gömerek veya yırtarak imha etmek iyi olur.

Sual:
Erkeklerin altın liralara da mı dokunmaları haramdır?

Cevap;
Hayır. Erkeklerin ve kadınların altın veya gümüş eşya (tabak, bardak, kaşık gibi) kullanmaları câiz görülmemiştir. Altın ve gümüş para, eşya değildir.

Sual:
Parlak erkek çocuğa bakmak günah mıdır?

Cevap;
Şehvetle bakmak günahtır.

Sual:
Fıkıh kitaplarında Mâlikî mezhebinde kadınlara dokunma hâlinde arada kalın bir örtü varsa abdesti bozulmaz diyor. Kalın örtü ne demektir?

Cevap;
Teninin hararetini, sıcaklığını hissettirmeyen kalınlıkta demektir. Kalın bir şey üzerinden dokunup şehvet hâsıl olursa, kasıtlı yapılmışsa günah ise de, abdesti hiç bozmaz.

Sual:
Yabancı kadınlara sadece bir kere mi bakmak câizdir ve ne maksad ile bakılması lâzımdır?

Cevap;
Fıkıh kitaplarında yabancı kadınlara ihtiyaç olmadıkça bakılamayacağı; bir kere görmenin mahzurlu olmadığı; ama ikinci defa bakmanın tahrimen mekruh olduğu yazmaktadır. Bu bir kere bakmanın cevazı, kendi mahremi olup olmadığının anlaşılması içindir. Ancak ihtiyaç varsa (alışveriş, şahitlik, muayene, görücülük gibi) defalarca bakılabilir. Görücülük dışındakiler şehvetsiz olmalıdır.

Sual:
Erkek ile erkek, kadın ile kadın arasında hürmet-i musahere olur mu? 

Cevap;
Olmaz. Bir adam bir adamla cinsî münasebette bulunsa bile, o adamın kızını alabilir. Bu fiil kadınlar arasında da olsa hürmet-i musahere icabetmez. (İbni Abidin)

Sual:
İki kişi arasında hürmet-i musahere teşkil edecek bir hal cereyan etse, bu iki kişinin çocukları birbiri ile evlenebilir mi?

Cevap;
Zina eden şahsın usûl ve fürûuna zina ettiği kadının usûl ve fürûu helâldir. Aralarında hürmet-i musahere olan iki kişinin çocukları veya anne-babası birbiriyle evlenebilir. (İbni Abidin)

Sual:
Kulpu üzerinde İslâm harfleriyle besmele yazan bir bardak kullanılır mı?

Cevap;
Hakaret mahalli olmadıktan sonra kullanmak caizdir. Şifa âyetleri yazılı taslar vardır. İçine su konup içilir. Zemzem içi üzeri âyet-i kerime yazılı taslar vardır. Besmele âyet-i kerime değildir. Ağıza değen veya elin değdiği yerde olabilir. Ama günlük hayatta böyle tas kullanmak âdet olmamıştır

Sual:
19 yaşındaki erkek kardeşim, ergenlik başlarında 12 yaşındayken annemizle yan yana televizyon seyredenken kazara hürmet-i musahere olduğunu söyledi. Bunu anne babamıza asla söyleyemeyiz. Anne babamız, fıkıh bilgileri az, ama inançlı ve onurlu insanlardır. Söylemesek bir mesuliyet doğar mı? Alo Fetva hattını aradım. “Şâfiî ile amel edin. Kaldı ki anne ve baba ile kesinlikle hürmeti müsahere olmaz” dediler. Ama aralarındaki nikâh Şâfiî’ye göre değil.

Cevap;
12 yaşında bir çocuğun annesinin çıplak tenine şehvet ile dokunduğuna inanmak çok zordur. Bir kere hürmet-i musahere, bir kadının çıplak tenine şehvet ile dokunmakla olur. Bu da âletinin dokunduktan sonra sertleşmesi ile anlaşılır. Hürmet-i musahere, hele anne ile, kolay kolay hâsıl olacak bir şey değildir. Vesvese veya mevzuyu iyi bilmemekle alakalı olabilir.

Üçüncü bir şahsın şehvetle dokundum demesiyle, eşlerin ayrılması gerekmez. Kadının bunu tasdik etmesi ve erkeğin de kabul etmesi gerekir. Ama o anda eğer aleti kalkık halde kadına sarılmış ise, veya ağzından öpüyorsa, yahud kadının göğsünü sıkıyorsa, o zaman şehvetli olduğu anlaşılır ve kocanın itirazına mahal kalmaz. Üçüncü şahıs hakikaten şehvet ile dokunmuş olsa bile, bunu ikrar etmesi de gerekmez. Böylece eşlerin ayrılmasına hacet kalmaz. Yoksa üvey annesine kızan her oğul, gidip sarılır, sonra da babasına bu kadını boşa, hürmet-i musahere oldu der.

Oğlun, (babanın karısına) dokunma nedeniyle lezzet duyduğunu haber vermesi halinde, baba, onun doğru söylediğini kuvvetle zannetmelidir. Aksi takdirde hürmet-i musahere hâsıl olmaz.

Mülkü (yani evlilik gibi bir hukukî statüyü) giderecek haberin ya tarafların (karı veya kocanın) ikrarı, yahud iki kişinin şahitliği ile gelmesi gerekir.

Hürmet-i musaherenin şehvetli dokunuşla da oluşu Hanefî mezheplerinde sabittir. Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerinde başka yollarla sabit olur. Âyet veya hadis olmaması ölçü değildir. İmam Ebu Hanife bir hadis görmüş, ama bu hadis bugüne intikal etmemiş olabilir.

Sual:
Çocuk olmaması için tedbir almak, doğum kontrolü yapmak câiz midir?

Cevap;
Fetâvâ-yı Hindiyye’de “Zamanın Fesâdı (Kötülüğü) Korkusu Sebebiyle Dışarıya Azil” adında bir başlık altında diyor ki: Bir adam, "Bu zamanda, kötü bir çocuk olur!" diye, karısının izni olmaksızın azil yapsa, yani menisini eşinin fercine dökmese, el-Asl’daki açık cevaba göre, buna ruhsat yoktur. "Zamanın kötülüğünden dolayı, müsâade vardır." diyenler de olmuştur. Erkek karısını, azilden men edebilir. “Kölenin Nikâhı” bahsinde de diyor ki: Hür bir kadının rızâsı veya evli bir cariyenin efendisinin rızâsı ile azl mekruh değildir. Efendinin kendi câriyesine, câriyenin rızâsı olmasa bile, azl yapması mekruh olmaz.

Reddü’l-Muhtâr’da da diyor ki: Bir kimse câriyesinden onun izni olmaksızın azl yapabilir. Bunda kerahet yoktur. Hanefî mezhebinin esas kavli kadının izni yoksa azlin mübah olmadığı yolundadır. Ancak sonra gelen ulemâ, zaman bozukluğu sebebiyle “bizim zamanımızda mübahtır” demişlerdir. Hür kadının doğuracağı çocukta kötülük zuhur edeceğinden korkulursa, kadının rızası olmaksızın azl yapılabilir. Peki kadın kocasının rızası olmadan rahmin ağzının tıkamak, hap yutmak gibi tedbirler alabilir mi? Ulemâ bu hususta kadından izin almadan yapılan azle kıyasen bunun da kocasının izni olmadan yapılması haram olmak gerekir, diyor. Bu görüş, mezhebin aslına göredir. İbni Abidin, zamanın bozukluğu sebebiyle, iki tarafın da doğum kontrolü yapmasının caiz olduğunu söylemektedir.

İmam Gazâlî, İhyâ’da bu mesele için uzunca bir bahis açmış ve hülâsa olarak şöyle söylemiştir: Azl yapmamak, cimânın edeblerindendir. Azl (meniyi dışarı akıtmak) hakkında âlimler dört farklı görüştedir: 1) Mutlak ve her halde azl mübahtır. 2) Mutlaka haramdır. 3) Eğer kadının da rızasıyla olursa helâldir; kadının rızası yoksa helâl değildir. Bunlar sanki azli değil de, kadına eziyeti yasaklamaktadır. 4) Câriyede azl mübahtır; hür kadında değildir. Bize göre en doğru fetvâ, azlin mübah olmasıdır.

Azl yapmak mekruhtur diyenler, ne kasdetmektedir? Kerâhiyet üç mânâya gelir: 1) Tahrîmen kerâhiyet; 2) Tenzîhen kerâhiyet; 3) Faziletin terki mânâsına gelen kerâhiyet. Bu bakımdan azli mekruh görenler, üçüncü mânâyı kasdederler. Nitekim “câmide boş oturup zikr veya namazla meşgul olmamak mekruhtur” veya “Mekke'de oturup her sene haccetmemek mekruhtur” sözü bunu ifade eder. Bu kerâhetten maksat, evlâ ve faziletliyi terketmek demektir. Azl meselesinde de mekruh diyenlerin kasdı budur. Çünki çocuk sahibi olmak evliliğin faziletlerindendir. Evlenip de çocuk sahibi olmamak bu çerçevede değerlendirilebilir.

Bizim (İmam Gazâlî’nin) azle tahrimen veya tenzihen mekruh demememizin sebebi şundan dolayıdır: Yasağın (nehyin) isbatı ancak nass veya nass ile bildirilen başka bir şeyin üzerine kıyas etmekle mümkündür. Oysa azlin mekruh olması için herhangi bir nass olmadığı gibi, kerâheti hakkında kıyas edebileceğimiz bir asıl da mevcut değildir. Aksine burada azlin mübah olduğuna dair kıyas yapılacak bir asıl vardır. O da evlenmeyi esasından terketmek veya evlendikten sonra cimâı terketmek veya cinsî münasebette bulunduğu halde meniyi akıtmayı terketmektir. Bunların herhangi birini terketmek, en faziletli olanı terketmek demektir. Herhangi bir yasağı işlemek değildir. Bunlarla azl arasında hiçbir fark yoktur. Zira çocuk, ancak meninin rahme düşmesiyle oluşur. Dolayısıyla meniyi rahme akıtmamak, çocuk düşürmek demek değildir.

Şöyle bir sual sorulursa: “Azl mübah olsa bile, insanı buna sevkeden sebeplerden dolayı mekruh olmak ihtimâli vardır. çünki insanı azl yapmaya sevkeden sebep ya meşru, ya da bozuk bir niyettir. Bu boçzuk niyette, şirk izlerine rastlanır”. Buna şöyle cevap verilebilir: İnsanı azle sevkeden niyetler beş tanedir: 1) Câriyeler hususundaki niyettir. Câriye çocuk doğurursa, ümmü veled olup azâda hak kazanır. Efendi böyle bir statü doğmasın diye azl yapar. Bu azl, şer’an memnu değildir. 2) Kadının gençlik ve güzelliğini korumak için azl yapmak da yasaklanmış değildir. 3) Çocuklarının çokluğu sebebiyle sıkıntının artmasından, geçim zorluğundan ve gayr-ı meşrû yerlere başvurmaktan kaçınmak niyetidir. Böyle bir niyetle yapılan azl de yasak değildir. Zira zorluk ve çalışmanın azlığı, dinin yardımcısıdır. Gerçi asıl kemâl, Allah'a tevekkül etmektir. Nitekim Allahü teâlâ şöyle buyurmuştur: Yerde yürüyen ne kadar canlı varsa, hepsinin rızkı sadece Allah'a aittir. (Hud. 6) Şüphe yoktur ki, azl yapmakta kemâlin zirvesinden düşüş olduğu gibi, en faziletli olanı terk etmek de vardır. Fakat görünüşte tevekküle aykırı olan, malı koruyup biriktirmek, tevekküle zıt olmakla beraber yasak bir şeydir diyemeyiz. 4) Kız çocuğunun ar getireceği düşüncesiyle yapılan azldir. Bu, bozuk bir niyettir. Bu niyetle yapılan azlde mesuliyet vardır. 5) Temizliğe aşırı derecede düşkün olan bazı kadınlarda olduğu gibi, çocuk doğurmaktan, hayız ve nifastan kaçındığı için çocuk istememektir. Bu Hâricî mezhebine mensup kadınların âdetidir. Bu niyet de bozuktur.

“Çocukların nafakasından korkarak evlenmeyi terkeden bizden değildir” hadîs-i şerifi ileri sürülerek, azl de evlenmeyi terketmek gibidir denirse, Resûlullah'ın “Bizden değildir” sözü, “Sünnetimiz üzere bize uymuş değildir” demektir. Zira sünnetin en faziletlisi evlenip çocuk edinmektir. Hazret-i Peygamber'in “Azl, çocuğu diri diri gömmektir” hadîs-i şerifi ileri sürülecek olursa, bunun gibi, azlin mübah olduğuna işaret eden birçok sahih hadîs de vardır. Bu hadîs, bozuk niyetle yapılan azl hakkında olsa gerektir. İbn Abbas, azl ile doğumu önlenen, küçükken öldürülen yavru gibidir kıyasına giderek “Azl, çocuğu öldürmenin bir şeklidir” deyince, Hazret-i Ali bu kıyasın zayıf bir kıyas olduğunu söyleyerek itiraz etmiş ve “Ancak meni (âyet-i kerimede geçtiği üzere) yedi tür değişimden geçtikten sonra zâyi edilirse, öldürülen çocuk hükmüne geçer” buyurmuştur (Mü'minûn: 12-14).

Buhârî ve Müslim'de ittifakla Câbir'den rivâyet edilen hadîs-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Bizler Resûlullah aleyhisselâm zamanında azl yapıyorduk”. Yani, “Biz azil yapıyorduk, bizim böyle yaptığımız Hazret-i Peygamber'in kulağına gittiği halde, bizi bu hareketimizden menetmedi”.

Yine Buhârî ve Müslim'de Câbir'den şu rivâyet vardır: Adamın biri Hazret-i Peygamber'e gelerek şöyle dedi: “Benim bir câriyem var. Hurmalıkta bizim hizmetimizi görür ve su getirir. Ben ise arada sırada onunla buluşurum. Fakat gebe kalmasını istemiyorum”. Hazret-i Peygamber şöyle buyurdu: “İstersen azl yap! Fakat muhakkak ki, Allah tarafından takdir edilmiş ne ise olur”. Bundan uzun zaman sonra adamcağız çıkageldi ve dedi ki: “Ey Allah'ın resûlü! Bizim câriye gebe kaldı”. Bunun üzerine Resûlullah aleyhisselâm “Ben kendisi için takdir edilen olacaktır dedim ya” buyurdu.

Netice itibariyle: Çocuk olmaması için önceden tedbir almak, meselâ prezervatif kullanmak câizdir. İmam Gazâlî’nin saydığı sebeplerle, meselâ dinî terbiye verememek korkusu ile doğum kontrolü yapmak iki tarafın da tek taraflı iradesiyle câiz olur. Gezip tozmak, hayatını yaşamak, fakir düşmek, çocuk sevmemek gibi sebepler özür değildir. Doğum kontrol metodlarından hepsi câiz olmakla beraber, kendisini kısırlaştırmak, tüplerini bağlatmak câiz değildir.

Sual:
Yaşlı bir tanıdığım "Mürşid-i kâmilin hanımı, mürşidin talebelerine anne gibidir, namahrem değildir”. Bu söz doğru mudur?

Cevap;
Bahsedilen söz ya yanlış anlaşılmıştır, yahud şaka yapılmıştır, veya cinnet geçirmiştir. Peygamber aleyhisselâm ve ailesi dâhil herkes dinî emirlerle mükelleftir. Kur’an-ı kerimde Hazret-i Peygamber’in hanımlarına bu yolda emir ve tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu yüksek hanımlar, müminlerin anneleri olup, kimseyle evlenmeleri yasak bulunduğu halde, tesettüre riayetle mükellef kılınmıştır.

Sual:
Mahrem olan akrabaların yanında kadının saçlarını açması câiz midir?

Cevap;
Mahrem akrabanın omuzdan aşağıya kol, boyun, baş, dizden aşağısına bakmak câizdir.

Sual:
7 yaşında kız çocuğunun komşunun 6 yaşındaki erkek çocuğu ile evde oyun oynaması uygun mudur?

Cevap;
Kız çocuğunun, erkek çocuk ile kontrollü bir şekilde oynaması câizdir. 12 yaşından itibaren ayrı oynarlar.

Sual:
Başkalarının görme ihtimali varsa, kadının ince başörtüsü üzerine meshetmesi caiz olur mu?

Cevap;
Altına su geçiyorsa olur.

Sual:
Kayınvâlide ve damadı arasında hürmet-i musahere olursa, sadece damadla kızın nikâhı mı gider, kayınvâlide ile kocasının nikâhı da bozulur mu?

Cevap;
Damad ile zevcesinin nikâhı gider.

Sual:
Kadının namahremler arasında açık olarak çalışıp kazandığı haram mı olur?

Cevap;
Kadının nâmahremler arasında açık çalışması câiz görülmemiş ise de, yaptığı işin kendisi haram değilse, kazandığı para da haram olmaz. Tefeci fâizin, fahişe ise fuhşun karşılığında para almaktadır. Fâiz ve fuhş haramdır. Karşılığında para almak da haramdır. Zira ücrete müstehak bir amel değildir. ikisini karıştırmamalıdır.

Sual:
Kur’an-ı kerimde “Zinâ etmeyin” denmeyip de, niye “Zinâya yaklaşmayın” deniyor?

Cevap;
Zinâya sebep olan işlerden de uzak durulması istenmektedir. Yabancı kadınların çıplak tenine dokunmak, öpüşmek, sarmaşmak, baş başa yalnız kalmak, cilveleşmek zinâ mukaddimeleridir.

Sual:
Bir genç kızın ihtiyaç zuhur edince sükûnet bulmak için istimnâ yapması câiz midir? Hayz hâlinde olması hükmü değiştirir mi?

Cevap;
Erkekten farkı yoktur. Değiştirmez.

Sual:
Kolonoskopi yapılması gereken bir hasta, doktorun yanında kadın hemşire bulunduğu için tedaviyi terk etmesi caiz olur mu?

Cevap;
Tedavi için avret yerinin erkeğe veya kadına zaruret mikdarı açılması caiz ve lâzımdır. Bu hususta kadın da erkek gibidir.

Sual:
Bir kadın yabancı bir bebeği evlat edinirse ve onu emzirirse, kocasına ve kendine mahrem olur mu?

Cevap;
İki buçuk yaşını doldurana kadar bir defa bile emzirse, mahremi olur. Çocuk kız ise, adamın; erkek ise kadının kız kardeşi emzirirse, yine mahrem olur. Aksi takdirde çocuk büyüdüğü zaman, kız ise adama, erkek ise kadına nâmehremdir. Evlâtlık, mahremiyet ve evlenme engeli doğurmaz. Bir başkasının çocuğunu kendi çocuğu ilan etmek câiz değildir. Ancak anne-babasını inkâr etmeden bakıp büyütmek câiz, hatta sevaplıdır.

Sual:
Yeni doğan çocuğun kırkıncı günü diye birşey var mıdır?

Cevap;
Yeni doğan çocuk ve annesi bu 40 gün içinde bünye itibariyle zayıf olduğu için, hastalık, nazar, büyü, cinnin daha fazla tesir edebileceği endişesiyle âdeten dışarı çıkmamaktadır.

Sual:
Karışık plaja veya hemcinslerinin olduğu hamama gitmek câiz midir?

Cevap;

İbni Abidin der ki: Hamama gitmek bir ihtiyaçtır. Kendisi avret yerini açmaz, başkasının açık avret yerine de kasten bakmazsa hamama [havuza, avret yeri açık olanların bulunduğu çarşılara, pazarlara] gitmek câizdir. “Âhır zamanda ümmetimin erkeklerinin avret yerleri örtülü olarak da hamama gitmeleri haram olur. Çünki orada avret mahalleri açık olanlar da bulunur. Avret yerlerini açanlara ve başkasının avret yerine bakanlara Allah la'net eylesin!” hadîs-i şerifi, avret yei açık olana bakanlar için veya azîmeti bildirmek içindir. Hazret-i Peygamber, Cuhfe’de hamama gitmiş; eshab-ı kiramdan da gidenler olmuştur.



Sual:
Aralarında hürmet-i müsahare olan iki kişi evlenebilir mi?

Cevap;
Evet. Karı-koca arasında zaten hürmet-i müsahare vardır.

Sual:
Fıkıh kitaplarında geçen ihtiyar kadın ifadesinden 55 yaştan yukarı olan kadınlar mı anlaşılır?

Cevap;
Yaş veya hayızdan kesilmesi değil, görünüşü esastır. Görünüş itibariyle acûze denen bir hâle gelmiş, normal olarak erkeklerin arzulamayacağı kadın ihtiyar kadın demektir.

Sual:
Erkek için avret mahallinin üst sınırı nereden başlar?

Cevap;
Erkeğin avret yeri göbeğinin altından diz kapağının altına kadardır. Göbeğin altından murad, göbekten geçerek bedeni kuşak gibi saran ve bulunduğu yerden her tarafa aynı uzaklıkta bulunan çizginin altıdır. Göbeğin altından tenasül uzvunun etrafındaki kılların bitim noktasına kadar olan kısım İbnü'l-Fadl'ın hilafına rağmen avrettir. Müteahhirîn ulemasından İbnü’l-Fadl bu hususta âdete itimad etmiştir. (İbni Abidin, Bakma ve Dokunma bahsi)

Sual:
Hadîs-i şerif kitaplarında, Hazret-i Aişe’den rivayetler vardır. Kendisi, erkek sahabe ile konuşur muydu?

Cevap;
İlim için görüşülür. Hazret-i Âişe, müminlerin annesidir; kimseyle evlenmesi caiz değildir. Kaldı ki misal olarak gönderdiğiniz hadîs-i şerifin râvisi Urve bin Zübeyr, Hazret-i Âişe’nin kızkardeşinin oğludur. Kendisinden rivayet edilen hadislerin çoğu, mahremi olan akrabalarından nakledilmiştir.

Sual:
Mâlikî mezhebinde hürmet-i musahare var mıdır?

Cevap;
Mâlikî de Şâfiî gibidir. Yani ancak nikâh altındaki zifaf ile hürmet-i musahare meydana gelir. Ancak Mâlikî’de fâsid nikâh zifafı da hürmet-i musahareye sebep olur. Zina, şehvetle dokunma Hanefî dışındaki üç mezhebde de hürmet-i musahare meydana getirmez.

Sual:
Erkek kaba avret mahalli örtülü olmak kaydıyla dizini, baldırını dar bir şekilde örten elbise giyebilir mi?

Cevap;
Başkasının yanına çıkması mekruhtur.

Sual:
Hanefî mezhebinde hürmet-i musaharanın delili nedir?

Cevap;
Mukallid delil aramaz. Fıkıh kitaplarında müctehidlerin söylediği söze tâbi olur. Zira İmam Ebu Hanife gibi müctehidlerin ictihadlarını dayandırdığı hadîs-i şeriflerin hepsi bugüne intikal etmemiştir. Bu ictihadların delilinin olmadığı söylenemez. Nassdan bir delili yok ise bile, kıyas etmiş olabilir. Dinde, kıyas da delildir. Nitekim kayınpeder, kayınvalide, üvey anne, üvey kız ile evlenmeyi yasak eden nasslar vardır. Hürmet-i musaharanın evlenme engeli teşkil ettiğine, Fetih sahibi hadîs-i şeriflerden, Sahabe ve Tâbiine ait eserlerden delil getirmektedir.

Sual:
Aralarında nikâh bulunmayan bir erkek ile bir kadın, halvet olsalar, yani baş başa kalsalar, bunlar arasında hürmet-i musahere doğar mı? Yani mesela bu kadının annesi ile bu erkek evlenebilir mi?

Cevap;
Halvet, hürmet-i musahereyi icab ettirmez.

Sual:
Kadınların hastalık olmadan mammografi çektirmeleri ve nisaiye mütehassısına senede bir defa kontrole gitmeleri caiz mi?

Cevap;
Rutin kontrol gereklidir; bu sebeple câizdir.

Sual:
Peçe, önceki dinlerde de var mıydı?

Cevap;
Kadının yüzünü örtmesi İslâmiyete göre farz değildir. Bazı âlimler, fitne zamanında, genç kadınların yüzünü örtmesi gerektiğine hükmetmişler; bu sebeple peçe İslâm memleketlerinde âdet olmuştur. Peçe Yahudi dininde de vardır. Tevrat'ta Yakub aleyhisselâmın zevcesinin erkekleri görünce yüzünü örttüğü ve ziynetlerini sakladığı anlatılıyor.

Sual:
Sultan II. Mahmud’un portresini devlet dairelerine astırması hakikat midir? Öyle ise bunun şer’î izahı nedir?

Cevap;
Canlı resminin yapılıp hürmet makamına asılması şer’î prensiplere aykırıdır. Sultan II. Mahmud devri, siyasî bakımdan çok karışık bir devrin üzerine bina edilmiştir. Bir şeyin o zaman vâki olması, caiz olduğunu da göstermez. Şu kadar ki, canlı resminin asılması hususunda ihtilaf vardır. Ulemadan gölgesiz (minyatür) resme veya o hâliyle yaşamayacak portre resmine cevaz verenler vardır.

Sual:
Bir erkek talebenin, kızların da devam ettiği bir mektebe ve üniversiteye devam etmesi caiz midir?

Cevap;
Geçimini temin edecek bir meslek kazanmak, ailesine, milletine, dinine hizmet etmek isteyen bir kimse için mahzuru yoktur.

Sual:
Taksi şoförünün kadın müşteri alması caiz midir?

Cevap;
Evet. Otomobilde, asansörde, dükkânda halvet olmaz.

Sual:
Bir kadın, zevcinin amca ve dayısının; bir erkek de zevcesinin hala ve teyzesinin ellerini öpebilir mi?

Cevap;
Nikâh düştüğü için öpemez.

Sual:
22 yaşında epilepsi hastası ve aynı zamanda zekâ özürlü oğlum, tuvalet ihtiyacını göremiyor. Buna taharet, banyo ve etek traşı yapmak câiz midir?

Cevap;
Zaruretler yasakları mübah kılar. Bakımıyla meşgul olana câizdir.

Sual:
Erkek;  evlenmek niyetinde olduğu kadının saçını, evlenmeden önce görebilir mi?

Cevap;
Annesi veya kızkardeşi görüp bildirebilir.

Sual:
Bir kimse zina etse, sonra pişman olup tevbe etse, o kadınla helalleşmesi gerekir mi?

Cevap;
Rıza ile olduğu için hak geçmemiştir. Samimi tevbe kâfi gelir.

Sual:
Bir erkeğin bir erkeği yanağından öpmesinin hükmü nedir?  

Cevap;
Ulemânın bazısı şehvetsiz câiz; bazısı ise sedd-i zerâi mucibince, mekruh demiştir.

Sual:
Sehpaların üzerine sipariş usulü bazı resimler yapıştırılıyor ve boyanıyor. Bunların hayvan resimli veya yazılı olması caiz midir?

Cevap;
Hakir olduğu, hürmet mevkiinde kullanılmadığı, mesela duvara asılmadığı için caizdir.

Sual:
Üvey annemin önceki kocasından olan kızı bana mahrem midir? 

Cevap;
Yabancıdır, namahremdir.

Sual:
Zinada kul hakkı var mıdır?

Cevap;
Zina, hakkullah olan, yani Allahın hakkı bulunan günahlardandır. Tevbe ve dârülislâmda had cezası ile biiznillah silinir. Ama tecavüz böyle değildir.

Sual:
Canlı resmi çizmek caiz değil diye biliyoruz. Fakat dini mecmualarda böyle resimlerle karşılaşıyoruz. Ne dersiniz?

Cevap;
Canlı resminin mahiyeti hakkındaki fetvalar muhteliftir. Hem hakir olduğu, hem de bir maslahat bulunduğu için böyle yapılıyor olsa gerektir.

Sual:
Kadınların haşema denilen alt kısmı tayt olan üst kısmında dizine kadar gelen yelek tarzı bir kıyafet ile denize veya havuza girmesi caiz midir?

Cevap;
Bol, dizleri örtüyor ve sade ise caizdir.

Sual:
Selamlaşırken kafa tokuşturmak, yanaktan öpmek veya öpmeden âdet olduğu üzere öpüyormuş gibi yapmak câiz midir?

Cevap;
Câiz ise de hoş değildir. Uzaktan gelenin kucaklaşması caizdir. Yüzden veya alından öpmeye de bazı alimler cevaz vermiştir.

Sual:
Eşimin 8 ya da 9 yaşında bir erkek yeğeni var. Bu bana namahrem midir? Kaçmak gerekir mi?

Cevap;
Nâmahremdir. Bülûğa ermemiş ise kaç-göç gerekmez.

Sual:
Yasak olan halvette, namahrem erkeğin asgari kaç yaşında olması icab eder?

Cevap;
Bulûğa ermiş ise, baş başa kalmak halvet olur.

Sual:
20 yaşında bir kıza, buluğa ermiş erkek kardeşinin sarılmasının, öpmesinin mahzuru var mıdır?

Cevap;
Bazı mahzurları yol açabilir. Onun için kendisine bundan rahatsız olduğunuzu nazikçe beyan edersiniz. Nikâh düşmediği için kardeşlerin birbirini görmeleri, birbirine dokunmaları ve öpmeleri mahzurlu değildir. Ancak insanın nefsi de hatadan uzak değildir.

Sual:
Yaşlı yabancı kadının elini öpmeyince garipsiyorlar ise nasıl hareket etmelidir?

Cevap;
Şehvet çekmeyecek kadar yaşlı kadının elini öpmek, konuşmak, yalnız kalmak, sefere gitmek caizdir. Fitne ve zarar verme tehlikesi varsa, her kadının elini sıkmak caiz olur.

Sual:
Evli bir çiftin dışarıda el ele tutuşup yürümesinde mahzur var mıdır?

Cevap;
Dinen caizdir. Ama umumi adaba uymak, cemiyette hoş karşılanmayan şeyleri yapmamak ve suizanna sebebiyet vermemek icab eder.

Sual:
Bir erkeğin, zevcesinin evde mini etek giymesini istemesi caiz midir?

Cevap;
Kadın, kocasının yanında tesettüre mecbur değildir. Yabancı kadınların ve mahremi olan baba, kardeş gibi erkeklerin yanında dizlerinin üzerinde etek giymesi, ayağında uzun kalın çorap olsa bile caiz değildir.