CENNET KILIÇLARIN GÖLGESİ ALTINDADIR

Bugün uçaklardan savrulan tonlarca bomba, hiçbir kaide tanımadan, canlı cansız ayırt etmeden ölüm kusuyor. Osmanlılar zamanında, savaşta muharip olmayanlar öldürülmez; ağaçlar kesilmez; ekinler yakılmaz; sular zehirlenmezdi.
28 Ocak 2009 Çarşamba

DALMAÇYA’DA BİR OSMANLI İSTİHBARAT MERKEZİ DUBROVNİK

Bugün Hırvatistan’a ait olan Dubrovnik’in ticaret ağı, Osmanlılar zamanında Hindistan ve Amerika’ya kadar uzanırdı. Dobrovenedikli tacirler, gezip dolaştıkları Alman, İspanyol ve İtalyan şehirlerinde görüp işittiklerini gelip Osmanlılara muntazaman haber verirdi.
21 Ocak 2009 Çarşamba

KURU BİR KAVGA DEĞİL!

Toprak ve ganimet elde etmek veya insanları Müslüman yapmak için savaşılmazdı. Cihad, ancak sulhü temin etmek için yapılırdı.
14 Ocak 2009 Çarşamba

KERBELÂ GERÇEĞİ

Hazret-i Hüseyin’in şehit düştüğü Kerbelâ Vak’ası bütün Müslü-manların yüreğini sızlatan acı bir hâdisedir. Nitekim şair “Her yer bize Kerbelâ; Her gün bize Âşûrâ” demiş.
7 Ocak 2009 Çarşamba

ZAMANIN NABZI: TAKVİM

İnsanlar, akan zamanı durdurmak şöyle dursun; yaşlandıklarına bakmadan, onu saymaya kal-kıştılar. Kısımlara ayırdılar. Takvimler yaptılar...
31 Aralık 2008 Çarşamba

AH PADİŞAHI BİR GÖRSEM

O gün halk, hat­ta ül­ke­de bu­lu­nan ec­ne­bi­ler “za­ma­nın en haş­met­li hü­küm­da­rı­”nı gör­mek için yol­la­ra dö­kü­lür­dü. Pa­di­şah­tan bir ta­le­bi olan­lar da mey­dan­da bi­ri­kir, el­le­rin­de­ki is­ti­da­ları sır kâ­tip­le­ri aracılığı ile pa­di­şa­ha tak­dim ederlerdi
24 Aralık 2008 Çarşamba

TARİHTE ‘ÇARŞAF AÇILIMI’

Kadınlar nasıl kapandı, sonra nasıl açıldı? Ör­tün­me­ bah­si, CHP’nin ‘çar­şaf a­çı­lı­mı’ i­le bu­gün­ler­de tek­rar gün­de­me gel­di. An­cak me­se­le­nin de­rin bir ma­zi­si var
17 Aralık 2008 Çarşamba

AMAN RÜTBEYE DİKKAT!

Os­man­lı­lar­da ne­re­dey­se af­fe­dil­me­yen bir ka­ba­hat var­dı. O da teş­ri­fat (p­ro­to­kol) k­âi­de­le­ri­ne ay­kı­rı dav­ran­mak­tı. Ce­mi­yet­te her­kes mev­ki­i­ni ta­nır; had­di­ni bi­le­rek ha­re­ket e­der­di.
10 Aralık 2008 Çarşamba

SULTAN ABDÜLHAMİD'İN YÂDİGÂRI: HİCAZ DEMİRYOLU

Sul­tan II. Ab­dül­ha­mid ta­ra­fın­dan yap­tı­rı­lan Hi­caz De­mir­yo­lu hat­tı A­na­do­lu, Su­ri­ye, İs­ra­il ve Ür­dün’de ha­len fa­a­li­yet­te... Su­u­di A­ra­bis­tan’da da hat­tın tek­rar ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si i­çin ça­lış­ma­lar ya­pı­lı­yor...
3 Aralık 2008 Çarşamba

HİCAZ DEMİRYOLU 100 YAŞINDA

Pâ­yi­tah­tı, ül­ke­nin en u­cu­na bağ­la­yan Hi­caz De­mir­yo­lu, 20. yüz­yı­lın en bü­yük p­ro­je­le­rin­den bi­ri­dir... Dev­le­tin en zor za­ma­nın­da, ta­ma­men yer­li ser­ma­ye ve e­le­man­la ya­pı­lan bu te­şeb­büs, mu­az­zam bir ba­şa­rı sa­yı­lır...
26 Kasım 2008 Çarşamba

İSRAİL’DE OSMANLI KANUNU MECELLE

İsrail, bugün bile Osmanlı medenî kanunu olan Mecelle'yi mahkemelerinde tatbik etmektedir.
21 Kasım 2008 Cuma

İSTİKRARIN SEMBOLÜ MONARŞİ

Dün­ya­da hâ­lâ par­lak mo­nar­şi ge­le­nek­le­ri­nin hü­küm sür­dü­ğü ül­ke­ler var. En­te­re­san­dır ki, bu­gün dün­ya­nın en is­tik­rar­lı ve de­mok­ra­si­nin de en mun­ta­zam iş­le­di­ği ül­ke­ler bun­lar­dır.
19 Kasım 2008 Çarşamba

BEYAZ SARAY’­IN ENTERESAN MİSAFİRLERİ

Ame­ri­ka’da 43 baş­kan ge­lip geç­ti. Bun­lar­dan oku­ma yaz­ma bil­me­di­ği söy­le­nen­le­ri de ol­du; ba­lık av­la­ma me­ra­kı yü­zün­den Be­yaz Sa­ray’a hiç gel­me­yen­le­ri ve felç olup has­ta ya­ta­ğın­da baş­kan­lık ya­pan­la­rı da. Ancak Barack Obama’nın seçilmesi kesinleşirse, Beyaz Saray’ın ilk siyahi sahibi olacak.
5 Kasım 2008 Çarşamba

YÜZÜNDE MEYMENET OLMAYAN İSTANBUL'A ADIM BİLE ATAMAZDI

Bu­gün Av­ru­pa’nın en ka­la­ba­lık şeh­ri olan İs­tan­bul’a es­ki­den yer­leş­mek ko­lay de­ğil­di. Çe­şit­li se­bep­ler­le İs­tan­bul’a hu­su­sî izin­le ge­len­ler ve­ya ge­çen­ler, iş­le­ri bi­tin­ce şeh­ri terk et­me­ye mec­bur­du. İzin bel­ge­si al­mış ol­sa bi­le şek­li şe­ma­ili be­ğe­nil­me­yen he­men ge­ri gönderilirdi.
29 Ekim 2008 Çarşamba

İZİNSİZ NİKÂH YOK!

“Os­man­lı­lar­da ne ni­kâ­hın, ne de bo­şan­ma­nın kay­dı tu­tu­lur­du. Her şey er­ke­ğin iki du­da­ğı ara­sın­da idi. Ka­dın­lar mağ­dur olu­yor­du...” gi­bi söz­ler çok işi­ti­li­yor. Ha­ki­kat aca­ba böy­le mi­dir? Kos­ko­ca bir im­pa­ra­tor­luk­ta ev­li­lik­le­rin, bo­şan­ma­la­rın kay­de­dil­me­di­ği­ne inan­mak müm­kün mü?
22 Ekim 2008 Çarşamba

BU ŞERİF, O ŞERİF DEĞİL

Şerif deyince akla western filmlerindeki kasaba şerifleri geliyor. Vaktiyle bizde de şerifler vardı. Ama ne şerif... Osmanlı idaresindeki Hicaz, kendi içinde bir muhtariyete sahipti. Hazret-i peygamber soyundan şerifler tarafından yönetilirdi.
15 Ekim 2008 Çarşamba

İYİ PARAYA İYİ SOYADI

Dünyada ilk soyadı kanunu Yahudileri asimile etmek için Avrupa’da çıkarıldı. Sonra işler tersine döndü. Bu sefer Yahudileri ifşa etmek için kullanıldı.
8 Ekim 2008 Çarşamba

TÜRKLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

İslam’ı Talas Savaşında kılıç savururken tanıdılar. Kılıç zoruyla değil; gönül rızâsı ile Müslümanlığı seçtiler ve asırlarca İslamiyetin yeryüzündeki bayraktarı oldular.
1 Ekim 2008 Çarşamba

DÜNYA OSMANLI'NIN ALTI ASIR GERİSİNDE

İngiltere, ülkedeki Müslümanlar için 6 büyük kentte şeriat mahkemeleri kurdu. Bu, yeni bir tatbikatmış gibi görülse de aslında benzerleri Avrupa’da hayat bulmuştu. Ancak modern demokrasilerin bu asırda geldiği çizgiyi, Osmanlılar altı asır öncesinden yakalamıştı.
24 Eylül 2008 Çarşamba

HAREMAĞALARI

Harem ve haremağaları, Osmanlı hayatının en enteresan mevzuları olarak görülmüştür. Erkek sineğin bile giremediği haremin disiplinini haremağaları temin ederdi. Bu sayede sarayda altı asır boyunca en ufak bir skandala rastlanmamıştır.
17 Eylül 2008 Çarşamba

DERYANIN ÜZERİNE KURULAN CÂMİ

Büyük Türk denizcisi Kılıç Ali Paşa, namını sürdürmek için bir câmi yaptırmak istedi. Sultan III. Murad’ın huzuruna çıkıp arzusunu bildirdi. Padişah latife olsun diye, “Sen deryalar serdarısın. Var git câmini deryaya kur!” deyince Kılıç Ali Paşa tarihte bir ilki gerçekleştirdi.
10 Eylül 2008 Çarşamba

ŞAMANLIK BİR DİN Mİ?

Eski Türklerin hangi dine mensup olduğunu kime sorsanız, alacağınız cevap umumiyetle Şamanlıktır. Halbuki Şamanlık bir din değildir. Her dinde görülebilecek bir tabiatüstü kuvvetler sistemidir.
3 Eylül 2008 Çarşamba

ZAFERİN SIRRI HAKANA HÜRMETTE GİZLİ

Eski Türkler her zaman geleneklere hürmetkârdır. Bu prensip, asırlarca hem devletleri, hem cemiyetleri ayakta ve hayatta tutmuştur. Bu zamanlardan kalma nice hükümler, Türkler Müslüman olduktan sonra da tesirini devam ettirmiştir. Selçuklu, hatta Osmanlı devlet idaresinde bile, eski Türk devlet geleneğinin mühim izleri görülür.
27 Ağustos 2008 Çarşamba

TAHRAN'IN GÜÇ SEVDASI

Osmanlı, Türkistan ve Hindistan imparatorlukları ile asırlarca mücadele eden İran, bugün de teknolojik ve siyasî manevralarla Orta Doğu’da bir güç olma hayali içerisinde. Ancak bu biraz zor görünüyor.
20 Ağustos 2008 Çarşamba

BANKA KREDİLERİNE OSMANLI MUAMELESİ

Yerli sermayeli ilk banka Emniyet Sandığı adı altında 1863’te Midhat Paşa’nın teşebbüsü ile kuruldu. Ancak şer’î hukuka göre faizli muameleler meşru değildi. Bu sebeple “muamele satışı” denilen bir usul ile borç alma işlemleri akde bağlanırdı.
13 Ağustos 2008 Çarşamba

TIMARLI SİPAHİDEN KÖY AĞASINA

Eskiden toprak ile ordu arasında mühim bir irtibat vardı. Toprak gelirleri askerlere tahsis edilirdi. Böylece hükûmet, askerî harcamaların çoğunu dolaylı yoldan karşılardı. Bu, hem vergi toplama masrafını azaltır; hem de “ordunun özelleştirilmesi” gibi bir vaziyet doğururdu.
6 Ağustos 2008 Çarşamba

YAYA KALDIN TATAR AĞASI

Osmanlıları üç kıtada altı asır yaşatan âmillerden birisi de süratli ve muntazam bir haberleşme usulüne sahip oluşudur. Posta tatarları, imparatorluğun bir ucundan öteki ucuna yılmadan haber ulaştırır, yol boyu menzillerde at değiştirir; bulamazsa valinin ahırından bile at çekip alabilirdi.
30 Temmuz 2008 Çarşamba

KIRILMA NOKTASI: İKİNCİ MEŞRUTİYET

Bundan tam 100 yıl önce bugün, saray meşrutiyet ilanına mecbur edilmişti. Meclis toplanmış, 23 Temmuz hürriyet bayramı günü olmuştu. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti’nde rejim değişti. İktidar, ordu ile bürokrasiye geçti.
23 Temmuz 2008 Çarşamba

ESNAF OLMAK KOLAY DEĞİLDİ

Vaktiyle her isteyen dükkân açamazdı. Her şehirdeki esnafın sayısı mahduttu. Çıraklıktan yetişip, kalfa ve usta olmadan dükkân açmak hayaldi. Osmanlı cemiyetinde esnafın mühim ve itibarlı bir mevkii vardı. Esnaf ve sanatkârlar, icabında cemiyete yön verebilen bir baskı grubuydu.
16 Temmuz 2008 Çarşamba

MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR!

Eskiden herkesin sanatkârâne yapılmış bir mührü vardı. Altında mühür bulunmayan yazı itibar görmezdi.
9 Temmuz 2008 Çarşamba